![]() |
Alıntı:
bu konusma burada bitmistir cünkü siz laf anlamayacak kalbi mühürlu insanlarsiniz |
ben din düşmanı değilim aksine sana karşı dinin aslını savunuyorum dine bidat sokmaman için.
seni iftiralarından dolayı EL ADL olan RABBİME havala ediyorum. bak peygamberim demiş ki: Allah, bir mümin kimse hakkında onda olmayan şeyleri söyleyen kimseyi, söylediği (bu) sözden dönünceye kadar cehennem halkının vucudundan akan irin ile toprak karışımı olan bir bataklıkta tutar. sen kendine bir bataklık bul şimdiden çünkü bu söylediklerinden bazılarını ispatlaman mahşer günü mümkün olmayacaktır. |
Alıntı:
o bahsettiğin muhterem zaat uygun gormemiş ve bile olsa hocanın alıntıladığı bir sahih hadisde bu duruma ornek bir yazı yazarak allahtan şifalanmayı talep edildiği gözüküyor dimi soru1? o bahsi geçen alim tasaffuv değil fıkıh alimi değilmidir ve o alıntıladığın KERİH GÖRÜRlerdi? dersin ama hadiste çoçukların boynuna kurandan sureler asılırdı diyor hadise mi bakıcaz o adamın sözünemi soru 2? ki birçok hadiste mümin kardeşine derdinin gidermenin öneminden bahseder kişi vefk tılsım muska nusha yazarak dine şirk koşmadan hakaret içermeden işlem yapsa islami kaidelere ters olmadığı(hakaret-saygısızlık-haram maddeler vs.) gibi şeyler dikakt edilerek yapılıcak ister muska ister vefk ister bitkisel ilaç ister hipnoz tarzı sözlü terapiler kişiye faide verebilir allah dilerse bunlar vesileden ibarettir kişi allahtan geldiğini bilse ve inansa yeterli olmazmı soru3? kişi faydasını görse muskadan yada tılsımdan bunlarında aspirinden yada başka bitkisel veya modern ilaçlardan çok farkı yoktur ilaç bazen şifa bazen zehirdir tılsım diyince de akla şeytan enerjisi gibi fantestik şeyler gelmesin hemen tılsımlarda eskiden kullanılan bir çeşit dil deki harfler kelimlerden ibaret her kelime harfin nasılki enerjisi varsa bunlardada mevcut bunlarıda doğru kombinasyonlarla islami yontemlerle birleştirmenin insanların dertlerini çözmeninde nasıl bir sakıncası olabilir ? hiçbirşey boş yere yaratılmadığı için duruma göre domuz veya inek kanında yapılan insülin iğnesi bile cevaz(izin)vardır yada alkol ile yara dezenfekte edilir cevaz(izin)vardır ve şunu de özetleyerek bitireyim o tılsımda veya msukada ne dersen allah ve resulune övgü dolu bir metin veya bir ayetten alıntı varsa yada hiçbiri yok ama islamı açıdan saygısızca herhangi birşey dahi içermiyor ve kişi uygulayıp derdinden kurtulmuşsa bunu nasıl haram olarak görürsünki? elbete modern tıb kadar deneme yanılma ile bilimsel kanıtlamak mümkün değil tasffuvi şeylerde fakat faydasını görüp derdinden kurtulan varsa senin canını sıkan nedir? ha dersin okuduğun şeyin anlamını bilmiyorsun tılsımda ne yazıldığını haberin yok sen allahtan değil muskadan şifa beklliyor hacetine deva arıyorsun evet boyle düşünen lere haramdır da bu muskaya has değildir doktor lar içinde ilaçlar içinde hata avukat hakim ve nice meslekde de geçerlidir bilmem anlatabildimmi.... |
Alıntı:
" ha dersin okuduğun şeyin anlamını bilmiyorsun tılsımda ne yazıldığını haberin yok sen allahtan değil muskadan şifa beklliyor hacetine deva arıyorsun evet boyle düşünen lere haramdır da bu muskaya has değildir doktor lar içinde ilaçlar içinde hata avukat hakim ve nice meslekde de geçerlidir bilmem anlatabildimmi...." |
Alıntı:
