![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
1)Namaz alışkanlığı nasıl kazanılır?
2)Namazda süreleri tecvidsiz okuyorum tecvid bilmiyorum bir sakıncası olur mu ? Namazım kabul olur mu ?
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Birinci soru için ben de sıkıntı yaşıyorum
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Tecvidi güzel okuyamamak tek başına namazı bozmaz; fakat kıraatte manayı değiştiren ciddi hata ayrı bir meseledir. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun açıklamasına göre kıraat hatasının hükmü hatanın cinsine göre değişir; her telaffuz kusuru namazı bozmaz, özellikle mahreç yakınlığı bulunan harflerde güçlük sebebiyle kolaylık tanınır. Ancak harf değişip mana da değişirse, bu hafife alınacak bir şey değildir. Bu yüzden “tecvid bilmiyorum, o hâlde namazım olmaz” demek de yanlıştır, “nasıl olsa oluyor, hiç düzeltmesem de olur” demek de yanlıştır. Çünkü kuldan istenen kusursuzluk değil, imkânı kadar doğruya yönelmesidir. Sürç-i lisan ettiysem ehil olan kardeşler tashih buyursun…
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
“Nefsin gaflete düşmesi” demek, nefsin kendi hevasını merkeze alıp hakikati unutturması demektir. Yani insanın ne için yaratıldığını, nereye gittiğini, yaptığının hesabını, haramı helali, edebi ve hududu geri plana atmasıdır. Gaflet sadece “ibadeti terk etmek” değildir; bazen kişi ibadet eder ama yine gaflettedir. Çünkü dili çalışır, kalbi uyanmaz; şekil vardır, şuur zayıftır. Gaflet, hakikatin üstüne iç sis çökmesi gibidir. İnsan o anda kötülüğü bile çoğu zaman “kötülük” diye yapmaz; ona bir kılıf bulur, kendine hak verir, ertelemeyi akıllılık sanır, arzuyu ihtiyaç gibi gösterir. Nefsin oyunu biraz da budur; çamuru altın diye pazarlamaya çalışır. Nefsi terbiye etmek ise nefsi öldürmek değil, onu haddine çekmektir. Çünkü nefis tamamen yok edilecek bir şey değildir; insan dünyada nefissiz yaşamaz. Açlık, korunma, evlilik, çalışma, mülk edinme, itibar isteme gibi tarafların kökü de nefiste bulunur. Bunlar başıboş kalırsa insanı aşağı çeker; usule bağlanırsa insanı hizmete de sokabilir. Yani mesele nefsin varlığı değil, kimin idare makamında olduğudur. Direksiyonda nefis oturursa insan savrulur; akıl, kalp ve iman öne geçerse nefis terbiye olur. Esas mesele budur. Sonra nefsi terbiye eden şey, kuru bilgi değil devamlı disiplindir. Az ama istikrarlı ibadet, harama karşı net sınır, dilin korunması, midenin korunması, gözün korunması, yalnızken de edepli kalabilmek, öfke geldiğinde hemen hareket etmemek, canın istedi diye her istediğini yapmamak… bunlar nefsin gemidir. İnsan her arzusunu yerine getire getire nefsi terbiyeye değil, şımartmaya gider. Nefis biraz çocuk gibidir; her istediğini verirsen büyümez, azar. Bir isteğini kırdığında ise insan içte bir direnç hisseder; işte terbiyenin kapısı orada açılır. Mesela canın konuşmak ister, susarsın; canın bakmak ister, çevirirsin; canın öne çıkmak ister, geri durursun; canın intikam ister, yutarsın. Bunlar küçük görünür ama nefsi eğiten ince amellerdir. Şeytanın nefse müdahalesi meselesine gelince: Evet, şeytan nefse vesvese verebilir, onu dürtebilir, arzuları süsleyebilir, yanlışı mantıklı gösterebilir. Fakat şeytanın gücü zorlayıcı bir hâkimiyet değildir; o davet eder, süsler, fısıldar, kışkırtır. Kabul eden nefistir. Burada önemli fark şudur: Nefis içeriden ister, şeytan dışarıdan dürter. Nefis malzemeyi taşır; şeytan onu alevlendirmeye çalışır. Mesela kibir tohumu sende yoksa şeytan kibri kolay büyütemez. Haset zemini yoksa hasedi güçlendirmesi zor olur. Demek ki bütün suçu şeytana atmak da doğru değildir. İnsan bazen şeytandan önce kendi nefsine yenilir. Halk arasında her şeyi “şeytan yaptı” diye anlatırlar; halbuki bazen ortada şeytan fazla uğraşmadan da çalışan bir nefis vardır. İçerde gönüllü memur varsa dışardan müfettiş çok yorulmaz. Ama şu da bilinmeli: Nefis her zaman aynı derecede değildir. İslam geleneğinde nefsin mertebelerinden söz edilir. En kaba hali insanı kötülüğe çeken emmâre tarafıdır. Sonra insan yaptığı yanlıştan rahatsız olmaya başlar; bu levvâme tarafıdır. Daha sonra içte sükûnet, teslimiyet ve denge güçlenir. Yani nefis tek renk değildir; işlenirse incelir, başıboş bırakılırsa kalınlaşır.
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
Teşekkür ederim çok açıklayıcı olmuş
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
Bir de her vakit namazı öncesinde abdest almak zorunda kalmak var...
(0 Beğeni)
|
|
#9
|
||||
|
||||
|
Rica ederim değerli kardeşim, bazı meseleler iki cümleyle anlatılmıyor maalesef...
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| iblis, şeytan, ifrit, cin hakkında acayip bilgiler | Torlak | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 13 | 31.07.26 17:03 |
| Namaz kılmasam daha mı iyi ? | DeadStrom | Sorularınız | 94 | 20.07.25 13:59 |
| Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) | HeartLess | Tasavvuf & Tarikatler | 21 | 24.06.25 00:54 |
| vakıa vefk hakkında sorum var? | Berberis | Vefk & Tılsım | 10 | 02.03.20 13:06 |
| Harabat ehlini hor görme zakir, Defineye malik viraneler var.. | Aliye | Allah Dostları & Evliyalar | 4 | 03.01.20 13:10 |