Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Namaz alışkanlığı nasıl kazanılır ve Namaz surelerini tevcidsiz okumak olur mu?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #5  
Alt 14.03.26, 19:21
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Erkanklc Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam ben bu nefsi tam olarak ne anlayamadım şimdi nefis dediğimiz şey ruhumuz mu oluyor nefsin gaflete düşmesi ne demek , nefsimizi nasıl terbiye edebiliriz nefsimize şeytan müdahale edebilir mi
Değerli kardeşim dilim döndüğünce anlatayım. Haddim olmayan bir cümle kullanırsam hakkını helal et, nefis dediğimiz şey ruhun kendisi değildir. Ruh, insana hayat veren ve mahiyeti tam çözülemeyen ilahî bir sırdır; nefis ise insanın “ben” tarafı, yani arzu duyan, isteyen, öfkelenen, meyleden, haz arayan, savunan, bahane üreten tarafıdır. Kısaca söylemek gerekirse ruh daha latif bir cevherdir; nefis ise insanın iç dünyasındaki benlik, meyil ve dürtü merkezidir. Bunları birbirine karıştırınca iş bulanıklaşıyor. İnsanda ruh da vardır, nefis de vardır, kalp de vardır, akıl da vardır; bunlar aynı şey değil, fakat birbirleriyle ilişkilidir. Mesele tam burada düğümlenir.

“Nefsin gaflete düşmesi” demek, nefsin kendi hevasını merkeze alıp hakikati unutturması demektir. Yani insanın ne için yaratıldığını, nereye gittiğini, yaptığının hesabını, haramı helali, edebi ve hududu geri plana atmasıdır. Gaflet sadece “ibadeti terk etmek” değildir; bazen kişi ibadet eder ama yine gaflettedir. Çünkü dili çalışır, kalbi uyanmaz; şekil vardır, şuur zayıftır. Gaflet, hakikatin üstüne iç sis çökmesi gibidir. İnsan o anda kötülüğü bile çoğu zaman “kötülük” diye yapmaz; ona bir kılıf bulur, kendine hak verir, ertelemeyi akıllılık sanır, arzuyu ihtiyaç gibi gösterir. Nefsin oyunu biraz da budur; çamuru altın diye pazarlamaya çalışır.

Nefsi terbiye etmek ise nefsi öldürmek değil, onu haddine çekmektir. Çünkü nefis tamamen yok edilecek bir şey değildir; insan dünyada nefissiz yaşamaz. Açlık, korunma, evlilik, çalışma, mülk edinme, itibar isteme gibi tarafların kökü de nefiste bulunur. Bunlar başıboş kalırsa insanı aşağı çeker; usule bağlanırsa insanı hizmete de sokabilir. Yani mesele nefsin varlığı değil, kimin idare makamında olduğudur. Direksiyonda nefis oturursa insan savrulur; akıl, kalp ve iman öne geçerse nefis terbiye olur. Esas mesele budur.

Sonra nefsi terbiye eden şey, kuru bilgi değil devamlı disiplindir. Az ama istikrarlı ibadet, harama karşı net sınır, dilin korunması, midenin korunması, gözün korunması, yalnızken de edepli kalabilmek, öfke geldiğinde hemen hareket etmemek, canın istedi diye her istediğini yapmamak… bunlar nefsin gemidir. İnsan her arzusunu yerine getire getire nefsi terbiyeye değil, şımartmaya gider. Nefis biraz çocuk gibidir; her istediğini verirsen büyümez, azar. Bir isteğini kırdığında ise insan içte bir direnç hisseder; işte terbiyenin kapısı orada açılır. Mesela canın konuşmak ister, susarsın; canın bakmak ister, çevirirsin; canın öne çıkmak ister, geri durursun; canın intikam ister, yutarsın. Bunlar küçük görünür ama nefsi eğiten ince amellerdir.

Şeytanın nefse müdahalesi meselesine gelince: Evet, şeytan nefse vesvese verebilir, onu dürtebilir, arzuları süsleyebilir, yanlışı mantıklı gösterebilir. Fakat şeytanın gücü zorlayıcı bir hâkimiyet değildir; o davet eder, süsler, fısıldar, kışkırtır. Kabul eden nefistir. Burada önemli fark şudur: Nefis içeriden ister, şeytan dışarıdan dürter. Nefis malzemeyi taşır; şeytan onu alevlendirmeye çalışır. Mesela kibir tohumu sende yoksa şeytan kibri kolay büyütemez. Haset zemini yoksa hasedi güçlendirmesi zor olur. Demek ki bütün suçu şeytana atmak da doğru değildir. İnsan bazen şeytandan önce kendi nefsine yenilir. Halk arasında her şeyi “şeytan yaptı” diye anlatırlar; halbuki bazen ortada şeytan fazla uğraşmadan da çalışan bir nefis vardır. İçerde gönüllü memur varsa dışardan müfettiş çok yorulmaz.

Ama şu da bilinmeli: Nefis her zaman aynı derecede değildir. İslam geleneğinde nefsin mertebelerinden söz edilir. En kaba hali insanı kötülüğe çeken emmâre tarafıdır. Sonra insan yaptığı yanlıştan rahatsız olmaya başlar; bu levvâme tarafıdır. Daha sonra içte sükûnet, teslimiyet ve denge güçlenir. Yani nefis tek renk değildir; işlenirse incelir, başıboş bırakılırsa kalınlaşır.

Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
iblis, şeytan, ifrit, cin hakkında acayip bilgiler Torlak Cin & Şeytan & Melek & Ruh 13 31.07.26 17:03
Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) HeartLess Tasavvuf & Tarikatler 22 21.11.25 04:06
Namaz kılmasam daha mı iyi ? DeadStrom Sorularınız 94 20.07.25 13:59
vakıa vefk hakkında sorum var? Berberis Vefk & Tılsım 10 02.03.20 13:06
Harabat ehlini hor görme zakir, Defineye malik viraneler var.. Aliye Allah Dostları & Evliyalar 4 03.01.20 13:10


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com