![]() |
|
#1
|
||||
|
||||
|
[Halife Me'mün Dönemi Saray Kıssaları ve Tabir Usulü]
...cevap verdi: "La vallahi ya Emire'l-Mü'minin" dedi. Halife eyitti: "Bana söyledin ki, hatun beni afv eyleye" söyledi. Ve dahi halife "Ben bu yara ve sivilcede ihtimam etmekle (özen göstermekle) hatun dahi hidayet-i teala müteal fehim idip sebep olanı fesh eyleye" sin dedim deyu cevap verdi. Me'mün eyitti: "Bu kelam ne dirdir?" ve hatun eyitti... Günlerde bir gün Emirü'l-Mü'minin Peder-i Reşid halife ile satranç oynardım, bana galebe idip (beni yenip) sordu ve bana emreyledi ki cariyelerimi çıkarıp köşkde oynamaya. Dönüp elime birinci hicap eyledim ve affediyor gördüm, afv idip naçar (çaresizce) soyunup köşke... Açık gördüm, hal bu ki gaddarlığın olurdum. Afv ediyor gördüm afv idip beni akı-i ab (sudan mahrum) idip benden dahi akam (kısırlık) idip Mekke mutfağına verip, badehu (ondan sonra) yine laubalilik işleyip beni akab-ı ab (sakin su) edip vatana ve cimaa (cinsel ilişkiye) rücu eyledi. Bu teklif ma-la-yutak (güç yetirilemez) olduğundan afv istedim. Şüm-ı hilafet ve manzara-i fesh (hilafetin uğursuzluğu ve feshin çirkin görünüşü) cariyeye ve vatana ve cimaa iade olundu; bu teklif ma-la-yutakdan afv istedim. Mısır ve Irak hazinelerin kağıda bağışlamadı, kabul eylemedi ve afv istedikte; ve söyledi Mekke fethi içün. Elbette bu vadiyi edersin, evladını yine aba ve ümmete iade edip, bedenden tutup mutfağa vardık, senin anandan gayrı teninde ol feci manzara belalanıp bulunup, bu kağıt ile divane sayıldım. Ol dahi naçar (çaresizce) icabet idip (kabul edip) seni doğurdu. Oğlum katil ve saltanatının zail olmasına ben sebep oldum deyu feryat edip feryat eyledi. (Hadis-i şerifte; "Tarra girdü" buyrulmuşdur, veled-i zinada at ki kulağını ale-hatın leh pek doğurur derler. Me'mün bu bilindiğine pişman olup Hüday-ı Müteal'in ricasıyla bu ikramı idip, "Medet hilafeti dert sindi ve sekiz yüz" dedi. O vadide halifemiz buyurur: Şevket-i saz ve sada-yı kerre nay ile dehşet pervaz-ı lezzat-ı nefsaniye sene ikbal ve ağaz ederdi. Bazı şuara hakkında ayat gitdi: إِذْ خَادَمَكَ بِاللَّهِ وَهُوَ مُشْتَغِلٌ (İz hademeke billahi ve hüve müşteğilün) Beraberlik kederden ve laubali avazıyla meşgul ola. فَاحْكُمْ عَلَى مِلْكِهِ بِالْوَبَالِ وَالْخَرْبِ (Fahküm ala mülkihi bi'l-vebali ve'l-harbi) Senin saltanatın payidar olmaz deyu hükmeyle. Dağ kederi: أَمَازِي الشَّمْسِ فِي الْمِيزَانِ هَابِطَةٌ * لَمَّا عَدَاهُ وَهُوَ بِاللَّهِ وَالْهَوَى الطَّرِبُ (Emaziyyü'ş-şemsi fi'l-mizani habitatün * Lemma adahü ve hüve billahi ve'l-heva el-taribü) Güneş terazi burcuna girdiğinde, şemşek (şimşek) hareketi ve lehv (eğlence) ve oyun dahi ciddiyetinde aşağı inip tahvil eder. [Halife Me'mün’un Hilafeti ve Mihne Süreci (Halku’l-Kur’an / İmam Ahmed bin Hanbel Kıssası)] (خلافت عبد الله المأمون ابن الرشيد) (Hilafet-i Abdullah el-Me'mün ibnü'r-Reşid): Badehu (ondan sonra) serir-i hilafete (hilafet tahtına) ram oldu. Abdullah el-Me'mün, kardeşi