Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Başkasının cinlerini emir altına almak

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17.02.25, 12:51
Üye
 
Üyelik tarihi: 11.02.25
Bulunduğu yer: Heryerde
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 547
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Başkasının cinlerini emir altına almak

Selamın aleyküm bir kişiye bağlı varlıklar olsun diyelim müslüman tabi , ama bu ilimde mahir değil havvascılar veyahut büyücüler zorla onun emrindeki varlıkları kendi emrine alabilirmi bu o kadar kolaymidir?

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17.02.25, 14:54
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamın aleyküm bir kişiye bağlı varlıklar olsun diyelim müslüman tabi , ama bu ilimde mahir değil havvascılar veyahut büyücüler zorla onun emrindeki varlıkları kendi emrine alabilirmi bu o kadar kolaymidir?
Cinlerin insanlarla öncelikli ortak noktası, onların da insanlar gibi iradelerini kullanarak ve nefisleriyle başa çıkarak Allah’a (c.c.) kulluk etmek gayesiyle yaratılmış olmalarıdır. Nitekim bu hakikat şu ayette açıkça dile getirilmektedir: "Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler için yarattım."(Zariyat suresi ayet 56) Bu dünyada aynı amaçla var oldukları için ahirette de aynı neden den ötürü Allah'ın (c.c.) huzurunda hesaba çekileceklerdir ve aralarındaki ilişki de sorgulanacaktır. Bazı ayetlerde onların bu durumu şöyle anlatılmaktadır: "Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız/çokça yararlandınız. Onların insanlardan olan dostları, Ey rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık' diyecekler. Allah da (c.c.) diyecek ki: Allah'ın (c.c.) diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir.' Şüphesiz senin Rabbin hikmet ve ilim sahibidir. İşte biz kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. "(Enam suresi ayet 128-129)
Bu ayette zikredilen, cinlerin insanlardan iktiksar etmelerini, tefsirciler farklı şekilde yorumlamışlardır. Bir yoruma göre cinler insanlardan birçoğunu saptırmışlar ve onları kendilerine tabi kılmışlardır. (Ebu’l-berekat Hafizuddin Abdullah b. Ahmed b. Mahnud en-Nesefi, Medariku’t-Tenzil ve hakaiku’t tevil) Bu tevilde çokluk niceldir. Diğer bir yoruma göre ise cinler insanları saptırmakta aşırıya gitmişlerdir. Bu durumda çokluk niteldir.
Kanaatimizce her ikisi birlikte düşünülebilir. Zira onlar hem sayıca çok insanı saptırmışlar hem de Firavun örneğinde olduğu gibi kendilerini ilahlaştırma düzeyinde insanları sapkınlığa sürüklemişlerdir. Bir diğer tevile göre de cinler insanlardan çokça yararlanmışlardır. Bu durumda ins kelimesinin başında istimta' kelimesi muzaf olarak mukadderdir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an yedinci cilt sayfa 83) Bu yorumun bir sonraki cümleye bakılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu da muhtemeldir. Ayrıca bu ayetten, İblisin insanları saptırmakta başı çekmekle birlikte yalnız olmadığı ve cinlerin çoğunun ona bu konuda yardımcı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ayetin başında, "Ey İblis!" şeklinde değil "Ey cin topluluğu!" diye seslenilmiştir.
Ayette ayrıca cinlerle insanların birbirlerinden şer yolunda farklı şekillerde yararlandıkları/istimta ettikleri ifade edilmektedir. İstiksar gibi istimta'ın nasıl olduğu konusunda da muhtelif teviller ileri sürülmüştür. Bunlardan birine göre insanların cinlerden yararlanmaları, şehvetlere ulaşmada onların kendilerine yol göstermesiyle olmaktadır. Cinlerin insanlardan yararlanmaları ise onların kendilerine itaat etmeleri ve istediklerini saptırma konusunda onlara yardım etmeleriyle olmaktadır. İbn Abbas'ın bir seferinde böyle tefsir ettiği rivayet edilmektedir.(Ebu Hayyan, el-Bahru’l-muhit, dördüncü cilt sayfa 41) Diğer bir tevile göre bazı insanlar yolculuğu esnasında bir vadide gecelemek istediğinde o bölgedeki cinlerin efendisine sığınarak onlardan yararlanmaktaydılar. Bu durumda cinlerin insanlardan yararlanması ise kavimlerine karşı iftihar edip onlara insanların efendisi olduklarını söylemeleriyle gerçekleşmektedir.(Bu konuda muhtelif yorumlar için Mefatihu’l-ğayb 13.cilt 148 sayfaya bakılabilir.) Ancak bu tür bir yararlanma çok sınırlı bir durumdur. Zira daha çok cahiliyedeki Araplardan bir kısmı böyle bir tutum sergilemekteydiler. Dolayısıyla Ebu Hayyan'ın da dediği gibi(Ebu Hayyan el-Bahru’l-muhit 4.cilt sayfa 641) doğru olan, aralarındaki istimta'ın belli şekillerle sınırlanmamasıdır.
