Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Arş Altındaki Boşluk ve Berzahların Tertibi Üzerine Bir Rivayet

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21.02.26, 20:05
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Arş Altındaki Boşluk ve Berzahların Tertibi Üzerine Bir Rivayet

Cenâb-ı Hak, Arş-ı âzamın altında ve onun nurundan, Arşın direğine bitişik, kırmızı mercan renginde bir boynuz, bir kovan biçiminde büyük, çok uzun ve içi boş bir şey yaratmıştır ki onun boşluğunda birinci ve ikinci Berzah’ı yapmıştır. İnsan bedenine girecek ruhlar ile gelmiş ve gitmiş olan bütün ruhların yeri burasıdır. Gök ve yer küreleri, daireler gibi bu boşlukta dizilmiş ve hiç biri diğerine dokunmadan bu boşluğun içine yerleştirilmiştir. Bu boş yer İsrafil surudur ki onun iç düzeyi bir mum yuvarlağına açılan çukur gibi çukurlar kazılmış ve birinci Berzah âleminde, bedene girecek ruhlarla, bedenden çıkıp Haşre kadar ikinci Berzahta bekleyecek ruhlar için o düzeyin çukurları mesken (barınılacak yer) olmuştur. Uçan ruhların her biri, mertebelerine göre o çukurlarda, kendi makamlarında yaşarlar.

Kaynak: Erzurumlu İbrahim Hakkı — Marifetnâme

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21.02.26, 21:29
cLibeRt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 16.10.24
Bulunduğu yer: ADANA
Mesajlar: 532
Forum Puanı: 768
Etiketlendiği Mesaj: 35 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Nasipse elbet gideceğiz...

__________________
Hasbiyallâhu ve ni‘mel vekîl.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21.02.26, 21:40
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
cLibeRt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Nasipse elbet gideceğiz...
Rabbim cümlemize işin hakikatine vâsıl olmayı nasip eylesin.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.02.26, 10:46
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cenâb-ı Hak, Arş-ı âzamın altında ve onun nurundan, Arşın direğine bitişik, kırmızı mercan renginde bir boynuz, bir kovan biçiminde büyük, çok uzun ve içi boş bir şey yaratmıştır ki onun boşluğunda birinci ve ikinci Berzah’ı yapmıştır. İnsan bedenine girecek ruhlar ile gelmiş ve gitmiş olan bütün ruhların yeri burasıdır. Gök ve yer küreleri, daireler gibi bu boşlukta dizilmiş ve hiç biri diğerine dokunmadan bu boşluğun içine yerleştirilmiştir. Bu boş yer İsrafil surudur ki onun iç düzeyi bir mum yuvarlağına açılan çukur gibi çukurlar kazılmış ve birinci Berzah âleminde, bedene girecek ruhlarla, bedenden çıkıp Haşre kadar ikinci Berzahta bekleyecek ruhlar için o düzeyin çukurları mesken (barınılacak yer) olmuştur. Uçan ruhların her biri, mertebelerine göre o çukurlarda, kendi makamlarında yaşarlar.

