Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Zıtlıkların ahengi

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.07.26, 15:25
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 149
Forum Puanı: 156
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Zıtlıkların ahengi

İçimizdeki tüm o zıt roller ,(hırsız,, katil,anne şefkati vs.)aslında bir bütünün parçaları değil mi?neden biz iyiyi savunup, kötüyü yok ederek huzur arıyoruz? Oysa huzur,bu parçaların hepsini aynı bütünün O 'nun tecellisi olduğunun farkına varmakla gelmez mi? Bu ayrılık bilincinden kurtulup, birliğe nasıl geçilir?

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.07.26, 15:32
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1827
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İçimizdeki tüm o zıt roller ,(hırsız,, katil,anne şefkati vs.)aslında bir bütünün parçaları değil mi?neden biz iyiyi savunup, kötüyü yok ederek huzur arıyoruz? Oysa huzur,bu parçaların hepsini aynı bütünün O 'nun tecellisi olduğunun farkına varmakla gelmez mi? Bu ayrılık bilincinden kurtulup, birliğe nasıl geçilir?
Değerli kardeşim içimizde iyiliğe de kötülüğe de meyleden kabiliyetlerin bulunması, bunların hepsinin aynı derecede hak ve korunması gereken parçalar olduğu anlamına gelmez. Allahu Teala her şeyi yaratır, fakat her yarattığını emretmez ve ondan razı olmaz. Hırsızlık da merhamet de insanın imkan alanında bulunabilir. Biri nefsin ve zulmün, diğeri fıtratın ve rahmetin istikametidir.

Tevhid, iyi ile kötüyü birbirine karıştırmak değil her şeyin Allah’ın yaratmasıyla var olduğunu bilirken, O’nun razı olduğu ile olmadığı arasındaki hududu korumaktır. Birliğe geçmek, kötülüğü O’nun tecellisi diyerek meşrulaştırmakla değil, nefsin bütün eğilimlerini tanıyıp onları ilahi ölçüye teslim etmekle olur. Huzur, içimizdeki her sesi kabul etmekten değil, her sesi hakikatin hükmüne arz etmekten doğar.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.07.26, 15:55
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,747
Forum Puanı: 10722
Etiketlendiği Mesaj: 5412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İçimizdeki tüm o zıt roller ,(hırsız,, katil,anne şefkati vs.)aslında bir bütünün parçaları değil mi?neden biz iyiyi savunup, kötüyü yok ederek huzur arıyoruz? Oysa huzur,bu parçaların hepsini aynı bütünün O 'nun tecellisi olduğunun farkına varmakla gelmez mi? Bu ayrılık bilincinden kurtulup, birliğe nasıl geçilir?
İyi ile kötü hayır ile şer aynı yerde kardeşçe geçinemez ,bu Allahın kanununa İslamın ahkamına aykırıdır, ve bu konunun ispatı
Ali imran suresi 104. Ayette ayan beyan bize emredilmiştir

Siz, hayra çağıran, ma'rufu yapıp telkin eden, munkeri engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Veltekun minkum ummetun yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihun.

Ayrıca
Bu ayetin tefsirini şu şekilde yapabiliriz

İyiliği emredip kötülüğü nehyetmek, İslâm düşüncesinde bireyin ve toplumun ahlaki yapısını korumayı amaçlayan en temel prensiplerden biridir. Bu kavram Arapça kökenli Emri bil maruf ve nehyi anil münker ifadesiyle de bilinir.

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.07.26, 16:20
murakip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.26
Bulunduğu yer: Allah'ın yarattığı her yer
Mesajlar: 342
Forum Puanı: 223
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İyi ile kötü hayır ile şer aynı yerde kardeşçe geçinemez ,bu Allahın kanununa İslamın ahkamına aykırıdır, ve bu konunun ispatı
Ali imran suresi 104. Ayette ayan beyan bize emredilmiştir

Siz, hayra çağıran, ma'rufu yapıp telkin eden, munkeri engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Veltekun minkum ummetun yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihun.