Nitekim ayette bu durum mutlak olarak zikredildiği için bir
hasır söz konusu değildir. Cin süresinin bir ayetinde de aralarındaki ilişkinin benzer bir boyutu, dünyada cinlerden iman etmiş olan bir grubun diliyle şu şekilde anlatılmaktadır: "Muhakkak insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kişilere sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı. "(Cin suresi 6. Ayet) Görüldüğü gibi bu ayette bazı insanların bir kısım cinlere sığındıkları ifade edilmektedir. İsra süresinin şu ayetinde de onların birbirleriyle dayanışma içinde olabileceklerine işaret edilmektedir: "De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler. "(İsra suresi 88. Ayet) Cinlerle insanların arasındaki başka bir ilişki de içlerindeki şeytanların birbirlerine şerli ve süslü sözler fısıldamalarıdır. Enam süresinde bu hususta şöyle denilmektedir: "İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftira ettikleriyle baş başa bırak. "(Enam suresi 112. Ayet) Aynı sürenin bir diğer ayetinde de şöyle buyurulmaktadır: "...Muhakkak şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara itaat ederseniz muhakkak siz de şirk koşmuş olursunuz. "(Enam suresi 121. Ayet)
Cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vererek fısıldamaları malum olmakla beraber insan şeytanlarının cin şeytanlarına fısıldamalarının nasıl gerçekleştiği kapalıdır. Bazılarının zikrettiğine göre insan şeytanı cin şeytanına, "Ben arkadaşımı şöyle saptırdım. Sen de arkadaşını bunun gibisiyle saptır." der. Cin şeytanı da insan şeytanına aynısı söyler. Zemahşeri ve Nesefi gibi bazıları ise cin şeytanlarının insan şeytanlarına, cinlerin birbirlerine insanların da birbirlerine vesvese vererek fısıldadığını söylemiştir. (Zemahşeri el-Keşşaf 2.cilt sayfa 59 ve Nesefi Medariku’t-Tenzil 1.cilt sayfa 531) Buna göre insanlar cinlere bir şey fısıldamazlar. Fahreddin er-Razi de şeytanların in- sanlara ve cinlere vesvese verdikleri gibi birbirlerine de vesvese verdiklerini söyleyerek ayeti tefsir etmiştir.(Razi Mefatihu’l-ğayb 13.cilt sayfa 119) Buna göre insan şeytanların kendi aralarında cin şeytanlarının da kendi aralarında birbirlerine vesvese verdikleri anlaşılmaktadır. Kurtubi gibi bazıları ise bunun sadece cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vermesinden ibaret olduğunu dile getirmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an, 7.cilt sayfa 67)
İstiksar ve istimta gibi istiazenin/sığınmanın nasıl olduğu şeklinde de farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak müfessirlerin çoğunun yorumuna göre cahiliyedeki Araplar yolculuk esnasında bir vadiye indiklerinde ya da bir yere yerleşmek istediklerinde öncelikle zararlarından emin olmak gayesiyle o mekanın cinlerinin efendisine sığınırlardı.(Taberi, Cami’u’l-beyan, 23.cilt sayfa 655, İbn Atıyye, el-Muharraru’l-veciz 5.cilt sayfa 380) Bu durumun önce Yemenli bazı Araplarda başladığı, ardından Hanife oğullarında ve sonrasında genel olarak Araplarda yayıldığı bazılarınca dile getirilmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkamu’l Kur’an 19.cilt sayfa 10) Böylece cinleri Allah'a (c.c.) bir nevi ortak koşarlardı. Bu durumda ayetin sonundaki ziyade fiilinin öznesi cinler olabileceği gibi insanlar da olabilir. Zira onlar cinlere sığınarak onların kibirlenip azmalarına sebep olmaktaydılar.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l Kur’an 19.cilt sayfa 10)Bazıları ise bunu bazı insanların cinlerden bazılarına itaat etmesi şeklinde daha genel bir şekilde yorumlamışlardır. (Sa’lebi, el-Keşfü ve’l-Beyan 4.cilt sayfa 190) Netice itibariyle bu yorumların hepsi de makul gözükmektedir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17.02.25, 15:06
Üye
 
