Alıntı:
sekine19 Nickli Üyeden Alıntı
Ben gusül alırken kulaklarımı normal namaz abdesti alırken nasıl yıkıyorsam öyle yıkıyorum kafi midir acaba? Bi yerde kulakların iç kıvrımlarının da iyice yıkanması gerektiğini okudum vesveseye düştüm. Fıkıh bilen arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
|
Guslün farzları, birer kere ağzı, burnu ve bütün vücudu yıkamaktan ibaret olmak üzere üçtür. Ağıza, buruna bolca su alınmalı, bu hususta abdestteki mazmaza ile istinşaktan daha fazla bir mübalâğa gösterilmelidir. Vücutta iğne ucu kadar olsun, kuru bir yer kalmamasına dikkat edilecek, kulaklar ve göbek oyuğu yıkanacak, su saçların, sakalların, kaşlar ile bıyıkların aralarına ve altlarındaki cilde kadar geçecektir. Hatta bunlar pek sıkı bulunmuş olsa bile. Bu sebeple bunların araları ve dipleri kuru kalırsa, gusül tamam olmuş olmaz. Şu kadar var ki kadınların aşağıya sarkmış olan saçlarının mutlaka yıkanması lâzım değildir. Yeter ki su, bunların diplerine yetişmiş olsun. Erkeklerde ise, bir zaruret bulunmadığı için, böyle sarkmış saçların da her tarafını yıkamak icap eder.
Kapanmış olan küpe deliklerinin içerisi de yıkanılmalıdır. Şöyle ki, bu deliklerin ıslanmış olduğuna kuvvetli zan meydana gelmeli, böyle bir zan meydana gelmezse, onları el ile ovuşturarak ıslatmalıdır. İçlerine su zorlukla girebilecek bir halde bulunan küpe deliklerini de içlerine su geçecek bir tarzda el ile ıslatıp yıkamalıdır. Tırnaklar arasında kalan kurumuş çamurların ve göz çapakları gibi şeylerin altını da yıkamalıdır. Bu lâzımdır. Fakat tırnaklardaki kirler, topraklar ve kınalar gusle mani olmaz. Çünkü bunlar, suyun geçmesine mani değildir. Bu hususta köylüler ile şehirliler müsavidir. Sahih olan görüş budur. Bir özür sebebi ile sünnet olmamış kimse, gulfesini, yani sünnette kesilecek derinin içerisini de yıkamalıdır. Bu lâzımdır. Ancak açılmasında zorluk bulunursa, o halde yıkanması gerekmez. Çünkü bu deri, bedenin dışından sayılır, buna kadar gelen bir sidik ile abdest bozulur. Dişlerin arasında suyun geçmesine mani olacak derecede sert nohut miktarı bir yemek parçası bulunmamalıdır, vücudun hiç bir yerinde balık derisi veya çiğnenip kurumuş ekmek parçası gibi birşey de bulunmamalıdır. Çünkü bunların altına su geçmeyince gusül sahih olmuş olamaz. Birbirine bitişip de aralarına su geçmeyecek bir halde bulunan parmakları guslederken su ile hilâllemeli, içi boş olan göbeğin içini de yıkamalı ve necaset bulunmasa da aşağı avret yerlerini su ile istincada bulunmalıdır. Çünkü bunların da kuru kalmaları guslün sahih olmasına mani olur. Ayaklarda çatlak olup da üzerlerine merhem konulmuş olduğu takdirde, bakılır; eğer zarar vermeyecek ise, altlarını yıkamak lâzımdır, zarar verecek ise, su ile üzerleri yıkanılır, bu da zarar verirse, mesh ile yetinilir, mesh de zararlı ise, terk edilir. Ağzını veya burnunu yıkamadığını veya bir uzvunun kuru kalmış olduğunu sonradan anlayan kimsenin yeniden gusletmesi lâzım gelmez. Bilakis yalnız bu uzuvları yıkaması yeterli olur. Eğer arada farz bir namaz kılmış ise, onu iade etmesi icap eder. Gözlerin içini soğuk ve sıcak su ile yıkamak zararlı ve meşakkatli olduğu için bunu ne abdestte, ne de gusülde yıkamak icap etmez. Sahibi âmâ olsa bile. Hatta göz, temiz olmayan bir sürme ile sürmelenmiş olsa dahi, bunu yıkamak lâzım gelmez. Gözlerin hafifçe kapatılması da abdeste, gusle mani olmaz. Yeter ki, su kirpiklere ve pınarlara vardırılmış olsun, bu lâzımdır.(Malikiler’e göre de gözlerin ve ağız ile burunun içerisi ve görünmeyen kulak deliği, bedenin dışarısından sayılmaz. Bu sebeple bunları abdestte ve gusülde yıkamak farz değildir. Bilakis sünnettir. Bu halde takma gözleri abdest ve gusülde çıkarıp altını yıkamaya lüzum yoktur. Ve bu yıkama zararlı olunca, caiz bile olmaz. Gözlerin içerisinden maksat, göz kapaklarının kapanması ile görülmez hale gelen göz tabakasıdır.Hanbelîler’e göre ağız ile burunun içleri yüzden sayılır. Bunun için abdestte, gusülde yıkanılmaları farzdır.)