Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Allah Dostları & Evliyalar


Bir Hayat, Bir iman, Bir Şahitlik...


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 07.07.26, 22:26
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3252
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Exclamation Bir Hayat, Bir iman, Bir Şahitlik...

ASHÂB-I KİRÂM’I TANIMAK

Selamün aleyküm değerli kardeşlerim.

Allah’ın izniyle bu başlık altında her gün bir sahabi efendimizin hayatını ele alacağımız yeni bir seri başlatıyoruz.

Maksadımız sadece tarihi bilgi vermek değildir. Sahabe-i kiram, İslam’ı kitap satırlarından değil, Resulullah’ın terbiyesinde hayatın içinde öğrenmiş ve yaşamış bir nesildir. Onlar Kur’an’ın nüzulüne şahit oldular, vahyin hangi hadiselere indiğini gördüler, Resulullah ile hicreti, cihadı, sabrı, fakrı, infakı, itaati, edebi ve teslimiyeti bizzat yaşadılar. Bu sebeple sahabeyi tanımak, sadece “kim ne zaman doğdu, nerede vefat etti?” bilgisinden ibaret değildir. Sahabeyi tanımak, imanın bir insanı nasıl değiştirdiğini, dünya karşısında nasıl durdurduğunu, musibetle nasıl yoğurduğunu ve Resulullah’a bağlılığın hayatta nasıl karşılık bulduğunu görmektir.



Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh.
İman geldiğinde tereddüdü susturan adam

Asıl adı Abdullah b. Ebi Kuhafe’dir. Kureyş’in Beni Teym kolundandır. Yaklaşık 573 yılında Mekke’de doğmuş, 634 yılında Medine’de vefat etmiştir. Resulullah’ın vefatından sonra ümmetin ilk halifesi olmuş ve hilafeti 632-634 yılları arasında sürmüştür.
Fakat Hz. Ebu Bekir’i tanımak, sadece “ilk halife” demekle tamam olmaz. Onun asıl büyüklüğü, makamından önce imanındaki tereddütsüzlükte, Resulullah’a yakınlığında, zor zamanda sarsılmayan sadakatinde ve hakikat karşısında nefsini araya koymamasındadır. Kur’an-ı Kerim onun Resulullah ile hicret yolculuğundaki mağara hadisesine işaret eder. Tevbe suresi 40. ayette Resulullah’ın mağarada arkadaşına, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” dediği bildirilir. Bu ayet, Hz. Ebu Bekir’in sadece tarihi bir yol arkadaşı değil, vahyin içinde adı verilmese de işaret edilen büyük bir sadakat şahidi olduğunu gösterir.

Sahih-i Buhari’de Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh, mağarada müşriklerin ayaklarını gördüğünü ve “Biri ayağının altına baksa bizi görürdü” dediğini anlatır. Resulullah ona, “Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne zannediyorsun?” buyurur.

Burada çok ince bir iman dersi vardır. Hz. Ebu Bekir’in endişesi kendi canı için değil, Resulullah içindir. Resulullah’ın cevabı ise sebepleri aşan tevhid ölçüsüdür, Sayı az olabilir, yol kapalı görünebilir, düşman yakın olabilir, fakat Allah’ın maiyyeti varsa kul yalnız değildir.

Demek ki Sıddık olmak, hiç korkmamak değildir. Sıddık olmak, korku geldiğinde bile kalbi Allah’ın vaadine teslim etmektir.

Resulullah onun yakınlığını da açıkça beyan etmiştir. Sahih-i Buhari’de gelen rivayette Efendimiz, “Eğer ümmetimden birini halil edinseydim, Ebu Bekir’i edinirdim, fakat o benim kardeşim ve arkadaşımdır” buyurmuştur. Bu ifade sadece sevgi cümlesi değildir. Resulullah burada Hz. Ebu Bekir’in ümmet içindeki yerini gösterir, Yakınlık iddia ile değil, sadakatle olur. Herkes sevdiğini söyler, fakat sevginin imtihanı zor zamanda yanında durmaktır.

