Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


'Ona temizlenenlerden başkası dokunamaz' ayetindeki temizlenenler kimlerdir?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #16  
Alt 27.01.26, 09:40
HavasMuhasibi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.11.23
Bulunduğu yer: Ezel ile Ebed Arasında
Mesajlar: 329
Forum Puanı: 1014
Etiketlendiği Mesaj: 28 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Fikirler tartışılabilir itiraz da edebilirsin eyvallah, ama önüne geleni hemen "müşrik, putperest, sapık, cahil, hezeyan" gibi aşağılayıcı ifadeler kullanarak konuyu bu noktaya taşımak ilmin kenara çekilmesine sebep oluyor, çünkü konular kişiselleşiyor ve derinlik kayboluyor. İlmi olarak delille konuşmak var iken taraflar birbirlerine sen şusun, sen busun gibi yaftayla konuşuyor. Bu forumda bir çok konuda öne çıkan bir durum. Hal böyle olunca ilim konuşulamıyor, sürekli taraflarda "ben hep haklıyım" durumu meydana geliyor. Bu çok tehlikelidir.

Bu tartışmada ön plana çıkan geçmiş mesajlardan gördüğümüzden hareketle akıl konusuna aklımız yettiğince açıklık getirmeye çalışalım. Akıl vahyin Rabbimizden geldiğini anlamanın ilk şartı. Bu şart ile aklı vahyin üstüne koymak değil, aklı yerli yerine koymak amaçlanır. Akılsız birinin vahyi anlamasını beklemeyiz değil mi? Diğer bir deyişle, aklı kenara atarsak Rabbimizin "akletmez misiniz?" sorusunu da boşa çıkarmış olmaz mıyız?

Akıl bu haliyle elbette mantık ilmiyle iniltilidir. Mantık konusunda da birkaç kelam etmek isteriz. Mantık, fıkıh usulümüzde kullanılan bir yöntem ya da bir araç, alet gibi değerlendirilebilir. Kıyas yapmak, tanımlamak veyahut herhangi bir çelişkiyi birbirinden ayırmak için kullandığımız bir alet. Bu olmadan usulümüz tam olmaz. Keza Gazali gibi ehli sünnet alimlerimiz de kendi dönemlerinde kullanmıştır. Hatta Gazali hazret "Mantık bilmeyenin ilmine güven olmaz." demiştir.

Belki aranızdan bazıları "iyi diyorsun hoş diyorsun da tevekkül var, biz Rabbimize tevekkül etmişiz. Sen şimdi aklı, mantığı ön plana çıkarıp tevekkülümüzü mü bozmaya niyet edersin?" diye düşünebilir. Onu da şöyle izah ediverelim... Tevekkül edip teslim olmak, aklı kapatıp her şeyi Allah'a bırakmak değildir. Eğer böyle olsa idi bunun adı tevekkül olmaz kadercilik olur idi. İdrak etmek pek kıymetlidir. Sahabelerimiz, Efendimiz Aleyhisselama gelen vahyin Allah'tan geldiğini nasıl anladı? Onun Muhammedul Emin olmasıyla anladı... Yani efendimizin yalancı olmadığını aklıyla anladı ve iman etti. Aklı tamamen devreden çıkarsalardı inanabilirler miydi? İşte Rabbimize olan tevekkül de böyledir. Akli iman şarttır.

Tartışmada bir diğer esas konu da aristo üzerinden gitmiş ancak burada da yine mevzuyu kişiselleştirme ön plana çıkmış. Aristo ya da bir başkasının her söylediğinin dinimize eklenmesi diye bir yaklaşım zaten söz konusu değil. Aristonun kişisel olarak putperest, imansız olmasının bu noktada bizler için hiç bir kıymeti yoktur. Aristonun belirlemiş olduğu yöntem yukarıda anlattığımız akıl ve mantık doğrultusunda uygun bulunabilir. Bir miktar detaya girecek olursak Aristo, bir şey hem var hem yok olamaz der yada bir ifade, hüküm ya doğrudur ya yanlıştır der. Şimdi burada İslam'a aykırı bir şey var mı? Aristonun dini hayatıyla ilgili bizi ilgilendiren bir durum var mı? Elbette yok. Aristoyu yargılamak Rabbimize aittir. Usulümüzde doğru olan alınır, yanlış olan bırakılır. Ehli sünnetimiz konuya bu şekilde yaklaşmıştır. Örneğin, matematiği Yunanlılar buldu diye kullanmaktan vazgeçiyor muyuz?

İslam geleneğimize ilmi açıdan bakmamız elzemdir. Akıl bir kapıdır, kapıyı açmadan vahyi göremeyiz, kapıdan içeri girdikten sonra da vahiy bize rehber olur. Ehli sünnet çizgimiz akıl ve vahyi karşı karşıya koymamış aksine birbirini tamamlayan iki unsur olarak ele almıştır. Bugün islami ilimleri konuşacaksak, delillendirerek, yanlış görülen noktaları gerekçesiyle ortaya koyarak açıklamak gerektir. Birbirini itham etme, niyet okuma şeklinde yapılan tartışmalar kimseye fayda sağlamadığı gibi hakikat yoluna da yaklaştırmaz sadece tarafları birbirinden uzaklaştırır. Bu yüzden mevzuları değerlendirirken bilgi ve sukunet içerisinde ele almak herkes için daha hayırlı olacaktır kanaatindeyiz.


Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) HeartLess Tasavvuf & Tarikatler 22 21.11.25 04:06
Delailul Hayrat Türkçe Okunuşuyla Sin Peygamberler 15 15.05.24 12:13
esmai erbain Manevitokat Evradiyeler & Azametler 1 28.09.22 18:08
Esma-i idrisiyye Lokman Esmai idrisiyye 12 15.06.18 21:00
Duanın fazduanın fazileti ve vaktiileti ve vakti 3 Tuana Dualar & Dua Kardeşliği 7 10.05.18 10:11


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:31.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com