![]() |
'Ona temizlenenlerden başkası dokunamaz' ayetindeki temizlenenler kimlerdir?
Vâkıa Suresi 77-78-79-80 inci ayetler,
77- O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır. 78- Korunmuş bir kitaptadır. 79- Ona temizlenenlerden başkası el süremez. 80- (O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Ayetler bu şekilde meal ediliyor. Tefsirlerine baktığımda Ona temizlenenlerden başkası dokunamaz denilen kitabın Kur-an'ı Kerim olduğunu tefsir edenler olduğu gibi kastedilenin Levh-i Mahfûz olduğunu tefsir edenlerde var. Ta-ha Suresi 52. ayeti de Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz." Bu ayette okununca Vâkıa Suresi'nde bahsedilen kitabın Levh-i Mahfûz olduğu düşüncesi bende ağır basıyor. Bu hususta merak ettiğim bazı sorular var. Şayet bu bahse konu kitap Levh-i Mahfûz ise temizlenenler kimlerdir. 4 büyük meleklerin olduğu yönünde yapılan tefsirler okudum ancak bu kez de ona o meleklerin neden dokunma ihtiyacı hissedecekleri buna neden ihtiyaç duyacakları soru olarak karşımda duruyor. Şayet bu bizim okuduğumuz Kur-an'ı Kerim ise 79. ayeti kerime mealinde el süremez diye kesin ve kati bir dil kullanılıyor. Önceki yıllarda Kur-an'ı Kerim' in yakıldığı yönünde haberlere denk gelmiştim. Ya da müslüman olupta (temizlikten kastı cunup olmak ya da hanımlar için hayızlı olmak tefsiri için) temiz olmadığı halde dokunanların ya da isterlerse dokunabileceklerini biliyoruz. Ya da farklı bir dine mensup olup neymiş bu kitap diyerek okumak isteyenlerin dokunması 79. ayete ters düşüyor. Allah haşa ahdine ters düşmez. Yanlış bir cümle kuruyorsam Rabb'imden affımı diliyorum. İnananlar için Allah'ın kelamına, yarattığı ve hiçbir mecburiyeti olmadığı halde muhattap alıp ayet ayet açıklama yaptığı Kur-an'ı Kerim'e saygıdan elbette abdestli okunması, abdestsiz dokunulmaması bir edeptir. Ben bunun peşinde değilim. Umarım anlatabilmişimdir. Bu hususta En doğrusunu Allah bilir elbet ancak bilgi sahibi olup bilgilerinden istifade edebileceğimiz kimse varsa konu ile ilgili bilgilerini paylaşırsa sevinirim. |
Alıntı:
temizlenenler yanlış olmuş... |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Alıntı:
Kur’ân-ı Kerîm’in bir vasfı olarak كَر۪يمٌ (kerîm) şu mânaları ifade eder: Çok şerefli, yüce ve övgüye değer, Faydalı ve feyizli. Çünkü o, dünya ve âhirete ait pek çok mühim bilgilerin esaslarını ihtiva etmektedir. Gayet güzel, hoş, tekrîm ve ihtirama layık. Allah Teâlâ katında mükerrem; değerli, şerefli. Kur’ân-ı Kerîm, Kitâb-ı Meknûn’dadır. اَلْمَكْنُونُ (meknûn), “korunmuş, saklanmış” demektir. Bu kitap’tan maksat Levh-i Mahfûz’dur. İşte Kur’an, hiç kimse el değmesin, zayi edilmesin, kirletilmesin, lekelenmesin ve muhafaza edilsin diye böyle bir kitapta saklanmaktadır. Dünyada Kur’ân-ı Kerîm’in yazıldığı Mushaf-ı şerifler de, aslına uygun tarzda böyle mahfuz tutulmalıdır. Bununla birlikte, “Tertemiz olanlardan başkası ona dokunamaz” (Vâkıa 56/79) âyet-i kerîmesi iki önemli hususu dikkatlerimize sunmaktadır. Birincisi; Kur’ân-ı Kerîm’in Levh-i Mahfuz’da bulunuşu ve oradan melekler tarafından alınıp Peygamberimiz (s.a.s.)’e