Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   ilahi irade ve tercih bila mureccih (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102418-ilahi-irade-ve-tercih-bila-mureccih.html)

MektepTalebesi 11.11.25 21:27

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691037)
Allahin yokluktan munezzeh oldugunu bende soyluyorum. Demagoji yapan safsata yapan da sensin, ben Allah en iyisini yapar diyorum, mutezili degilim ben Allah baska bir mahalde kaim olan sifatla irade ediyor diyeyim. Ben Allah baskasina ait bir iradeyle mi irade ediyor dedim? neyin kafasini yasiyorsun? Birde sen konuyu tartismayi anlamamissin ki, ben Allahin fiilleirinin garazlarla ve dai ile talil edilemeyecegini soyledim zaten. Konudan uzaksin, bilmeden icine girme

Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691039)
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691051)
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?

Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam

edip 12.11.25 00:36

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691051)
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?



Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam

iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

MektepTalebesi 12.11.25 08:00

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691055)
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?

HavasMuhasibi 12.11.25 09:11

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691036)
burada yaratilmis aklin sinirini asmak diye birsey yok. aklin bizi goturdugu zorunlu sonuclar mutekellimlerin inanclariyla celisince "burada aklin sinirina geldik, mutekellimler ne dediyse onu kabul edin susun konusmayin" diyemeyiz. Vacibi ispatlarken akli delilleri kullaniyorlar, kendi hasimlarina itiraz ederken akli delilleri yine kullaniyorlar, diger dinleri tekzib ederken yine akli delilleri kullaniyorlar, fakat bu akli deliller kendi inanciyla celistiginde burada insan akli yetersizdir deyip gecistiriyorlar. Bu tutarsizlik yapiyor problemleri cozmuyor.

benim sordugum seyin ta kendisi bu iste, Allahin iradesinin 2 zidda nisbeti esit oldugu halde, irade birini terk edip digerini secemez. sen diyorsun ki, Allah ikisinden birine yonelir onu secer, iste tartisma bu zaten. Allahin kendilerine yonelip birini terk edip digerini sectigi zitlarin tahsis edicisi "irade sifati" diyor ehli sunnet. Sikinti da orada ki, iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu takdirde, iradenin kudretten bir farki kalmiyor, secim yapamiyor, eger yapacaksa ya yeter neden ilkesi reddedilip celiskiye girilecek, yahut iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti kabul edilmek zorunda kalinilacak bu da icabi itiraf etmeyi gerektirecek, zira iki ziddan brinin digerine ruchaniyeti digerinin secimini imkansiz kilacak.

zincire gelince, bu itibari teselsulu uskudari iddia ediyor fakat bu teselsul yine icabi gerektiriyor, cunku kendinden onceki irade her zaman ayni seyi irade ediyor. birde mesele itibari teselsulle de cozulmez zira benim sordugum kisim iradenin tallukuyla alakali tamamen.

o oyle dedi oyledir diye savunma da olmaz, cunku o oyle dedi bizde diyebiliriz. Bize gore de zaten irade var, benim sorum iradenin mahiyetiyle alakali, bu tartisma semiyyatta degil akliyyatta bitiyor.


O öyle dedi bu böyle dedi diye savunma yapan kim kardeşim?
Konuyu bilinçli biçimde manipüle ediyorsunuz.

Bu da bir sınavdır, Elhamdülillah...
Fakat açıkça görülüyor ki bu tartışma bir şeyi öğrenmek veya anlamak için değil, nefsinizin tatmininden ibaret.

Rahman, Enbiya suresi 23ncü ayetinde "Allah yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur." buyurur.

Siz kim oluyorsunuz da Allahü Zül Celal'in iradesini mahlukatın ölçüsüne indirgiyorsunuz?

Ehli sünnet sınırını çizmişken, siz hangi hakla o sınırı aşıyorsunuz?
Unutmayın, Ehli sünnet iradeyi "illete" değil, doğrudan "Zat"a dayandırmaktadır. Bu yüzden sınırda kalmıştır. Zira o sınır, kulluğun sınırıdır.

Siz nesiniz? Kul. Kölesiniz yani.
Köle ne yapar? Efendisine teslim olur.
Teslimiyetin kadar karşılığın verilir.
Bizim inancımız budur.

