![]() |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Hocasından Şeriat, Tarikat ve Hakîkâtin Ne Olduğunu Sual Eder. Hocası, “Filân Camiye Git, Orada Üç Oturan Adam Var, Onlara Birer Tokat At.” Der. Talebesi Denileni Yapar. Birinci Adama Tokadı Atınca, Aynısını O Adam da Talebeye Yapar ve Boynunu Büküp Tefekküre Dalar. İkinci Adama Tokat Atınca, Adam Başını Kaldırıp Talebeye Bakar ve Bir Şey Yapmaz, Sonra O da Tefekküre Dalar. Üçüncü Adama da Tokat Atar Ama O Ne Bakar Ne de Bir Şey Yapar, Tefekkürüne Devam Eder.
Talebe Gelir, Olan Biteni Hocasına Anlatır. Hocası Der ki; Birinci Adamın Yaptığı Şeriattır, Fazla Bir Şey Yapmadan Yaptığının Aynısını Sana İâde Etti. İkinci Adamın Yaptığı Tarikattır, Sana Baktı ve Bu, Allahû Teâlâ’dan Gelen Bir Belâ mıdır Yoksa Bir Nimet midir Diye, Bilgi İçin, O’ndan Gelen Her Şeye Boyun Eğmek Adına Anlamak İçin Baktı. Üçüncü Adamın Yaptığı ise Hakîkâttir ki, Hakîki İnsan, Kendisini O’nun Yoluna Veren, Kimsenin Methine ya da Zemmine Aldırış Etmeyen “Gelen Her Şey O’ndandır” Diyen Kimsedir. İstifini Bozmadan Yoluna Devam Eder.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Bu kıssa tasavvuf büyüklerinin sıkça kullandığı temsilî anlatımlardan biri gibi duruyor. Maksadı, şeriat–tarikat–hakikat mertebeleri arasındaki bakış farkını zihne yaklaştırmak.
Ancak acizane şu ölçüyü de hatırda tutmak faydalı görünüyor: Bu tür menkıbeler hüküm koyan metinler değil, hâli anlatan temsillerdir. Nitekim şeriatın zahir hükümleri açısından bakıldığında, sebepsiz yere birine zarar vermenin meşru görülmeyeceği açıktır. Tasavvuf ehli de zaten bu tür misalleri fiilî bir uygulama olarak değil, insanın musibet, övgü ve yergi karşısındaki iç duruşunu anlatan sembolik dersler olarak değerlendirmiştir. Bu yönüyle kıssa, kulun başına gelen hâdiseler karşısındaki mertebe farkını hatırlatması bakımından manidar duruyor. Anlam karışıklığı olmasın, bilmeyen kardeşler yanlış yere çekmesin diye bu şekilde açıklık getirmek istedim. Maksadım yazıya muhalefet etmek değil, daha doğru anlaşılmasına katkı sağlamaktır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Merhabâ cânlar
![]() Başlık ''Şerî'at,Tarîkat,Ma'rîfet,Hakîkat Nedir?'' olmalı idi. 4 Kapı 40 Makâm öğretisi,Sekaleyne ya'nî Kurâna ve Ehli Beyte dayalı bir öğretidir.4 Kapı 40 Makâm öğretisi,Muhammedî-'Alevî,Türk,tasavvûf ve tarîkat mektebinin öğretisidir.12 'İmâmın 8.'si olan Hazret 'İmâm 'Alî Rizâ'dan(Niyâzım ona ola!) o bir adı ile Horâsân Şâhından gelen bir öğretidir.Bu öğreti,Koca 'Ahmed Yesevîye,Hacci Bektaş Velîye,Şâh 'İsmâ'île intikâl etmiştir.Uş bu öğretinin köklerini Gök Tanrıcılıkta da,Şamancılıkta da bula bilmekteyiz.Evet,sinkıretizim kaçınılmaz olarak vardır.Neden?Çün kim Türklük kaçınılmaz olarak vardır. Allâh eyvallâh Hakk eyvallâh
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Etiketler |
| hakikat, tarikat, şeriat |
|
|