![]() |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Bismillahirrahmanirrahim.
Bugün nice insan dinini tam öğrenmeden, Kur’an bize ne söylüyor bilmeden, hadisler bize nasıl bir yol gösteriyor anlamadan, fıkhın, akaidin, takvanın, helâl lokmanın, kul hakkının, namazın, edebin ve nefs terbiyesinin inceliklerine sahip olmadan cin daveti yapmak istiyor. Cinlerle temas kurmak istiyor. Zikir çekip hemen o zikrin açılımına kavuşmak istiyor. Göz perdesi açılsın, kulak perdesi açılsın, gaybi şeyler duysun, görünmeyeni görsün, insanlar arasında farklı ve üstün bilinsin istiyor. Halbuki hiçbir şey bilmeyen, sadece düz mantıkla düşünebilen bir insan bile bunun ne kadar problemli olduğunu anlar. Sen zahmete girmeyeceksin. Namazında eksik olacaksın. Takvanda eksik olacaksın. Helal-haram hassasiyetin zayıf olacak. Dini yükümlülüklerini yarım yamalak yapacaksın. Kur’an’ı anlamayacaksın. Hadisi bilmeyeceksin. Fıkhın olmayacak. Akaidin sağlam olmayacak. Nefsini tanımayacaksın. Sonra da doğrudan mükafata, açılıma, cinlere, sırlara, hazinelere ve görünmeyen kapılara koşacaksın. Bu hangi aklın, hangi usulün, hangi din anlayışının işidir? Din bir basamak ilmidir. Şeriatın eşiğinden geçmeden hakikatin odasına girilmez. Farzları hafife alıp sır talep edilmez. Haramdan kaçmadan nur beklenmez. Nefs terbiye edilmeden keşif istenmez. Edep olmadan ilim, ilim olmadan amel, amel olmadan ihlas, ihlas olmadan da manevi kemal olmaz. Bugün insanlar bir yerden bir davet görüyor. Bir yerde bir tertip okuyor. Bir başkasından “şu ayeti şu kadar oku, evde otur, hiçbir şey yapma, Rabbin sana hazineler verecek” sözünü işitiyor. Sonra bunu din zannediyor. Sanki Kur’an insanı emeksiz servete, zahmetsiz şöhrete, çalışmadan rızka, kulluksuz makama çağırıyormuş gibi bir anlayış yayılıyor. Ne kadar acı, ne kadar garip, ne kadar ibretlik bir hal değil mi? Allah’ın kelamı insana tembellik öğretmez. Allah’ın kelamı insana boş beklenti öğretmez. Allah’ın kelamı insanı hem Rabbine bağlar hem de yeryüzündeki vazifesine çağırır. Bugün insanların bir kısmı cinlerle irtibat kurmak istiyor. Niçin? Allah’a daha iyi kul olmak için mi? Kur’an’ı daha derinden anlamak için mi? Peygamber Efendimiz’in sünnetine daha güzel tabi olmak için mi? Haramdan kaçmak, kalbini temizlemek, nefsini terbiye etmek için mi? Çoğu zaman hayır. Niyet şudur: Cin bana para getirsin. Cin bana haber getirsin. Cin bana güç versin. Cin bana insanların bilmediği şeyleri bildirsin. Cin bana şöhret getirsin. İnsanlar arasında üstün olayım. Sözüm geçsin. Bana farklı baksınlar. Beni özel bilsinler. İşte burada mesele artık maneviyat meselesi olmaktan çıkar, nefsaniyet meselesi olur. Cinle irtibat kurup para istemek, şan istemek, şöhret istemek, insanlar üzerinde üstünlük istemek, insanı Allah’a yaklaştıran bir yol değil, çoğu zaman nefsin en gizli putlarını besleyen bir yoldur. Kul, Allah’a kul olmaya çağrılmışken görünmeyen varlıklardan medet ummaya başlar. Rızkın sahibi Allah iken cinlerden rızık bekler. İzzetin sahibi Allah iken mahluktan izzet bekler. Kalplerin sahibi Allah iken insanlar üzerinde hüküm kurma sevdasına düşer. Görünmeyenle kurulan her temas rahmet kapısı değildir. Bazı kapılar ilim kapısı değil, fitne kapısıdır. Bazı açılımlar nur değil, istidrac olabilir. Bazı sesler ilham değil, vehim olabilir. Bazı haller keramet değil, nefsin oyunu olabilir. İnsanlar dinin ince damarlarını öğrenmeden, dinin dış kabuğundan bile nasibini almadan en içteki sırlara koşuyor. Daha taharet bilmiyor, namazın şartlarını bilmiyor, helal lokmanın