İslam, her şeyin akılla çözülebileceğini iddia etmez.
Aksine, aklın bir noktada aciz kalacağını defalarca belirtir.

Taha suresi 110ncu ayette Rabbimiz "O, onların önlerindekini ve arkalarında kalanı bilir, onlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." buyrulur.

Ve son olarak Yasin Suresinde şöyle buyrulur;
"KUN FE YEKUN" OL DER, OLUR.



MektepTalebesi 12.11.25 09:21

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691055)
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

Eğer Allah (c.c) iki durumla ilgili yaratma kararı verirken ruchaniyeti yüksek olanı yaratır denirse ruchaniyet kavramı Allah(c.c)'tan bağımsız hale getirilmiş olur. Bütün her şey gibi kavramlar da yaratılmış olduğu için bu bir mantık hatasıdır. Her şey Allah'a(c.c)bağımlı olmak zorundadır lakin o hiçbir şeye bağımlı değildir. Herhangi bir duruma ruchaniyet veren odur. Yani o durumun önceliği olduğu için o durum yaratılmaz. O duruma Allah(c.c) öncelik verdiği için o durum yaratılır.

edip 12.11.25 16:25

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691068)
O öyle dedi bu böyle dedi diye savunma yapan kim kardeşim?
Konuyu bilinçli biçimde manipüle ediyorsunuz.

Bu da bir sınavdır, Elhamdülillah...
Fakat açıkça görülüyor ki bu tartışma bir şeyi öğrenmek veya anlamak için değil, nefsinizin tatmininden ibaret.

Rahman, Enbiya suresi 23ncü ayetinde "Allah yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur." buyurur.

Siz kim oluyorsunuz da Allahü Zül Celal'in iradesini mahlukatın ölçüsüne indirgiyorsunuz?

Ehli sünnet sınırını çizmişken, siz hangi hakla o sınırı aşıyorsunuz?
Unutmayın, Ehli sünnet iradeyi "illete" değil, doğrudan "Zat"a dayandırmaktadır. Bu yüzden sınırda kalmıştır. Zira o sınır, kulluğun sınırıdır.

Siz nesiniz? Kul. Kölesiniz yani.
Köle ne yapar? Efendisine teslim olur.
Teslimiyetin kadar karşılığın verilir.
Bizim inancımız budur.

İslam, her şeyin akılla çözülebileceğini iddia etmez.
Aksine, aklın bir noktada aciz kalacağını defalarca belirtir.

Taha suresi 110ncu ayette Rabbimiz "O, onların önlerindekini ve arkalarında kalanı bilir, onlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." buyrulur.

Ve son olarak Yasin Suresinde şöyle buyrulur;
"KUN FE YEKUN" OL DER, OLUR.



manipule eden yok, soru sordum cevap bekledim o sure zarfinda yanlis anlasilmalar oldu onlari izah ettik. Ehli sunnet iradeyi zata baglamiyor, zata baglayan messailer. irade zattan zorunlu olarak kaynaklaniyor diyen benim, ehli sunnet irade zattan zorunlu olarak kaynaklanmiyor, iradeden rastgele kaynaklaniyor diyor. Curcani ise serhul mevakifta iradenin Allahin zatindan degil, iradesinden zorunlu olarak kaynaklandigini soyluyor. Ehli sunnet deyince kast ettigim sey esariler ve maturidiler, mutekellim dedigimde mutezilileri de katiyorum isin icine. Onların cizdigi sinira niye bagli kalayim ben kendim diyorum esari maturidi degilim, messailerin gorusunun dogru oldugu kanaatindeyim. Ayrica ayet getirip beni sanki mulhidmisim, nasslara muhalifmisim gibi lanse ediyorsunuz, ehli sunnetin de, mutezilenin de, messailerin de ittifak ettigi bir gercek vardir ki, aklen imkansiz olana nakli delil getirilmez. Nakille akil catisinca akil nakle mukaddem olur burada zaten ittifak halindeyiz. benim yukarida da cok defa belirttigim gibi irade tartismasi semiyyatta degil akliyyatta kilitlenen bir mevzu.

