![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|||
|
|||
![]() Gelin, sezaryen doğumun kutsal anlamını maneviyat ve ezoterizm prizmasından inceleyerek konuyu derinleştirelim. Yüksek boyutlarda bu çocuklar, adeta sağır ve cansız bir kayayı çatlatıp yırtarak büyümeyi başaran kutsal bir gül gibi görülür. Bu ruhların muazzam, kadim bir güce sahip olduğu söylenir. Daha bedenlenmeden önce bile, bu maddi dünyanın tüm sahteliğini, yoğun acısını, illüzyonlarını ve yalanlarını derinden hissederler; işte tam da bu yüzden saf özleri, bu yoğun enerjilerin içinde doğmaya direnir.Bir ruhun dünyada tezahür etmesi için normal döngü 9 ay, yani 42 haftaya kadar sürer; ancak bazı bebekler gelişlerini bilinçli olarak geciktirirler. Aslında bu durum, tıbbın sadece teknik bir ilerlemesi değildir; bu yüce ruhlar kendi iradeleriyle dünyevi bilimi gelişmeye zorlamışlardır. Maddenin katı kanunlarını esnetmek için insanlığı yapay, alternatif doğum yöntemlerini bulmaya mecbur bırakmışlardır.Normal doğum sürecinde hem anne hem de bebek muazzam bir ıstıraptan geçer. Güçlü ruhlar, bu acıları engellemek için zamanı kasıtlı olarak yavaşlatırlar. Dahası, Monad düzeyinde —yani kendi en yüksek İlahi "Ben"liklerinde— ince enerji alanlarını okurlar ve annenin fiziksel bedeninin doğuma dayanamayıp ölebileceğini hissederler. İçeride kalarak aslında annenin hayatını kurtarırlar. Bu ruhlar o kadar güçlüdür ki doğanın sarsılmaz kanunlarına bile meydan okuyabilirler; hatta Karmanın dokusu bile onların etrafında bambaşka bir şekilde örülür ve onları standart dünyevi bedellerden özgürleştirir.»
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Insanın dostuda düşmanıda kendisidir |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Julius Sezar 'da sezaryen ile doğmuş, zaten sezaryen ismi buradan geliyor, normal doğumda bebk vajinal kanaldan geçerken kafa kemikleri de henüz kıkırdak ve yumuşak olduğundan bebeğin beyni yoğun baskıya maruz kalıyor, sezaryen ile doğan insanların bu yüzden daha zeki olduğu söylenir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Çok ilginç, bunu hiç duymamıştım. Tamamen aynı kafadayız. Desteğin için çok teşekkürler!
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Insanın dostuda düşmanıda kendisidir |
|
#4
|
|||
|
|||
|
İnsanı diğer canlılardan ayıran en dikkat çekici özelliklerden biri yalnızca zekâsı değil, bu zekânın bedeline benzer görünen biyolojik özellikleridir. Doğadaki birçok canlı doğar doğmaz ayağa kalkabilir, annesini takip edebilir veya temel içgüdülerini kullanabilir. İnsan yavrusu ise yıllarca bakıma muhtaçtır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, beyninin doğum anında henüz tam gelişmemiş olması ve büyümesinin önemli bir kısmını doğumdan sonra tamamlamasıdır.
Burada ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Eğer insanın beyin kapasitesi zaman içinde çok büyük bir artış yaşadıysa, neden doğumu kolaylaştıracak anatomik değişimler aynı ölçüde gerçekleşmedi? Neden doğum hâlâ hem anne hem de bebek için bu kadar risklidir? İnsan doğumu, diğer memelilere göre oldukça zorlu bir süreçtir. Bebeğin kafatası, doğum kanalından geçebilmek için kemiklerinin birbirinin üzerine kaymasını gerektirir. Buna rağmen doğum komplikasyonları tarih boyunca anne ve bebek ölümlerinin başlıca nedenlerinden biri olmuştur. Bu durum, insanın zihinsel kapasitesindeki artışın bedenin diğer bölümlerine kıyasla çok daha hızlı veya beklenmedik şekilde gerçekleşmiş olabileceği düşüncesini akla getiriyor. Sanki zihinsel tarafta büyük bir sıçrama yaşanmış, fakat beden aynı hızla buna uyum sağlayamamış gibi görünüyor. Eğer böyle bir sıçrama olduysa, bunun nedeni neydi? Doğal bir süreç miydi, yoksa insanın tarihinde bugün tam olarak anlayamadığımız farklı bir etken mi devreye girdi? Elbette bunun kesin cevabını bilmiyoruz. Ancak insanın diğer canlılarla kıyaslandığında bu kadar büyük bilişsel fark oluşturması, buna karşılık doğum gibi temel biyolojik süreçlerde hâlâ ciddi sınırlamalar taşıması, üzerinde düşünmeye değer bir paradoks oluşturuyor. Belki de insanın hikâyesinde, yalnızca gördüğümüz sonuçlardan hareketle henüz açıklayamadığımız önemli bir dönüm noktası vardır. Bu düşünce, kesin bir iddia değil; insanın kökeni ve farklılığı üzerine sorulabilecek meşru bir sorudur.