ki mantıken hem ayetler hem hadisler bbirbirine zıt ters şeyler soylendiği geçiyor ama iyice incelediğimizde şahsi fikrim muska nusha değil olay yukarda 2 kez vurguladığım soze tekrar edeyim kişi korunma iyileşme taaruz başarı şirinlik ve akla gelebiilcek her türlü işlemde ister maddi ister manevi olsun bir insan ile muzakaresinde olsun ister bir cansız maddde olsun herşeyin yaratıcıs olanın allah olduğu şuuuru ile güçün kuvvetin ve kaderin kazanın yan iherşeye hükmedenin iradesinde olduğu bilinçinde değilse ister muska takssın günaha girer ister ilaç alsın günaha girer isterse birini öldürsün yada bir yerden kurtulsun günaha gierer çünkü yaratıcının değilde yaratılanın faide verdiğine kanar işin özü bilinç ve şuur bunun farkında olursa kişi yaptığı bu tür vb şeylerde günaha girmez diye düşünüyorum |
Alıntı:
kişi allahın varlığını bilincinde mi hareket etmiş yoksa aksi bir düşünce ilemi hareket etmiş işin özü burda saklı bence |
sen okuduğunu anlayabildiğine emin misin? o adam dediğin kişi ibrahim en nehai seleften bir alim yani dahada açıklayayım sana
sahabeler varya peygamber efendimizin arkadaşları heh işte sahabelerin talebesinin talebesi... umarım şimdi daha iyi anlamışsındır oradada kendi görüşünü söylemiyor kendisinin yetiştiği sahabelere tabi olan kişilerin görüşünü söylüyor. İbrahim en nehai böyle diyor SELEFTEN (SAHABELERE TABİ OLANLARDAN)YETİŞTİKLERİMİZ KURANDAN OLAN YADA OLMAYAN TÜM MUSKALARI KERİH GÖRÜRLERDİ. bu konuda böyle görüşler olduğu için vefk,tılsım falan bunlarla tedavi caiz değil... çünkü ibn Kayyım demiş ki selefin dilinde kerih görmek sözünün manası haramlıktır demiş... he ilaça falan bağlıyacaksan konuyu peygamberimiz tedavi olunuz demiş... dine göre caiz şekilde tedavi olursun. bunda hiç bir sıkıntı yok çünkü seleften sahabeler veya peygamber bu konuda bize ameliyat olmayın dememiş. ama temime takmak konusunda peygamberin görüşü belli şirk demiş. ibrahim en nehai de seleften görüş aktarıyor velhasıl kelam anlamak isteyen anlar çok zor değil. anlamayan adama laf anlatmak bazen büyük kayaları kaldırmaktan daha zordur. |
Alıntı:
tuhaf bizzat resululahın kaynaklı olan hadisleride bu muhterem zaatın dediğine ters hymm hymm ilginç değilmi sende aynı şekilde bu zaatın görüşünü destekleyen nitelikde hadisler paylaştın hymm hymm 4 mezhtepede hadisler farklı farklı yorumlanarak zaten farklı helal haram kavramları ortaya çıkdı tabi zorlamak yok sen boyle amel etmek istersen amel edebilirsin ama şahsen şunun altını çizmek isterim allahın sozleri herkesin sözünden üstündür resululahın sozu de diğer salih insanlarınkinden evveldir 4 büyük halife de ve bana göre 4 büyük mezhep imamları ve ibnu muhyidini arabi veysel karani imam azam ve abul kadir geylani gibi zatlarda daha öndedir o mubarek zaatan farkındaysan bu büyük zaatlar bile birbirlerine zıt görüşleri bolca var o yüzden tutkulu bişekilde savunma yaparken bunuda düşün işin özü ne bilinçte amel etmene bağlı bence... ister adı muska ister adı ilaç ister adı başka şey olsun gaflet içinde olmamak gerek allahın şuurunda olmak gerek |
Alıntı:
''''tuhaf bizzat resululahın kaynaklı olan hadisleride bu muhterem zaatın dediğine ters'''' böyle diyorsun ya delil getir bakalım buna. Resulullahın temime şirk dediği ortada. neyin savunmasını yapıyorsun sen hala? bak resulullah ne demiş : “Kim, temime (yani muska/cevşen) takarsa, muhakkak ki, Allah’a şirk koşmuştur!” Ahmed bin Hanbel Müsned 13/19609, Heysemi 5/103, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 1/492 Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kim, nazar boncuğu veya muska takarsa Allah’a şirk koşmuştur!” Ahmed bin Hanbel Müsned 4/156, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s- Sahiha 430, 492 utanmadan bir de ibrahim en nehai'nin dediğine, resululullah kaynaklı hadisler ters diyorsun. insan biraz utanır şu dediklerinden sonra... ''''işin özü ne bilinçte amel etmene bağlı bence...'''' kurduğun cümleye bak ! BENCE diyorsun. benim kurduğum cümlelere bak ben sana selef aliminden, Resulullahtan, sahabeden abdullah ibn mesudun rivayet ettiği hadisi getiriyorum. sen ise bence diyorsun yazık. alim misin sen hadisleri ayetleri hıfz ettinmide onları yorumladın mı da sünnete göre, bence diyebiliyorsun? Benim için Kuran ve Sünnet önemli Resulullah'ın fikri önemli yani senin bence demen bir şey ifade etmiyor. Resulullah şöyle demiş diye delil getirebilirsin ancak... bilmediğin konu hakkında konuşma hele din ise bu konu hiç konuşma ! |
Alıntı:
biraz once misal verdigi ibn kayyim hz peygambere bile tevessulu sirk goren, sefaat yok diyen, Allaha mekan bicen, ibn arabiye kafir diyen abdul vahhab lanetinin fikir babasi şunlara cevap iste verdigi cevaba bak 1---ölmüs bir evliyadan yardim istenir mi? duaya vesile edilir mi? 2--- tasavvuf hakkinda ne düşünuyorsun? tasavvuf hak mi? 3----. cüneydi bağdadi, hallaci mansur, halidi bağdadi , ibni arabi gibi isimlerin hak yolcusu büyuk evliyalar oldugunu kabul ediyormu? . |
Alıntı:
ayrica o verdigi hadislerin serhini de varsin ki durum tam anlasilsin, serhi olmadan o hadisleri anlamak mumkun degil, |
imas dilin kemiği yok konuşabiliyorsun rahat rahat ama mahşer günü o kadar kolay olmayacak. peygamberimden, seleften getirdiğim delillerime nefsinizle değil, delil ile cevap verin.
vahabi vahabi demekle olmuyor. ben dinin aslını anlatıyorum dine sonradan sokulan bidatleri,vefk,tılsım şunu bunu anlatmıyorum... peygamberim buyurmuş : Dine sonradan sokulan her şey bid'attır, her bid'at dalalettir, her dalalet ateştedir.” |
Alıntı:
İbrahim en nehai diyor ki SELEFTEN (SAHABELERE TABİ OLANLARDAN)YETİŞTİKLERİMİZ KURANDAN OLAN YADA OLMAYAN TÜM MUSKALARI KERİH GÖRÜRLERDİ. daha halen ibrahim en nehai için soruma cevap veremedin, bana vahabi diyorsun peki seleften olan sahabeye tabi olanlardan gördükleri olan bu alime diyebilir misin? ben cevabını vereyim asla diyemezsin. işte bu delilime rağmen hala vefk tılsım savunuyorsan bana, kimin kalbi mühürlü diye bir içten içe düşün... İbrahim en nehai'yi ismini fazla duymadınız diye sakın ha küçümsemeyin ; İbrâhîm en-Nehaî Fıkıh Târîhi'nde büyük bir mevki' sahibidir. İmâm-ı A'zam' ebu hanife nin bil-vâsıta üstadlarından sayılır. bu alime vahhabi diyemezsin işte imas burada kendinle çelişmiyor musun? iyi düşün derim önyargısızca kimin kalbi mühürlü acaba? |
Alıntı:
sunuda siz de bende bence gayet iyi biliyoruz ki ne cebimize para girsin nede şan söhret nefsi birseyler icin degi allahin dinine kullarina faide saglamaya gayeet ediyoruz gerek nefsimizi ayak altina seriyor gerek alllahin dinine zarar vermeye calisanlarin madden mannen karşısında durmaya çalışıyoruz niyetim hak yolunda halka hizmet benim hakkımda aksini dusunenleri allaha havele ediyorum |