Üyelik tarihi: 11.02.25
Bulunduğu yer: Heryerde
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 547
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cinlerin insanlarla öncelikli ortak noktası, onların da insanlar gibi iradelerini kullanarak ve nefisleriyle başa çıkarak Allah’a (c.c.) kulluk etmek gayesiyle yaratılmış olmalarıdır. Nitekim bu hakikat şu ayette açıkça dile getirilmektedir: "Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler için yarattım."(Zariyat suresi ayet 56) Bu dünyada aynı amaçla var oldukları için ahirette de aynı neden den ötürü Allah'ın (c.c.) huzurunda hesaba çekileceklerdir ve aralarındaki ilişki de sorgulanacaktır. Bazı ayetlerde onların bu durumu şöyle anlatılmaktadır: "Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız/çokça yararlandınız. Onların insanlardan olan dostları, Ey rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık' diyecekler. Allah da (c.c.) diyecek ki: Allah'ın (c.c.) diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir.' Şüphesiz senin Rabbin hikmet ve ilim sahibidir. İşte biz kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. "(Enam suresi ayet 128-129)
Bu ayette zikredilen, cinlerin insanlardan iktiksar etmelerini, tefsirciler farklı şekilde yorumlamışlardır. Bir yoruma göre cinler insanlardan birçoğunu saptırmışlar ve onları kendilerine tabi kılmışlardır. (Ebu’l-berekat Hafizuddin Abdullah b. Ahmed b. Mahnud en-Nesefi, Medariku’t-Tenzil ve hakaiku’t tevil) Bu tevilde çokluk niceldir. Diğer bir yoruma göre ise cinler insanları saptırmakta aşırıya gitmişlerdir. Bu durumda çokluk niteldir.
Kanaatimizce her ikisi birlikte düşünülebilir. Zira onlar hem sayıca çok insanı saptırmışlar hem de Firavun örneğinde olduğu gibi kendilerini ilahlaştırma düzeyinde insanları sapkınlığa sürüklemişlerdir. Bir diğer tevile göre de cinler insanlardan çokça yararlanmışlardır. Bu durumda ins kelimesinin başında istimta' kelimesi muzaf olarak mukadderdir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an yedinci cilt sayfa 83) Bu yorumun bir sonraki cümleye bakılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu da muhtemeldir. Ayrıca bu ayetten, İblisin insanları saptırmakta başı çekmekle birlikte yalnız olmadığı ve cinlerin çoğunun ona bu konuda yardımcı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ayetin başında, "Ey İblis!" şeklinde değil "Ey cin topluluğu!" diye seslenilmiştir.
Ayette ayrıca cinlerle insanların birbirlerinden şer yolunda farklı şekillerde yararlandıkları/istimta ettikleri ifade edilmektedir. İstiksar gibi istimta'ın nasıl olduğu konusunda da muhtelif teviller ileri sürülmüştür. Bunlardan birine göre insanların cinlerden yararlanmaları, şehvetlere ulaşmada onların kendilerine yol göstermesiyle olmaktadır. Cinlerin insanlardan yararlanmaları ise onların kendilerine itaat etmeleri ve istediklerini saptırma konusunda onlara yardım etmeleriyle olmaktadır. İbn Abbas'ın bir seferinde böyle tefsir ettiği rivayet edilmektedir.(Ebu Hayyan, el-Bahru’l-muhit, dördüncü cilt sayfa 41) Diğer bir tevile göre bazı insanlar yolculuğu esnasında bir vadide gecelemek istediğinde o bölgedeki cinlerin efendisine sığınarak onlardan yararlanmaktaydılar. Bu durumda cinlerin insanlardan yararlanması ise kavimlerine karşı iftihar edip onlara insanların efendisi olduklarını söylemeleriyle gerçekleşmektedir.(Bu konuda muhtelif yorumlar için Mefatihu’l-ğayb 13.cilt 148 sayfaya bakılabilir.) Ancak bu tür bir yararlanma çok sınırlı bir durumdur. Zira daha çok cahiliyedeki Araplardan bir kısmı böyle bir tutum sergilemekteydiler. Dolayısıyla Ebu Hayyan'ın da dediği gibi(Ebu Hayyan el-Bahru’l-muhit 4.cilt sayfa 641) doğru olan, aralarındaki istimta'ın belli şekillerle sınırlanmamasıdır.
Nitekim ayette bu durum mutlak olarak zikredildiği için bir
