HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Seliyle övünen köpük, deryayı ne bilir?
Derinlik susar amma, sığ olan çokça gelir.
Dağ gölgeyle küçülmez, ay bulutla eksilmez,
Hak ile duran gönül, tehditle geri dönmez.
Mühür elde sanılır, hâlbuki sır kalptedir,
İcâzet kâğıt değil, edep ile nispettedir.
Söz nefs için söylenirse, sahibine perdedir,
Hak için söylenirse, karanlığa hançerdir.
Aslan mülkü bağırmaz, vakar ile bekler,
Çakal sesi çoğalır, seher vakti tekler.
Kim kendini güneş sanır, bir mum kadar titrer,
Hakikat doğduğunda, gölgeler yere iner.
Bizim sözümüz kinle yaydan çıkan ok değil,
Edep ile bilenmiş, nefsin başına çök değil.
Kalp kırmak hüner olmaz, öfke ilme denk değil,
Hakk’a ram olan kişi, halka karşı sert değil.
Bu gece diye gelen, sabahı hesap etsin,
Karanlığı büyüten, nuru nereden bilsin?
Kim hükmü kendinde görür, önce kendin eksilsin,
Mühür Hakk’ın elinde, kul haddini bilsin.
Kâğıttan dünya kuran, rüzgârı düşman sanır,
Sırra erdim diyenin, imtihanı çok ağır.
İlim başı eğdirir, cehil meydanda bağırır,
Derya taşla bulanmaz, taş kendi dibe varır.
Söz biterse sükût var, sükût nice söz eder,
Kalem durur bir yerde, hükmü Mevlâ gösterir.
Meydan bizim değildir, meydan Hakk’ın takdiridir,
Kim kendini büyük görür, kendi gölgesinde erir.
Ey tehditten medet uman, bil ki yolun dar olur,
Hakikate taş atan, kendi elinden vurulur.
Edep kalkan olursa, fitne gelir yorulur,
Hakk’a dayanan gönül, sarsılmaz bir sur olur.
|