![]() |
Malesef ortalıkta çok boş yapan arkadaşlar var. Ve bizimde onlara zaman ayırmamız vakit kaybı. Şu tipler yüzünden başka hakiket arayan insanı da bu zann edib ciddiye almıyoruz...
Allahul Adil |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Birde şöyle birşey var, bizim özgür irademizle kararlarımızı almadığımıza dair yapılan deneylere ilişkin. |
Alıntı:
|
Ya kendi kafasına göre çok düzeltme yapmış telefon. Çok anlam kaybı filan yaşanmış yazdıklarımda-) ya @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çok düşünmeyin bu meseleleri. İyi bir kul olun. Gayba iman ettik biz.
Firavun Azraili gördüğünde iman etmiş. Allah Azze ve celle de "şimdi mi?" diye sormuştur.. |
Alıntı:
---------- Post added 18.06.20 at 20:18 ---------- Alıntı:
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] -)) öldürüyorsun beni yemin ediyorum -)) yav bacım senle ne ilgisi var bunların. Sana kim ne dedi bacım -) herşeyi alınma üstüne alınacakların da olursa üstüne mal etme ya.. İnsanla münasebet zor. Kesmek doğru olan -))
|
Alıntı:
|
Kullan için en uygun (en hayırlı, aslah) olanı yerine getirmek Allah Taâlâya vâcib olmadığı gibi onlar için kötü olmayan şeyi (salâhı) se*çip yaratmak da üzerine borç değildir
«Allah tââlâ*nın hidâyete erdirmesi demek kulun nefsinde hidâyetlenmeyi (ihti*dayı, doğru yola girmeyi) yaratması demektir. Saptırmak (ıdlâl) da onda sapıklığı (dalâleti) meydana getirmesi mânâsına gelir». Ehl-i hak (Allah zaferlerini artırsın) şöyle dedi: «Meydana getirilen her şey Allah taâlânın irâdesi, kaza ve kaderiyle olur; ayn olsun, araz olsun, hayr olsun, şer olsun». Allah taâlâ, var olacağını bildiği bir şeyin bilfiil vücûd bulmasını da murâd etmiştir, onu ister emretmiş olsun, ister olmasın. Nitekim Ebû Hanîfe (r.a.) Kaderiyye fıkrasına mensûb bir zat ile tartı*şırken aynı noktaya temas ederek şöyle sormuş: «Allah taâlâ vuku" bulacak kötülük ve menhiyyâtı ezelde biliyor muydu, bilmiyor muydu?» Karşısındaki zat, "Biliyordu" demeye mecbur kalmış. Bunun üzeri*ne Ebû Hanîfe: «Allah, ezelde bildiğini bildiği gibi mi izhâr etmek (yaratmak) iste*miştir, yoksa bildiğinin hilâfına mı izhâr etmeyi murâd etmiştir ki o taktirde onun ilmi cehl olur? diye sormuş. Karşısındaki zat kendi mez*hebinden vazgeçerek tevbe etmiş. Bu sebepledir ki âlimlerimiz (Allah hepsine rahmet eylesin): «Allah'ın irâdesi ilmi ile beraber yürür» demiştir. Doğru olan, «İrade fiil ile beraber yürür» denilmesidir. Bunun mânâsı da şudur: Allah'ın fi'li (eseri) olan her şey aynı zamanda onun muradıdır. Bu yüzden ola*caktır ki Üstâd İmam Ebû Mansûr (rh.), «Bu mes'ele Efâl-i İbâdın Ya*ratılması meselesinin bir parçasıdır» demiştir. Biz, kullara ait bütün fiil*lerin Allah'ın yaratığı olduğunu isbat ettiğimiz takdirde bunlar onunirâdesi dâhiline girmiş olur. Çünkü yüce Allah bu fiilleri murâd etme*seydi bunları yaratmakta mecbur olurdu; bu ise muhaldir. Allah taâiâ kâfirin küfrünü, imana kudreti olmak*la beraber onun kendi irâde ve ihtiyarı ile dilemiştir, tıpkı bu tarzda onun küfrünü bildiği gibi. Bu sebeple de Allah'ın emri, nehyi, mükâ*fat ve mücâzâtı yerinde olmuştur. Allah taâlânın irâde ve ilminin ta*allûk ettiği şey kulun ihtiyarî fi'li olunca bunun faili olan kulun cebir altında bulunduğu nasıl iddia olunabilir? Üstelik Cenâb-ı Hak kulun irâdeye sâhib olduğunu «Dileyen iman etsin, dileyen de küfretsin»[54] mealindeki âyet-i kerîmesiyie açıkça ifade buyurmuştur nurettin sabuni maturudiyi akaidi. |
[QUOTE=Filozof;350683]Malesef ortalıkta çok boş yapan arkadaşlar var. Ve bizimde onlara zaman ayırmamız vakit kaybı. Şu tipler yüzünden başka hakiket arayan insanı da bu zann edib ciddiye almıyoruz...
Allahul Adil[/QUOTE Evet yine çok bilen bir zat-ı muhterem daha,insanları inancına göre yargılayıp boş olduğu kanatine varabilecek kadar zeki,ama ne hikmetse yazın camilerde ibadet ederken ateistin icat ettiği klimayla serinliyorsun,o camide ateistin bulduğu ampulle aydınlanıyorsun,hasta olduğunuz zaman ateistin bulduğu ilaçları kullanıyorsun,ulaşımını ateistin icadı motorlarla sürdürüyorsun,halen daha hakikat aradığını iddia ediyorsun, Hakikat insandır,insanın özüdür,hakikat kullanabiliyorsan aklındır,eğer hala bulamıyorsan eksiklik sendedir. Ünlü islam filazoflarından Mevlanaya dön bir bak, Yunuslara,Yavuzlara bunları bir incele,Onlar nasıl aramışlar hakikati, Üstad Neşet Ertaş Hakikat insanın gözünden olur diyor,bir düşün istersen İnsanı inancına göre boş olup olmayacağına karar verdiğini zannedip kendine güldürme güzel kardeşim. |
[QUOTE=Altuni;350789]
Alıntı:
Sizin yanıtınıza gelince ise, İnsanın içinde Allah yoksa, onun bom boş bir odadan farkı yoktur. Selametle |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:34. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com