Ayrıca
Bu ayetin tefsirini şu şekilde yapabiliriz

İyiliği emredip kötülüğü nehyetmek, İslâm düşüncesinde bireyin ve toplumun ahlaki yapısını korumayı amaçlayan en temel prensiplerden biridir. Bu kavram Arapça kökenli Emri bil maruf ve nehyi anil münker ifadesiyle de bilinir.
Benzer şekilde el-vel'a ve'l ber'a örnek gösterilebilir. Allah rızası için dostluk ve Allah rızası için ona zıt olana düşmanlık.

Ama buradaki iyi ile kötü acaba başa gelenler anlamında mıdır? Her şeyde vardır bir hayır sözünde olduğu gibi.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18.07.26, 16:21
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 149
Forum Puanı: 156
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim içimizde iyiliğe de kötülüğe de meyleden kabiliyetlerin bulunması, bunların hepsinin aynı derecede hak ve korunması gereken parçalar olduğu anlamına gelmez. Allahu Teala her şeyi yaratır, fakat her yarattığını emretmez ve ondan razı olmaz. Hırsızlık da merhamet de insanın imkan alanında bulunabilir. Biri nefsin ve zulmün, diğeri fıtratın ve rahmetin istikametidir.

Tevhid, iyi ile kötüyü birbirine karıştırmak değil her şeyin Allah’ın yaratmasıyla var olduğunu bilirken, O’nun razı olduğu ile olmadığı arasındaki hududu korumaktır. Birliğe geçmek, kötülüğü O’nun tecellisi diyerek meşrulaştırmakla değil, nefsin bütün eğilimlerini tanıyıp onları ilahi ölçüye teslim etmekle olur. Huzur, içimizdeki her sesi kabul etmekten değil, her sesi hakikatin hükmüne arz etmekten doğar.
Değerli Kardeşim ,cevabınız için teşekkür ederim.Haklısınız.O 'nun razı olduğu ile olmadığı arasındaki o ince hudut kulun imtihan alanıdır. Benim kastettiğim,kötülüğü meşrulaştırmak değil,aksine o karanlığın(hırsızın ,katilin)insana tuttuğu aynayı fark edip,o aynanın karşısında yargıkayan değil,seyreden bir bilince ulaşmaktır insan kendi içinde o karanlığı gördüğünde,onu dışarıdaki bir düşman gibi değil, kendi nefsinin bir parçası gibi tanıyıp,onun hakikatini anladığında yani o parçayıda. O ' nun sanatının bir eseri olarak kabul edip,ancak o parçanın razı olunmayan tarafını terbiye ettiğinde işte o zaman gerçek tevhid e yaklaşmış olur. Yani mesele, kötülüğü kabul ediip oturmak değil,o kötülüğün arkasındaki yaratıcı kudreti görüp,razı olunmayan o fiillerdenbizzat O 'nun rahmetine iltica ederek çıkmaktır . Sizce kötülüğü reddetmekmi onu daha çok yok eder,yoksa onu kendi aslına(yani O 'nunilmine)havale edip,kendi nefsimizdeki tezahürleri ni şefkatle dönüştürmek mi?

