Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Serbest Bölüm > Derin Konular & Beyin Fırtınası


ilmi nücum ve gerçekler


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.07.20, 02:00
Acemi
 
Üyelik tarihi: 05.03.19
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 3
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart ilmi nücum ve gerçekler

Sana ilm-i nücum'u yasaklanmış bir hurafe olarak öğrettiler ama Osmanlı sarayında müneccimbaşı diye resmi bir makam vardı. Padişah sefere çıkmadan önce o adama danışırdı. Evlilik tarihi o adamın hesabıyla belirlendi. Tahta çıkış saati o adamın takvimiyle seçildi. Bu devlet hurafecilerin devleti miydi yoksa sen mi bir şeyleri eksik biliyorsun?

Bîrûnî, Kitabü't-Tefhim'de astrolojiyi matematik ve astronomiyle iç içe anlattı. Yıldızların konumlarını hesaplamak için trigonometri kullandı. Bu adam aynı zamanda dünyanın çapını ölçen bilim insanıydı. Cahil birinin işi değildi yani. Ebû Maşer el-Belhî, Kitabü'l-Medhal el-Kebîr'i yazdı ve bu eser Avrupa'da "Albumasar" adıyla yüzyıllarca ders kitabı olarak okutuldu. Batı rönesansının astroloji bilgisi doğrudan bu müslüman alimden geçti.

İbn Sîna El-Kanun fi't-tıbb'da gezegen konumlarını tedavi zamanlamasıyla ilişkilendirdi. Hastaya ne zaman ilaç verileceğini yıldız haritasına bakarak belirledi. Tıbbın babası dediğin adam nücum ilmini tıbbın içine gömmüştü.

Mesele şu. İlm-i nücumun iki katmanı var. Birincisi ilm-i ahkâm-ı nücûm, yani yıldız hareketlerinden hüküm çıkarmak. İkincisi ilm-i heyet, yani gök cisimlerinin hareketini hesaplamak. İkincisi saf astronomidir, kimse itiraz etmez. Ama birincisi de tamamen reddedilmedi. Âlimler "yarın ne olacak" diye sormayı değil, bu gök düzeni neye işaret ediyor diye okumayı ayrı tuttu. Doğum haritası sana kaderini söylemez ama hangi toprakta ekildiğini gösterir. Ne biçeceğin sana kalmıştır.

Osmanlı müneccimbaşısı sadece padişaha değil tüm ülkeye yön verdi. Takvimler o makamdan çıktı, namaz vakitleri o hesaplarla belirlendi, Ramazan ayının girişi o gözlemlerle tespit edildi. Sen bugün saat kaçta iftar açıyorsan bunun arkasında nücum ilminin matematik mirası var. Ama sana bunu hurafeymiş gibi sattılar çünkü kendi göğünü okuyan insan başkasının takviminde yaşamaz.



Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21.06.21, 01:38
SyLLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.03.19
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 132
Forum Puanı: 22
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

sizin bahsettiğiniz bu resmi makam aslında o dönemin en mantıklı risk yönetimiydi

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21.06.21, 02:09
Acemi
 
Üyelik tarihi: 05.03.19
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 3
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

göklerin sırrını çözen yerdeki sırları da çözer.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21.06.21, 22:55
Hud Hud isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.03.19
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 48
Forum Puanı: 8
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Osmanlı'da on iki burç ve sembolleri: Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretân, Esed, Sünbüle, Mizân, Akrep, Kavs, Cedy, Delv ve Hût.
Başak burcu için Azrâ ve Hûşe isimleri de kullanılmıştır.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06.07.21, 18:41
Acemi
 
Üyelik tarihi: 05.03.19
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 3
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Osmanlı'nın savaş kazanma sırrının kılıç, kalkan veya toptan ibaret olduğunu öğrettiler. Ama senin bildiğini sandığın şeylerin çoğu eksik. Güç savaş meydanında değil, sarayın en sessiz odasında, gökyüzüne çevrilmiş bir usturlabın ucundaydı.