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Cümlemizden toparlayacak olursak, doğum sürecinde rol oynayan dişi organları bugünkü bildiğimiz bebek kafatasına göre değildi, ama her ne olduysa insan beyin kapasitesi diğer vücut organlarının devrin beslenme, iklim, hareket ekonomisine göre işlevlerini uyarlarkenki ihtiyaç duyduğu zamandan çok daha hızlı dramatik bir yükseliş göstermiş görünüyor. Bunun karşı tezlerine peşinen söylemek gerekir ki, değişimler bugün bile bilimsel olarak ispatlanabilir, kan gruplarının farkları gibi, ilk insanın kan grubu 0 du ve göçler, beslenme diyetlerindeki bölgesel zorunluluklar, iklim gibi faktörler farklı kan gruplarının oluşmasına neden oldu. Şöyle düşünün en basitinden her iklimde aynı arabaya aynı motor yağı kullanamıyorsunuz, bu fiziksel bir zorunluluk soğuk iklimde akışkan yağ, sıcak iklimde kalın yağ kullanmak gibi, insan vücudunda da her koşulda aynı kimyasal süreçler işlese de enerji ekonomisi nedeniyle en verimli olan süreçler seçilir diğerleri elenir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Sünnetullah dediğimiz şey de Allah’ın kainatta yürürlükte kıldığı ilahi kanundur. Hiçbir ruh, hiçbir enerji, hiçbir “yüksek benlik”, hiçbir ezoterik mertebe Allah’ın kanunlarına meydan okuyamaz. Mucize de, keramet de, şifa da, doğum da, ölüm de ruhun kudretiyle değil, Allah’ın yaratması ve kudretiyle meydana gelir. Metindeki en problemli taraf ise Kudret, hikmet ve tasarruf Allah’a verilmesi gerekirken “yüce ruhlar”, “kendi iradeleriyle bilimi zorladılar”, “doğanın kanunlarını esnettiler” gibi ifadelerle neredeyse bütün güç ruha yüklenmiş. Bu, İslami tefekkür dili değil, tevhid çizgisini zorlayan ezoterik bir dildir. Ayrıca “karma”, “monad”, “yüksek boyut”, “ilahi benlik” gibi kavramlar bizim akaidimizin kavramları değildir. Gayb alanında Müslümanın ölçüsü süslü ifadeler, sezgiler ve sembolik anlatımlar değil, Kur’an, Sünnet ve sahih itikaddır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#8
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#9
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
İnsan bedenindeki doğum zorluğu, beyin gelişimi, pelvis yapısı, metabolik sınırlar ve doğum sonrası uzun öğrenme süreci bilimsel olarak konuşulabilir. Buna itiraz olmaz. Ama “zihinsel sıçrama olduysa bunun arkasında bilmediğimiz farklı bir etken mi var?” denildiği anda mesele artık ölçülebilir biyolojiden çıkar, gayb ve yorum alanına girer. O alanda da Müslümanın dili daha dikkatli olmalıdır. Kur’an bu dengeyi çok güzel kurar, “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurur, yani kanun vardır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın” buyurur, yani kainatta ilahi nizam vardır. “Sana ruhtan sorarlar, de ki ruh Rabbimin emrindendir” buyurur, yani her şey ölçülebilir mekaniğe indirgenemez. İşte ilimle bilimin buluştuğu yer burasıdır. Bilim sebebi inceler, ilim sebebin arkasındaki ilahi takdiri. Bilim pelvis der, beyin der, gelişim der. ilim de der ki bunların tamamı Allah’ın ölçüsü, hikmeti ve yaratması içindedir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ |
|
#10
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| The Prinsesa Kılıçlar Ülkesinde | Lil bin Ali | Forum Oyunları | 278 | 01.10.23 18:22 |
| Yılancık taşı | Sin | Tıbbı Nebi | 19 | 02.11.21 15:51 |
| Yeni Başlangıçlar ve Kutsal Dünyanın Yılı | SiLence | Paranormal Varlıklar | 4 | 16.07.18 12:41 |
| Pleıadıan adım # 3 – kutsal kalbe sahip çıkmak | SiLence | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 4 | 15.06.18 22:36 |
| Kutsal Kase | SiLence | Parapsikoloji & Spiritüalizm | 2 | 14.04.17 23:21 |