Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


ilahi irade ve tercih bila mureccih

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.11.25, 19:02
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
tereccuh bila mureccih farkini kabul etmemiz icin hangi deliller vardir? iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir? alemin kidemine karsi ne denmelidir?
bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11.11.25, 19:19
Üye
 
Üyelik tarihi: 03.10.25
Bulunduğu yer: bornova
Mesajlar: 38
Forum Puanı: 286
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11.11.25, 19:37
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11.11.25, 19:42
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...
MÜRECCİH: tercih eden; tercih ettiren sebep
BİLA MÜRECCİH: tercih eden olmadan
EMRİ İTİBARİ: hakikatte varlığı olmayan fakat var kabul edilen şeyler
KESB-İ İNSANİ: insanın iradesi
MÛCİB: gerekli kılan
USUL-U KELAM: kelam ilminin usulü
HEDMETMEK: bozmak
MUHAL: imkânsız
RÜCHANİYET: tercih ediliş

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11.11.25, 19:47
Üye
 
Üyelik tarihi: 03.10.25
Bulunduğu yer: bornova
Mesajlar: 38
Forum Puanı: 286
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...
Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11.11.25, 20:15
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.
iste bizde o kıyas yapacak rey ilmi olmadigi icin, bazi yerler bizi şüpheye düşurur, kaderin delilini getirmek zordur, o yüzden hz peygamber kaderi fazla kurcalamayin diyor,çok kurcalanirsa iste şimdiki genclik gibi delete düşmek çok kolaylasir,
ben burada 2 örnek versem çok kişi delalete düser...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11.11.25, 21:27
Üye
 
Üyelik tarihi: 25.09.25
Bulunduğu yer: Biryerde
Mesajlar: 76
Forum Puanı: 301
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allahin yokluktan munezzeh oldugunu bende soyluyorum. Demagoji yapan safsata yapan da sensin, ben Allah en iyisini yapar diyorum, mutezili degilim ben Allah baska bir mahalde kaim olan sifatla irade ediyor diyeyim. Ben Allah baskasina ait bir iradeyle mi irade ediyor dedim? neyin kafasini yasiyorsun? Birde sen konuyu tartismayi anlamamissin ki, ben Allahin fiilleirinin garazlarla ve dai ile talil edilemeyecegini soyledim zaten. Konudan uzaksin, bilmeden icine girme
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.
Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?

Alıntı:
MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?
Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12.11.25, 00:36
Üye
 
Üyelik tarihi: 03.10.25
Bulunduğu yer: bornova
Mesajlar: 38
Forum Puanı: 286
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?



Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12.11.25, 08:00
Üye
 
Üyelik tarihi: 25.09.25
Bulunduğu yer: Biryerde
Mesajlar: 76
Forum Puanı: 301
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
edip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.
Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12.11.25, 16:30
Üye
 
Üyelik tarihi: 03.10.25
Bulunduğu yer: bornova
Mesajlar: 38
Forum Puanı: 286
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?
kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin. Allahin kudreti bunu su vakitte yaratmaya da yetiyor, 5 yil sonra yaratmaya da yetiyor, kudret bunun su vakitte yaratilmasini gerektirmiyor. Bundan dolayi ehli sunnet irade diye bir ek sifat daha olacak, bu sifat yaratmayi yaratmamaya, su vakitte yaratmayi su vakitte yaratmaya, soyle yaratmayip da soyle yaratmaya tahsis edici olacak diyor. FAkat bu irade sifati da kudretten farksiz olarak ayni sekilde iki zidda da esit nisbette taalluk ediyor. Bu da iki ziddan birini terk edip digerini secmek icin yeterli sebep degil diyorum bende.

Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Cezbe-i Rahman duasi RvP Dualar & Dua Kardeşliği 6 07.05.21 22:19
Özgür mü irade? Tuana Pozitif Düşünce 7 05.01.21 20:39
Düşünmek Farzdır Tuana Sizden Gelenler 0 09.06.19 23:52
irade özgürlüğümüz var mı? Hal Kadim Bilgelik 2 23.09.18 21:38
Liselere tercih süreci yarın başlıyor Cennet Haber & Siyaset 0 01.07.18 18:16


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:06.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com