Alıntı:
Kim, nazar boncuğu veya muska takarsa Allah’a şirk koşmuştur!” | Ebu Davud 3910, Tirmizi 1614, İbni Mace 3538, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/156, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s- Sahiha 430, 492 “Efsun yapmak, muska takmak ve muhabbet için okuyup üflemek şirktir!” | Ebu Davud 3883, İbni Mace 3530, İbni Hibban 1412, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/381, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 331 “Kim, (kendisine fayda verdiğine veya kendisinden zararı giderdiğine inanarak muska, nazarlık ve buna benzer) bir şey takarsa, Allah onu o taktığı şeyle başbaşa bırakır!” | Ahmed bin Hanbel Müsned, Tirmizi 2152, Hakim bdk ne diyor muskanin kendisine fayda verdigine yada muskaninzarari giderdigine inanirsa diyor, yani sifanin Allahtan degil muskadan olduguna inanirsa diyor simdi anladin mi? ayrica sunlara cevap ver cevap vermezsen mufterisin yalancisin takiyyecisin 1---ölmüs bir evliyadan yardim istenir mi? duaya vesile edilir mi? 2--- tasavvuf hakkinda ne düşünuyorsun? tasavvuf hak mi? 3----. cüneydi bağdadi, hallaci mansur, halidi bağdadi , ibni arabi gibi isimlerin hak yolcusu büyuk evliyalar oldugunu kabul ediyormu? . |
Alıntı:
|
“Kim, (kendisine fayda verdiğine veya kendisinden zararı giderdiğine inanarak muska, nazarlık ve buna benzer) bir şey takarsa, Allah onu o taktığı şeyle başbaşa bırakır!”
bir nevi kendi kendini açığa vermişsin birisi muskanın,vefkin,tılsımın kendine fayda vereceğine inanmıyorsa niye yaptırsın? para versin ? fayda vermeyeceğine inanmıyorsa neden bunları yapsın cevapla hele bunu ? şimdi bana şey mi diyeceksin biz bunu vesile olarak görüyoruz mu diyeceksin? peki buna ne diyeceksin? sahabeye tabi olanlardan Alim Said b. Cubeyr şöyle demektedir: "Bir insanda takılı olan muskayı koparmak, bir köle azadına denktir." (İbn Ebi Şeybe (23463)) muskayı koparmadan önce soruyor muydu bu vesile mi diye? öyle bir ibare geçmiyor yukarıda yazan yazıda. bir insandaki muskayı koparmak bir köle azadına denktir yazıyor. sahabeye tabi olan alimlerden said b. cubeyr diyor bunu. sen ibrahim en nehai hakkındaki soruma hala cevap veremedin ki? bana vahhabi diyorsun muskanın KURAN'DAN olsun veya olmasın kerih görüldüğünü aktaran bir alime vahhabi demeye cürret edebilir misin? edemezsin işte |
Alıntı:
müfteri adam. kabir ziyareti yapana ben niye kafir diyeyim peygamber sünnetine göre kabir ziyareti yapması zaten tavsiye ediliyor, ahireti hatırlatacağı için. ölüden medet ummadıktan sonra sünnete uyduktan sonra niye kafir diyeyim ben kabir ziyareti yapan adama. ehli sünnet düşmanı diyorsun,kabir ziyaret yapana kafir diyor diyorsun. dilin kemiği yok,iftira ediyorsun. müfterisin. bak peygamberim demiş ki: Allah, bir mümin kimse hakkında onda olmayan şeyleri söyleyen kimseyi, söylediği (bu) sözden dönünceye kadar cehennem halkının vucudundan akan irin ile toprak karışımı olan bir bataklıkta tutar. sen şimdiden kendine bir bataklık ara alıştırmalara başla. alışsan iyi olur çünkü dediklerinden bazılarını ispatlaman mümkün olmayacak ahirette hesap verirken... |
Alıntı:
heleki 3 tane hadis ögrenmissin bozuk plak gibi ayni seyi konusuyorsun, diger sorulara niye cevap veremiyorsun? |
ben sana hatırlatıyorum yoksa bir anda öyle bir ortamda bulursan kendini daha zor olabilir.
