Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Zahiri bozuk olanın batını kamil olur mu?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.04.25, 12:15
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,527
Forum Puanı: 10280
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BenBenMiyimm Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
smailağa cemaatinden bir hoca anlatıyor: “Efendi Baba Ali Haydar-ül Ahıskavî Kuddise Sırruhu Hazretleri, Fatih Draman taraflarında ikamet ediyordu. Draman'dan bağlısı olduğu İsmet Efendi Hazretleri’nin tekkesine gelene kadar, tek başına yolda bir hatmi hacegan yapıyordu. O zamanlarda İsmailağa'nın bulunduğu yer yıkık ve dökük. Avareler, serseriler ve sarhoşlar mekân tutmuş buraları. Şimdiki İsmailağa nerede... Yine bir gün Efendi Baba, tekkeye doğru hatmi haceganla yürürken, serserinin biri yolunu keser, bıçağını çekerek “Baba, çıkar bakalım neyin var” der. Serserinin maksadı bıçakla tehdit edip korkutarak soygun yapmak. Ne de olsa serseri. Efendi Baba, “Çıkarayım evlat” der. Elini koynuna sokar ve bir tabanca çıkarır. Serseri elinden bıçağı atar ve “Baba tamam, tamam” der ve arkasına bile bakmadan kaçar. Adı gibi “Arslan”dır O...

Efendi Baba'nın oğlu anlatıyor: Yapılan zulümlere dayanamaz... Fatih Camii Kebirinde cemaate haykırır: “Kaldırın kafanızı alnı secdeli kâfirler!”

İlimde son dereceye ulaşmış olan bâtın kahramanının bu hareketi tüm cemaati etkiler. Cemaatte çıt yok.

Yine bir gün Fatih Caminin bahçesinden geçerken bir hoca der ki, “Hocaefendi, nedir bu müslümanların hali? Halbuki Allah, sizi üstün kılacağım, ezdirmeyeceği diyor” deyince Efendi Baba, “Hocaefendi, hoca efendi! Âyetin devamını oku bakalım. “Eğer siz İslâm'ı yaşarsanız, sizi hâkim kılacağım” demiyor mu Mevlâmız?.." buyurur.

Efendi Babamız, İsmet Efendi Hazretleri dergâhında derse girerdi. Efendi Baba'nın sağında Ömer Nasuhi Bilmen Hoca, solunda da Emin Saraç hoca otururdu. Efendi Baba, mutlaka Efendi Hazaretleri'ni sorardı. Biz hikmetini anlamazdık. O mübarek, edebinden hep kapının arkasında otururdu. “Buradayım Efendi Baba” derdi. Bu sözü duyduktan sonra derse başlardı.

Zamanın mason medyası, ikinci Abdülhamid Hanı tahttan indirerek şeytana bile rahmet okuttu. Adamın kafasında sarık, hem de değirmen taşı kadar. “Kahrolsun Sultan Abdülhamid!” diye bağırıyor. “Kızıl sultan” diyor. Hâlbuki bu lafları Avrupa'ya tahsile giden (!) zamanın züppeleri, gâvurlardan öğrenip burada Sultan'a söylüyorlardı. Dergiler neşredip, bunları yazıyorlardı.

Tam bu sıralarda, Efendi Baba'mız icazet töreninde, 16 yaşlarındadır... Yüreklidir. Lafını esirgemez. İcazetnameler dağıtılmış. Herkes kısa kısa kürsüye çıkıp birşeyler anlatıyor. Efendi Babamıza sıra gelince, Sultanın da âdeti gereği perde arkasından dinlediğini bildiği halde şu ayetleri seçiyor. “Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin, kâfirlerin, fasıkların ta kendisidir!” Hocalar derler ki, “Molla senin durumun iyi değil. Bunu yapmakla iyi etmedin” derler.