aklin her seyi kavrayamayacagi mevzusuna gelince. kiyasin 4 turu var, ve kesin bilgi veren kiyasta hicbir suphe olamaz. eger kesin akli hakikatleri falanca mezhebin gorusune aykiri diye reddedeceksek bu hakkin hakikatin ustunu ortup taassub yapmak olur. Ki bu hakki hakikati inkar etmenin ta kendisidir.

insan aklinin sinirlari vardir, ki bu kiyasin kesin sonuc vermeyecegi mukaddimelerden olusuyor. fakat ilahi irade tartismasinda biz muaallakta kalan birsey gormuyoruz akli deliller acik secik verilmis ve muhakkik alimler tarafinca da tartisilmis. konu basindan beri cok dagildi, benim kisaca sorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini neden kabul edelim? ve ehli sunnetin meshur delili olan aslandan kacanin birbirine nisbeti esit iki yoldan birini tercih ettiginde neden onun mureccihinde bir saikin olmadigini soyleyelimdi.

ben Allah ol der olmaz mi dedim ki, Allah ol der olur gibi nasslarla imalarda bulunuyorsunuz? bunlar ilim meclislerine yakismayan seyler.

ayrica ehli sunnet, istiva, yed, vech, unutkanlik ve Allah hakkinda cihet belirten nasslari aklen imkansiz olusundan oturu reddediyor. Yani beni bununla elestirip bu mezhebe teslim olacaksin diyorsunuz, ve bu teslimiyeti sanki mezhebe olan teslimiyet degil de, islama olan teslimiyet gibi lanse ediyorsunuz. ehli sunnet zahirinde tesbih ve tecsimle varid olan nasslari aklen imkansiz olusundan oturu tevil eder. ki zaten tevil edilmesi gerekiyor, aksi halde tutarsizlik ve celiski ortaya cikar.

edip 12.11.25 16:30

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691066)
Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?

kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin. Allahin kudreti bunu su vakitte yaratmaya da yetiyor, 5 yil sonra yaratmaya da yetiyor, kudret bunun su vakitte yaratilmasini gerektirmiyor. Bundan dolayi ehli sunnet irade diye bir ek sifat daha olacak, bu sifat yaratmayi yaratmamaya, su vakitte yaratmayi su vakitte yaratmaya, soyle yaratmayip da soyle yaratmaya tahsis edici olacak diyor. FAkat bu irade sifati da kudretten farksiz olarak ayni sekilde iki zidda da esit nisbette taalluk ediyor. Bu da iki ziddan birini terk edip digerini secmek icin yeterli sebep degil diyorum bende.

Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz.

MektepTalebesi 12.11.25 17:33

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691111)
kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin. Allahin kudreti bunu su vakitte yaratmaya da yetiyor, 5 yil sonra yaratmaya da yetiyor, kudret bunun su vakitte yaratilmasini gerektirmiyor. Bundan dolayi ehli sunnet irade diye bir ek sifat daha olacak, bu sifat yaratmayi yaratmamaya, su vakitte yaratmayi su vakitte yaratmaya, soyle yaratmayip da soyle yaratmaya tahsis edici olacak diyor. FAkat bu irade sifati da kudretten farksiz olarak ayni sekilde iki zidda da esit nisbette taalluk ediyor. Bu da iki ziddan birini terk edip digerini secmek icin yeterli sebep degil diyorum bende.

Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz.

"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

edip 12.11.25 19:17

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691115)
"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

anlasilan o ki meseleyi hic bilmiyorsun daha once de kelamla ilgilenmemissin. aciklanabilecek en acik sekilde acikladim her seyi, daha birbirine esit nisbette iki mumkun dedigimde neyi kast ettigimi anlamiyorsun. Umuru amme bahislerini de bilmiyorsun dogru anlamiyorsun temel mantik da okumamissin isaguci metnini oku.

edip 12.11.25 19:21

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691115)
"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

ruchaniyet mahiyetlerin hakikatine dahil oluyor, bu ruchaniyet tek basina kavram olarak emri itibaridir. yani yaratma ona talluk etmez. Belli ki temel akide kitaplarini okumamissin, bu meseleleri kurcalaman sana uygun degil, git temel kitaplardan basla benim konularima da cevap verip beni tekrar yorma


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:00.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148