hasır söz konusu değildir. Cin süresinin bir ayetinde de aralarındaki ilişkinin benzer bir boyutu, dünyada cinlerden iman etmiş olan bir grubun diliyle şu şekilde anlatılmaktadır: "Muhakkak insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kişilere sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı. "(Cin suresi 6. Ayet) Görüldüğü gibi bu ayette bazı insanların bir kısım cinlere sığındıkları ifade edilmektedir. İsra süresinin şu ayetinde de onların birbirleriyle dayanışma içinde olabileceklerine işaret edilmektedir: "De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler. "(İsra suresi 88. Ayet) Cinlerle insanların arasındaki başka bir ilişki de içlerindeki şeytanların birbirlerine şerli ve süslü sözler fısıldamalarıdır. Enam süresinde bu hususta şöyle denilmektedir: "İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftira ettikleriyle baş başa bırak. "(Enam suresi 112. Ayet) Aynı sürenin bir diğer ayetinde de şöyle buyurulmaktadır: "...Muhakkak şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara itaat ederseniz muhakkak siz de şirk koşmuş olursunuz. "(Enam suresi 121. Ayet)
Cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vererek fısıldamaları malum olmakla beraber insan şeytanlarının cin şeytanlarına fısıldamalarının nasıl gerçekleştiği kapalıdır. Bazılarının zikrettiğine göre insan şeytanı cin şeytanına, "Ben arkadaşımı şöyle saptırdım. Sen de arkadaşını bunun gibisiyle saptır." der. Cin şeytanı da insan şeytanına aynısı söyler. Zemahşeri ve Nesefi gibi bazıları ise cin şeytanlarının insan şeytanlarına, cinlerin birbirlerine insanların da birbirlerine vesvese vererek fısıldadığını söylemiştir. (Zemahşeri el-Keşşaf 2.cilt sayfa 59 ve Nesefi Medariku’t-Tenzil 1.cilt sayfa 531) Buna göre insanlar cinlere bir şey fısıldamazlar. Fahreddin er-Razi de şeytanların in- sanlara ve cinlere vesvese verdikleri gibi birbirlerine de vesvese verdiklerini söyleyerek ayeti tefsir etmiştir.(Razi Mefatihu’l-ğayb 13.cilt sayfa 119) Buna göre insan şeytanların kendi aralarında cin şeytanlarının da kendi aralarında birbirlerine vesvese verdikleri anlaşılmaktadır. Kurtubi gibi bazıları ise bunun sadece cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vermesinden ibaret olduğunu dile getirmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an, 7.cilt sayfa 67)
İstiksar ve istimta gibi istiazenin/sığınmanın nasıl olduğu şeklinde de farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak müfessirlerin çoğunun yorumuna göre cahiliyedeki Araplar yolculuk esnasında bir vadiye indiklerinde ya da bir yere yerleşmek istediklerinde öncelikle zararlarından emin olmak gayesiyle o mekanın cinlerinin efendisine sığınırlardı.(Taberi, Cami’u’l-beyan, 23.cilt sayfa 655, İbn Atıyye, el-Muharraru’l-veciz 5.cilt sayfa 380) Bu durumun önce Yemenli bazı Araplarda başladığı, ardından Hanife oğullarında ve sonrasında genel olarak Araplarda yayıldığı bazılarınca dile getirilmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkamu’l Kur’an 19.cilt sayfa 10) Böylece cinleri Allah'a (c.c.) bir nevi ortak koşarlardı. Bu durumda ayetin sonundaki ziyade fiilinin öznesi cinler olabileceği gibi insanlar da olabilir. Zira onlar cinlere sığınarak onların kibirlenip azmalarına sebep olmaktaydılar.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l Kur’an 19.cilt sayfa 10)Bazıları ise bunu bazı insanların cinlerden bazılarına itaat etmesi şeklinde daha genel bir şekilde yorumlamışlardır. (Sa’lebi, el-Keşfü ve’l-Beyan 4.cilt sayfa 190) Netice itibariyle bu yorumların hepsi de makul gözükmektedir.
Maşallah yusufiyeli kardeşim birçok cihete değinerek anlatmışsın , peki kardeşim bir hadis var kimileri yılan akrep şeklinde sürünür kimisi uçar kimisi ise insan gibi göc eder yaşar, buradaki bahsedilen surunenler vs cin(gorumneyen varlıklar icin) kullanılıyor olabilir mi yani aslı dediğimiz cinler değilde cinlerin faydalandığı bizim dünya daki hayvanlarimiz gibi onların da faydalandığı varlıklar olabilir mi ?