O sırada Sultan Abdülhamid Han, “O mollayı bana getirin” der. Efendi Babamızı Abdülhamid Han'ın yanına götürürler. Götürülürken de, “Biz demedik mi; gitti bunun kafası” derler. Abdulhamid Han Hazretleri, “Oku bakalım evladım o âyetleri" der. Ama yine perde gerisindedir ve yine aynı şekilde okuyup, mânâ verecek mi diye imtihan eder.

Efendi Babamız, aynı şekilde mânâ verince Padişah Hazretleri, aradığı gerçek hocayı bulmanın sevinciyle perdeyi kaldırır ve tebrik eder. “Evladım, bana senin gibi hocalar lazım, memleketin çivisi çıkmış, bir senle ben kurtaramayız ki" der. Bir kese altınla mükâfatlandırır. Genç hocalarımızdan, çocukluğunda bu kırmızı keseyi görenler var.

O, gözlerin nuru, kalblerin süruru idi. Marifet deryası ve sırlar hazinesiydi. Pek az kimselere nasib olabilen makamların sahibiydi. Aşk ile muhabbet ile yanan kalblerinin tabibi idi. Ömrü, dini ihya etmeye çalışmakla geçti. Kur'ân-ı Kerimi çok okurdu. Bir edebin bile terkine rızası yoktu. Nefse güvenmemeyi telkin ederdi. Onu "mutmeinne" derecesine çıkarabilmek için zikir ehli olmanın gerektiğini söylerdi. Günde ellibin kelime-i tevhid okurdu.

Dergâhın bulunduğu mahalde bulunan evinde 1 Ağustos 1960 yılında âyetler okuyarak, etrafındakilere nasihatler yaparak, tebessüm ede ede dar-ı bekaya göç ederken, arkada gözü yaşlı binlerce müridi bırakmıştır. Cenazesi üç kere yıkandı. Önce müderris Beşiktaş müftüsü Fuat Efendi, sonra Eminönü müftüsü Ali Yekta Efendi ve üçüncü olarak da Efendi Hazretleri yıkamıştır.

Vasiyyeti üzere hocası Reis-ül Ulema Çarşambalı Ahmed Efendi'nin de kabrinin bulunduğu Fatih Camii Kabristanına defnedilmesi istendi. Fakat buna müsaade edilmedi.

Yavuz Sultan Selim Camii’nde Ramazan oğlu Sami Efendi tarafından kıldırılan cenaze namazından sonra Edirnekapı Sakızağacı kabristanına defn edildi. İrşad makamını da bugün aynı yerde aynı iman ve azimle çalışan ve yüzbinlerce insanın etrafına halka olduğu Mahmud Ustaosmanoğu Efendi Hazretleri yürütüyor.

Mizacı Sert olan Mübarekler de çok.Kişinin Batınını Zahirine göre Anlaman için Göz perdenin kalkmış olması gerek.Öyle de çok anlamazsın.Kalp Gözü açık Mübarek Zatlar iyi anlar Kişinin Batınını.
bu yazi oldukca eski olmali çunku
mahmut efendi rahmetli olalı 2 yil civari oldu, zaten onunda durumu son 20 yildir irşada musait değildi, demek ki yazı yaklasik en az 35 yıllık var...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08.04.25, 20:43
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.07.23
Bulunduğu yer: Hiçlikte
Mesajlar: 1,021
Forum Puanı: 1265
Etiketlendiği Mesaj: 20 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
bu yazi oldukca eski olmali çunku
mahmut efendi rahmetli olalı 2 yil civari oldu, zaten onunda durumu son 20 yildir irşada musait değildi, demek ki yazı yaklasik en az 35 yıllık var...
Bende bilmiyorum İnternetten okudum Ali Haydar efendi Hazretlerinin Kıssaları doğru ama değil mi?

