Ahmed b. Hanbel’e çok az yiyenler sorulduğunda, ‘’hoşuma gitmiyor’’ demiştir. Süfyan es-Sevri’nin yolculuğa çıkarken içinde tatlının da bulunduğu azık aldığı nakledilmiştir. Ahmed b. Hanbel’e bir adam, on beş yıldır şeytan beni deli etmeye çalışıyor, bazen Allah Teala’nın zatı hakkında vesvese veriyor deyince, Ahmed b. Hanbel, ‘’anlaşılan sen çok uzun süredir oruç tutuyorsun. Orucunu boz, yağlı şeyler ye ve vaizleri dinle demiştir. (İbnü’l-Cevzi, Telbisü’l-İblis, s.193) İbrahim b. Edhem bir defasında tereyağı, bal ve beyaz ekmek almıştı. Bunların hepsini yiyecek misin? Dediklerinde; ‘’Bulduğumuzda yiğitlerin yiyişi gibi yer, bulamadığımızda da yiğitlerin sabrı gibi sabrederiz’’ cevabını vermiştir. (İbnü’l-Cevzi, Telbisü’l-İblis, s.193-194)
Hanefi alimleri, ilim talebinin farz olması gibi kazanmak için çalışmanın da farz olduğu kanaatindedirler. Şöyle bir silsile izlenmiştir. Allah’a ibadet farzdır. Bu farzı yerine getirmek için bedeni sağlıklı tutmak da farzdır. Bedeni sağlıklı tutmak ise gıda ile mümkündür. Gıda elde etmek için çalışmak gerekir. O zaman hem vücudun ihtiyaçlarını elde etmek için çalışmak hem de vücuda en azından farzları ifa edecek kadar gıda vermek de farzdır. (Mevsıli, el-İhtiyar, 15, 170)
‘’Ölmeyecek kadar yemek farzdır ve kişi bunun için sevap kazanır. Namazı tam ikame etmek ve orucu kolay tutmak için yemek müstehap, vücudu kuvvetlendirmek için doyana kadar yemek mubah, doyduktan sonra yemek ise haramdır. Çünkü bu israftır. Doyduktan sonra yemek ancak oruç tutmak isteyen ile misafirini utandırmak istemeyen için caizdir.’’ (Mevsili, el-İhtiyar,15, 172-173)
Dünyanın nimetlerinden kendine zarar verecek, İslam’ın bazı emirlerini yapamayacak şekilde kendini men etmek Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. Hz. Peygamber’in Osman b. Maz’un Abdullah b. Amr’a yaptığı uyarılar bilinmektedir. Şu hadis ise bu hususta daha açıktır.:
Kehmes Hilali anlatıyor; ‘’Ben Müslüman olunca Rasulullah’ın yanına gelip O’na Müslüman olduğumu bildirdim. Bir yıl sonra tekrar yanına geldiğimde çok zayıflamış, bir deri bir kemik kalmıştım. Bana baktı ve beni yukardan aşağıya süzdü. Ben:’’Ya Rasulallah beni tanımadın mı? Dedim. Rasulullah (s.a.v), ‘’sen kimsin?’’ dedi ‘’Ben Kermes Hilali’yim’’ dedim. Rasulullah: ‘’Seni bu gördüğüm hale ne getirdi?’’ dedi. Ben: ‘’ Seninle görüştükten sonra gündüz yemek yemedim oruç tuttum, gece de uyumadım’’ dedim. Rasulullah (s.a.v), ‘’nefsine işkence etmeni kim söyledi? Sabır ayı (Ramazan) orucunu ve her aydan bir gün oruç tut’’ dedi. Ben artır dedim. Rasulullah (s.a.v) ‘’ Sabır ayı (Ramazan) orucunu ve her aydan iki gün oruç tut’’ dedi. Ben artır dedim. Rasulullah (s.a.v) ‘’ Sabır ayı (Ramazan) orucunu ve her aydan üç gün oruç tut’’ buyurdu (Buhari)
İbnü’l-Cevzi, nefsi sudan ve uykudan mahrum etmenin büyük bir hata olduğunu bunun vücuda zarar vereceğini söylemektedir. Gazzali’nin, ‘’İnsan lezzetli şeyler yerse kalbi katılaşır ve ölümü arzu etmez; nefsini arzularından men edip de lezzetli şeyleri yasaklarsa, nefis dünyadan ayrılmak ve ölmek arzu eder’’ sözünüde eleştiren İbnü’l-Cevzi, ‘’fakih birinden böyle bir söz nasıl sadır oluyor’’ diyerek hayretini belirtmiş; nefsin eziyet bile edilse ölümü arzu etmeyeceğini, Allahu Teala’nın yolculukta oruç tutmamayı meşru kılarak kullarına acıdığını söylemiş ve ‘’Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez.’’ (Bakara suresi 185. Ayet) ayetini zikretmiştir.
Fakihler riyazetin sınırlarını farzları ifa etme çerçevesinde bakmışlardır. Onlara göre ibadetleri ifa etmeyi zorlaştıracak kadar az yemek yiyerek riyazet yapmak helal değildir. Bir kişi kırk güne varacak şekilde riyazet yapsa da bu sırada ölse asi olarak ölmüş olur. (Zeynüddin er- Razi, Tuhfetü’l-Mülük) Hz. Peygamber, ‘’nefsin senin bineğindir, ona karşı şefkatli ol!’’ buyurmuştur. İbadetleri terk caiz olmadığı gibi ona yol açacak şeyler de caiz değildir. Ancak ibadetleri yapmaya engel olmayacak şekilde yemeyi terk etmek mubahtır. Zinaya düşmekten korkan bir gencin, farz ibadetleri aksatmayacak şekilde, şehvetini açlıkla kırmasında beis yoktur.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|