indirilişi safhalarında cinlerin ve şeytanların onunla hiçbir teması, müdahalesi ve ilgisi olmamıştır. Sadece vazifeli melekler onu alıp en emin yollarla Resûlullah (s.a.s.)’in kalbine indirmişlerdir. Melekler için اَلْمُطَهَّرُونَ (mutahharûn) ifadesinin kullanılmasının sebebi ise, Cenâb-ı Hakk’ın onları her türlü kötülükten arınmış varlıklar kılmış olmasıdır. Bu izaha göre âyet-i kerîme, “Kur’ân-ı Kerîm’i Muhammed’e Allah değil de, cinler ve şeytanlar getiriyorlar” diye iddiada bulunan kâfirlere bir cevaptır. Nitekim bu hususta başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Bu Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Bu onların yapabileceği bir iş değildir; isteseler de buna güçleri yetmez. Çünkü onlar vahyi dinlemekten tamâmen menedilmişlerdir.” (Şuarâ 26/210-212) İkincisi; Kur’ân-ı Kerîm Resûlullah (s.a.s.)’e indirilmiş, binlerce hafızlar tarafından ezberlenmiş, mushaflara yazılmış ve bir harfi bile bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. O, Allah kelâmıdır ve mü’minler için çok şerefli ve yüce bir kitaptır. Dolayısıyla âyet-i kerîme, Mushaf-ı Şerif’lere, Kur’an âyetlerinin yazıldığı sayfalara dokunmakla alakalı da bir düzenleme yapmaktadır. “Taharetsiz kirli eller ona dokunmasın, ancak maddi ve manevî pislikten taharetle temizlenmiş, imanlı ve abdestli kimseler dokunsun” buyurmaktadır. Dolayısıyla Hanefi mezhebi bu âyet-i kerîme ve ilgili hadis-i şeriflerden hareketle, “cünüp olanın ezber ya da yüzünden asla Kur’ân-ı Kerîm okuyamayacağı ve abdestsiz olanın da ezberden Kur’an okuması caiz olmakla birlikte Mushaf-ı Şerif’e dokunamayacağı” hükmünü çıkarmıştır. Alıntı... |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İslam'ı ret etmiş ve kahkaha atıyor. Kuran dinlerken Allahu Teala'nın bunu dediği ayette o kahkahasina tutuluyor. Yani kahkahası ona perde olmuş derim. |
Alıntı:
|
Vakıa suresi 77,78,79. ayetlerde:
"Kuşkusuz o, değeri çok yüce Kur’an’dır. (Aslı) korunmuş bir kitaptadır. Ona ancak tertemiz olanlar (melekler) dokunabilir." yazıyor. Aslında dokunamayacağımız şey bu dünyadaki fizikî Kur'an değil, Kur'an'ın da içinde olduğu ana kitap levhi mahfuz. Ayette geçen tertemiz olma durumu abdestsiz olma değil günahsız olma durumu. Bundan dolayı "melekler" yazıyor. Kainatta meleklerden başka günahsız yok. Zaten bizim levhi mahfuzdaki Kur'an-ı Kerim'e ulaşma imkanımız da yok. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bi başka aktarımda Müslim'in İbn Ömer (ra) dan rivayet ettiğine göre Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)'in düşman topraklarına, düşmanların Kur-an'ı Kerim' e saygısızlık yapılmasından endişe ettiği için Kur'an ile yolculuk yapmasını yasakladığını yazıyor. (kaynak İbn-i Kesir ayet ayet meal/tefsir sayfa 1079) Hal böyle olunca ayete zıt bir sünnet/hadis olması imkansız. |
Alıntı:
gibi örneklerle ısrarla aklı önemseyen ve aklınızı kullanan diyen Kur-an'ı Kerim. Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kur'an'a hades gibi cünüplük, abdestsizlik ve benzeri her türlü pisliklerden temizlenmiş olanlardan başkasının el sürmesi uygun değildir.
