![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#31
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
sana bir sey yap diyen yok, bu durumu kabul et diyende yok, kendini niye böyle başrole koydun, sanki her sey senden yürüyormus, sen inanırsan herkes inanacakmis gibi , inanmayan 100 bin ise 100 bin bir oldu, değisen bir sey yok...
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#32
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Ankebut 64'te dünya hayatına oyun ve eğlence der. Sahte demez. Gerçeğin zıttı sahtedir. A'la Suresi 16-17 için ben ahireti inkar etmedim. Müslüman olduğum için ahiret hayatını tercih ederim. Dünya hayatı oyundur, eğlencedir, aldatıcıdır, mal ve evlat yarışıdır. Lakin sahte değildir. Bir varlığın görevinin aldatıcılık olması o kast edilen varlığın var olmadığını göstermez.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#33
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Bir ispat daha vereyim mesela seni oluşturan o beden 5 yılda bir yenilenir yani seni oluşturan şu andaki atomlar 5 sene önce sende değildi ama sen yine sensin bu nasıl oluyor? Bizim bedenimiz 5 yılda bir yenileniyor başka atomlar bizim bedenimizi oluştururken biz nasıl biz olarak kalıyoruz Demek ki biz dediğimiz şeyin bedenle hiçbir alakası yok biz bu evrene ait değiliz çünkü bu evren hep bir döngü içinde biz ise doğduk aynı biz yaşlandık ayni biz. İşte bedene hapsedilen bu talan dünyaya sınav için gelen bu beden değil içindeki ruh ve o ruh bu aleme evrene maddeye ait değil Sadece bu bile evrenin sınav için yaratıldığını işaret eder. Allah yaratıcı ise tabiki Vahdet i vucud olarak hep ne diyor ona döndürüleceksiniz? O hep var olacak zaten olmasa tanrı olmaz.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#34
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Bir şeyin yenilenebilmesi için var olması lazım. Bedenim var ki değişebiliyor. Bedenim var olmasaydı nasıl değişecekti? Bu dünyanın sınav olarak yaratılması var olmasına delildir. Yaratıldıysa vardır. Yaratılmasaydı olmazdı. Ben dünyanın sınav için yaratıldığını reddetmedim. Konumuz bu dünyaya ait miyiz değil. Kavramları birbirine karıştırıyorsun. Sorduklarıma cevap vermiyorsun. Çok farklı yerlere giriyorsun.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#35
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Erwin scrodinger dalga denklemiyle bu olayı açıklamış. Matematiksel olarak (schrodinger in kedisi) okumanı tavsiye ederim. Dolayısıyla senin gerçek dediğin sana göre gerçek. Gerçek dediğin bir yere dokunmak ise hiçbir kimse bir başka maddeye hatta kendi eline bile dokunamaz sen dokundun zannettiğin şey dokunmaya çalıştığın madde atomunun eline uyguladığı itme kuvveti. Bak sezgilerinle zannettiğin şey bile doğru değil. Senin gördüğün evren gerçekte böyle değil. Ne diyor ibni arabi her sabah uyanıp aynaya baktığında kişi sen misin? Ben ibni arabiyi okuduğumda diyorum ki adam o yıllarda daha hiçbir keşif yok iken kuantum fiziğini bulmuş atomalti dünyasında olup biteni bilmiş zamanın göreceli olduğunu anlamış. Onun söyledikleri 21. Yy. Başlarında max planck erwin schrodinger niels bohr Albert Einstein bulmuş ispat etmiş ibni arabiyi de yobaz muslumanlar katlı vaciptir demiş işte İslamiyeti sorunu da bu yeni bir bilgiye her zaman karşılar yobazlık da bundan geliyor
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#36
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#37
|
||||
|
||||
|
Vahdet-i vücud felsefesinin en büyük temsilcisi olan İbnü’l-Arabi, Allah’ın dışında varlık kabul etmemiştir. Ona göre; alem de yukarıda izah edildiği gibi Allah’ın sıfatlarının bir tecellisinden ibaret olup, onun varlığı Allah’ın varlığı ile kaimdir. Alemin varlığı bir gölgeden ibarettir.( İbnü’l-Arabi, Fususu’l-Hikem, Trc. N. Gençosman, s. 73-74) Yani alem itibari varlık olup, vehim ve hayalden ibarettir. Gölge ise kendine sebep olan varlığın vücudundan başka bir vücuda sahip değildir. Bu sebeple mutasavvıflar eşyanın his ve aklımıza nisbetle görülen varlığına “gölge varlık” demişlerdir ki, vehmi ve hayali varlık demektir. Eşya her an değişmekte olduğu halde, bizim duyularımız bu değişmeyi fark etmekten acizdir. Mesela bir insanın gençliği ile ihtiyarlığı arasındaki değişiklikten, yaşadığı her ana bir pay düşer. Ama bunu bir anda fark edemeyiz. Halbuki o her an değişmektedir. Yine, kar, buz, bulut, su buharı hayali şeyler olup, bunların suyun vücudundan başka vücudları yoktur. Suyun muhtelif şartlarda aldıkları muhtelif şekillerden ibarettir. Kar, buz vb. şeylerin hayali oluşları, onların sadece zihinde mevcut şeyler olduğu anlamında değil, duyularımıza nisbetle mevcut oldukları manasındadır. Sadece zihni varlıklar olsaydı, onları tahayyül edenin yok olmasıyla onlar da yok olurlardı. Halbuki, kar, buz vs. şartlar değişip suya dönüşmedikçe bakidirler ve dışarıda mevcutturlar. Kar bizi üşütür, buz yukarıdan düşse başımızı yarar. Şu halde bunlara hayaldir demek, hakikati inkardır. Mutasavvıfların eşyaya hayal ve vehim demeleri, eşyanın duyulara nisbetle olan varlığından sarf-ı nazar ederek, kainatta tecelli etmekle beraber zat itibariyle değişmeyen Hakk’ın vücudundan başka bir şey görmemeleri itibariyledir. Şu halde alem duyulara ve onlara tabi olan akla göre hakiki, basiret gözüne göre hayalidir. Sofistler’e göre ise eşyanın hiçbir hakikati yoktur. Halbuki mutasavvıflara göre; eşyanın hakikati vardır ve bu da onlarda tecelli eden Allah’ın varlığından ibarettir. İ. Fenni Ertuğrul, mutasavvıfların eşyanın hayal olduğuna dair çok önceden ileri sürdükleri tezin, bugün Avrupa tabiat alimleri tarafından tasdik edildiğini söylemiş ve buna örnekler vermiştir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#38
|
||||
|
||||
|
İbnü’l-Arabi’ye göre, varlıklar alemi, “zat” itibariyle yegane varlık olan Allah’ın, ilahi sevginin ve zati aşkın gereği olarak müşahhas “varlıklar” halinde tecellisinden başka bir şey değildir. Bu ise alemde isimler ve sıfatlar vasıtasıyla varlıktan varlığa geçiş, devamlı ve her an yenileyici özelliği olan bir “oluş”u ifade etmektedir. Ona göre; alemdeki çeşitlenme ve çoğalma, mutlak bilinmezlik (ama) mertebesindeki Zat-ı Ehadiyyet’in “varlık” planında tezahüründen ibarettir. Allah zatı itibariyle ezelde var idi ve kendisiyle beraber hiçbir şey yoktu. Ancak, O ilahi isimlerini kendinde müşahede etmeyi diledi. Çünkü makdur olmadan Kadir, merzuk olmadan Rezzak… sıfatları manasız olup bir kıymet ifade etmez. Bunun için “zat” mertebesinden, çeşitli merhalelerden geçerek varlıklar alemini yarattı. Böylece onları kendine ayna edinip kendi kemalini ve cemalini seyretti. İbnü’l-Arabi’ye göre; kainat Allah’tan çıkmıştır; fakat Allah ile aynı mahiyette değildir. Mümkün varlıklar önce yok iken sonradan Allah’tan sadır olmuştur. Fakat bu, parçanın bütünden ayrılışı gibi bir