kalbe tesirini bilmiyor, gıybetin kalbi nasıl kararttığını bilmiyor, kibrin ameli nasıl yaktığını bilmiyor, ucubun insanı nasıl helak ettiğini bilmiyor, fakat “perdem açılsın” diyor. Kur’an’ın emrini duymayan kulağa gaybdan ses gelse ne olur? Kendi nefsinin hilesini görmeyen insan cinleri görse ne olur? Bugün birçok insan bu işlere giriyor, sonra beklediğini bulamıyor. Neden bulamıyor? Çünkü niyet bozuk. Çünkü usul yok. Çünkü ehliyet yok. Çünkü ilim yok. Çünkü takva yok. Çünkü istikamet yok. Çünkü farzlar eksik. Çünkü helal-haram terazisi kurulmamış. Çünkü kişi Allah’ın rızasını değil, nefsinin arzusunu istiyor. Çünkü ayeti hidayet için değil, dünyayı kendine çekmek için okuyor. Çünkü zikri kalbini diriltmek için değil, olağanüstü hal kazanmak için çekiyor. Çünkü duayı kulluğun dili olarak değil, isteklerini zorla kabul ettirme aracı olarak görüyor. Sonra beklediği olmayınca ne diyor? “Allah beni duymuyor.” İşte en acı söz budur. Allah seni duymuyor değil, sen Allah’ın kelamını duymuyorsun. Allah sana yol göstermiyor değil, sen gösterilen yolu bırakıp kestirme sandığın karanlık kapılara gidiyorsun. Allah rızık vermiyor değil, sen rızkın sebeplerini terk edip görünmeyenden torba dolusu altın bekliyorsun. Allah duaya cevap vermiyor değil, sen duayı kulluk makamından çıkarıp nefsinin istek listesine çeviriyorsun. Allah ayetlerini indirmedi değil, sen ayetleri anlamak yerine sadece onlardan dünya menfaati çıkarmaya çalışıyorsun. Hayır kardeşim. Belki sen okudun ama anlamadın. Belki söyledin ama yaşamadın. Belki tekrar ettin ama niyetin doğru değildi. Belki ayeti dilinle okudun ama ayetin seni çağırdığı yola girmedin. Belki Allah’tan rızık istedin ama rızkın peşine düşmedin. Belki açılım istedin ama farzlarını tamamlamadın. Belki sır istedin ama edebi öğrenmedin. Din, insanın arzusuna göre şekil alan bir oyuncak değildir. Kur’an tılsım defteri değildir. Ayetler, nefsin dünyalık isteklerine hizmet eden şifreler değildir. Zikir, varlık çağırma aparatı değildir. Esma, insanlara hükmetme vasıtası değildir. Havas, fıkıhsız ve takvasız ellerde oyun alanı değildir. Ben dinliyorum, izliyorum, insanlarla sohbet ediyorum. Dünyanın bambaşka yerlerinde, bu ilimlerle ilişkili çevrelere girip çıkan, farklı düşüncelere sahip, farklı kabiliyetleri olan birçok insan görüyorum. Kimi samimi, kimi meraklı, kimi gerçekten arayışta, kimi de sadece güç ve farklılık peşinde. Fakat neticeye baktığımızda değişenlerin sayısı pek az. Neden? Çünkü insanların çoğu netice istiyor, terbiye istemiyor. Hal istiyor, istikamet istemiyor. Keşif istiyor, ilim istemiyor. Cin istiyor, nefsini tanımak istemiyor. Para istiyor, helal emek istemiyor. Şöhret istiyor, tevazu istemiyor. Perde açılsın istiyor, fakat günah perdesini kaldırmak istemiyor. Ayet okuyor, fakat ayetin emrine girmek istemiyor. Zikir çekiyor, fakat zikrin ahlâkını kuşanmak istemiyor. İşte bundan dolayı olmuyor. Çünkü yol ters kurulmuş. Dinin yolu aşağıdan yukarıya çıkar. Önce iman, sonra ilim, sonra amel, sonra ihlas, sonra takva, sonra edep, sonra istikamet. Bundan sonra Allah dilerse kuluna bazı kapılar açar. Dilemezse kul yine zararda değildir, çünkü kul zaten kulluğun şerefine ermiştir. Bir de meselenin başka ve daha acı bir tarafı var. İlimde yol katetmiş olanların, yahut kendince bir seviyeye gelmiş bulunanların bir kısmı da başka bir imtihana düşüyor. Bu defa mesele cin daveti değil, ilimle nefsin büyümesidir. Ben senden daha üstünüm. Benim ilmim daha derin. Benim icazetim daha yüksek. Benim hocam daha büyük. Benim yolum