Ruhul beyan tefsiri vakia suresi 79.ayet |
Alıntı:
orada aklını kullan emri ilmin olmadığı halde aklınla ayete mana verme tefsirini yapma anlamındaki aklını kullan emri, tefekkürünü yap kurana bak Allahın gücünü gör bunun için aklını kullan emridir... |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Akildan neyin kast edildigine gelince, halk arasinda akil sagduyuya yatkin olan racih gorusler olarak anlasilir, bu yanlistir. Akil kiyaslar sonucu zorunlu olarak ortaya cikan sonucta bu istidlali yapmaya yarayan kuvvedir. Akli kaideler de zorunlu olan kaidelerdir, ozdeslik, celismezlik, 3. halin imkansizligi (behsemiler buna muhalefet etmistir), yeter neden ilkesi. Kiyastan kast ettigimiz sey iki seyin ozelliklerinin incelenip farklarinin belirlenmesi degildir. Tumevarim tumden gelim, gibi bilgiyi zorunlu olarak ortaya cikaran kiyaslardir. 4 kiyas sekli vardir 1. sekil her a, b'dir her b, c'dir. o halde her a, c'dir. b orta terimdir. sonucun mevzusu a'dir o zaman a nin buldundugu onerme kucuk onermedir, cnin bulundugu onerme de buyuk onermedir 2. sekil her insan hayvandir hicbir insan tas degildir o halde hicbir insan tas degildir hayvan orta terim. insanin gectigi onerme kucuk tasin gectigi onerme buyuk. orta terim her ikisinde de mahmul oldugu icin buna 2. sekil deriz ve 2. seklin sonuc vermesinin sarti bunlardan birinin olumlu birinin olumsuz olmasidir 2. onerme kulli olmak zorundadir yani buyuk onerme kulli olmalidir zira hukmu kucuk terim hakkinde veriyoruz 3. sekil her insan hayvandir her insan natiktir bazi hayvanlar natiktir insan orta terim, o halde hayvan ile natik birbirine baglanir sonucta oldugu gibi. hayvanin bulundu oncule sugra deriz, natigin bulunduguna kubra deriz, orta terim ikisinin de konusunda mevzusunda bulundugu icin 3. sekil tamamlanmis olur 3. seklin bilgi vermesinin sarti sugranin olumlu olmasi ve 2 onermeden birinin kulli olmasidir. 4. sekil her insan hayvandir her natik insandir o halde bazi hayvanlar natiktir insan kucuk onermede mevzu, buyuk onermede mahmul. hayvanin gectigi onerme sugradir, natigin gectigi onerme kubradir. 1. sekil 4 sekilde sonuc verir 1. kulliyei mucibe + kulliyei mucibe = cuziyye i mucibe 2. kulliyei mucibe + kulliyei salibe = kulliyei salibe 3. cuziyyei mucibe + kulliyei mucibe = cuziyyei mucibe 4. cuziyyei mucibe + kulliyyei salibe = cuzziyei salibe Bu sekilde kesin sonuc veren akli kiyaslarla kast ettigimiz seydir akil, yoksa halkin kast ettigi gibi kesin sonuclar vermeyen ilzami, musahedat, mucerrebat, hadsiyyat kesinlik iceremdigi icin bunlarin ayetlerle celismesi durumunda ayet tevil edilmez veya reddedilmez. fakat kesin akli hukumler ayetle celisiyorsa ona ayet demeyiz. Ki dogruyu yanlisi, islamin hak oldugunu, hristiyanligin zerdustluggun batil oldugunu akilla biliriz. Bunun yolunu kapatmak dine fayda degil zarar verir. |
Alıntı:
o ayete ne deriz? uydurukmu deriz gereksiz mi deriz, sana o aklı veren o Kur'an'ın sahibidir , verdiği akılın sınırı vardır o sınırlı akılla kurandaki bir çok konuyu çözemeyiz, işte orada teslimiyeti başlar |
