![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Sizin sayenizde bir şeylerin farkındalığına erişiyoruz.
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Hakikat ne sadece zâhirdedir ne de sadece bâtında. Zâhir onun sureti, bâtın onun sırrıdır. Sadece zâhire bakan kabukta kalır; sadece bâtın iddiasına sığınan da ölçüyü kaybeder. Biz bâtınla mı var oluruz, yoksa zâhirle mi yok oluruz? İnsan zâhirle görünür, bâtınla değer kazanır. Zâhir bozulursa nizam dağılır; bâtın bozulursa mânâ söner. Kemale giden yol, ikisini birbirine düşman etmeden taşımaktır. Bâtın bir lütufsa, zâhir bir ceza mıdır? Hayır. Zâhir ceza değil, emanet ve terbiyedir. Bâtın ise o terbiyenin kalpte meyve vermiş hâlidir. Kapıyı ceza sanan, eve girmeyi de zorlaştırır. Zâhir yolun doğruluğunu, bâtın yolun diriliğini gösterir. Biri olmadan öteki ya kurur ya savrulur.
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Değerli kardeşim, “Yed-i tûlâ” diye söylenen şey, bildiğimiz klasik dilde müstakil bir “makam adı”ndan çok, bir sahada kuvvetli vukuf, geniş nüfuz ve ileri derecede maharet ifade eden bir vasıftır. Eski dilde bir kimse için ‘şu ilimde yed-i tûlâ sahibidir’ denildiğinde, o sahada eli uzun, bilgisi köklü ve tasarrufu güçlüdür demek istenir. Yani bu tabir, doğrudan tasavvuftaki makâmat listesi gibi sabit bir mertebe adı değil; daha çok ehliyet ve kudret bildiren bir ifadedir.”
Bu sebeple havastaki ‘makamlar’ ile tasavvuftaki ‘makâmat’ı birbirine karıştırmamak gerekir. Tasavvufta makam denildiğinde, sülûk içinde kazanılan mânevî mertebeler anlaşılır. ‘Yed-i tûlâ’ ise bu çizgide yer alan müşterek ve klasik bir makam ismi gibi durmaz. Daha ziyade, bir kimsenin belli bir ilimde veya sahada temeyyüz ettiğini anlatan bir sıfattır. Sitemizde ‘yed-i tûlâ makamında’ bir hocamız var mıdır?” sualine gelince: Buna dışarıdan kesin cevap vermek doğru olmaz. Böyle bir hüküm verebilmek için burada bulunan insanları sadece isim olarak değil, şahsen ve yakînen tanımak; ilimlerini, usûllerini, hâllerini ve seviyelerini bilmek gerekir. Malum, öyle bir durum söz konusu değildir. Bu yüzden ‘vardır’ yahut ‘yoktur’ diye konuşmak ilmî değil, tahmin olur.” Ama hepimizin yol göstericisi , büyüğü üstadımız @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] vardır gelir soruna iki kelam ederse konu da aydınlığa çıkar senin nazarında. Sürç-i lisan ettiysekde doğrusunu öğrenmiş istifade etmiş oluruz.
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#6
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Ahiretteki derecesi artarmı onu Allah bilir, ama cehenneme ayak taşı olabilir, çok tehlikeli ilimdir her insanın kaldırabileceği bir ilim değil, bu dünyada insanın en büyük düşmanı nefsidir,nefis insana her şeyi yaptırır ve nefsin en çok yöneldiği meylettiği 2 unsur para ve kadındır , dünyada çok kişi ister müslüman olsun ister olmasın bu iki ateşe çok meyleder ve bu iki ateş bu ilimde hep ön saftadır , öyle teklifler gelirki yoldan çıkmamak çok zordur ve yoldan çıkmayanların en büyük dayanağı Allah korkusudur, eğer bu korkudan biraz esneme yapılırsa bahsettiğim 2 ateş oluk oluk akar gelir.. Bu şekilde hayır işlemle başlayıp bahsettiğim 2 ateşin cazibesine kapılıp yoldan çıkan, şeytana çırak olan kişiler gördüm tanıdım O yüzden bu ilim herkesin harcı değildir...
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Zahiri göz rahatsızlığı Batına etki eder mi ? | Tech2 | Sorularınız | 2 | 24.04.25 18:42 |