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18.07.26, 17:04
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1827
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli Kardeşim ,cevabınız için teşekkür ederim.Haklısınız.O 'nun razı olduğu ile olmadığı arasındaki o ince hudut kulun imtihan alanıdır. Benim kastettiğim,kötülüğü meşrulaştırmak değil,aksine o karanlığın(hırsızın ,katilin)insana tuttuğu aynayı fark edip,o aynanın karşısında yargıkayan değil,seyreden bir bilince ulaşmaktır insan kendi içinde o karanlığı gördüğünde,onu dışarıdaki bir düşman gibi değil, kendi nefsinin bir parçası gibi tanıyıp,onun hakikatini anladığında yani o parçayıda. O ' nun sanatının bir eseri olarak kabul edip,ancak o parçanın razı olunmayan tarafını terbiye ettiğinde işte o zaman gerçek tevhid e yaklaşmış olur. Yani mesele, kötülüğü kabul ediip oturmak değil,o kötülüğün arkasındaki yaratıcı kudreti görüp,razı olunmayan o fiillerdenbizzat O 'nun rahmetine iltica ederek çıkmaktır . Sizce kötülüğü reddetmekmi onu daha çok yok eder,yoksa onu kendi aslına(yani O 'nunilmine)havale edip,kendi nefsimizdeki tezahürleri ni şefkatle dönüştürmek mi?
İslam hayırla şerri uzlaştırmaz, aralarındaki hükmü ayırır. Tevhid de zıtları bir saymak değil, her şeyi Allah’ın koyduğu yere koymaktır.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 18.07.26, 18:22
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 149
Forum Puanı: 156
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İslam hayırla şerri uzlaştırmaz, aralarındaki hükmü ayırır. Tevhid de zıtları bir saymak değil, her şeyi Allah’ın koyduğu yere koymaktır.
İslam hayırlıa şerri uzlaştırmaz derken aslında benim bütün kavramayla işaret etttiğim o derin hakikati yani zıtlıkkarınbirliğinin (tevhid) uzlaşma değil,yaratılışın asıl ahengi olduğunu tehşd ediyorsunuz. Bütüne bakışı uzlaşma sanmanız,kendi kuralcı pencerenizle sınırlı bir bakış açısıdır. Failin tek olduğunu hatırlatmak,hayırla şerri karıştırmak değil, tevhidi idrak etmektir.kötülüğü düşmanlaltırmak aslında nefsin karanlığından kaçıştır basamakta takılı kalanlar için zıtlıklar savaştır. Bütünü seyredenler içinse sadece herbiri O 'nun kudretinin bir yansımasıdır.O "nun sanatındaki bir tecellidir

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18.07.26, 18:58
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1827
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İslam hayırlıa şerri uzlaştırmaz derken aslında benim bütün kavramayla işaret etttiğim o derin hakikati yani zıtlıkkarınbirliğinin (tevhid) uzlaşma değil,yaratılışın asıl ahengi olduğunu tehşd ediyorsunuz. Bütüne bakışı uzlaşma sanmanız,kendi kuralcı pencerenizle sınırlı bir bakış açısıdır. Failin tek olduğunu hatırlatmak,hayırla şerri karıştırmak değil, tevhidi idrak etmektir.kötülüğü düşmanlaltırmak aslında nefsin karanlığından kaçıştır basamakta takılı kalanlar için zıtlıklar savaştır. Bütünü seyredenler içinse sadece herbiri O 'nun kudretinin bir yansımasıdır.O "nun sanatındaki bir tecellidir
Değerli kardeşim, bir düşünceye derin hakikat demek, onu Kur’ani bir hakikate dönüştürmez. Tevhid, hayırla şerri aynılaştırmak değil, yaratmayı Allah’a, tercihi kula, hükmü ise vahye nispet etmektir. Benim kuralcı pencerem dediğiniz şey şahsi kanaatim değil, Allah’ın koyduğu huduttur. Bu hududu dar görmek, tevhidi aşmak değil henüz tevhidin nispetlerini birbirinden ayıramamaktır. Önce kavramları kendi anlamlarına iade edelim, sonra birbirimizin bakışını yargılayalım.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 18.07.26, 19:11
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 149
Forum Puanı: 156
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İyi ile kötü hayır ile şer aynı yerde kardeşçe geçinemez ,bu Allahın kanununa İslamın ahkamına aykırıdır, ve bu konunun ispatı
Ali imran suresi 104. Ayette ayan beyan bize emredilmiştir

Siz, hayra çağıran, ma'rufu yapıp telkin eden, munkeri engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Veltekun minkum ummetun yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihun.

