Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Zâhirden Bâtına

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.03.26, 19:16
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Zâhirden Bâtına

Zâhirin Terkiyle Bâtına Varılır mı, Yoksa Bâtın Zâhirin İçinde mi Açılır?

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11.03.26, 19:21
BAKARA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,485
Forum Puanı: 430
Etiketlendiği Mesaj: 91 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Zâhirin Terkiyle Bâtına Varılır mı, Yoksa Bâtın Zâhirin İçinde mi Açılır?
Zahirin terkiyle batına varılmaz sami hocam beni bu konu hakkında uyarmıştı.
Geri kalanını siz daha iyi bilirsiniz o son dediğiniz çok düşündürücü.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11.03.26, 19:24
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Zahirin terkiyle batına varılmaz sami hocam beni bu konu hakkında uyarmıştı.
Geri kalanını siz daha iyi bilirsiniz o son dediğiniz çok düşündürücü.
Çok doğru yerden yakaladın konuyu değerli kardeşim ve neden ? Son dediğimi de düşün lütfen. Daha sonra bende acizane bildiğimi paylaşacağım ehli olanların tashih buyurması için.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11.03.26, 19:37
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Zahirin terkiyle batına varılmaz sami hocam beni bu konu hakkında uyarmıştı.
Geri kalanını siz daha iyi bilirsiniz o son dediğiniz çok düşündürücü.
Peki değerli üstad seni uyardığı konuda neden uyardığının nedenini araştırmadın mı? Sevgili kardeşim.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11.03.26, 19:53
BAKARA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,485
Forum Puanı: 430
Etiketlendiği Mesaj: 91 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Peki değerli üstad seni uyardığı konuda neden uyardığının nedenini araştırmadın mı? Sevgili kardeşim.
Nedenini bildiğim için araştırmadım.
Sami hocam şunu kast etti:
Zahiri iyi olmayanın batında yürüyecek yolu yoktur demek istedi.
Zahirde iyi olmak ise günahlardan kaçınmak devamlı ibadetle meşgul olmak hiç olmazsa farzları yerine getirmekdir.
Şeriatı kuranı bilmek onunla amel etmektir.
Takvası ve ihlasında ibadet ve zahiri ilimlerde geride kalan batıni ilimlere erişemez.
Bana söyleme nedenleri ise buydu.
Benim zahirim viranedir.
Kul görmez belki ama rab bilir.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11.03.26, 20:00
BAKARA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,485
Forum Puanı: 430
Etiketlendiği Mesaj: 91 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Hocam peki hakikat batındamı gizlidir zahirdemi?
Biz batınlamı var oluruz yoksa zahirlemi yok oluruz?
Batın bir lütufsa zahir bir cezamıdır?
Sizin sorunuzu düşününce bu sorular içinde boğuluyorum. Siz açıklayın

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11.03.26, 20:09
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam peki hakikat batındamı gizlidir zahirdemi?
Biz batınlamı var oluruz yoksa zahirlemi yok oluruz?
Batın bir lütufsa zahir bir cezamıdır?
Sizin sorunuzu düşününce bu sorular içinde boğuluyorum. Siz açıklayın
Acizane bildiklerimi anlatayım değerli kardeşim çünkü bu meselede en büyük hata, zâhir ile bâtını iki rakip saha gibi düşünmektir. Hâlbuki hakikatte bunlar birbirinin hasmı değil, birbirinin şartıdır. Zâhir; emrin, nehyin, hududun, amelin ve edebin alanıdır. Bâtın ise bu zâhirin insanda doğurduğu ihlâs, haşyet, takvâ, marifet ve huzurdur. Bu sebeple zâhir kabuk, bâtın öz denilip de kabuk atılacak bir fazlalık gibi görülürse, elde öz değil çürüme kalır. Çünkü öz, kendisini koruyan sureti küçümseyerek kemale ermez.
Kur’an’ın kendisi bu ayrımı değil, bu bütünlüğü öğretir. Namaz dıştan bir fiildir; fakat Kur’an onun içte fuhşiyat ve münkerden alıkoyan bir tesir doğurmasını ister. Şeâir dıştan bir alâmettir; fakat Kur’an onların kıymetini kalpteki takvâ ile irtibatlandırır. Birr de yalnız kıbleye dönmekten ibaret görülmez; iman, infak, ahde vefâ ve sabırla birlikte tarif edilir. Yani vahiy ne kuru zâhirciliği kabul eder ne de zâhiri aşındıran bâtın iddiasını. Asıl çizgi, dışın içe delâlet ettiği; içte olanın da dışta sadakatle göründüğü çizgidir.