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17.02.25, 15:12
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Maşallah yusufiyeli kardeşim birçok cihete değinerek anlatmışsın , peki kardeşim bir hadis var kimileri yılan akrep şeklinde sürünür kimisi uçar kimisi ise insan gibi göc eder yaşar, buradaki bahsedilen surunenler vs cin(gorumneyen varlıklar icin) kullanılıyor olabilir mi yani aslı dediğimiz cinler değilde cinlerin faydalandığı bizim dünya daki hayvanlarimiz gibi onların da faydalandığı varlıklar olabilir mi ?
Gaybi meseleler bunlar kati olarak faydalandığı varlıklar vardır dersem vebale düşmekten imtina ederim. Ayrıca kesin cinler üzerinde hükümran olan Süleyman peygamberdir. Ebu Hureyre (r.a.) dediğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Dün gece –veya buna benzer bir kelime söyledi- cinlerden bir ifrit namazımı kesmek için ansızın karşıma çıktı. Fakat Allah hemen ona karşı bana güç verdi. Ben de onu mescidin direklerinden birine bağlayıp sabaha çıktığınızda hepinizin onu seyretmesini istedim. Ancak kardeşim Süleyman’ın “Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan hükümranlık ver” (Sad suresi ayet 35) sözünü hatırladım, (bunun üzerine onu bırakıverdim.)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17.02.25, 15:13
 