Kaynak: Erzurumlu İbrahim Hakkı — Marifetnâme
Değerli kardeşim Hucviri ve eserinin özellikleri, özellikle sorunuz ve konumuz açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü Hucviri, tasavvuf tarihçisi olarak bu konuyu en geniş ölçüde ele almış ve sufilerin bu konudaki doğru ve yanlış görüşlerini açık seçik ortaya koyma cesaretini göstermiştir.
Buna göre, ilk tespit edilmesi gereken şey ruhun varlığıdır. O, ruhun varlığı hakkındaki bilgimizin, zorunlu olduğunu savunmakla birlikte, ruhun niteliği konusunda aklın herhangi bir bilgiye ulaşamayacağını belirtir. Buna rağmen bilim adamlarının ve filozofların bu konuda çeşitli fikirler ileri sürmekten geri kalmadıklarını da göz ardı etmez. Bu bağlamda Hucviri, sadece Müslümanların ruh hakkında birtakım görüşler ileri sürdüklerinden söz etmez, Hristiyanların veya başka din mensuplarının da bu konuda birtakım fikirler ileri sürdüklerini belirtir. Bu bağlamda müellif, Kureyşlilerin Yahudilerin telkinleriyle peygamberden ruh hakkında bilgi istediklerini, bunun üzerine "Sana ruhtan sorarlar, de ki, ruh Rabbimin emrindendir(İsra suresi ayet 85)" ayetinin nazil olduğunu belirtmektedir. Hucviri'ye göre ayette ruhun Rabbin emrinden olduğunun belirtilmesi, onun öncelikle kadim olmadığına işaret etmektedir(Hucviri, Keşfü'l-mahcub sayfa 389)
Bu bağlamda Hucviri, "Ruhlar, toplu halde bulunan ordular idi. Bunlardan tanışanlar ülfet ederek kaynaşmışlar, tanışmayanlar ihtilafa düşerek, zıtlaşmışlardır" şeklindeki rivayeti de değerlendirmeye tabi tutar. Ona göre söz konusu hadis, başka alimler tarafından farklı şekillerde yorumlanmış olsa bile, bu sadece ruhun varlığına işaret etmektedir. Dolayısıyla hadis, ruhların niteliği ve keyfiyetinden söz etmemiştir.
Şu halde Hucviri'ye göre iki şey kesindir: Birincisi, ruhun varlığı ayet ve hadislerle sabittir; ikincisi ise, bunun niteliği ve keyfiyeti hakkında herhangi bir bilgimiz yoktur. Bununla birlikte, gerek müslümanlar ve gerekse diğer din mensupları, bu konuda fikirler ileri sürmekten geri kalmamışlar, bunun neticesinde ise, ruh hakkında bazen birbiriyle uzlaşan, bazen ise çelişen sayısız fikirler ortaya atılmıştır.
{Hucviri, Keşfü'l-mahcub, (trc. Süleyman Uludağ), s. 38 vd; ayrıca, Afifi, Islam'da Manevi Hayat, s. 231-232.t]