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08.04.25, 21:09
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,527
Forum Puanı: 10280
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BenBenMiyimm Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bende bilmiyorum İnternetten okudum Ali Haydar efendi Hazretlerinin Kıssaları doğru ama değil mi?
ben bahsi gecen muhteremin hakkinda bilgim yok
sadece cübbelinin dedigi

****azap melekleri birinin koluna girip onu cehenbeme götürürlerken ben nakşibendinin haludi kolundanım dese azap melekleri o kişiyi bırakir****

sözünün gerçekte Ali haydar efendi ye ait oldugunu soyledigi kadarini biliyorum...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08.04.25, 21:10
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.07.23
Bulunduğu yer: Hiçlikte
Mesajlar: 1,021
Forum Puanı: 1265
Etiketlendiği Mesaj: 20 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ben bahsi gecen muhteremin hakkinda bilgim yok
sadece cübbelinin dedigi

****azap melekleri birinin koluna girip onu cehenbeme götürürlerken ben nakşibendinin haludi kolundanım dese azap melekleri o kişiyi bırakir****

sözünün gerçekte Ali haydar efendi ye ait oldugunu soyledigi kadarini biliyorum...
Anladın abi sağol

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.04.25, 21:23
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,550
Forum Puanı: 1980
Etiketlendiği Mesaj: 171 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ben bahsi gecen muhteremin hakkinda bilgim yok
sadece cübbelinin dedigi

****azap melekleri birinin koluna girip onu cehenbeme götürürlerken ben nakşibendinin haludi kolundanım dese azap melekleri o kişiyi bırakir****

sözünün gerçekte Ali haydar efendi ye ait oldugunu soyledigi kadarini biliyorum...
O kişinin böyle bir şey demesi pek doğru olmamış gibi. Nereden biliyormuş azap meleklerinin o kişiyi bırakacağını? Allah bilir. Haşa peygambermiş gibi konuşmuş sanki.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08.04.25, 13:47
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir." İfadesi ki Ziya Paşa tarafından söylenilmiş özlü bir sözdür. Benim hayat anlayışıma uygundur. Gerisi laf-ı güzaf.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08.04.25, 17:50
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bunu bir okuyuverin demek istediğim şey anlaşılır inşallah


ŞERİAT, TARİKAT, HAKİKAT VE MARİFET EHLİ

Bir gün müridin biri; Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet ehli olanları merak etmiş ve Mürşid’ine sormuş.

-hocam “Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet ehli” derler bana bunları anlatırmısın?

-evlat bunları anlatmak çok uzun sürer ama, ama bir örnek ile kendin anlamaya çalış. Ama kısa anlatımın da bir bedeli vardır sonra dikkat et.

-tamam hocam dikkat ederim, sen anlat.

-Peki evlat… Bak şu çeşme başında abdest alanlar var, görüyormusun?

-evet gördüm..

-şimdi git en baştaki adamın ensesine vur tokadı…

- aman hocam nasıl olur. Abdest alana vurulur mu.

-sen dediğimi yap, en kısadan öğrenmenin başka yolu yok.

Mürid, Mürşid’ini dinler ve abdest alanların en başındaki adamın ensesine vurur sille-i tokatı. Ve adam ardına döner bir tokata yirmi yumruk ve tekme ile karşılık verir, elinden zor alırlar müridi. Mürid, dayak yemiş bir halde hocaya gelir.

-hocam kandırdın beni, bir şey olmaz dedin, ben adama bir tokat attım, adam ağzımı burnumu kırdı. İnsanlar olmasa kurtulamayacaktım elinden.

-E evlat marifet göstereydin ya… Neyse, işte o adam ŞERİAT ehlidir evlat. Sen ona bir tane tokat atarsın o sana misli ile geri döner, sebebini bile sormaz, direk hatayı sende arar… Şimdi git öbürüne patlat tokatı.

-aman hocam ben vaz geçtim.

-yok yok sen dediğimi yap, bu defa sana vuran olmaz merak etme.

-peki hocam.

Der mürid; ve büyük bir tereddüt ile ikinci sıradaki adamın ensesine vurur tokatı…
Tokatı ensesinde hisseden adam anında ayaklanır arkasına bir hışımla döner ve bizim mürid’e derin derin bakarak, tekrar oturur abdesini almaya devam eder.
Bizim mürid şaşkın bir şekilde döner ve olayı hocaya anlatır.