ayrılışla var oluş değildir. Böyle olsaydı, bunlar varlıktan varlığa çıkmış ve ezelde kendi kendisiyle kaim bir varlığa sahip olmuş olurlardı. İbnü’l-Arabi’ye göre; Allah alemi ve bütün yaratıkları ne şekilde yaratacağını ezeli ilmiyle biliyordu. Bu bilgiyi başkasından da almadı. Çünkü kendisinden başka varlık yoktu. Şu halde alemde mevcut her şey, yaratılmazdan önce O’nun ezeli bilgisinde bilkuvve mevcuttu. Allah’ın zatı gibi bu husustaki bilgisi de kendisinin bir sıfatı olarak kadim ve ezelidir. Mahlukatın yaratılmadan önce Allah’ın ezeli bilgisinde aldıkları şekle “a‘yan-ı sabite” denir.( Seyyid Şerif-i Cürcani “a‘yan-ı sabite”yi şöyle tarif etmiştir: “A‘yan-ı sabite, mümkinatın ilm-i ilahide bilinmesinden ibarettir. O, ilahi isimlerin hakikatlerinin suretleridir. A‘yan ve ervah, gölge halinde bir vücud ile mevcuttur.” A‘yan-ı sabite hakkında ayrıca Prof. Dr. Cavit Sunar, Tasavvuf Felsefesi veya Gerçek Felsefe, Ankara, 1974 s. 49-51; E. A. Afifi, Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin Tasavvuf Felsefesi, s. 56-60.) İbnü’l-Arabi’ye göre; a‘yan-ı sabite, yani Allah’ın bilgisinde mevcut olması itibariyle alem kadimdir. Alemde iyi ve kötü, hayır ve şer, zulüm ve merhamet, zulmet ve nur gibi birbirine zıt şeylerin varlığı da bir ilahi hikmete mebnidir: Bu zıtlıklar sayesinde Allah’ın hem cemal sıfatları, hem de celal sıfatları tecelli etmektedir.( Sadreddin-i Konevi, İcazü’l-Beyan, vr. 109b. (Konya Yusuf Ağa ktp., No: 7)’den)Gerçek vücud bir olmakla beraber, alemdeki tecellilerin ve mahlukatın farklı farklı oluşu, mahlukatın kabiliyetlerinin farklı oluşundandır. Allah bir mahlukunu hangi kabiliyette takdir etmişse, o tarzda vücud bulur ve Zat-ı İlahi’yi kendi kabiliyetince aksettirir. Bu şuna benzer: Duvarlarında çeşitli eğimlerde birçok ayna asılı olan bir odaya giren bir kişi, her bir aynada farklı şekillerde yansır. Halbuki o kimsede bir değişme ve noksanlık yoktur. (Tasavvuf ve Tarikatlar Doç. Dr. Selçuk Eraydın M.Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI YAYINLARI sayfa 125) Vahdet-i vücutçular, Allah-alem münasebetini izah ederken, mükevvenatın ne şekilde yaratıldığı hakkında “vahdet-i vücud” nazariyesine uygun tarzda açıklamalar getirmişlerdir. Onlara göre; alemin yaratılışı birtakım mertebelerden geçerek gerçekleşmiştir. Bu yaratılış mertebeleri, “hazerat-ı hamse” (beş ilahi hazret), “tenezzülat-ı seb‘a” (yedi ruhsal iniş) gibi isimlerdir. Gerekirse bunları da izaha çalışırım.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#39
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#40
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Kavramlar zihnimde yer buluyor. Lakin mümkünse şeriat bunu nasıl görür. Müsait zamanda biliyorsanız onu da açıklar mısınız? Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Cinler nasıl varlıklardır, Kaça ayrılırlar, Cinsleri nedir? isimleri var mıdır? | SiLence | Paranormal Yetenekler | 4 | 12.11.25 19:56 |
| Harabat ehlini hor görme zakir, Defineye malik viraneler var.. | Aliye | Allah Dostları & Evliyalar | 4 | 03.01.20 13:10 |
| Uzaylılar Size De Çip Takmış Olabilir! | SiLence | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 4 | 07.11.19 14:52 |
| Erich Von Daniken ile Ddünyadışı Varlıklar Röportajı | SiLence | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 6 | 16.06.18 22:22 |
| var git | serkan2553 | Güzel Sözler & aŞka Dair | 2 | 05.05.17 23:36 |