![]() |
Zaman ve kun emri sorusu
Zaman ve mekan henüz yaratılmamışken
'Kün' (Kün) emrinin harflerinin (Kaf ve Nun) ebced değeri ve (modernizehaki)kozmik frekansı hangi zaman dilimine ve hangi feleğe göre tecelli etmiştir Zamanı yaratan bir kelamın zamana bağlı olan harf sırrı nasıl hesaplanabilir? Soru biraz kafa karıştırıcı olabilir ama burada asıl keşfedilmesi gereken bu harfler zamanın üstünde midir sorusu hepinizin fikrini bekliyorum saçma olur bir bilgim yok demeyin yazın istişare edelim |
Değerli kardeşim Kün emri, zamanın içinde çıkan iki harfli bir ses değildir. Zaman, mekan ve felek henüz mahluk değilken hangi zaman dilimine, hangi feleğe, hangi frekansa göre tecelli etti? diye sormak, mahlukun ölçüsünü Halık’ın emrine tatbik etmektir. Kur’an’daki Kün fe yekün ifadesi, Allah’ın yaratmadaki mutlak kudretini insan idrakine yaklaştıran ilahi beyandır. Yani Allah bir şeyi dilediğinde, sebebe, süreye, feleğe, gezegen saatine, frekansa muhtaç olmadan onu var eder.
Ebced hesabına gelincede ebced mahluk alemde kullanılan bir remizdir, Allah’ın ezeli kelamına ölçü değildir. Hesaplanamaz, çünkü burada iki mertebe karıştırılıyor. Allah’ın ezeli kelamı zamanın içinde değildir. Zamanı, mekanı ve felekleri yaratan emir, zaman, felek, saat, frekans ve ebced ölçüsüne mahkûm olmaz. Bizim okuduğumuz “Kün” lafzı, harf, ses, yazı ve ebced bakımından mahluk alemde idrak ettiğimiz ifadedir. Kaf ve Nun’un ebcedi hesaplanabilir, fakat bu hesap Allah’ın yaratma emrinin mahiyetini hesaplamaz, sadece lafzın harfi değerini verir. |
Alıntı:
Kıymetli kardeşim öncelikle bu güzel ve düşündürücü cevabınız için Allah sizden razı olsun Meseleyi Allah Tealanjn mutlak kudreti ve ezelîliği çerçevesinde ele almanız isabetli olmuş Özellikle mahlukun ölçüsünü Hâlıkın emrine tatbik etmek şeklindeki tespitiniz oldukça yerinde Bu yönüyle söylediklerinize büyük ölçüde katılıyorum Bununlan birlikte ilmî istişarenin bereketine binaen birkaç küçük noktayı da arz etmek isterim Kün lafzını KonusurskanAllah Teâlânın ezelî kelâm sıfatı ile bizim dilimizde telaffuz ettiğimiz yazdığımız ve işittiğimiz lafız arasında klasik akaid âlimlerinin yaptığı ayrımı haırlamka faydalı olabilir Çünkü bizim telaffuzumuz ve yazımız mahlûktur ancak Allahın kelamsıfatu ezelîdir Bu ayrım ifade edilirse metin akaid bakımından daha da kuvvetli bir hâl alacaktır Ebced miselesindr de kanaatimce isabetli bir notaya temas etmişsiniz Harflerin ebced değeri hesaplanabilir fakat bundan hareketle Allahın yaratma emrinin mahiyeti zamanı feleği veya kozmik frekansı hakkında hüküm vermek mümkün değildirziea bunlar gayb alanına dair hususlardır ve kesin delil olmaksızın konuşmak doğru olmaz Tekrar teşekkür ederim kardeşim Rabbim ilminizi bereketlendirsin bizleri hakikati arayan delille konuşan ve edebi muhafaza eden kullarından eylesin İstişare rahmettir böyle güzel meselelerin ilim ve hörmet çerçevesinde konuşulması hepimiz için faydalıdır Allaha emanet olun |
Alıntı:
Nun Harfi: Ebced değeri 50'dir. Kelimenin Toplam Ebced Değeri: 20 + 50 = 70'dir. Tasavvufta ve Hurûfilikte bu sayısal değerlerin özel anlamları vardır. Kef (Kudret) ve Nun (Nur) harfleri, Allah'ın yaratmadaki gücünü ve süratini temsil eder asıl soru şu, Allah zamandan ve mekandan münezzehse miraç hadisesinde hz. peygamber refref ve burak ile niye semaya yükseldi? sema bir mekan değil mi? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yok iken yaratan, yarattığına muhtaç olur mu hiç. Yaratılmış,yaratılmışa muhtaç kalıyor.Her şey ona muhtaç ama o o hiç bir şeye muhtaç değil.Kainat ona muhtaç,melekler ona muhtaç,cinler,insanlar,canlı cansız her şey ona muhtaç.O olmadan olmaz(kişinin hayatında),onu anmadan olmaz. Zamanda olsa,mekanda olsa yaratılmıştır.Cennette bir yaratılmış,cehennemde hepsi ona muhtaç. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Haşa Allah'ın nerede nasıl olduğunu sorgulama derdine niye düşüyoruz? Ayette yazdığı gibi kabul etsek ne olacak, üzerimize vazife olmayan şeyleri neden bu kadar araştırıyoruz çok ilginç. Hem de imana doğrudan dokunacak meseleler...
