Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   ilahi irade ve tercih bila mureccih (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102418-ilahi-irade-ve-tercih-bila-mureccih.html)

edip 11.11.25 18:39

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691033)
Tercih bilamüreccih caiz olmakla beraber, tereccüh bilamüreccih muhaldir.

Bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yani tercih edici bir sebep veya zat olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Mesela, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yani tercih yapan bir kâtibe delalet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır. Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu -haşa- Allah’ın ihtiyacından değil, onun, lütuf ve kereminden dolayıdır.

Tercih bilamüreccih muhaldir.” kaidesini kelam âlimleri, Allah’ın varlığını ispatta kullanmışlardır. Zira bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması ve varlık âlemine çıkması, yokluğuna tercih edilmiştir. Kâinat bir zamanlar yoktu, sonradan var edildi. Bu tercihin müreccihsiz (tercih edensiz) olması ve kâinatın kendi kendine vücut bulması muhaldir.

Demek, “müreccih” kelimesinin iki farklı manası vardır. Birinci manası “tercih eden”dir. Bu manaya göre, tercih eden (müreccih) olmadan, bir şeyin varlığı, yokluğuna tercih edilemez ve o şey yok iken var olamaz.

“Müreccih” kelimesinin ikinci manası ise, “tercih ettiren sebep, özellik ve üstün sıfattır.” Kelimenin bu manasına göre, tercih ettiren bir sebep (müreccih) olmazsa, tercih caiz olur.


konuya saidi nursinin söyleminden alinti yaparak cevap verdim

bende sana bir soru sorayim,
kadere iman edenlerdenmisin?
yoksa kader yoktur her sey unsanin yaptiklariyla şekillenir diyenlerdenmisin?

said nursinin soyleminde benim soruma cevap yok, sadece tercih bila mureccihin izahati yapilmis.

kader vardir, bu hususta esari mutekellimlerle gorus ayriligim yok.

edip 11.11.25 18:52

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691028)
"niçin o mümkün, diğeri değil" sorusu artık yaratılmış aklın sınırını aşıyor... Biz iradenin "iki zıdda eşit nisbetini" zati kabiliyet açısından söyledik. Allah'ın fiili yönelişi bu eşitliği bozabilir. O yönelişin neden o tarafa olduğu sorusu, Allah'ın iradesinin ötesinde başka bir irade aramak olur ki, bu da sonsuza giden sebep zinciri doğurur. Ehli sünnet burada "O öyle diledi" der ve o noktada durur. Çünkü O’nun dileyişi, zatının bir tecellisidir. Bunun dışında bir açıklamaya da gerek yoktur.

burada yaratilmis aklin sinirini asmak diye birsey yok. aklin bizi goturdugu zorunlu sonuclar mutekellimlerin inanclariyla celisince "burada aklin sinirina geldik, mutekellimler ne dediyse onu kabul edin susun konusmayin" diyemeyiz. Vacibi ispatlarken akli delilleri kullaniyorlar, kendi hasimlarina itiraz ederken akli delilleri yine kullaniyorlar, diger dinleri tekzib ederken yine akli delilleri kullaniyorlar, fakat bu akli deliller kendi inanciyla celistiginde burada insan akli yetersizdir deyip gecistiriyorlar. Bu tutarsizlik yapiyor problemleri cozmuyor.

benim sordugum seyin ta kendisi bu iste, Allahin iradesinin 2 zidda nisbeti esit oldugu halde, irade birini terk edip digerini secemez. sen diyorsun ki, Allah ikisinden birine yonelir onu secer, iste tartisma bu zaten. Allahin kendilerine yonelip birini terk edip digerini sectigi zitlarin tahsis edicisi "irade sifati" diyor ehli sunnet. Sikinti da orada ki, iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu takdirde, iradenin kudretten bir farki kalmiyor, secim yapamiyor, eger yapacaksa ya yeter neden ilkesi reddedilip celiskiye girilecek, yahut iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti kabul edilmek zorunda kalinilacak bu da icabi itiraf etmeyi gerektirecek, zira iki ziddan brinin digerine ruchaniyeti digerinin secimini imkansiz kilacak.

zincire gelince, bu itibari teselsulu uskudari iddia ediyor fakat bu teselsul yine icabi gerektiriyor, cunku kendinden onceki irade her zaman ayni seyi irade ediyor. birde mesele itibari teselsulle de cozulmez zira benim sordugum kisim iradenin tallukuyla alakali tamamen.

o oyle dedi oyledir diye savunma da olmaz, cunku o oyle dedi bizde diyebiliriz. Bize gore de zaten irade var, benim sorum iradenin mahiyetiyle alakali, bu tartisma semiyyatta degil akliyyatta bitiyor.

edip 11.11.25 18:59

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691029)
Allah(c.c) yokluktan münezzehtir. O yüzden vardır. Başka da bir hal yok. Demogoji yapıyorsun. Allah(c.c) en iyi ne yapacağını sen mi biliyorsun? Kendi iradesine göre seçiyor yaratan. Sen direkt Allah'ın neyi niçin yaptığını tüm ayrıntısıyla bilmeyi mi amaçlıyorsun? Öyle bir şey yok.

Daha muhattap almayacağım. Çünkü demogoji yapıp mantık hatalarına kılıf buluyor.

Allahin yokluktan munezzeh oldugunu bende soyluyorum. Demagoji yapan safsata yapan da sensin, ben Allah en iyisini yapar diyorum, mutezili degilim ben Allah baska bir mahalde kaim olan sifatla irade ediyor diyeyim. Ben Allah baskasina ait bir iradeyle mi irade ediyor dedim? neyin kafasini yasiyorsun? Birde sen konuyu tartismayi anlamamissin ki, ben Allahin fiilleirinin garazlarla ve dai ile talil edilemeyecegini soyledim zaten. Konudan uzaksin, bilmeden icine girme

imas 11.11.25 19:02

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691000)
tereccuh bila mureccih farkini kabul etmemiz icin hangi deliller vardir? iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir? alemin kidemine karsi ne denmelidir?

bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

edip 11.11.25 19:19

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691038)
bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

Koca 11.11.25 19:26

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Merhabâ cân :) Tanrı senden râzî olsun :) Sağ ol var ol :) Lutfen İslâm filozofisi ile ilgili daha çok konu aç...Zihnî derinleşmenin ve genişlemenin tek yolu çok boyutluluktur...İslâm dunyâsında,15. yüz yılın başına dek üstün konumlu olan filozofi yeniden üstün konumlu yapılmalıdır...Saygılar,sevgiler :)

imas 11.11.25 19:37

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691039)
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

imas 11.11.25 19:42

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691044)
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

MÜRECCİH: tercih eden; tercih ettiren sebep
BİLA MÜRECCİH: tercih eden olmadan
EMRİ İTİBARİ: hakikatte varlığı olmayan fakat var kabul edilen şeyler
KESB-İ İNSANİ: insanın iradesi
MÛCİB: gerekli kılan
USUL-U KELAM: kelam ilminin usulü
HEDMETMEK: bozmak
MUHAL: imkânsız
RÜCHANİYET: tercih ediliş

edip 11.11.25 19:47

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691044)
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.

imas 11.11.25 20:15

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691046)
Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.

iste bizde o kıyas yapacak rey ilmi olmadigi icin, bazi yerler bizi şüpheye düşurur, kaderin delilini getirmek zordur, o yüzden hz peygamber kaderi fazla kurcalamayin diyor,çok kurcalanirsa iste şimdiki genclik gibi delete düşmek çok kolaylasir,
ben burada 2 örnek versem çok kişi delalete düser...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:38.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148