2. sen benim ibrahim en nehai soruma cevap verdin mi? vermedin o zaman soru sorma boşuna. 3. senin hocanı biliyorum ona güya sözde tabii olan ünlü isimde ki cinlerin gerçek olduğunu sakın sanma. kandırılıyorsunuz bazı cinler tarafından bazı konularda. ( bu bir uyarıdır ) kınamıyorum seni ama insanları bilgilendirmek için diyorum yanılmasınlar. kendin yanılmışsın bir kere yanılmış halinde insanlara dinde olmayan bilgi vermeye kalkma din konusunda. hele dinde olmayan şeyleri sakın dine sokmaya çalışma. |
Alıntı:
inançları hususunda ne düşünüyorsunuz bunu bi söyler misiniz |
Alıntı:
Şimdi dahası da var kardeşim dahası var İslam düşünce tarihinde Ehl-i Hadis 8Ehl-i Sünnet-i Hassa) ekolünden Ahmed b. Hanbel ve Ebu Said ed-Darimi gibi meşhur temsilcilerine göre Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğunu söylemek zındıklık ve kafirliktir. Bu inancı benimseyenler ilkin tövbeye davet edilmeli tövbe etmedikleri takdirde öldürülmelidir. (Darimi er-Red’ale’l-Cehmiyye sayfa 171-186) Ancak ne enteresandır ki vaktiyle Ehl-i Hadis’in sahih itikat olarak savunduğu bu görüşler sonraki asırlarda Müşebbihe ve Mücessime inancı olarak değerlendirilip reddedilmiş, buna mukabil Ehl-i hadis’in zındıklık ve kafirlik olarak gördüğü inanç ise Ehl-i Sünnet’in resmi itikatı haline gelmiştir. Allah tasavvurunun tarhi süreçte çok köklü biçimde değiştirildiğinin en çarpıcı örneklşerinden biri de ilahi isim ve sıfatlar konusunda tavizsiz Selefi yaklaşımıyla tanınan Ebu Bekr Huzeyme’nin Kitabu’t-Tevhid adlı eserinde 750!den fazla hadis ve rivayete dayalı olarak ortaya konulduğu Allah fikrinin Fahreddin er_Razi tarafından şirk olarak nitelendirilmiş olmasıdır. Oysa İbn Huzeyme mukaddemedeki ifadelerine göre bu eseri Kaderiyye-Mutezile’ye mensup kişilerin meclislerine katılan öğrencilerin bu ‘’dalalet ehli’’ nin fikirlerine kapılabileceği endişesi üzerine kaleme almıştır.(İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid 1.cilt sayfa 10) Buna mukabil Fahreddin er-Razi Şura 11. Ayet (O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.) tefsirinde Bilesin ki Muhammed b. Uzeyme Kitabu’t-Tevhid diye isimlendirdiği ki bu eser gerçekte Kitabu’ş-Şirk’tir demiştir. Devam etmiş İbn Huzeyme görüşleri tutarsız anlayışı kıt ve akıldan noksan bir kişi olduğu için ben burada onun uzun ifadelerini geçip, savunduğu görüşleri özet olarak nakledeceğim. Bu cümleden olarak İbn Huzeyme, ‘’Biz Allah’ın bir yüzü(vech) olduğunu kabul ediyor ve ‘Rabbimizin yüzünde nur ışık ve aydınlık vardır. Şayet rabbimiz yüzündeki hicabı kaldıracak olsaydı, O’nun yüzündeki celal ve azamet, bunu gören her gözü ve her şeyi kesinlikle yıkıp kül ederdi. Helak olma ve son bulma gibi haller o’nun yüzü için söz konusu değildir.’’ Görüşünü benimsemiştir demiştir. |
Alıntı:
|
Alim alimde alimler arasında mazide birçok sıkıntı hasıl olmuş. Eşariye ve Maturidiye göre kelam-i lafzı mahluk kelam-i nefsi gayr-ı mahluktur. Yani Kuran’ın lafzı ve sözü mahluk ama manası kadimdir. İmam Ahmet ve İshak b. Raheveyn gibi hadis ve selef alimleri ‘’Kuran’ın lafzı mahluk denilmesini caiz görmezlerdi. Hatta bazı Hanbeliler bu sözü küfür sayarlardı (İzmirli İsmail Hakkı Yeni ilm-i Kelam 2. Cilt sayfa 117) İmam-ı Azan ‘’Lafzına bil Kuran mahluktur (Kuranı okurken söylediğimiz sözler mahluktur…) dediği için Hanefiler Hanbelilere ters düşmüşlerdir.
