Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Evrensel Enerjiler & Parapsikoloji > Ezoterizm


Taşı Çatlatan Gül: Sezaryenle Doğan Ruhların Kutsal Sırrı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21.06.26, 22:11
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Logos Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanı diğer canlılardan ayıran en dikkat çekici özelliklerden biri yalnızca zekâsı değil, bu zekânın bedeline benzer görünen biyolojik özellikleridir. Doğadaki birçok canlı doğar doğmaz ayağa kalkabilir, annesini takip edebilir veya temel içgüdülerini kullanabilir. İnsan yavrusu ise yıllarca bakıma muhtaçtır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, beyninin doğum anında henüz tam gelişmemiş olması ve büyümesinin önemli bir kısmını doğumdan sonra tamamlamasıdır.
Burada ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Eğer insanın beyin kapasitesi zaman içinde çok büyük bir artış yaşadıysa, neden doğumu kolaylaştıracak anatomik değişimler aynı ölçüde gerçekleşmedi? Neden doğum hâlâ hem anne hem de bebek için bu kadar risklidir? İnsan doğumu, diğer memelilere göre oldukça zorlu bir süreçtir. Bebeğin kafatası, doğum kanalından geçebilmek için kemiklerinin birbirinin üzerine kaymasını gerektirir. Buna rağmen doğum komplikasyonları tarih boyunca anne ve bebek ölümlerinin başlıca nedenlerinden biri olmuştur.
Bu durum, insanın zihinsel kapasitesindeki artışın bedenin diğer bölümlerine kıyasla çok daha hızlı veya beklenmedik şekilde gerçekleşmiş olabileceği düşüncesini akla getiriyor. Sanki zihinsel tarafta büyük bir sıçrama yaşanmış, fakat beden aynı hızla buna uyum sağlayamamış gibi görünüyor. Eğer böyle bir sıçrama olduysa, bunun nedeni neydi? Doğal bir süreç miydi, yoksa insanın tarihinde bugün tam olarak anlayamadığımız farklı bir etken mi devreye girdi?
Elbette bunun kesin cevabını bilmiyoruz. Ancak insanın diğer canlılarla kıyaslandığında bu kadar büyük bilişsel fark oluşturması, buna karşılık doğum gibi temel biyolojik süreçlerde hâlâ ciddi sınırlamalar taşıması, üzerinde düşünmeye değer bir paradoks oluşturuyor. Belki de insanın hikâyesinde, yalnızca gördüğümüz sonuçlardan hareketle henüz açıklayamadığımız önemli bir dönüm noktası vardır. Bu düşünce, kesin bir iddia değil; insanın kökeni ve farklılığı üzerine sorulabilecek meşru bir sorudur.
Değerli kardeşim, insanın aciz doğması bir eksiklik değildir. Hayvan yavrusu doğar doğmaz yürür, çünkü onun dünyası daha çok içgüdüyle sınırlıdır. İnsan ise bağ kurar, dil öğrenir, terbiye alır, anlam taşır, ahlak kazanır, şahsiyet inşa eder. Onun uzun çocukluğu, biyolojik bir zaaf olduğu kadar insani kemalin de kapısıdır. Evet, insan doğumu zordur. Fakat bu zorluk, insanın eksik bırakıldığını değil, insanın yalnız beden üzerinden okunamayacağını gösterir. Asıl sıçrama kemikte değil, manadadır. İnsan, bedenen zayıf başlar fakat ilim, terbiye, akıl ve emanetle diğer canlılardan ayrılır.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21.06.26, 22:38
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 03.12.18
Bulunduğu yer: Şimdilik Dünya
Mesajlar: 1,326
Forum Puanı: 312
Etiketlendiği Mesaj: 148 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim, insanın aciz doğması bir eksiklik değildir. Hayvan yavrusu doğar doğmaz yürür, çünkü onun dünyası daha çok içgüdüyle sınırlıdır. İnsan ise bağ kurar, dil öğrenir, terbiye alır, anlam taşır, ahlak kazanır, şahsiyet inşa eder. Onun uzun çocukluğu, biyolojik bir zaaf olduğu kadar insani kemalin de kapısıdır. Evet, insan doğumu zordur. Fakat bu zorluk, insanın eksik bırakıldığını değil, insanın yalnız beden üzerinden okunamayacağını gösterir. Asıl sıçrama kemikte değil, manadadır. İnsan, bedenen zayıf başlar fakat ilim, terbiye, akıl ve emanetle diğer canlılardan ayrılır.
Değerli hocam elbet dinen söylediklerinize katılmamak mümkün değil, insan farklı bir canlı, ben burada işleyişin mekaniğini metafizikten ayırıp daha bilimsel bir açıklama getirmek istedim. Yaşadığımız evrende belirlenmiş kanunlara göre yaşıyoruz ("Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık." Kamer 49) işte burada birşeyleri ölçeklenebilir ve herkesin anlayacağı bir tabana göre anlatmak, bilimi de inançtan ayrı tutmamak istedim.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21.06.26, 22:52
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Logos Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli hocam elbet dinen söylediklerinize katılmamak mümkün değil, insan farklı bir canlı, ben burada işleyişin mekaniğini metafizikten ayırıp daha bilimsel bir açıklama getirmek istedim. Yaşadığımız evrende belirlenmiş kanunlara göre yaşıyoruz ("Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık." Kamer 49) işte burada birşeyleri ölçeklenebilir ve herkesin anlayacağı bir tabana göre anlatmak, bilimi de inançtan ayrı tutmamak istedim.
Değerli kardeşim, maksadını anlıyorum bilimi inançtan koparmamak niyetin güzel. Kamer 49’da bildirilen “Her şeyi bir ölçüyle yarattık” hakikati de zaten kainatta başıboşluk değil, ilahi nizam bulunduğunu gösterir. Ama burada ince ayrım şudur, Ölçüyü kabul etmek, ölçünün sahibini unutturmaz. Sebebi görmek, Müsebbib’i perdelemez. Bilim bize işleyişin “nasıl”ını anlatır, vahiy ise varlığın “kim tarafından” ve “ne hikmetle” yaratıldığını bildirir.

