Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Hak mezhebler nelerdir?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #11  
Alt 12.06.26, 14:22
Mesturu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 10.06.26
Bulunduğu yer: Sırrın Kucağında
Mesajlar: 389
Forum Puanı: 202
Etiketlendiği Mesaj: 32 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yok öyle bir şey herkes maturidi olmak zorunda falan değil, hanefi miladi
8. Asır, maturidi miladi 10. asır,
Aradaki yıllarda insanlar ne ile yürütmüşler dini akideleri,
Bu gün bu ülkede bırak müslümanı mümin olanların yarıdan fazlası maturidiyi eşariyi bilmiyor..

Kelam ilmiyle ilgili bir yerden kopyaladım aslında kopya yapıştırı hiç sevmem, ama malum her şeyi telefondan yazmak zor oluyor

İbnü'l-Arabî'nin kelam ilmine bakışı genel anlamda menfidir. İbnü'l-Arabî'de bu bakış açısı şekillenmiş ve ortaya çıkan husus ise insanın hakikatle olan ilişkisidir. Sûfî kimliğiyle öne çıkan İbnü'l-Arabî'nin kelam eleştirisini kazandığı zemin de doğal olarak kendine özgü bir teoriyle beslediği bu tasavvufî zemindir. Ona göre insan hakikat yoluna ancak hâl, keşf ve müşâhede gibi ulaşılabilir, Allah tarafından (ledün) kendisine öğretilen bir bilgi aracılığıyla dahilinde olabilir. Öte yandan İbnü'l-Arabî'nin kelam eleştirisinde kaldığı önemli bir dayanağın da Kur'ân olduğunu görüyoruz. Kur'ân'ın zikrettiği deliller kelamin delillerine ihtiyaç bırakmayacak kadar güçlü, sahih ve sarihtir. Dolayısıyla Kur'ân'a sarılan birinin, sarıldığı süre boyunca kelama ihtiyacı duymasından söz edilemez. Ayrıca kelam İbnü'l-Arabî'ye göre aslında şüphe demektir, sorun demektir. Mütekellimler sürekli itikadî sorunlarla, şüphelerle ilgilenerek ve sorunları gündeme getirmeden, başkalarını şüpheye sevkederler. Buraya sürüklendikten sonra İbnü'l-Arabî'ye göre insanın kendisini kurtarması çok zor, birlikte kendini kurtaran sayıları da oldukça az. Bu yüzden İbnü'l-Arabî'ye göre bir şehirde bir kelamcıdan fazlasına lüzum yoktur.

İmam Matürîdî (10. asır), İmam-ı Azam'ın vefatından sonra yeni bir akide icat emedi. İmam-ı Azam'ın o 8. asırda yazdığı Fıkhu'l-Ekber'deki maddeleri aldı, o iki asır boyunca ortaya çıkan yeni felsefi şüphelere karşı şerh edip sistemleştirdi. Yani 8. asırdaki akide neyse, 10. asırdaki de oydu sadece adı kondu ve kurumsallaştı
Ayrıca avamın bilmememsi bir ölçğ değildir

Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evrad-ı fethiyye HavasHoca Evradiyeler & Azametler 17 31.05.23 18:35
Adem Aleyhisselam aşk Peygamberler 2 03.02.21 14:20
Lailahe illallah Ne demektir? Torlak Tasavvuf Sohbetleri 0 11.11.20 11:37
Havvas-ul Kuran Devrimci Sure ve Ayet Havasları 4 25.03.20 00:09
Tevbe Suresi Açıklamalı Tefsiri Havasokulu Kuran-ı Kerim Tefsiri 23 29.01.19 13:29


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com