Osmanlı Devleti'nde ilm-i nücûm yani yıldız ilmi, sıradan bir falcılık veya bâtıl inanç değildi. Devletin kozmik bir pusulasıydı. Sarayda sadece bu iş için kurulan müneccimbaşılık müessesesi vardı. Bir padişah sefere çıkmadan önce, donanma denize indirilmeden önce, hatta mühim bir devlet antlaşması imzalanmadan önce mutlaka saray müneccimlerine danışılırdı. Neden biliyor musun? Çünkü onlar zamanın düz bir çizgi olmadığını, gezegen dizilimlerinin yeryüzünde devasa elektromanyetik ve psikolojik frekans dalgalanmaları yarattığını çok iyi biliyorlardı.

"Eşref saati" denilen kavram, göksel enerjinin, yapılacak eylemin frekansıyla en yüksek uyumu yakaladığı anın matematiksel hesaplamasıydı. Jüpiter'in veya Mars'ın konumuna göre ordunun moral motivasyonunun, düşman liderlerin karar alma yetilerinin nasıl etkileneceğini hesaplıyorlardı. Değil bu sıradan bir takvim okuması, kelimenin tam anlamıyla bir kozmik istihbarat çalışmasıydı.

Bugün sana astrolojiyi dergilerin arka sayfalarında okunan, kimin kimle uyumlu olduğunu anlatan ucuz bir magazin malzemesi gibi yutturuyorlar. Ama işin aslı hiç de öyle değil. Sanıyor musun ki modern devletler, küresel elitler veya trilyon dolarlık finans şirketleri yıldız döngülerini takip etmiyor? Bugün en büyük merkez bankaları ve uluslararası istihbarat örgütleri, güneş patlamalarından tutulmalara kadar her veriyi stratejik kararlarında kullanıyor. Sadece artık onlara müneccim demiyorlar, risk analisti veya veri mühendisi diyorlar. Astroloji danışmanı olmayan büyük şirket yoktur.

Sana bu kadim bilgiyi unutturdular. Gökyüzüyle bağını kopardılar ki yeryüzünde sadece sana dayatılan sisteme itaat edesin.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.09.21, 04:58
Acemi
 
Üyelik tarihi: 11.08.18
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 4
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

III. Selim’in babası III. Mustafa İlm-i nücûm astroloji ile kafayı bozmuş birisi. III. Selim ana rahmine düştüğü andan itibaren zayicesi tutuluyor. Müneccim Yakup Efendi doğumun uğurlu saatte olması için saatle oynuyor. Normal doğum saatinde Hz. Ali burcunda doğuyor ve bu gösterge zamanının çok karışık geçeceğine yorumlanıyor. İlk başta doğum saatini gizliyor, fakat sonradan itiraf ediyor.

İşin ilginç yani, III. Selim dönemi gerçekten büyük karışıklıklarla geçecek ve en sonunda Hz. Ali gibi şehit edilecektir.



Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13.06.22, 17:11
Acemi
 
Üyelik tarihi: 23.04.20
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 4
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Mısır’da yaşayan Hz. İdris Peygamber, insanlara heyet, nücum (yıldız), hesap, tıp, nebatat, harflerin hususiyetleri gibi ilimler öğretti. Hatta bazı ilimlerin kaybolmaması için ehramları, yani piramitleri inşa ettirdiği ve bu ilimleri bunların içine yazdırdığı rivayet edilir.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17.02.26, 20:50
Üye
 
Üyelik tarihi: 22.04.21
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 66
Forum Puanı: 42
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İlk Türk-İslam Devletlerinde medresede okutulan dersler:

(Akli)
Cebr
Riyaziye
Hesap
Hendese
Müsellesat
Simya
Heyet
Nücum
Sosyoloji
Mantık
Tıp
—————
(Nakli)
Hadis
Sünnet
Siyer
Megazi
Fıkıh
Kelam
Kıraat
İcma
Kıyas
Tefsir
Tecvid

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03.03.26, 19:55
Acemi
 
Üyelik tarihi: 05.11.25
Bulunduğu yer: Madagascar
Mesajlar: 1
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Organlarla helalleşmek

İbnü’l-Arabî, sadece başkalarıyla değil, kendi organlarımızla da helalleşmemiz gerektiğini söyler:

Organların Şikayeti: Kitâbü’l-Ahlâk’ta belirttiği üzere, mahşerde organların konuşması (Yasin Suresi 65. Ayet tefsiri çerçevesinde) dünyada başlar.
Eğer bir organı (örneğin gözü veya mideyi) fıtratı dışında bir işte kullanırsanız, o organ size küser ve "hakkını" talep eder. Bu küskünlük fiziksel hastalıktır.