Üyelik tarihi: 22.12.24
Bulunduğu yer: 🇹🇷
Mesajlar: 313
Forum Puanı: 642
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamın aleyküm bir kişiye bağlı varlıklar olsun diyelim müslüman tabi , ama bu ilimde mahir değil havvascılar veyahut büyücüler zorla onun emrindeki varlıkları kendi emrine alabilirmi bu o kadar kolaymidir?
Aleyküm selam
Karşı taraftaki varlıktan güçlü ise varlık, karşı taraftaki varlık alınır, gerekirse büyücüdeki varlık alınır ya infaz edilir yada kullanılmak üzere emre alınır yada hapsefilir
Müslüman olupta karşı taraftaki varlilarda alınır tabi edilir gerekirse haps de edilir

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17.02.25, 15:21
Üye
 
Üyelik tarihi: 11.02.25
Bulunduğu yer: Heryerde
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 547
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Gaybi meseleler bunlar kati olarak faydalandığı varlıklar vardır dersem vebale düşmekten imtina ederim. Ayrıca kesin cinler üzerinde hükümran olan Süleyman peygamberdir. Ebu Hureyre (r.a.) dediğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Dün gece –veya buna benzer bir kelime söyledi- cinlerden bir ifrit namazımı kesmek için ansızın karşıma çıktı. Fakat Allah hemen ona karşı bana güç verdi. Ben de onu mescidin direklerinden birine bağlayıp sabaha çıktığınızda hepinizin onu seyretmesini istedim. Ancak kardeşim Süleyman’ın “Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan hükümranlık ver” (Sad suresi ayet 35) sözünü hatırladım, (bunun üzerine onu bırakıverdim.)


Kardeşim bazı esmalar vardır direk çakralsr için bunlar bir nevi aurayi güçlendiip şerlilerin zarar vermesini engellemeye Allah'ın izni ile sebep oluyor, peygamber efendimiz olayına baktığımızda ifrit ayan olup dibine kadar yaklaşıyor tabi zarar veremiyor aslında biz kendi üzerimizde çıkaracağımız anlamda acaba yaklaşabilsede Allah'ın izni ile manevi kalkandan dolayı bir nevi müdahale edemiyor diyebiliyormuyuz, yoksa hiç yaklasamayıp o manevi zırhın parlaklığı karşısında helak olması lazım dı

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17.02.25, 15:40
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim bazı esmalar vardır direk çakralsr için bunlar bir nevi aurayi güçlendiip şerlilerin zarar vermesini engellemeye Allah'ın izni ile sebep oluyor, peygamber efendimiz olayına baktığımızda ifrit ayan olup dibine kadar yaklaşıyor tabi zarar veremiyor aslında biz kendi üzerimizde çıkaracağımız anlamda acaba yaklaşabilsede Allah'ın izni ile manevi kalkandan dolayı bir nevi müdahale edemiyor diyebiliyormuyuz, yoksa hiç yaklasamayıp o manevi zırhın parlaklığı karşısında helak olması lazım dı
Ben genelde Tevfiki olarak hadiselere yaklaşırım yani hareket noktam Kur’an ve Sünnet ve bu istikamette alimlerin beyanlarıdır. Aura çakra Esmalarla aura güçlendirme yeni ihdas olunan konular. (Net değil tartışmalı)
Hz. Peygamber (sav), 'Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah'ın Kitabı ve peygamberinin sünnetidir." buyurarak bizim için en güvenli yolun neresi olduğunu göstermiş- tir. Dinin unsurları Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir.
Maalesef her geçen gün İslam toplumları, farklı dinlere hatta dinden uzak kesimlere ait düşünce ve ritüelleri sorgulamadan içselleştirmektedirler. Şifa uygulamaları ile Hinduizm, Budizm ve Şamanizm gibi yaratıcı tanımayan veya çok tanrı inançlı batıl dinlerden devşirilmiş bilgilerle, dinin saf ruhunu tahrip etmek ve aynı zamanda ahiretini mahvetmek tehlikesi vardır.
Hz. Peygamber, Müslümanların adım adım bu batıl yollara savrulacağını haber vermektedir:
"Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz, onların inanç ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler/kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takip edeceksiniz. (Yani onların yaptığı her hâl ve hareketi İslam'ın ölçülerine uyup uymamasına bakmaksızın taklit edeceksiniz.)"