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23.02.26, 13:04
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim Hucviri ve eserinin özellikleri, özellikle sorunuz ve konumuz açısından büyük önem arz etmektedir. Çünkü Hucviri, tasavvuf tarihçisi olarak bu konuyu en geniş ölçüde ele almış ve sufilerin bu konudaki doğru ve yanlış görüşlerini açık seçik ortaya koyma cesaretini göstermiştir.
Buna göre, ilk tespit edilmesi gereken şey ruhun varlığıdır. O, ruhun varlığı hakkındaki bilgimizin, zorunlu olduğunu savunmakla birlikte, ruhun niteliği konusunda aklın herhangi bir bilgiye ulaşamayacağını belirtir. Buna rağmen bilim adamlarının ve filozofların bu konuda çeşitli fikirler ileri sürmekten geri kalmadıklarını da göz ardı etmez. Bu bağlamda Hucviri, sadece Müslümanların ruh hakkında birtakım görüşler ileri sürdüklerinden söz etmez, Hristiyanların veya başka din mensuplarının da bu konuda birtakım fikirler ileri sürdüklerini belirtir. Bu bağlamda müellif, Kureyşlilerin Yahudilerin telkinleriyle peygamberden ruh hakkında bilgi istediklerini, bunun üzerine "Sana ruhtan sorarlar, de ki, ruh Rabbimin emrindendir(İsra suresi ayet 85)" ayetinin nazil olduğunu belirtmektedir. Hucviri'ye göre ayette ruhun Rabbin emrinden olduğunun belirtilmesi, onun öncelikle kadim olmadığına işaret etmektedir(Hucviri, Keşfü'l-mahcub sayfa 389)
Bu bağlamda Hucviri, "Ruhlar, toplu halde bulunan ordular idi. Bunlardan tanışanlar ülfet ederek kaynaşmışlar, tanışmayanlar ihtilafa düşerek, zıtlaşmışlardır" şeklindeki rivayeti de değerlendirmeye tabi tutar. Ona göre söz konusu hadis, başka alimler tarafından farklı şekillerde yorumlanmış olsa bile, bu sadece ruhun varlığına işaret etmektedir. Dolayısıyla hadis, ruhların niteliği ve keyfiyetinden söz etmemiştir.
Şu halde Hucviri'ye göre iki şey kesindir: Birincisi, ruhun varlığı ayet ve hadislerle sabittir; ikincisi ise, bunun niteliği ve keyfiyeti hakkında herhangi bir bilgimiz yoktur. Bununla birlikte, gerek müslümanlar ve gerekse diğer din mensupları, bu konuda fikirler ileri sürmekten geri kalmamışlar, bunun neticesinde ise, ruh hakkında bazen birbiriyle uzlaşan, bazen ise çelişen sayısız fikirler ortaya atılmıştır.
{Hucviri, Keşfü'l-mahcub, (trc. Süleyman Uludağ), s. 38 vd; ayrıca, Afifi, Islam'da Manevi Hayat, s. 231-232.t]
yani demeniz oki değerli üstadım bu çerçevede Marifetnâme türü tasvirler okunacaksa da, onları “ruh şudur budur” diye mahiyet tayin eden kat‘î beyanlar gibi değil; tasavvufî temsil ve tertip dili olarak görmek daha emniyetli olur. Çünkü Hucvîrî’nin işaret ettiği tehlike tam da burada: Keyfiyeti kesinleştiren dil, ister istemez “zan” üretir.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olanlar tashih etsin.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23.02.26, 18:37
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
yani demeniz oki değerli üstadım bu çerçevede Marifetnâme türü tasvirler okunacaksa da, onları “ruh şudur budur” diye mahiyet tayin eden kat‘î beyanlar gibi değil; tasavvufî temsil ve tertip dili olarak görmek daha emniyetli olur. Çünkü Hucvîrî’nin işaret ettiği tehlike tam da burada: Keyfiyeti kesinleştiren dil, ister istemez “zan” üretir.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olanlar tashih etsin.
Evet kardeşim çok güzel izah etsin. Allah (c.c.) razı olsun. Bu arada bazı yoğunluklarım sıhhat ile alakalı sıkıntılarım ve yorgunluklarım mevcut bu cihetle siteye sık giremiyor veyahut girsem bile uzun süre kalamıyorum kusura bakma

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 23.02.26, 18:57
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet kardeşim çok güzel izah etsin. Allah (c.c.) razı olsun. Bu arada bazı yoğunluklarım sıhhat ile alakalı sıkıntılarım ve yorgunluklarım mevcut bu cihetle siteye sık giremiyor veyahut girsem bile uzun süre kalamıyorum kusura bakma
Estağfurullah üstadım, ne kusuru. Rabbim cümlemizden razı olsun.
Rabbim sıhhatinize âfiyet, yorgunluklarınıza da inşirah ihsan eylesin. İmkan buldukça yapılan az katkı bile bereketlidir derler , dua ile.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evliyalar (imam-ı Azam Ebu Hanife) Dedee Allah Dostları & Evliyalar 1 11.05.24 01:53
Muhammed Baki-Billah Nasimi Allah Dostları & Evliyalar 0 03.01.24 00:39
Silsile-i Aliyye-i Nakşibendiyye-i Müceddidiyye-i Saminiyye Seyyid Emîr Külâl ks Kâf-u Nûn Allah Dostları & Evliyalar 0 02.10.20 00:46
Zaafları tespit etme uygulaması Och Metafizik 0 14.09.20 16:23
Theosophie (teozofi) — tasavvuf. Islâm tasavvufu. Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 0 29.12.19 21:28


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:32.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com