Reddi Mezâlim Uygulaması: Kendi bedeninize karşı yaptığınız haksızlıklardan (uykusuzluk, haram lokma, kötü düşünce) dolayı tövbe etmek ve o organa "şefkatle" (fıtratına uygun) davranmak bir helalleşmedir.

Alakali kaynaklar;
1. Kitâbü’l-Ahlâk (Ahlak Kitabı)
Bu eser, doğrudan nefis terbiyesi ve azaların (organların) haklarını konu alır:
İbnü’l-Arabî burada adaleti "her uzva hakkını vermek" olarak tanımlar.
İçerik: Gözün, kulağın, dilin ve kalbin her birinin kendine has bir "hakkı" (vazifesi ve ihtiyacı) olduğunu; bu hakkın çiğnenmesinin (örneğin gözü harama bakarak yormak veya mideye haram lokma indirmek) o organın fıtratını bozacağını anlatır. Bu bozulma, organın sahibine karşı "dava açması" (hastalık şeklinde tezahür etmesi) olarak nitelenir.
2. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye (262. Bölüm: Makam-ı İhsan)
Bu bölüm "Her hak sahibine hakkını vermek" (İ’tâü külli zî hakkın hakkah) hadis-i şerifi üzerine kuruludur:
Bölüm İçeriği: Arabî, insanın kendi bedeni üzerinde "malik" (sahip) değil, "emin" (emanetçi) olduğunu vurgular.
Hastalık Bağlantısı: Kişinin kendi bedenine karşı işlediği "mezâlim"den (haksızlıklardan) bahsederken; uykusuzluk, aşırı yemek veya uzuvları yaratılış gayesi dışında kullanmanın bedendeki mizanı (dengeyi) bozduğunu söyler. Şifayı ise bu organlarla "helalleşmek", yani onlara yaratılış gayelerine uygun davranarak haklarını iade etmekte görür.
3. Mevâkiu’n-Nücûm (Yıldızların Konakları)
Bu eser, organların (azaların) manevi eğitimi üzerinedir:
Azaların Eğitimi Bölümleri: Eser yedi ana bölüme ayrılır; her biri bir organı (Göz, Kulak, Dil, El, Karın, Ferc, Ayak) temsil eder.
Reddi Mezâlim: Her organın işlediği günahın o organın "nurunu söndürdüğünü" ve bu nurun ancak organın hakkının iadesi (tövbe ve fıtrata dönüş) ile geri geleceğini anlatır. Yasin 65. ayetine (Ağızların mühürlenip organların konuşması) atıfta bulunarak, bu "konuşmanın" dünyadaki karşılığının maraz (hastalık) veya şifa olduğunu belirtir.
4. Fütûhât-ı Mekkiyye (71. Bölüm: Namazın Sırları)
Uzuvların İbadeti: Bu bölümde namazdaki her hareketin (rükû, secde vb.) aslında bir organın "hakkını teslim etmesi" ve onunla helalleşmesi olduğunu açıklar. Namazı doğru kılmamanın, organların hakkını gasp etmek sayılacağını ve bunun bedensel bir yorgunluk/hastalık üreteceğini ifade eder.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17.08.26, 17:08
Acemi
 
Üyelik tarihi: 19.07.19
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Timur’un iadesini istediği Ahmed Celayir nücûm falı (astronomi) konusunda uzmandır. Bayezid fal açtırarak Timur’la savaşın sonucunun ne olacağını sormuştur.
A.Celayir: “ikiniz küçük bir halıda yoğurt yiyeceksiniz” demiştir.
Timur, Beyazıd’ı esir aldığında ona yoğurt yedirmiştir.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sihir büyü varsa bozmak için Sadi Sure ve Ayet Havasları 6 05.11.23 21:58
Büyü ve Sihir iptali için Vefk Adalet Vefk & Tılsım 7 02.09.22 21:24
nazar büyü sihir için Ebuhamza Nazar ve Büyü Uygulamaları 7 17.05.22 11:36
Sihir, büyü, cin, nazar ve vesvese için HeartLess Nazar ve Büyü Uygulamaları 5 17.01.22 10:58
Karı Koca Arasında Sihir Büyü Nazardan Olan Huzursuzluk desperado Celb & Muhabbet & Kısmet 14 16.05.18 15:51


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:06.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com