daha sahih. Ben senden daha çok biliyorum. İnanılmaz bir hikâye değil mi? İlim, insanı Allah’a karşı mahviyete götürmesi gerekirken, bazılarında insanlara karşı üstünlük vasıtası haline geliyor. Halbuki ilmin meyvesi kibir değil, haşyettir. İlim arttıkça insanın “ben bildim” demesi değil, “Rabbim, bilmediğim ne çok şey var” demesi gerekir. Edep yoksa, ilim insana nur olmaz, yük olur. Edep yoksa, icazet kağıttan ibaret kalır. Edep yoksa, hoca ismi nefsin süsü olur. Edep yoksa, metin okumak kalbi inceltmez, dili sivriltir. Edep yoksa, insan hakikati değil, kendi üstünlüğünü ispat etmeye çalışır. Şimdi siz söyleyin, Edebin olmadığı yerde ilim olur mu? Bir insan ilmiyle kardeşini küçültüyorsa, o ilim onu büyütmüş müdür? Bir insan icazetiyle tevazu yerine gurur devşiriyorsa, o icazetin sırrını anlamış mıdır? Bir insan hocasının büyüklüğünü kendi nefsinin büyüklüğüne delil yapıyorsa, hocasından ne öğrenmiştir? İlim adamı, ilmiyle insanları ezmez. İlim adamı, ilmiyle kalplere merhamet taşır. Gerçek alim, bildiği kadar susmayı da bilir. Bildiği kadar haddini de bilir. Bildiği kadar bilmediğini de bilir. Bildiği kadar Allah’tan korkar. İlim haşyet doğurmuyorsa, orada ya ilim eksiktir ya da nefs o ilmin önüne geçmiştir. Nefs terbiyesi olmadan açılan kapıların çoğu insanı yükseltmez, imtihan eder. Peygamberlerin yoluna bakın. Hiçbiri zahmetsiz bir hayat yaşamadı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem açlık gördü, sabır gösterdi, tebliğ etti, hicret etti, çalıştı, mücadele etti, ümmeti için gözyaşı döktü. Sahabe çalıştı, infak etti, savaştı, hicret etti, öğrendi, yaşadı. Büyük alimler ömürlerini ilme verdiler. Ehlullah nefislerini yıllarca terbiye etti. Hiçbiri “evde otur, şu kadar oku, dünya ayağına gelsin” anlayışıyla yürümedi. Şimdi biz nasıl oluyor da hiçbir bedel ödemeden, hiçbir emek vermeden, hiçbir ilim tahsil etmeden, hiçbir nefs terbiyesine girmeden büyük kapıların açılmasını bekliyoruz? Bu beklenti din değildir. Bu beklenti nefsin rüyasıdır. Bir insan cin bana para getirsin diye uğraşacağına, sabah namazını kılıp helal rızkının peşine düşsün. İnsanlar beni büyük bilsin diye perde arayacağına, Allah katında makbul bir kul olmaya çalışsın. Gözüm gaybı görsün diye uğraşacağına, kalbi Kur’an’ı görsün. Kulağım sesler duysun diye uğraşacağına, Allah’ın emrini duysun. Şöhret arayacağına ihlas arasın. Güç arayacağına takva arasın. Kestirme yol arayacağına sırat-ı müstakimi arasın. İlimle üstünlük arayacağına, ilimle kulluğunu derinleştirsin. Bu yazı uzun oldu. Büyük ihtimalle kimi okumayacak, kimi yarıda bırakacak, kimi de “HamuŞi yine destan gibi yazmış” diyecek. Olsun. Bir kişi bile neyin ne olduğunu anlasa, bu yazı maksadına ulaşmış olur. Allah’ın kelamını duyan adam, önce kulluğa döner. Kulluğa dönmeyen adamın gayb merakı ise çoğu zaman ilim değil, nefsin oyalanmasıdır. Biz meseleyi kısaca bu yönüyle yazdık. Eklemeniz gereken bir yer varsa, yanlış gördüğünüz bir nokta varsa buyurun.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ağzınıza, kaleminize sağlık hocam. Kelimenin tam anlamıyla muazzam bir yazı olmuş, başından sonuna kadar soluksuz okudum. Allah sizden razı olsun.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Ben bu dünyada bir ağacın altında gölgelenen, sonra da oradan kalkıp yoluna devam eden bir yolcu gibiyim. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
"HâmûŞî yine destan gibi yazmış"
Çok da güzel yazmış. Her cümlesinde çok haklıymış. Cin görmek isteyenlerin çoğu da hep meraktanmış hep... Ah bir görseler...