Alıntı:
Akli veren Allahtir, bu demek degildir ki Allahin dini bu akli kaidelere muhaliftir. Aklin sinirlari oldugunu zaten cevapta soyledim. Aklin sinirlari oldugu gibi, kesin sonuc verdigi kisimlar da vardir. Bunlar goz ardi edilirse tutarsizlik ve ikiyuzluluk yapilir. Teslimiyet kor taklit ve delilsiz batil inanc degildir. Kurandaki bircok konuyu cozememekle, kesin akli hukumleri inkar etmek ayni sey degildir. Mesele kesin akli hukumlerle ayetlerin celiski icinde olabilecegini dogal bir seymis gibi soylemeniz. Siz dinin dogru oldugunu akilla bilirsiniz, diger dinlerin batil oldgunu da akilla bilirsiniz. Eger dininiz kor taklit ve delilsiz inancsa onun su diger batil dinlerden bir farki kalmaz, kul onu tesbit edemez, ona itikad etmeye de guc yetiremez. Her halukarda bu hezeyan olur |
Alıntı:
|
Alıntı:
avestanın hükmü yok tamamen tahrifat uğradı, zerdüşlükteki dokunulmayan ahura Mazda da uydurmadır artık hükmü kalmamamış hiç doğru yeri kalmayan ki yönü ateşe tapmaya dönmüş bir geleneği konuşmak gereksiz. |
Alıntı:
Zaten ayette geçen ifade "kitabı meknun" yani örtülü, korunmuş bir kitap. Mushaf Rabbimiz tarafından korunuyor olsa da gizli değil, aksine herkesin elinde, okunuyor, taşınıyor. Bu yönüyle ayette bahsedilen kitabın Levhi Mahfuz olduğu görüşünün daha doğru olduğu kanaatindeyiz. Ayette geçen mutahharun kelimesi de Allah tarafından temizlenmiş olanlar manasına geliyor. Bu da insanlardan çok, tefsirlerde de ifade edildiği üzere melekleri işaret ediyor. Zaten vahye erişme, onu alma ve taşıma yetkisinin de insanlara değil, meleklere verildiğini biliyoruz. Bu mantıktan yola çıkarak oradaki "dokunma" ifadesini de fiziki bir el teması olarak anlamamak gerek. Daha çok, Kuran'ın Levhi Mahfuzdaki aslına erişme anlamında değerlendirmek daha akla yatkın ve makul görünüyor. Yani ayet, Kuran'ın kaynağının korunmuşluğunu anlatıyor, yoksa kim elledi, kim ellemedi gibi bir tartışma değil bu. Dolayısıyla bu ayetten abdestsiz dokunulmaz hükmü çıkarmak zorlama bir hüküm olacaktır. Mushafa abdestsiz dokunmama hükmü daha çok fıkıh, hadis ve sahabelerimizin yaptıkları çerçevesinde saygı ve edep anlayışıyla ele alınan bir konu. |
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ömer Nasuhi Bilmen tefsiri [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
|
Alıntı:
(Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım âyetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır, diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde sapma meyli bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun te’vilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.) Bazı bidat ehli sapkınlar muteşabih ayetlerin peşine düşüp habire uyduruyorlar Kur'an'ı Kerim'i sapkinliklarina delil getirmek istiyorlar.size sorum şu hocam bu ayet varken hala Kur'an'ı Kerim'in ayetlerinin görünen anlamları dışında başka anlamları olduğunu söylemek caiz midir |
Şeyh hamid-i veli somuncu baba fatiha şerifi 7 farklı şekilde tefsir etmiştir ulu caminde dörtten sonraki tefsiri orda bulunan ulema bile anlayamamıştır.
