![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Bazı insanlar gözleriyle görür bazı insanlar kalpleriyle görür. Bazı şeyleri görmek için mutlaka göze ihtiyaç yoktur. Bazıları gözünün önündekini göremez. Görüp de görmezden geldiği de olur...
Çoğu zamansa bazı şeyleri görmediği için yok olduğunu zanneder. Düz Ülke isimli bir kitap okumuştum, orada 2 boyutlu dünya anlatılıyordu ve oraya 3 boyutlu dünyadan insan gidiyordu. 2 boyutlu dünyada yaşayan biri nasıl ki 3 boyutlu dünyayı anlamıyorsa bizler de eğer varsa 4 boyutlu dünyayı görmeden anlamıyoruz. Bu, onun yok olduğu anlamına gelmiyor.
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
İdrakin sınırlı olması, varlığın sınırlı olduğunu değil; bizim erişimimizin sınırlı olduğunu gösterir. O hâlde problem yalnız “neyi gördüğümüz” değil, “gördüğümüz şeyi hangi epistemik yetkiyle nihai ölçü saydığımız” problemidir. Belki de insanı en çok yanıltan şey, bilgisizliği değil; kendi idrak tarzını hakikatin tamamı sanmasıdır. Bu noktada senin işaret ettiğin misal, sadece boyut meselesini değil, bilginin mahiyetini de tartışmaya açıyor. ''İdrakimizin erişemediği bir şeyi inkâr etmek, bir tavır mıdır; yoksa yalnızca insanın kendi sınırını varlığın sınırı yerine koyması mıdır? |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Bu cevap bana pek isabetli görünmedi. Çünkü “insan ikisini de bilmez/görmez” denildiğinde mesele tamamen kapanmış oluyor. Hâlbuki sorunun kendisi tam da bu ikisi arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyor. Eğer insan ne gördüğünü bilir ne de bildiğini görür denilirse, o zaman insanın idrakinin kendisini de bütünüyle hükümsüz saymış oluruz.
İnsan elbette yanılabilir, gördüğünü yanlış yorumlayabilir veya bildiğini zannedebilir; fakat bu, insanın hiçbir şeyi bilemediği veya hiçbir şeyi görmediği anlamına gelmez.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
kimi vardır bakmayı bilmez, kimi vardır görmeyi bilmez, kimi vardır bildiğini görmez, kimi vardır gördüğünü bilmez,
bu iki kavram bazı yerde birbirinden çok farklı, bazende birbiriyle bütünleşik iç içe geçmiş ayrılmaz bütündür...
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#9
|
||||
|
||||
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Üstadım, katkınız için teşekkür ederim. Birkaç cümleyle meselenin özüne temas etmişsiniz.
İnsan çoğu zaman gördüğü şeyi bilmez; bildiğini sandığı şey üzerinden görür. Çünkü idrak, sadece gözün işi değildir. Göz görür; fakat mânâyı zihin verir. Zihin ise çoğu zaman saf ve tarafsız değildir. Önceden öğrendikleri, alıştıkları ve inanmaya meylettiği şeyler, gördüğünü yorumlama biçimini etkiler. Bu yüzden iki kişi aynı hadiseye bakar, ama biri başka bir âlem görür, diğeri başka bir âlem. Fakat burada ikinci bir incelik daha vardır. İnsan bütünüyle yalnız bildiğini gören bir varlık da değildir. Çünkü eğer öyle olsaydı, yeni hiçbir hakikate açılamazdı. Demek ki insanda hem önceden bildiği ile bakma hâli vardır, hem de o kalıpları aşarak gerçekten görme imkânı. Lâkin bu ikinci kapı herkeste ve her zaman açık değildir. Bunun için insanın kendi zihnine, nefsine ve peşin hükümlerine karşı dikkatli olması gerekir. Yani hakikati görmek, sadece bakmakla değil; kendi içindeki perdeyi fark etmekle mümkündür. Kanaatimce insanın en büyük yanılgılarından biri, gördüğü şeyi doğrudan hakikat sanmasıdır. Hâlbuki insan bazen gördüğünü değil, görmek istediğini görür. Bazen korkusunu hakikat diye okur, bazen arzusunu işaret sanır, bazen de önceden inandığı şeye uygun parçaları seçip geri kalanını görmezden gelir. Bu yüzden gerçek görme, dışarıyı görmekten önce insanın kendi iç karışımını fark etmesini gerektirir. O hâlde sorunun cevabı tek taraflı değildir. İnsan hem gördüğü şeyleri bilir, hem de bildiği şeyler yüzünden görmesi bozulabilir. Asıl mesele şudur: İnsan, gördüğünü sandığı şeyin ne kadarının hakikatten, ne kadarının kendi zihninden geldiğini ayırt edebiliyor mu? İşte idrakin imtihanı tam burada başlar. |
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| insan Cinni Melezleri Nasıl Vücut Buluyor? Cinnilerin Mutasyonları | Rahle | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 19 | 20.02.23 15:13 |
| Kişi 49 yılda insan olma özelliğine ulaşır | Tuana | Kadim Bilgelik | 5 | 07.12.18 08:37 |
| Kıyamet Suresi Açıklamalı Tefsiri | Havasokulu | Kuran-ı Kerim Tefsiri | 1 | 02.07.18 23:28 |
| Simge Kavramı | uyurgezer | Kadim Bilgelik | 1 | 28.05.18 14:00 |
| insan Kelimesinin Anlamı Nedir ? | Neslihanot | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 4 | 23.10.17 16:18 |