Hoca- hımm evlat işte o TARİKAT ehlidir. Tokatın Hakk’tan olduğunu bilir. Ama Hakk ona tokatı atmak için kimi vesile kılmıştır diye bakarmıştır sana, seni iyi bellemiştir. Zamanı geldiğinde o da sana dersini başka türlü verirmek için “kısas” hakkını kullanacaktır.
Şimdi git öbürüne patlat şamarı.

-peki hocam
Der mürid; ve diğer adamın ensesine şamarı vurur. Ama adam hiç istifini bozmadan “ya Hakk” der. Mürid şaşkınlıkla bir tane daha şamar vurur. Ve adam tekrar “ya Hakk” diyerek abdestine devam eder. Mürid şaşırır ve bir tepki gelmediği için vurmaya devam eder. Ve her defasında adam “ya Hakk – ya Hakk” zikrini yapar. Ardına bakıp vuranın kim olduğunu merak bile etmeden abdestine devam eder. Mürid şaşkın bir şekilde hocanın yanına gelir ve anlatır olayı.

Hoca – evladım işte o adam HAKİKAT ehlidir. Sen ona ne kadar vursan da o “her zerreden işleyenin fiilin faili Hakk” olduğunu bilir. Kendisince hesaba düşer ve iç cihatı ile yediği tokatların sebebini kendinde arar. Suçu kendinde bilir. Sen ona yirmi defa tokat attın ve hiç sesini çıkarmadı. Ve vicdanen rahatsız oldun kestin tokat atmayı.. senin tokat atmanı kesen ona acıyan içindeki Hakk’tır. Ona acımasa yirmi tokatta kalmaz kırk, elli, altmış tokat atardın. Ve en sonunda belki Hakikat ehli yoldan çıkacaktı. Ama Allah o kullarına taşıyamayacağı yükü vermez. Yani sen ona ancak dayanabilkeceği kadar tokat attın. Zannetme ki tokat atmayı kesen sensin. Bizzat onu koruyan Hakk’tır. Ve senin içinde vicdan ile tokat atmayı tam zamanında durduran da Hakk’tır. Bu Hakkın mizanıdır.
Şimdi sen git öbür adamın ensesine patlat şamarı…

-peki hocam
Der mürid; ve kendinden emin bir şekilde diğer adamın ensesine şamarı patlatır.
Diğer adam; hemen o anda yerinden fırlar ve adamın gözlerinin içine bakıp ellerine sarılarak öpmeye başlar. Mürid korkar tedirgin olur,
ama adam şunu söyler;
“ey gönlü güzel kardeşim. Eğer ben şu anda burada olmasaydım, ve senin gözüne takılmasaydım senin içinde bir kızgınlık yaratmayacaktım. Bunun sebebi benim varlığımdır. Ben varlıkta olduğum için senin gözüne takıldım, bu nedenle senden özür dilerim” der elini öper ve oradan uzaklaşır gider.
Mürid, adamın sözlerinden oldukça etkilenmiş olarak şaşkın bir halde hocaya hadiseyi anlatır…

Hoca - evlat işte o kişi MARİFET ehlidir. Yediği tokatın Hakk’tan olduğunu bilir. Ve hakk ettiğinin de farkındadır. Allah’ın ona verdiği “latif” sıfatı nedeni ile Allah O’nu her şeyden korur. Onlar mahsun olmazlar. Allah onda öyle zuhur eder ki akıl ile her şeyi aşarlar aklın şeytana ait olduğunu bilir ve şeytanı kendisine öyle secde ettirmiştir ki, akıl ona hizmet eder. Onu çok güzel kullanır her hadiseden kendisini sıyırır. Bu onda Allah’ın bir kudretidir. Sana asla buğzetmez.
Eğer sen, o kişi senin elini öpüp gittikten sonra hırsını alamayıp onu durdurup tekrar tokat atmaya kalksaydın işte o zaman onu kendin bir FERD ehli yapmış olurdun. Ve o zaman FERDiyyeti ile senin yüzüne üflese orada ziyan olurdun ve obdan HAKK zuhur ederdi ve geri dönüşü olmaz idi.