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17.02.25, 15:48
Üye
 
Üyelik tarihi: 11.02.25
Bulunduğu yer: Heryerde
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 547
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben genelde Tevfiki olarak hadiselere yaklaşırım yani hareket noktam Kur’an ve Sünnet ve bu istikamette alimlerin beyanlarıdır. Aura çakra Esmalarla aura güçlendirme yeni ihdas olunan konular. (Net değil tartışmalı)
Hz. Peygamber (sav), 'Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah'ın Kitabı ve peygamberinin sünnetidir." buyurarak bizim için en güvenli yolun neresi olduğunu göstermiş- tir. Dinin unsurları Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir.
Maalesef her geçen gün İslam toplumları, farklı dinlere hatta dinden uzak kesimlere ait düşünce ve ritüelleri sorgulamadan içselleştirmektedirler. Şifa uygulamaları ile Hinduizm, Budizm ve Şamanizm gibi yaratıcı tanımayan veya çok tanrı inançlı batıl dinlerden devşirilmiş bilgilerle, dinin saf ruhunu tahrip etmek ve aynı zamanda ahiretini mahvetmek tehlikesi vardır.
Hz. Peygamber, Müslümanların adım adım bu batıl yollara savrulacağını haber vermektedir:
"Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz, onların inanç ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler/kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takip edeceksiniz. (Yani onların yaptığı her hâl ve hareketi İslam'ın ölçülerine uyup uymamasına bakmaksızın taklit edeceksiniz.)"


Esmalarda sonuçta İslami anlamda zaten kuran içinde tespit ediliyor, ama Esma değilde kuranı Kerim desek üstteki soruyu cevabın ne olurdu ,

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17.02.25, 15:54
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Esmalarda sonuçta İslami anlamda zaten kuran içinde tespit ediliyor, ama Esma değilde kuranı Kerim desek üstteki soruyu cevabın ne olurdu ,
Esmalarla aura güçlendirmeyi kast ettim. Kur'an en büyük ve yeterli kaynak zaten.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17.02.25, 16:04
Üye
 
Üyelik tarihi: 11.02.25
Bulunduğu yer: Heryerde
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 547
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Esmalarla aura güçlendirmeyi kast ettim. Kur'an en büyük ve yeterli kaynak zaten.
Evet evet anladım kardeşim bende orda peygamber efendimiz gibi bir zata karşı bile bunlar ayan karşısına çıkmaya cesaret ediyor ya peygamber efendimizin alanına girdiğinde bir nevi manevi koruma ile yanması gerekmezmiydi, bazen bir olay olup rivayet edilsin diye Allah izin veriyor lakin acaba bütün insanlar ve durumlar içinde peygamber efendimizin yaşadığı durum geçerli midir o kadar yaklasabilirlermi?

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ev Almak için okunacak Yahyahoca Hacet & Dilek Uygulamaları 18 01.01.26 23:32
Ruhanilerle konuşup hacetini almak MrBerkHD Huddam ilmi 16 14.01.21 17:34
Kilo almak vermekten daha zor Tuana Sağlık 1 05.05.17 23:09
Cin taifesini emrine almak icin Tuana Cin & Şeytan & Melek & Ruh 1 22.03.17 13:13


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com