Kadiriye tarikatının kurucusu olan Abdulkadir Geylani diyor ki:. ‘’Men kale lafzi bi’l-Kuran fehüve kafirün billah’’ (Bir kimse Kuran’ın lafzı mahluktur derse Allah Teala’yı inkâr etmiş olur) Böylesi ile sohbet edilmez, birlikte yemek yenilmez, evlenilmez komşu bile olunmaz. Aksine bu gibi kişiler terk edilir. Küçümsenir ardında namaz kılınmaz. Şahitlikleri kabul edilmez. Nikahta velayetleri muteber tutulmaz. Öldüklerinde cenaze namazları kılınmaz. Böyle birisi yakalanırsa tıpkı irtidat eden bir kimse gibi üç kere tevbeye davet edilir. Tevbe etmezse katledilir. İmam Ahmed’e bir ‘’Bir kimse Kuran’ın lafzı mahluktur derse ne lazım gelir’’ diye soruldu ‘’kafir olur’’ diye cevap verdi Yine İmam Ahmed ‘’Allah’ın kelamı olan Kuran mahluk değildir ama onun okunması mahluktur! Diyen kafir olur demiştir. Gavsu’l Azam’ın İmam Azam yani en büyük sûfînin en büyük reyci hakkındaki hükmü budur. Görülüyor ki Selefiyenin katı ve sert taraftarları Sünni kelamcıları ve hatta mutedil olan ilk Selefileri bile kafir sayan beyanlarda bulunmuşlardır. Bu ifadeler karşısında başta İmam-ı Azam olmak üzere Eşari, Maturidi ve onları takip edenlerin Abdulkadir Geylani gibi sert ve katı görüşlü Hanbeliler nazarındaki yerini tespit ve tayin fazla zor değildir. Eşari ve Maturidi kelamcıların bu nevi dar ve müsamaha tanımaz görüşlere sahip olan aşırı Selefileri yani Hanbelileri, Haşeviye, Mücessime ve Müteşebbiha saymaları fazla şaşırtıcı görülmemelidir. Bu bir etki tepki meselesidir. |
Metin tenkitiyle alakalı bir hadis misal vereyim ‘’Ümmetim rahmete mazhar olmuş bir ümmettir onlara ahirette azap yoktur. Kıyamet günü her bir Müslümana Yahudilerden ve Hristiyanlardan bir kişi verilecek ve ona ‘Ey Müslüman bu senin ateşten kurtuluşunun fidyesidir’ denilecektir’’ (Ahmed b. Hanbel Müsned 4.cilt sayfa 408; Ebu Davud, Fiten, 7; İbn mace, Zühd, 34) Hadisin metni bu haliyle oldukça problemlidir. Bir anlamda müsellem ilkelere icma’a aykırıdır. Bu konuda pek çok alim tevil yoluna girmiştir, fakat problemi izale edecek sadra şifa bir şey ortaya konulamamıştır. İşte bu noktada Buhari’nin tutumu dikkate alınmaya değerdir. Buhari’nin değerlendirmesi şöyledir: ‘’Hz. Peygamber’den şefaatle ilgili haberler ve bir topluluğun azap gördükten sonra cehennemden çıkacağına dair hadisler daha çoktur ve daha açıktır.’’ (et-Tarihu’l kebir cilt 1 sayfa 39) Görüldüğü gibi Buhari manasını bilmedik icmaa aykırı hadisi bırakmış manası tanıdık bilindik açık ve net olan hadisleri tercih etmiştir.
|
Alıntı:
Üstelik sizi de sorgulamadım var olan bir husus hakkında düşüncenizi sordum sadece. |
Madem yeterince araştırma imkânı bulamadınız öyle olsun.