Emin katlolunduğu gece yatağında sabah dahi beyat-ı tamme (tam bir bağlılık yemini) olunup erkan-ı devlet ona beraat-ı dest-büs eylediler (devlet erkanı gelip elini öptüler). (Ahbaru't-tıval) adlı kitapta aktarıldığına göre; Me'mün sürat-i fehim (çabuk anlama), kaviyyü'l-kalb (güçlü yürekli), baidü'l-himme (yüksek gayretli) bir halife idi. Hükmünde al-i Abbas (Abbasi devleti) ak umran bulup, ulüm (ilimler) ile araste (süslenmiş) ve enva-ı ulümla piraste (bezenmiş) idi. Kitaplar ikdam idip istihrac edip (çıkartıp) tercüme ve tafsil eyledi. İlm-i edebiyatta ve dini ilimlerde münazara ve mübahase etmek içün fuzala-ı ulemayı (faziletli alimleri) cem' idip (toplayıp) meclisler ve mahfiller ederdi. Fünün-ı şitada (çeşitli fenlerde) üstadı Ebü'l-Hüzeyl el-Allaf ve Muhammed bin el-Hüzeyl el-Basri el-Mu'tezili idi ki, ana alaka-i tabir olunur, bizden bahistir. Bu felsefi alaka işareti vaktinde kab-ı inkaran; inşaallahu teala (vakit geldiğinde), zaman-ı hilafetinde "Kur'an-ı Azim mahlüktur (yaratılmıştır)" deyu kelam zuhur etdi. Haşa Kur'an-ı Azim mahlük değildir, o Hüda-yı Müteal'in kelamıdır kadimdir. Ve bu rivayette "mahlüktur" sözü Harünü'r-Reşid zamanında dahi zuhur edip, Me'mün zamanına gelinceye gah yavaşlayıp ve gah zail (yok) oluyordu. Ne vakit ki Me'mün "Kur'an mahlüktur" deyu söyleyen kimseye eşedd-i ukubet (en şiddetli cezayı) buyurdu. (İmam ehl-i sünnetden Ahmed bin Hanbel Radiyallahu Teala Anh) Kur'an-ı Azim hakkında "mahlüktur" demeyip imtina etmekle (bunu reddetmekle), kadı bend eyleyip (zincire vurup) Me'mün'a götürürlerdi; esna-ı rahda (yol esnasında) iken kable'l-vusül (halifenin yanına varmadan) Me'mün fevt olup (öldü). Biraderi (kardeşi) Mu'tasım'ın hilafetinde İmam'a azim mihnet ve işkence ve dert u tafsil yetdi. Me'mün halife bilad-ı Cezire'ye ve Şam'a dahil olup vafir (bolca) meks ü ikamet (kalma) ve ondan sonra Rum ile gaza ve çok fetihler ve hayrat u dar u zuhur eserler idip; iki yüz yirmi sekiz senesi Receb-i Şerif'inin evahirinde (sonlarında) Bedendün nehri kenarında vefat etdi. Ömrü kırk sekiz yıldan ve rivayette otuz dokuz yaşında idi. Encam (neticede) ibtidai kelam muvaffak u müddet-i saltanatı... ________________________________________ [Halife Me'mün'un Tarsus'ta Defni ve İlmi Şahsiyeti] ...yirmi sene ve beş mah (ay) eyledi, Tarsus'ta defnolundu. (İbn Hallikan eyitdi): Me'mün cerim (cürüm) ve asabiyet sahibi her bir adamı afvedip eman ve yarlık (bağışlama) nişanı virici, ziyade cömert, sahib-i ihsan idi. Enva-ı ulüm (ilimlerin her çeşidi) hususunda, bilhassa ilm-i nücüm (astronomi) ve ilm-i nüfüsa arif idi. Ve felsefe bilirdi ki, afv u ata (bağışlama ve lütuf) lafızlarından nim metin bulduğunu görse, bakıp cerim ile gelürlerdi; yani havf itmezlerdi. (İbn Hallikan'dan gayrı bildirdiler ki): Al-i Abbas'da (Abbasi hanedanında) Me'mün'dan danışıklı (bilgili) kimse yoğidi, meğer ekseri şuğlü ilm-i nücümda idi. Anın hakkında şair eyitti: هَلِ النُّجُومُ اَغْنَتْ عَنِ الْمَأْمُونِ * اَوْ عَن مَلِكِهِ الْمَأْسُوسِ (Hel el-nücümü ağnet ani'l-Me'müni * Ev an melikihi el-me'süsi) Me'mün'a ve sultanlığına nücüm (yıldızlar) nefy ve fayda payidar itmedi, istifham inkaridir ki nefy ve yaramadı. Halife-i bi-sahtı Tarsus: نَاسٌ فِي طَرْسُوسَ اَرْضَتْهُ تُرْكَ (Nasün fi Tarsüse ardathü Türke) İttiler, مِثْلَ مَا خَلَفُوا اَبَا اِيَاضٍ (Misle ma halefü Eba İyadın) Biyabanı (çölü) Tüs (şehrinin) arzında koydukları gibi demektir. [Halife Mu'tasım'ın Başa Geçmesi ve Amuriye Seferi] (خلافت اَبِي اِسْحَقْ اِبْرَاهِيمُ الْمُعْتَصِمْ) (Hilafet-i Ebi İshak İbrahim el-Mu'tasım): Badehu (ondan sonra) serir-i hilafete (hilafet tahtına) Ebü İshak İbrahim el-Mu'tasım bin Harünü'r-Reşid geçip, biraderinin (kardeşinin) vasiyeti ile ana beyat olundu. Amuriye şehri ki, ehl-i sünnet kibarından mahfuzdur (korunmaktadır), vardığı üzere kendi beldesinde dahi mızrakların ve siperlerin ardından darp u ham (vuruşma) ve üzerlerine hücum tam ve muhasarasında eşedd-i ihtimam eyledikte; kuvvet ve şecaat vakıa geldi. Al-i Abbas'da naziri yoğidi (eşi benzeri yoktu). Rivayet olundukta İmam muhasara dönüp gün batışında şita (kış) kar ve baran (yağmur) olup bir kimse yedi dişine çivi ve mızrak ucu değse mecali yoğidi. Mu'tasım Halife yevm-i mezbürda (bahsi geçen günde) dört bin kafir başı kesti ve muhasara dahi müstemer (devamlı) olup kahr u galebe ile feth idip, içinde olan emval u avamı ve ehl-i hisarı (kale halkını) esir idip esir eyledi. [Mihne Süreci: İmam Ahmed bin Hanbel'e Yapılan İşkenceler] Vakta ki Mu'tasım halife oldu, İmam Ahmed bin Hanbel'i Amüriye zindanında olmağla ihzar etdirip (huzuruna getirtip) "Kur'an-ı Azim mahlüktur (yaratılmıştır)" deyu söylemek içün imtihan eyledikte; dahi zikrolunur Furkan-ı Azim hususunda kıyl u kal avazı (dedikodusu) hasıl, kelam Harünü'r-Reşid kendi zaman-ı hilafetinde: "Kur'an mahlüktur diyene ölüm vardır" eyledi. Büsi'den Fazl bin İyaz dahi rahmetullahi aleyh: "Uzun ömürle dua eyleyedi" zira Allahu a'lem Reşid'den sonra bu söz ile fitne zuhur ide; gibi kendüye keşfolunmuştu. Hal bu ki ol vakit fitne yoğidi, el-hak (gerçekten) Me'mün halife olup ol sözü zuhur etdirdi; nice kader bazı nas (insanlar) gah söyleyip gah feragat olunurdu. Dokuzuncu asırda zikrolunur, Me'mün dahi nasa ol sözü söylemekte ihtimam idip vefatı senesine gelinceye kadar icra itdi ve bir kimse bu sözü söylemezse eşedd-i itab eyledi (en şiddetli cezayı verdi). Ve (İmam Ahmed bin Hanbel)'i ihzara adem (adam) gönderdi. Meşhed-i esna-ı rahda (yol esnasında) iken Reşid fevt olup (ölüp) biraderi (kardeşi) Mu'tasım halife olundukta, Kur'an mahlüktur ihtimam etmekle İmam hem dahi Mu'tasım'a beyat tam olunca mültehid-i dairede (baskı altında) mahbus kalıp; badehu (ondan sonra) Mu'tasım Bağdat'ta İmam-ı mezbür ile mübahase içün meclisler idip meclisinde Abdü'r-Rahman bin İshak ve Kadı Ahmed bin Ebi Davüd ve gayrıları hazır olup üç gün azim mübahase (büyük tartışma) olup İmam Hanbeli