Demem o ki aklın almadığı yerde ehli sünnet ümmeti için kafa yormuş büyüklerimize itimat edip onlara uymamizdir . |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yahut biri sana tanrinin yalan soylemedigini nereden biliyorsun? derse ne diyeceksin? Siz aklin yolunu terk ediyorsaniz, size gore dogrunun yanlisin bir olcusu kalmiyor. Bir sey hem var hem yok bile olabiliyor, bir sey kendisi olmayan baska birsey bile olabiliyor. O zaman senin inancin delilsiz, sadece kuru bi inanc. E bu inancin aynisi yahudide de var, deistte de var, hristiyanda da var. Senin dinini onlarin dininden ayiran sey ne? Onlarin dininin batil oldugunu nasil biliyorsun senin dininin hak oldugunu biliyorsun? Yoksa sen bunu bilmiyorsunda sadece kabul mu ediyorsun? Bu gorusun nelere yol actigi ortada. Ayrca konuyla alakasiz sekilde bana sii mi mutezili mi oldugumu soruyorsun fakat bu meselenin sii yada mutezili olmakla alakasi yok, sizin kabul ettiginiz ehli sunnet yani esari maturidi kelamcilarinin tamami bu goruste cem olmustur. Ehli sunnete gore de, messailere gore de mutezileye gore de HAK DIN akil ile celismez ve celisemez. Aklin kesin bilgi verdigi kisimlar vardir, aklin kesin oalrak verdigi bilgiler de asla inkar edilemez. Cunku dinin temeli de ona bina edilmistir. |
Alıntı:
bir çok soru sormuşsun ben 1 tanesinden sonucs ulaşayım Yahut biri sana tanrinin yalan soylemedigini nereden biliyorsun? derse ne diyeceksin? el cevap çünkü bana gelen bir din var , o dini bana getiren peygamber var , o peygamberin getirdiği dinin kitabında Yaratıcı olan Allah en yalan söylemem diyor, işte benim için bu geçerli bana nakledilen budur bende buna inanırım, ayrıca. meşşai isen Kur'an'ın felsefesi ni değil Aristonun felsefesini kabul ediyorsun demektir buda yanlış yol demektir, aristo felsefesinin en büyük takipçileri ibni Sina ile farabi daha sonra tövbe edip ehli sünnete döndüler sunni demek ehli sünnet demektir, ehli sünnette meşşailik diye bir yol yok .. |
Etme cahille muhabbet küstürürsün, silme cam kırığıyla ardını, kestirirsin.
|
Alıntı:
ben zaten ehli sunnet degilim ama belirttigim gibi bu meselede ehli sunnet ve mutezile de bizimle ayni gorustedir. Akil nakle mukaddemdir, kati bilgiyle ayetler celismez, celisemez bu imkansizdir. Allah ayette ben yalan soylemem diyor seklinde bir delil de gecerli bir delil olmaz, cunku o yalan soyleyebilyor olsa "ben yalan soylemem" sozu de yalan olabilir. Allahin yalan soylemedigi bilgisi nakille ispatlanamaz, ancak akilla ispatlanabilir. Bu konuda sizin alimlerinizden esarilerden bir cok akli delil mevcuttur. Maturidilerin de delilleri mevcuttur, bizim de hakeza. Sizin bu gorusleriniz ehli sunnetle zaten uyusmuyor ki, galiba siz maturidi veya esari degilsiniz. Aristo metafizigini kullaniyoruz, mantigi akli kullaniyoruz ve bunlarin dinle celismedigini soyluyoruz zaten. Akil yurutme sonucunda dogru dinin Islam oldugunu buluyoruz. Demek ki sizin inanciniz gerekcelendirilmis degil, sadece oylece inaniyorsunuz kabul ediyorsunuz. Bu durumda bir tartismaya giremezsiniz, dogru budur sudur diyemezsiniz, cunku aynisi hristiyanlar icinde gecerli, onlar da bize bu kitap geldi diyor, sonra hindular da aynisini diyor, bize bu ramayana vahyedildi shiva tarafindan, biz nakle bakariz diyorlar, shivanin verdigi akilla onu reddedemezsin celiski one suremezsin diyoralr. Ne olacak simdi? |