600 yıldan fazla zamandır 623 yıl boyunca İslâm devleti Allah'ın şeriatına göre hükmeden bir devlet olduğunu da duymadınız mı |
Alıntı:
|
Alıntı:
«Et-Müctebâ'da: Mekruh olan temime (muska, hamail, nazarlık) Arapça yazılmayan temîmedir ilh...» sözüne gelince, El-Müctebâ'da benim gördüğüm: «Temîme yani muska Kur'ân'dan başkası ise mekruhtur.» Ba-zıları da: «Temîme cahiliyet döneminde çocukların omuzuna asılan na-zarlık boncuktur» demişlerdir.» Başka bir nüshaya müracaat edilsin. El-Muğrib adlı eserde: «Bazılarının muâzât'ı yani nazarlıkları Temâ-im sanırlar. Temîme, boncuklardır. Halbuki muâzât'ta Kur'ân veya Allah'-ın isimleri yazıldığı takdirde beis yoktur. Avze'nin (Korunma muskasının) mekruh olması Arapça'dan başka bir dille yazılmış olduğu ve ne olduğu bilinmediği takdirdedir. Çünkü buna küfür sihir ve başka şeyler katılabilir. Kur'ân'dan veya dualardan bir şey olana gelince, bunda bir beis yoktur.» Ez-Zeylaî dedi ki: «Retîme bazı kimseler tarafından temîme ile karış-tırılıyor. Halbuki temîme, boyna asılan veya cahiliyyette ellerde asılan bir iptir. İddialarına göre bunu nefislerinden zararı uzaklaştırmak için yapıyorlardı. Bu nehyedilmiştir. Dudûdu'l-İman'da bunun küfrolduğu zik¬redilmektedir.» Eş-Şelebî, İbnu'l-Esîr'den rivayet ediyor: «Temâîm, Temîmenin çoğulu-dur. Tamâim boncuklar idi ki, Araplar onları çocuklarına takarlar, onlarla çocuklarından, iddialarına göre, nazarı, kötü bakışları uzaklaştırırlardı. İslâm bunu iptal etmiştir. Diğer hadisde şöyle dendi: «Kim ki bir temîmeyi takarsa Cenab-ı Hâk onun için (birşey!) tamamlamasın.» Çünkü onlar temîmenin deva ve şifâ olduğuna inanıyorlardı. Hatta temîmeleri Allah'a ortak koştular. Çünkü onlar temîmelerle onlar hakkında yazılmış kader-lerin defini kastederlerdi. Ve Allah'tan başkasından eziyyetin def ini taleb ettiler.» T. El-Müctebâ'da şu hüküm yer almaktadır: «Kur'ân ile şifâ taleb edil-mesi meselesinde ihtilâf vardır. Hasta veya zehirli haşereler tarafından ısırılmışın üzerinde Fatiha okunacaktır veya bir kâğıda yazılıp da onun üzerine aşılmalı mıdır? Veya bir leğene yazılıp o leğen yıkanarak suyu ona içirilecek midir? Böyle ihtilâflar vardır. Cenab-ı Peygamberden kendi nefsi için taviz okuduğu rivayet edilmişti.» El-Müctebâ, Allah kendisin-den razı olsun, der ki: «Halkın bugünkü işlemi caiz olması üzerinedir. Ve bu konuda eserler varid olmuştur. Cünub veya hayızlı bir kadının muskayı eğer sarılı ise, bazusuna bağlamasında bir beis yoktur.» T. Dedi ki: «Dikkat et. Temîme (muska)ların benzerinde Kur'ân'ın Mukattaa Harflerle yazılması caiz midir, değil midir? Çünkü o Kur'ân'ın yazılması hakkında varid olan tarz değildir.» El-Hâniye'de şu hüküm var: «Bir yaygın veya seccade vardır. Onun üzerine örgüsünde «Mülk Allah'a mahsustur» ibaresi vardır. Onu kullan-mak ve yaymak mekruhtur. Onun üzerine oturmak mekruhtur. Eğer bir tarafını diğerinden ayırırsa veya bazı