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
İçine sefer etmeyen, dünyayı dolaşsa ne? Kendini görmeyen âlemi görse ne? Gören de O, gösteren de O... Sen görmeyi gözden mi sandın? |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Eline emeğine sağlık. Rabbim ilmini artırsın. Bir yerde okumuştum ama nerede tam hatırlamıyorum. Bir Hocanın başından geçeni anlatmışlar. Bir olay oluyor ama ne hatırlamıyorum. Hoca galiba bir büyücüyümü cezalandıracaktı artık neyse. Hoca şeriata göre bir hüküm verip ifrite yapmasını buyuruyor ifritte diyorki ya hocam boş ver şimdi şeriatı falan gel şunu başka bir şekilde halledelim diyor. İfrit şeriatın dışına çıkarmaya çalışıyor hocayı. Eğer cahil bir kimse olup ona uysa çamurun içine batacak ifrit onun üzerinde hüküm sahibi olacak. Çok çok çok ince bir çizgi üzerinde ilerliyor havvas ilmi. Şeriatı bilmeden kuranı bilmeden hadisi fıkhi ilimleri bilmeden maneviyatı kuvvetlendirmeden bu işlere girenler iradesi zayıf kişiler muhakkak o çizginin dışına çıkar muhakkak. Hiç bir kurtuluş imkanı yoktur. Çünkü şeytan her daim adem oğlunu aldatmak üzere hareket eder. İlmin başındakilere çok gidiyorlar türlü türlü büyük tekliflerle. Özellikle doğuştan medyumluk vasfı taşıyanlara. Altın tahtlar envayi çeşit yiyecekler buluttan yataklar devasa hazineler gösterirler. Kişiyi bulutların üzerinde yürütürler. Eğer bizimle olursan sana bu hayatı yaşatacağız derler. Kişi uyarsa hayatının en güzel günleri karanlık ve pislik içinde geçer. uymazsa başına türlü türlü işler getirirler. Aklını almaya çalışırlar. Bu da benden bir ilave olsun yaşanılanlarla başkalarının gözü açılsın. Niyeti olan aklını başına getirsin ve uzak dursun. Ben doğuştan medyumluk özellikleri taşıyan bir çocuğum. Benim gibi onlarca binlerce insan var ve hepimize bu oyunları yaptılar . Ben eminimki bu ilme girmek isteyen cahillerede bu oyunlar yapılacaktır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Arada gözümden kaçmış değerli kardeşim, cevapsız bırakmışım hakkını helal et lütfen.. ALLAH senden de razı olsun...
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Cinler Hakkında Bilinmeyenler | Rooh | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 5 | 09.11.21 12:29 |
| insanlar cin ile ya da cin insan ile evlenebilir mi? | Sin | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 3 | 12.07.21 02:24 |
| Cinler ve marifetleri - Cann | Torlak | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 4 | 24.02.21 21:55 |
| Cin hakkında geniş bilgi. Evliyanın ruhları | Adalet | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 5 | 06.05.20 04:44 |
| Cin hakında bilgi | Sin | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 4 | 06.10.18 09:21 |