Buradan sonra hüküm açıktır: Zâhiri terk ederek bâtına varılmaz. Zâhiri terk eden kimse çoğu zaman bâtına değil, kendi hevâsının kurduğu karanlık koridora girer. Çünkü zâhir ortadan kalktığında, insanın elinde neyin rahmânî, neyin nefsânî, neyin vehim olduğunu ayıracak mizan kalmaz. Şeriatın dış çizgisi kaybolduğunda, bâtın diye öne sürülen şeyin hakikat mi, temennî mi, temessül mü olduğu ayırt edilemez. Tasavvufun sahih çizgisinde şeriatın çit, tarikatın iç yol, hakikatin de meyve gibi anlatılması boşuna değildir. Çit kaldırıldığında bahçe korunmaz; yol inkâr edildiğinde meyveye varılmaz. Kim hakikati şeriatin dışına taşırsa, hakikati büyütmüş olmaz; onu ölçüsüz bırakmış olur.

Bu yüzden “bâtın ehliyim” diyerek zâhirin bağlarını gevşetenlerin sözü ilk bakışta derin görünse de, tahkik edildiğinde çoğu zaman derinlik değil dağınıklık verdiği görülür. Çünkü bâtın, zâhirin karşısında kurulan ikinci bir din değildir. Bilakis bâtın, zâhirin sadakatle yaşanması neticesinde kalpte açılan derinliktir. Namazı küçümseyip huşû arayan, hududu hafife alıp marifet iddia eden, sünneti gevşetip vuslat dili kuran kimse, hakikate yaklaşmış olmaz; kendine konuşan bir vehmi hakikat zannetmeye başlar. Yolun Nebevî rehberlikle başlayıp onun örnekliğiyle tamamlandığını söyleyen çizgi de tam bunu hatırlatır: usûlsüz vecd, çoğu zaman yükseliş değil savruluştur.

Binaenaleyh doğru cümle şudur: Bâtın, zâhirin içinde açılır. Zâhir olmadan bâtın iddiası, köksüz meyve istemeye benzer. Evet, yalnız zâhirle oyalanıp içe hiç inmeyen de eksiktir; fakat çözüm zâhiri bırakmak değil, zâhirin ruhuna inmektir. Mesele kabuğu kırmak değil, kabuğun koruduğu cevheri ehliyetle ortaya çıkarmaktır. Şeriat dış çizgidir, tarikat terbiye çizgisidir, hakikat ise bu yürüyüşün kalpte doğurduğu sahih neticedir. Birini diğerine düşman eden, yolu bilmez; yolu bilen ise bunları mertebe olarak görür, çatışma olarak değil.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11.03.26, 20:17
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam peki hakikat batındamı gizlidir zahirdemi?
Biz batınlamı var oluruz yoksa zahirlemi yok oluruz?
Batın bir lütufsa zahir bir cezamıdır?
Sizin sorunuzu düşününce bu sorular içinde boğuluyorum. Siz açıklayın
Hakikat bâtında mı gizlidir, zâhirde mi?
Hakikat ne sadece zâhirdedir ne de sadece bâtında. Zâhir onun sureti, bâtın onun sırrıdır. Sadece zâhire bakan kabukta kalır; sadece bâtın iddiasına sığınan da ölçüyü kaybeder.