Ayrıca
Bu ayetin tefsirini şu şekilde yapabiliriz

İyiliği emredip kötülüğü nehyetmek, İslâm düşüncesinde bireyin ve toplumun ahlaki yapısını korumayı amaçlayan en temel prensiplerden biridir. Bu kavram Arapça kökenli Emri bil maruf ve nehyi anil münker ifadesiyle de bilinir.
İmas hocam , paylaştığınız ayeti kerime, hakikatin dış dünyadaki tecellisi için bize düşen sorumluluğu hatırlatıyor.Ancak iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamak(emr i bil maruf) sadece dışımızdaki insanların hatalarını işaret etmek mi,yoksa insanın kendi içindeki o hırsız ,katil rollerinin kaynağına inip,o tecellilerin arkasındaki tevhidi görerek,kendi nefsini bu hakikatle terbiye etmesi mi? Siz iyi ile kötü kardeşçe geçinenez diyerek bir sınır çiziyorsunuz. Ancak şunu sormak istiyorum kendi içimizdeki o karanlık parçalarla savaşırken, hakikati değil de kendi doğrularımızı savunuyor olabilir miyiz. Hakikatin tek sahibi vardır veO iyiyi de kötüyü de kendi şeriatının derinliği için var etmiştir.Bizim görevimiz kötülüğü yok etmek değil,kötülüğün tuttuğu o aynada kendi acizliğimizi görüp, O 'nun rahmetine iltica etmektir.Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?Hakikat iyinin veya kötünün ötesinde,herşeyin sahibi olan O "nun tecellisini seyredebilen idrak makamında gizli değil midir. Bu konu da aylardır düşünüyorum soru zihnime düştü soru düştüde cvbı bilmek mi bilmemek mi onda emin olamadım hocam

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 18.07.26, 19:20
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,747
Forum Puanı: 10722
Etiketlendiği Mesaj: 5412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İmas hocam , paylaştığınız ayeti kerime, hakikatin dış dünyadaki tecellisi için bize düşen sorumluluğu hatırlatıyor.Ancak iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamak(emr i bil maruf) sadece dışımızdaki insanların hatalarını işaret etmek mi,yoksa insanın kendi içindeki o hırsız ,katil rollerinin kaynağına inip,o tecellilerin arkasındaki tevhidi görerek,kendi nefsini bu hakikatle terbiye etmesi mi? Siz iyi ile kötü kardeşçe geçinenez diyerek bir sınır çiziyorsunuz. Ancak şunu sormak istiyorum kendi içimizdeki o karanlık parçalarla savaşırken, hakikati değil de kendi doğrularımızı savunuyor olabilir miyiz. Hakikatin tek sahibi vardır veO iyiyi de kötüyü de kendi şeriatının derinliği için var etmiştir.Bizim görevimiz kötülüğü yok etmek değil,kötülüğün tuttuğu o aynada kendi acizliğimizi görüp, O 'nun rahmetine iltica etmektir.Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?Hakikat iyinin veya kötünün ötesinde,herşeyin sahibi olan O "nun tecellisini seyredebilen idrak makamında gizli değil midir. Bu konu da aylardır düşünüyorum soru zihnime düştü soru düştüde cvbı bilmek mi bilmemek mi onda emin olamadım hocam
Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?

Ne yapmalıyız kötü olanı kardeşmi saymamız gerekiyor, elbette kötüyü düşman olarak görmeliyiz
Misal, şimdi kötü olan israili dost olarak mı bilelim yoksa onu düşman olarak mı görelim?
İyi olmakta insanın yada toplumun elindedir, kötü olmakta insanın yada toplumun elindedir, tercihini kötülükten yana kullanan herkes düşmandır , eğer onu düşman bilmezsek zaten bize kötülüğü domunacaktır...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:09.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com