dördüncü günde dahi mübahasat ve mücadaleden gerü durmadı. Mu'tasım fi el-insaf imame darp eyle emridip, değnekler ile darp etdirdiler. İmam akaid-i İslamiye'den zail u rah-ı müstakimden (doğru yoldan) mail olmayıp, hatta aklı zail olmadı. Ve enva-ı ta'ciz (bıktırma) ve ta'zib (işkence) edip ve badehu (ondan sonra) mekanına gönderip yine zindanda müddet-i habsi yirmi sekiz mah (ay) dır. Ve bundan sonra Mu'tasım vefat idip Vasık saltanatına geçip, Me'mün ile Mu'tasım'ın itdikleri mihnet ve hakareti kendi dahi etmeyip, kadre kadar İmam mezbüra cemaat ve cumadan münkatı (uzak) olup, buyruk-ı şer'i kavim ile ifta ve ifade (fetva verme)den dur ve bi-re'y (görüş bildirmeden) eyledi. [Halife Mütevekkil Dönemi ve İmam'a İade-i İtibar] Vasık Halife öldükte, imam Ahmed Hanbeli kemal-i ihtifa (gizlilik) ile ihtifa idip, Vasık vefat idip mütevekkil Halife serir-i saltanata (saltanat tahtına) teşrif idip, İmam'ın mesaib (musibetler) ve mihnetleri def' olunup, kadre ulaştıkta namaz ve gayriye çıkardı. اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا (İnne mea'l-usri yusra / Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır) Mütevekkil İmam-ı hemamı (ulu imamı) divan-ı hümayüna davet etdirip ikram ve اعزاز (itibar) ve mal, firavan ihsan eyledi. İmam dahi kabul itmeyip fukara ve mesakine bezl u bahş eyledi (dağıttı). Ve halife-i mezbüre imamın evladı ve iyalı her mah... ________________________________________ (Kaynak: Hayatül Hayevan) Not: Bu tarihi sayfa, İslam düşünce ve mezhepler tarihinin en dramatik safhalarından biri olan ve ulemanın siyasi otorite karşısındaki bağımsızlık mücadelesini simgeleyen **"Mihne Süreci"**nin zirve noktasını aktarmaktadır. Abbasi halifeleri Me'mün, Mu'tasım ve Vasık, Mu'tezile mezhebinin rasyonel bir tezi olan "Kur'an'ın sonradan yaratıldığı" (Halku'l-Kur'an) fikrini devlet zoruyla ehl-i sünnet ulemasına dikte etmeye çalışmışlardır. Hanbeli mezhebinin kurucusu büyük muhaddis ve fakih İmam Ahmed bin Hanbel, üç halife dönemi boyunca Bağdat zindanlarında ağır işkencelere, kırbaçlanmalara ve baskılara maruz kalmasına rağmen bu tezi reddetmiş; Kur'an'ın Allah'ın ezeli ve yaratılmamış kelamı olduğunu savunmuştur. Bu çileli süreç, ancak Halife Mütevekkil-Alellah döneminde ehl-i sünnet itikadına iade-i itibar edilmesi ve İmam'ın zindandan çıkarılarak taltif edilmesiyle son bulmuştur. Metin, İslam siyaset ve kelam tarihi araştırmaları için birinci elden, muazzam bir ilmi vesikadır.
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Süreç başladı israilin yıkılması süreci | sevincc | Sorularınız | 8 | 09.09.25 10:38 |
| Tekamül süreci | Nea | Tekamül & Kozmik EnerJi | 2 | 28.02.23 21:05 |
| Mahşerin 4 atlısı süreci başladı | Mube | Derin Konular & Beyin Fırtınası | 3 | 27.02.23 13:07 |
| X Kuşağının Değişim Süreci | Och | Evrensel Enerji Sistemleri | 0 | 18.09.20 16:30 |
| Liselere tercih süreci yarın başlıyor | Cennet | Haber & Siyaset | 0 | 01.07.18 19:16 |