Biz bâtınla mı var oluruz, yoksa zâhirle mi yok oluruz?
İnsan zâhirle görünür, bâtınla değer kazanır. Zâhir bozulursa nizam dağılır; bâtın bozulursa mânâ söner. Kemale giden yol, ikisini birbirine düşman etmeden taşımaktır.

Bâtın bir lütufsa, zâhir bir ceza mıdır?
Hayır. Zâhir ceza değil, emanet ve terbiyedir. Bâtın ise o terbiyenin kalpte meyve vermiş hâlidir. Kapıyı ceza sanan, eve girmeyi de zorlaştırır.

Zâhir yolun doğruluğunu, bâtın yolun diriliğini gösterir. Biri olmadan öteki ya kurur ya savrulur.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 11.03.26, 20:30
BAKARA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 04.03.26
Bulunduğu yer: yaşamıyor
Mesajlar: 1,485
Forum Puanı: 430
Etiketlendiği Mesaj: 91 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Acizane bildiklerimi anlatayım değerli kardeşim çünkü bu meselede en büyük hata, zâhir ile bâtını iki rakip saha gibi düşünmektir. Hâlbuki hakikatte bunlar birbirinin hasmı değil, birbirinin şartıdır. Zâhir; emrin, nehyin, hududun, amelin ve edebin alanıdır. Bâtın ise bu zâhirin insanda doğurduğu ihlâs, haşyet, takvâ, marifet ve huzurdur. Bu sebeple zâhir kabuk, bâtın öz denilip de kabuk atılacak bir fazlalık gibi görülürse, elde öz değil çürüme kalır. Çünkü öz, kendisini koruyan sureti küçümseyerek kemale ermez.
Kur’an’ın kendisi bu ayrımı değil, bu bütünlüğü öğretir. Namaz dıştan bir fiildir; fakat Kur’an onun içte fuhşiyat ve münkerden alıkoyan bir tesir doğurmasını ister. Şeâir dıştan bir alâmettir; fakat Kur’an onların kıymetini kalpteki takvâ ile irtibatlandırır. Birr de yalnız kıbleye dönmekten ibaret görülmez; iman, infak, ahde vefâ ve sabırla birlikte tarif edilir. Yani vahiy ne kuru zâhirciliği kabul eder ne de zâhiri aşındıran bâtın iddiasını. Asıl çizgi, dışın içe delâlet ettiği; içte olanın da dışta sadakatle göründüğü çizgidir.

Buradan sonra hüküm açıktır: Zâhiri terk ederek bâtına varılmaz. Zâhiri terk eden kimse çoğu zaman bâtına değil, kendi hevâsının kurduğu karanlık koridora girer. Çünkü zâhir ortadan kalktığında, insanın elinde neyin rahmânî, neyin nefsânî, neyin vehim olduğunu ayıracak mizan kalmaz. Şeriatın dış çizgisi kaybolduğunda, bâtın diye öne sürülen şeyin hakikat mi, temennî mi, temessül mü olduğu ayırt edilemez. Tasavvufun sahih çizgisinde şeriatın çit, tarikatın iç yol, hakikatin de meyve gibi anlatılması boşuna değildir. Çit kaldırıldığında bahçe korunmaz; yol inkâr edildiğinde meyveye varılmaz. Kim hakikati şeriatin dışına taşırsa, hakikati büyütmüş olmaz; onu ölçüsüz bırakmış olur.