harflerin üzerine dikişler yapılarak onları kaybederse; öyle ki kelime bitişik kalmamışsa yine de kerahet kalkmaz. Çünkü müfred harflerin de hürmeti vardır. Eğer o yaygının veya seccadenin üzerine El-Melik veya El-Elif veya sadece El-Lâm yazılı ise hüküm yine böyledir.» Bu eserde şu da vardır: «Bir kadın, kocası kendisini sevsin diye bir muska taşıyabilir mi? El-Câmiussağîr'de zikredildiğine göre bu helâl değildir, haramdır. Bunun açıklaması İhyâu'l-Mevât konusundan biraz ön¬ce gelecektir. Yine Hâniye'de «Nevruz günlerinde parçalar yazıp kapılara yapıştı-rılması mekruhtur. Çünkü burada Cenab-ı Hakk'ın, Peygamberin ismi ha-fife alınmış olur» denilmektedir. Yine Bu kitabta, «Ekili tarlalara karpuz tarlalarının içerisine korkuluk dikmekte beis yoktur» kaydı vardır. Bun-ları gözlerin yani kötü nazarın defi için yapıyor. Çünkü kötü nazar haktır, mala, insana, hayvana isabet eder. Onun eseri bu hususta belirgindir. Bu, eserlerle de bilinmiştir. Binaenaleyh kötü bakışlı tarlaya baktığında evvela bakışı o dikilen kafaların üzerine düşer. Çünkü o yüksektedir. On-dan sonra tarlaya düşer ki bu zarar vermez. Rivayet ediliyor ki bir kadın Allah Resulüne geldi: «Ey Allah'ın Resulü, biz çiftçiyiz, ziraatımıza nazar dokunmasından korkuyoruz. Ne yapmalıyız? diye sordu. Cenab-ı Pey-gamber ona: Ekili yere bir kuru kafa dikmesini emir buyurdu.» EK: Buharı sarihi Aynî, «nazarın hak olduğu» konusunda şunları yazar: Ebû Dâvûd, Hz. Âişe'den rivayet ediyor. Âişe buyurdu: «Gözü dokunan kişiye emredilir, abdest alırdı, sonra bu su ile kendisine nazar dokunan yıkanırdı.» «İyâd dedi ki: «Bazı âlimlerin dediğine göre bir kişi kötü nazarla bilinmişse ondan sakınmak uygundur. Yetkili makam onu halkla haşır ne-şir olmaktan men etmelidir. Evinde oturmaya mecbur etmelidir. Eğer fakirse kendisine yetecek kadar maaş vermelidir. Çünkü bunun zararı sarmısak ve soğan yiyenin zararından daha fazladır. Bir de Hz. Ömer'in bu tip insanların halkla karışmasını yasakladığı, onları cüzamlıların za-rarından daha şiddetli zararlı olduğu bilinmektedir.» En-Nesâî'de şu hüküm yer almaktadır: «Allah'ın Resulü buyurdu: «Sizden herhangi bir kimse, nefsinden, malından veya kardeşinden bir şeyin hoşuna gittiğini gördüğü zaman bereketle dua etsin. Kesinlikle göz haktır.» «Bereketle dua şöyle demesidir: «Tebarekallahu ahsenul hâlikîn.» Ya Rab, buna bereket ihsan eyle.» «Gözü dokunan yıkansın diye emredilir. Eğer yıkanmaktan imtina ederse ilgili makam onu yıkanmaya cebreder.» Özet olarak aldığımız bu bilgilerin tamamı el-Ayni'de'dir. Gerçeği en iyi bilen Allah'dır. (Reddül Muhtar İbni Abidin) |
Alıntı:
|
Kardeşim, İnanın bende burada ne demek istediğinizi anlayamadım
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Herkesin durumuna ve düzeyine göre cevab verilmeli.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:21. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com