|
Alıntı:
Forumda kim Allahın nerde pldugunu sorguluyor? Veya neyin üzerimize vazife olmadığının bilgisini sizden mi alıyoruz |
Alıntı:
|
Alıntı:
Estağfurullah ben haddimi bilirim dilediğinizi dilediğiniz yere yazma özgürlüğüne sahipsiniz, kesinlikle konu tartışmak Rabbimiz kuranda kaç farklı yerde aksetmez misiniz diue soruyor bu konunun tartışılması sizi neden rahatsız etti onu merak ettim |
Alıntı:
|
Alıntı:
Havvas ile bağlantısı olsn bir konu değil olsa da ilim sahipleri olarak eminim ki nerde durulduğuna karar verebilecek çapta kişileriz, Siz kendi fikrinizi söylemekte özhürsünüz üstüne üstlük bu hakkı size bende vermiyprum tabii ki yanlıs anlasıkmasın ama siz açık foruma 2 farklı konu dönerken herahngibir alıntı yapmadan böyle birşey deyince katkı sağlayanlar tövmet altında kalıyor |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ahahah canım benim ne alaka şimdi 🤣 Zaman konusunu konusuyorduk |
Alıntı:
Veya bir hadis var mı? |
Alıntı:
Yok aksine eklemelerde yaparım da abi tepki almak istemiyorum site de tartışmak bile insanı haşa inkarla suçlamalarla sonuçlanıyor |
Alıntı:
Allahın mekanı yok diyen delilini koyar, Hayır Allahın mekanı var diyen delilini koyar Münazara yapılır.. |
Alıntı:
Olur mu sami abi haddimizi aşmamakta fayda var sonra avamın imandan dönmesine sebep oldugumuz ortaya çıkar Alıntı:
Tövbe estağfurullah ben niye bu sitede bir konuyu tartısırken ayet veya hadisleri kanıt göstermeye çekiniyorum? |
Alıntı:
Allah her şeyin yaratıcısıdır. Zümer 39/62 Mekan da “şey”dir. Sağ, sol, üst, alt, ön, arka, mesafe, cihet, hacim, sınır ve yer kaplama mahlukat alemine aittir. Eğer mekan “şey” ise Allah’ın mahlukudur. Allah mahluku yaratandır, mahlukun içine giren, mahlukla kuşatılan değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. Şura 42/11 Mekanda bulunmak cisimlerin vasfıdır. Bir şey bir mekanda ise ya mekan onu kuşatır ya ona temas eder ya ondan ayrıdır ya da bir cihette tasavvur edilir. Bunların tamamı mahluk sıfatıdır. Kur’an O’nun benzeri hiçbir şey yoktur buyurunca, Allah’tan cisim, yön, sınır, hacim, mesafe ve mekan tasavvurunu kökten kaldırır. Allah Samed’dir. İhlâs 112/2 Samed, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu demektir. Mekanda bulunan şey, bulunduğu mekana nispet edilir. Nispet, sınır ve ihtiyaç kokusu taşır. Allah ise Samed’dir, mekana muhtaç değildir, mekan O’na muhtaçtır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur, Allah vardı, O’nunla beraber hiçbir şey yoktu Bu hadis meseleyi kapatır. Allah vardı, mekan yoktu, yön yoktu, arş yoktu, sema yoktu, zaman yoktu. Sonra Allah mahlukatı yarattı. O halde Allah’ın varlığı mekana bağlı değildir. Mekan yokken Allah vardı. |
Alıntı:
Şimdi sahihi müslimdeki CARİYE hadisine bakalım ne diyor orada???? ###### ....şunu belirteyim benim mekan konusunda kesin ve net bir fikrim var ama söylemiyorum, sadece sitenüyelerinin fikirlerini ve bilgilerini merak ediyorum.....###### |
Alıntı:
Cevaplar kesilince dellilerle bize fikrini açıklar mısın abi |
Alıntı:
|
Alıntı:
Mülk 16-17 Bakara 255 Bu ayetlere bak... Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Cübbemin içinde Allahtan başkası yoktur Allah bazen bana kadın olarak gelir Allahı tüysüz bir oğlan olarak gördüm Ete kemiğe büründü mahmut diye göründü Gibi mi? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hüküm butda yeterli değişdir arşın üzerindedir tabiri daha doğru |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ama dediğin çok doğru arlın içindedir alırsal Sümme haşa “Allah arştaki tahtında kurulmuştur” mantıgına gelir bu da asla uygun değildir dinden çıkarır mazAllah |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben kimim? Cariye Sen Allah’ın Resulüsün dedi. Bunun üzerine Resulullah Onu azat et çünkü o mümindir buyurdu. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:11. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com