Hz. Ebu Bekir’in bir başka fazileti de Resulullah’ın son hastalığında ortaya çıkar. Sahih-i Buhari’de Hz. Aişe radıyallahu anha’dan gelen rivayette, Resulullah hastalığı ağırlaşınca “Ebu Bekir’e söyleyin, insanlara namaz kıldırsın” buyurmuştur. Hz. Aişe onun yumuşak kalpli olduğunu, makamda durunca ağlayacağını söyleyince Efendimiz emri tekrar etmiştir. Bu hadise Hz. Ebu Bekir’in sadece duygulu bir sahabi olmadığını, aynı zamanda ümmetin önünde durabilecek emanet ehli bir şahsiyet olduğunu da gösterir. Yumuşak kalplilik onda zayıflık değil, imanın inceliğidir. Fakat o incelik, vazife geldiğinde geri durmaya mazeret olmamıştır.

Resulullah onun mal ve arkadaşlık yönünden yaptığı hizmeti de zikretmiştir. Sahih-i Buhari’de, Ebu Bekir’in malı ve arkadaşlığıyla Resulullah’a büyük fayda sağladığı, ayrıca mescide açılan kapılar içinde Ebu Bekir’in kapısının müstesna tutulduğu rivayet edilir. Burada da ayrı bir ders vardır. Hz. Ebu Bekir malını verdi, fakat malıyla kendini büyütmedi. Hizmet etti, fakat hizmetini minnet yapmadı. Yakın oldu, fakat yakınlığını edebe aykırı bir üstünlük davasına çevirmedi.

Bugün bizim en çok kaybettiğimiz ölçülerden biri budur. İnsan küçük bir hizmet eder, görülmek ister. Bir infak yapar, bilinmek ister. Bir fedakarlık yapar, karşılığında itibar bekler. Hz. Ebu Bekir ise malını, canını, vaktini ve ömrünü Resulullah’ın davasına koydu, fakat merkezde kendisi değil, hakikat vardı.

Hz. Ebu Bekir’i “Sıddık” yapan şey sadece doğru sözlü olmak değildir. Sıddıkiyet, hakikat geldiği anda nefsin itiraz hakkını kaldırmaktır. Akıl anlamaya çalışır, ama teslimiyet gecikmez. Kalp sarsılabilir, ama itikad çözülmez. Sebepler daralabilir, ama Allah’a güven kopmaz.

Bu yüzden Hz. Ebu Bekir’in hayatında üç büyük çizgi görürüz.

Birincisi, tasdik çizgisi, Hak gelince tereddüt etmedi.

İkincisi, sadakat çizgisi, Zor zamanlarda Resulullah’ın yanında durdu.

Üçüncüsü, emanet çizgisi, Sevgi, mal, namaz, yol arkadaşlığı ve ümmet sorumluluğu onda emanet bilinciyle birleşti.

Bugün bize düşen soru şudur:

Biz hakikati seviyor muyuz, yoksa sadece hakikatin bize itibar kazandıran tarafını mı seviyoruz?

Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh bize şunu öğretir. İman, sadece kalpte saklanan bir kabul değildir. İman bazen mağarada korkunun içine girer, bazen maldan vazgeçirir, bazen insanı Resulullah’ın yanında yalnız bırakmaz, bazen de ümmetin önünde ağır bir emaneti taşımaya çağırır.

Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh, imanın tereddütsüz teslimiyet, sevginin bedel, yakınlığın edep, hizmetin de emanet olduğunu ümmete gösteren büyük sahabidir.

Rabbim bizleri ashâb-ı kirâmı doğru tanıyan, onların faziletini edeble anan ve onların hayatından kendi haline nasip çıkaran kullarından eylesin.

Âmin.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evliyalar (imam-ı Azam Ebu Hanife) Dedee Allah Dostları & Evliyalar 1 11.05.24 01:53
Bitkiler düşüncemizi okuyabilir. MollaAbdullah ilginç konular & Teoriler 5 28.03.23 18:28
esmai erbain Manevitokat Evradiyeler & Azametler 1 28.09.22 18:08
Kuran-ı Kerim de geçen amel ayetleri... ayhan571 Kuran-ı Kerim 0 14.04.21 11:47
Adem Aleyhisselam aşk Peygamberler 2 03.02.21 14:20


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:42.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com