Mürid bütün dersleri yaşayarak aldıktan sonra uzaklaşır. Ertesi gün bir maşka mürid gelir ve ders alan müridin öldüğünü haber verir. Mesele; TARİKAT ehli olan adamın konuyu açması ile, tekrar zıvanadan çıkan ŞERİAT ehli olan adam, müridi yakalamış ve dayak atarak öldürmüştür. Ve yeni gelen mürid bu olayın manasını mürşide sorar.

Hoca - Ah evlat, Allah Seri-ül Hasib’tir. O mürid bir tek ŞERİAT ehlinden dayak yemiş ve korkmuştu. Ve diğerlerinden tokat yemiyeceğine benden garanti alınca, hiç tereddüt etmeden, içindeki öğrenme aşkı olan iblisi onu can yakacağını düşünmeden tokat atmaya yönlendirdi.
Her şeyin bir karşılığı vardır.
Bizim mürid beni İLAH edindi ve sözlerimden dışarı çıkmamak adına vicdanının sesini duymadan karşısındaki muhatap gördüğü adamları insan yerine koymadı.
Allah, İLAH edinmenin ve nefsine uyup vicdanının sesini duymayanın hesabını tutar.

TARİKAT ehline vurduğu tokattan sonra ondan özür dilemedi, ilmi aldı ama özür dilemedi, neden af dilemedi.
Allah bunun hesabını tutar. O seri-ül hasib’tir.

HAKİKAT ehline ancak yirmi tane tokat attıktan sonra onda vicdan uyandı, Neden üç taneden sonra vicdanı uyanmadı da yirmiden sonra uyandı.. Ondaki vicdan Hakk’ın vicdanıydı nefsinin değildi.. Allah müridi kendi nefsine bir AN bıraktı ama mürid tokatı üç defadan sonra kesmeyip nefsine uyarak devam etti vurmaya ve HAKİKAT ehlini yoldan çıkarana dek şamarı patlatacaktı. Ve Allah buna izin vermeyip tokat atmayı yirmi defadan sonra sürdürmedi. Ama Allah bunun da hesabını bir kenara elbet yazdı. O seri-ül hasib’tir.

Sonra MARİFET ehli ile bir hadise yaşadı ki, o anda bir taş olsa çatlar ve cezbe kapılırdı. O gönülü gören bir göz bir daha başka bir hoca veya mürşid aramaz. Mürşidin öyle bir gönülde olduğunu idrak etmesi gerekirdi. Ki Marifet ehline atılan tokat misli ile geri döner.
Allah bunun da hesabını yazmıştır. O seri-ül hasib’tir.

Bizim mürdimize ŞERİAT ehli olan adam oldukça kızmış ki hırsını alamamış. Tüm ilmi öğrenmiş olan mürşidimiz neden ŞERİAT ehli karşısında aciz kaldı da MAARİFET ehli gibi ellerini öpmek için sarılmadı adamın. Neden marifet gösteremedi. Anlaşılan bizim mürşidimiz HAL ilmini anlamış ama uygulayamamış, GÖNÜL ilmini ise hiç anlamamış…
Allah da sevdiği kullarının öcünü yine Şeriat ile alır... O seri-ül hasib’tir.

BaHR-ı HaRaBe
(t.KUL)

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Makâmât‐ı evliya (evliya makamları) HâmûŞî Allah Dostları & Evliyalar 0 08.07.24 16:09
imami Caferi Sadık hz. imas Allah Dostları & Evliyalar 2 14.11.23 12:52
10 erbain idrisiye duası ve fazileti Nesra Esmai idrisiyye 5 15.05.20 01:31
Esma-i idrisiyye Lokman Esmai idrisiyye 12 15.06.18 21:00
insan Suretleri Tuana Sizden Gelenler 9 18.12.17 19:10


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com