Bu yüzden “bâtın ehliyim” diyerek zâhirin bağlarını gevşetenlerin sözü ilk bakışta derin görünse de, tahkik edildiğinde çoğu zaman derinlik değil dağınıklık verdiği görülür. Çünkü bâtın, zâhirin karşısında kurulan ikinci bir din değildir. Bilakis bâtın, zâhirin sadakatle yaşanması neticesinde kalpte açılan derinliktir. Namazı küçümseyip huşû arayan, hududu hafife alıp marifet iddia eden, sünneti gevşetip vuslat dili kuran kimse, hakikate yaklaşmış olmaz; kendine konuşan bir vehmi hakikat zannetmeye başlar. Yolun Nebevî rehberlikle başlayıp onun örnekliğiyle tamamlandığını söyleyen çizgi de tam bunu hatırlatır: usûlsüz vecd, çoğu zaman yükseliş değil savruluştur.

Binaenaleyh doğru cümle şudur: Bâtın, zâhirin içinde açılır. Zâhir olmadan bâtın iddiası, köksüz meyve istemeye benzer. Evet, yalnız zâhirle oyalanıp içe hiç inmeyen de eksiktir; fakat çözüm zâhiri bırakmak değil, zâhirin ruhuna inmektir. Mesele kabuğu kırmak değil, kabuğun koruduğu cevheri ehliyetle ortaya çıkarmaktır. Şeriat dış çizgidir, tarikat terbiye çizgisidir, hakikat ise bu yürüyüşün kalpte doğurduğu sahih neticedir. Birini diğerine düşman eden, yolu bilmez; yolu bilen ise bunları mertebe olarak görür, çatışma olarak değil.
Çok güzel açıklamışsınız.
Cilt cilt kitap yazsanız okumaya doyamayız.

Zahir ile batını zıt iki ayrı kavram olarak biliyordum ama şimdi sizin açıklamanızla birbirini tamamlayan bir bütün olduğuna inanıyorum.
Batın zahirin içinde açılır zira batın aslında zahirin içinde gizlidir. zahirde iyi olan içindeki hakikat sırrına erişir.
Çok manalı çok anlamlı

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hakikat bâtında mı gizlidir, zâhirde mi?
Hakikat ne sadece zâhirdedir ne de sadece bâtında. Zâhir onun sureti, bâtın onun sırrıdır. Sadece zâhire bakan kabukta kalır; sadece bâtın iddiasına sığınan da ölçüyü kaybeder.

Biz bâtınla mı var oluruz, yoksa zâhirle mi yok oluruz?
İnsan zâhirle görünür, bâtınla değer kazanır. Zâhir bozulursa nizam dağılır; bâtın bozulursa mânâ söner. Kemale giden yol, ikisini birbirine düşman etmeden taşımaktır.

Bâtın bir lütufsa, zâhir bir ceza mıdır?
Hayır. Zâhir ceza değil, emanet ve terbiyedir. Bâtın ise o terbiyenin kalpte meyve vermiş hâlidir. Kapıyı ceza sanan, eve girmeyi de zorlaştırır.

Zâhir yolun doğruluğunu, bâtın yolun diriliğini gösterir. Biri olmadan öteki ya kurur ya savrulur.
Allah ilminizi artırsın.
Emeğinize sağlık çok güzel açıklama yapmışsınız.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 11.03.26, 20:35
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Çok güzel açıklamışsınız.
Cilt cilt kitap yazsanız okumaya doyamayız.

Zahir ile batını zıt iki ayrı kavram olarak biliyordum ama şimdi sizin açıklamanızla birbirini tamamlayan bir bütün olduğuna inanıyorum.
Batın zahirin içinde açılır zira batın aslında zahirin içinde gizlidir. zahirde iyi olan içindeki hakikat sırrına erişir.
Çok manalı çok anlamlı



Allah ilminizi artırsın.
Emeğinize sağlık çok güzel açıklama yapmışsınız.
Rabbim senden razı olsun değerli kardeşim cahil halimle iki kelam ettim hakkını helal et. Sürç-i lisan ettiysekte ehli olan tashih buyurursa bizde istifade eder öğreniriz.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Zahiri göz rahatsızlığı Batına etki eder mi ? Tech2 Sorularınız 2 24.04.25 17:42


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com