Alıntı:
hz peygamber sav. ben Peygamberim dediğinde sahabeler buna akıl ilemi inandı? nakil ile mi inandı? dinde akıl ve nakil birbirini tamamlar, ayrıca sen aristo felsefesine inanıyorsan zaten nakle inanmazsın sadece akla inandığın için nakil senin için bir şey ifade etmez, Aristo felsefesi islamla uyuşmaz ayrıca ehli sünnet olmadığın için sana bir şey anlatmakta çok zordur, hz peygamberin dediği söz vardır, ehli kitap 72 fırkaya ayrıldı, benim ümmetimde 73 fırkaya ayrılacak , 1 fırka cennetlik 72 fırka cehennemlik olacak diyor, islamın içine 1 nebze bir şey katan yoldan çıkar, sen aristo felsefenle devam et, benfe ehli sünnet vel cemaatimle fevam edeyim , çünkü sen beni çeviremezsin bende seni o yüzden herkes yolunda devam etsin |
Kıymetli arkadaşlar soruyu başlatan kardeşiniz olarak bir konuya değinmek istiyorum. Bizler yani ilimde burada cevap veren arkadaşlar kadar ileri olmadığımız için bazı konularda sorular soruyoruz. Gelen cevaplara baktığımda ilmi ile amel edemeyen, kırıcı ve itham edici cevaplar görüyorum. Sorunun ve cevap veren ilim sahiplerine verilen cevapların cahilce olduğunu vs. söyleyenler. Günümüzde yeni müslüman olanların beyanlarının geneline bakıldığında müslümanım diyenlerin yaşantılarından değil de Kur-an'ı Kerim'in şerefinden İslam'a tabi olduklarını görüyorum. Ben zaten kendi içimde çelişiyor olmasam burada soru sormam, verdiğimiz cevaplarla ben bilirim havalarında olsam zaten soru sormam, sorulan sorulara cevap yazarım. Kimseyi zan altında bırakmamak ile birlikte lütfen soru soran arkadaşların cevaplarına ilmimizin ameliyle cevap verelim.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Hocama hakkında da bir kaç söz söylemek isterim. Kendisinden farklı bir konuda özel mesajlardan yardım istemiştim. Bazen keskin cevaplarla ama son derece sabırlı ve kırıcı olmayan bir tavırla her sorumu dikkate alıp cevap verdi. Bugün neticeye vardık ve bana kurduğu bir cümleyle bütün ön yargılarımı darma duman edip ilmine saygı duymamı sağladı. Ve kendi kendime dedim ki bu keskin cevapları vermesine sebep olan içinde bulunduğu hal ve kendisine Allah'ın ikramı olan ilmi. Bu sebeple kendisinden Allah gani gani razı olsun inşallah. Sonuç olarak sorulara yapılan yorumlar emin olun soruyu soran arkadaşların siteye de ilminize de neticesinde İslam'a da siz farkında olmasanız da büyük faydaları ve zararları var. Bunun farkında olarak davranılmasını haddim olmayarak istirham ediyorum. Selametle. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Benim aristonun metafizigini kullanmam, vahyi Kurani dini kabul etmememi gerektirmiyor, aristonun tum goruslerini niye kabul edelim? biz mutaassib kor cahiller miyiz? Biz onun dediklerinden hak olani kabul ederiz, batil olani reddederiz. Aristo peygamber degil, birsey degil, onun sozu kendi zatindan oturu kiymetli olmaz, delile bakariz. Ben ehli sunnet degilim, fakat sen de ehli sunnet degilsin. Sana da laf anlatmak cok zor olmali bu durumda. Cunku ehli sunnet dedigimiz maturidiler esariler bu konuda ittifak halinde. Aklin nakle mukaddem oldugunu inkar eden tek tuk hasevi, kerrami, mucessime ve musebbihe guruplardir. Geri kalan tum firkalar aklin nakle mukaddem oldugunda ittifak etmistir. Islamin icine bir nebze birsey katan yoldan cikar diyorsun, aynisini kendi alimlerine ve kendin hakkinda da soyluyor musun? Sizler fikih usulunu sonradan ortaya koymadiniz mi? Hadislerin sihhiatini tesbit etmek icin epistemoloji kullanmadiniz mi? Fikihta hukum istinbat etmek icin tahkir ettiginiz aristonun mantigini okutuyor sizin alimleriniz medreselerde? Gazzalisinden tut, subkisine, suyutisinden tut sadrusseriasina hepsi mantik kullaniyor? Gelenek yapinca halkin gozu onunde olan kimseler yapinca zindik oluyor, sapkin oluyor, ismimiz goruslerlimiz fikrimiz farkli diye biz yapinca sapkin felsefeciler oluyoruz? Bu hakkaniyet degildir. |
Alıntı:
benim ehli sünnet olmadığımın kararını senmi vereceksin, sen bu konuda fetva makamımısın , benim ne olduğuma bir aristocumu verecek , zaten konuşmaya sın verdiren senin gibi insanların karşısındakine zorla yadçftalama yapması işte diyorum ya sen putperest Aristonun fikirleriyle düşünceleriyle yürüdüğün için nakil senin için geçersiz , hz peygamber nübüvvetini sahabeye nakletti sahabe akıl ile inandı, yani hem akıl var hem nakil var , ama sen nakle inanmadığın için konuşmaya gerek yok, zaten ben ehli sünnet vel cemaat olmayanlarla bu konuları ****artık***** konuşmuyorum, ahir zamandayız senin gibi İslam'a aristo düşüncesi sokmaya çalışanlarla konuşmaktan bıktım , artık safların belli olduğu zamandayız, |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
yürü git nereden uyduruyorsun bu kadar yalanı, hangi fıkıhta putperestin mantığı kullanılır,ne mantığı fıkıhts mantık olmaz, siz sapık inancınızı fıkha bile sokmaya çalışan sapık topluluklarsınız, aristo mantığını islama sıkmaya çalışan ibni sina, Farabi ve razi dir, xaten ilk ikisi tövbe etti, sana razi kaldı al oda senin olsun sristoya inanmayan birine isagoci ve razi nin şemsiyyesi ni oku demek ancak laf ebeliği yapan palyaçoların işidir, asıl cahil ve iftiracı olan sapkın sensin, ancak laf ebeliği ile konuşuyorsun , aynı hz peygambere iftira atan müşrikler gibi, İslam'ın içine aristo putperestinin fikrini sokan, Allah kelamına yakıştırma yapan müşriktir, buraya gelip insanların kafasını karıştırma edepsiz .... |
fikrini savunduğu Aristo denen putperest, Allahın yeryüzündeki halifem, esrefi mahlukat dediği insan için
insan düşünen hayvandır diyen, sadece, beden ve ruhuyla kendini bir erkeğin aşkına verebilen genç erkekler ileride devlet büyükleri olabilirler diyen eşcinsel mahlukun sapkın fikirlerini kabul ettiğini, fıkıhta bu mahlukun fikirlerinin benimsendiğini söyleyen bir cahil islama iftira atıyor, bunların Müslümanım diyerek islama attıkları iftiraları en azılı kafirler bile atmadı, bitmediler bir türlü... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:04. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com