İnsan bedenindeki doğum zorluğu, beyin gelişimi, pelvis yapısı, metabolik sınırlar ve doğum sonrası uzun öğrenme süreci bilimsel olarak konuşulabilir. Buna itiraz olmaz. Ama “zihinsel sıçrama olduysa bunun arkasında bilmediğimiz farklı bir etken mi var?” denildiği anda mesele artık ölçülebilir biyolojiden çıkar, gayb ve yorum alanına girer. O alanda da Müslümanın dili daha dikkatli olmalıdır. Kur’an bu dengeyi çok güzel kurar, “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurur, yani kanun vardır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın” buyurur, yani kainatta ilahi nizam vardır. “Sana ruhtan sorarlar, de ki ruh Rabbimin emrindendir” buyurur, yani her şey ölçülebilir mekaniğe indirgenemez.

İşte ilimle bilimin buluştuğu yer burasıdır. Bilim sebebi inceler, ilim sebebin arkasındaki ilahi takdiri. Bilim pelvis der, beyin der, gelişim der. ilim de der ki bunların tamamı Allah’ın ölçüsü, hikmeti ve yaratması içindedir.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21.06.26, 22:54
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 03.12.18
Bulunduğu yer: Şimdilik Dünya
Mesajlar: 1,326
Forum Puanı: 312
Etiketlendiği Mesaj: 148 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim, maksadını anlıyorum bilimi inançtan koparmamak niyetin güzel. Kamer 49’da bildirilen “Her şeyi bir ölçüyle yarattık” hakikati de zaten kainatta başıboşluk değil, ilahi nizam bulunduğunu gösterir. Ama burada ince ayrım şudur, Ölçüyü kabul etmek, ölçünün sahibini unutturmaz. Sebebi görmek, Müsebbib’i perdelemez. Bilim bize işleyişin “nasıl”ını anlatır, vahiy ise varlığın “kim tarafından” ve “ne hikmetle” yaratıldığını bildirir.

İnsan bedenindeki doğum zorluğu, beyin gelişimi, pelvis yapısı, metabolik sınırlar ve doğum sonrası uzun öğrenme süreci bilimsel olarak konuşulabilir. Buna itiraz olmaz. Ama “zihinsel sıçrama olduysa bunun arkasında bilmediğimiz farklı bir etken mi var?” denildiği anda mesele artık ölçülebilir biyolojiden çıkar, gayb ve yorum alanına girer. O alanda da Müslümanın dili daha dikkatli olmalıdır. Kur’an bu dengeyi çok güzel kurar, “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurur, yani kanun vardır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın” buyurur, yani kainatta ilahi nizam vardır. “Sana ruhtan sorarlar, de ki ruh Rabbimin emrindendir” buyurur, yani her şey ölçülebilir mekaniğe indirgenemez.

İşte ilimle bilimin buluştuğu yer burasıdır. Bilim sebebi inceler, ilim sebebin arkasındaki ilahi takdiri. Bilim pelvis der, beyin der, gelişim der. ilim de der ki bunların tamamı Allah’ın ölçüsü, hikmeti ve yaratması içindedir.
Teşekkürler hocam, açıklamalarınızın nihayetinde hep bir ışık var.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 21.06.26, 23:00
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Logos Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Teşekkürler hocam, açıklamalarınızın nihayetinde hep bir ışık var.
Estağfirullah cahil halimizle iki kelam etmeye gayret gösteriyoruz değerli kardeşim..

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
The Prinsesa Kılıçlar Ülkesinde Lil bin Ali Forum Oyunları 278 01.10.23 18:22
Yılancık taşı Sin Tıbbı Nebi 19 02.11.21 15:51
Yeni Başlangıçlar ve Kutsal Dünyanın Yılı SiLence Paranormal Varlıklar 4 16.07.18 12:41
Pleıadıan adım # 3 – kutsal kalbe sahip çıkmak SiLence Gizemli Olaylar ve Mekanlar 4 15.06.18 22:36
Kutsal Kase SiLence Parapsikoloji & Spiritüalizm 2 14.04.17 23:21


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:57.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com