Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Bid'at Ehlinden bazı şahısları bilmek ister misiniz? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/104078-bidat-ehlinden-bazi-sahislari-bilmek-ister-misiniz.html)

imas 12.04.26 23:39

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705606)
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.

***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

imas 12.04.26 23:43

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705612)
Kedileri uyuttum, ilgili alet edevatlarımı da yanıma aldım, geldim. Çay kalmamış.
Konuyu itinayla takip ediyorum. :D

benim açımdan konu kapanmıştır, söylenecek bir şey kalmadı ,
konu devam ederse
bazı ***veli*** olan kişilerin menkıbelerinden bir şeyler yazarsam bir takım kişiler beni tekfir ederler ...

HâmûŞî 12.04.26 23:53

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705614)
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

Çünkü üstadım Ehl-i sünnet ve sahih tasavvuf yolunda hâl, mizanın üstüne çıkarılamaz. Hâl gelir geçer; fakat hüküm Kitab ve Sünnetle verilir. İbnü’l Arabî de bunu aynı şekilde nakleder. Yani sekr, vecd, cezbe, aşk, istiğrak… bunların hiçbiri, şeriatın zahirine aykırı sözü kendiliğinden makbul kılmaz.

İbnü’l Arabî, bir hâlin sahih olup olmadığını tartarken, onun sebebine bakılacağını söyler. Eğer o hâl Allah’ın kitabındaki bir ayetten doğmuşsa sağlam bir temele dayanır; ama şiir, nağme, ritim ve heva kaynaklıysa nefis ve şeytan payı karışabilir der. Yani “ben bir hâl yaşadım” demek tek başına hüccet değildir. Demek ki aşk sarhoşluğu diye bir kapı açılsa bile, o kapının önünde yine Kur’an ve Sünnet terazisi durmaktadır.

Aşk sarhoşluğu varsa bile, o şeriatsız bir serbestlik değil; şeriat terazisinde tartılacak bir hâldir.
Temkin, sekrden üstündür.
Sahv, taşkınlıktan üstündür.
Edep, hayreti bile terbiye eder.

Svg 13.04.26 00:36

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705614)
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

Ah o aşk sarhoşları...
Ah o aşk sarhoşluğu ah...

Mehmet Efe 13.04.26 20:54

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705587)
Çok fazla düzeltilecek yer var sözlerinde lakin bizim için konu kapandığını daha önce ifade ettik ama burada çok açık bir tashih lazım: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değildir. Bu söz, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’indeki bir beyittir; Diyanet’in kendi metinlerinde de bu şekilde geçer. Elbette manası tenzih yönünden güzel bulunabilir; ama hadîs diye nakletmek doğru değildir. Sahih hadiste gelen lafız ise, “Sen zâhirsin, üstünde hiçbir şey yoktur; sen bâtınsın, altında hiçbir şey yoktur”. Yani burada hadîs ile şiiri karıştırmamak gerekir.

Hadis-i Şerifin tamamı o an aklımda değildi o yüzden yanlışlık oldu.

Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Mehmet Efe 13.04.26 21:14

Alıntı:

Saho Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705609)
Önce senin haddini bilmen gerekiyor ki başkasının düşüncelerini "bu böyledir "diyerek kafana göre yazıp o kişiyi tekfir edeceksin. Boyundan büyük işlere karışıyorsun. Ümmete faydalı bir iş yaptığını düşündüren ne acaba?
Sadece ilzam olup konuyu uzatmaya devam ediyorsun.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu da bilmiyorsun.
Sen önce okuduğunu anlamayı becer sonra bakarsın ümmete yardım işine.
Bak daha gelmedik kimin ne olduğuna, listeye girmedik.
Ne oldu reklam işleri, suya düştü gibi he ne dersin?
Başka zaman, başka bir konuya belki de üyeliğe kaldı artık.
Sen nasıl bir tavır bekliyordun buradan çok merak ettim?
"Komşu Mehmet Amcaları bulamadın galiba burada"
Baksana her mesajın sonunu sabit olarak "Listede bidat ehli olduğuna inanmadığın adamlar kimler" diyerek bitiriyorsun.
Bütün odak burada, "bana tersini söylesinler de zırvalıyım" kafası bu.
Günün sonunda bakmışsın, faydalı gördüğün bu iş senin sonunu getirmiş...

Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705598)
Aşk sarhoşluğu ile söylenmiş sözlerdir dediğin,Şu savunduğun aşk sarhoşluğu nedir ? Anlatta öğrenelim,
Ben aşk sarhoşluğu diye bir şey bilmiyorum...

Ayrıca ibni teymiyeyi savunan alimler hakkında da bir şeyler söyle onlarında bidat ehlimi? Bidat ehli değilmi onlarıda öğrenelim


Elbette bunlar söylenecek söz değil zahirde hepsi küfür ama biz İbni Arabi Hazretleri gibi zatların manevi durumlarina göre bazı zahirde küfür gibi gözüken sözlerden haberdariz bunlarda onlardan olabilir veya olmayabilir. Şeriatın zahiri esastır sana bunları kabul et diyen olmadı zaten.

İbni teymiyeyi öven Ehli Sünnet Alimler var ama bunlar onu İ'TİKAD yönünden övmüyor. Neden bunu bile bile böyle bir şey yazdın? Hangi Ehli Sünnet Âlim teymiye için itikadı sağlamdır dedi? Elbette hiç biri. Bende teymiye için hafızasının çok iyi olduğunu bazı konularda iyi olduğunu kabul ediyorum ama bu itikadını doğru yapmıyor.

Subhaneke mevzusu ise
Ben melekler için arsi taşımıyor demedim ki zaten. Zaten meleklerin arşı taşıdığını söylediğim için bu sorun varya. teymiye Allah'ı Celle Celaluhu arşta OTURUR vaziyette kabul ettiği için ve meleklerde arşı taşıdığı için bu inançta HAŞA HAŞA HAŞA Allah'ı Celle Celaluhu melekler taşımış oluyor ben bunu belirttim.


Aşk sarhoşlugu ile bazı manevi haller bazı zatlara ağır geldiği için bazı sözler onlardan safir olabiliyor. Beyazid-i Bistami Hazretleri kendi çapı Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ile kıyaslanamayacak kadar küçük olduğundan ona verilen manevi makamda o aşk ile irade elden gitmiş vaziyette bu sözleri söyledi. Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ise her gün onca Makam aştığı için Ya Rabbi bizler seni hakkıyla tanıyamadık demiş olabilirler.


Ben teymiyeyi öven Ehli Sünnet Âlimler için üstte dedim zaten asla ve asla teymiyeyi AKAİD olarak ovmediler. Bunu bile bile ne hakla böyle hir şey yazdın anlamadım? Kim ibni teymiye için "Bak burada Allah Celle Celaluhu arşta oturuyor diye söyledi ve haktır" dediğini duydun mu sen. Biz buraya Allah'ın Celle Celaluhu izniyle 50ye yakın Âlimin teymiye hakkında görüşlerini yazarız hepside tenkid ediyor.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705604)
Senin gibileri çok gördüm hep aynı tipte insanlar, sözün işine gelen kısmını alırlar m
işine gelmeyeni almazlar,
Bak tekrar ediyorum, ibni teymiye bir elmadır elmanın bir kısmında çürük vardır , o elma atılmaz çürük kısmı bırakılır yada kesilip atılır elmanın iyi yerleri alınır
Tamam oldumu şimdi
Şimdi
İbni kayyım, ibni cevzi, ibni kesir, ibni zehebi hakkındaki görüşlerini öğrenelim
Malum bunlar ibni teymiyeyi savunan kişiler
Yoksa bunlarda mı bidat ehli?

İbni hacer, es subki,el heytemi, el buhari, el kelbi
Bunlarda reddiye yapmışlar

Seven ve sevmeyenlerin hepsi ehli sünnet alimler hangileri doğru söylüyor ? Hangileri yanılıyor?
Bunun kararını kim verecek?


Hala şu aşk sarhosu dediğin kişilerin sözlerine bir açıklık getirmedin
Benim sancağım hz. Muhammedin sancağından daha yüksektir diyen aşk sarhoşu oluyor
Allah arştadır diyen bidat ehli oluyor
Bu arada istersen
Taha 5,araf 54, rad 2, furkan 59, secde 4, hadid 4.
Ayetleri de inceliyelim ne siyor bu ayetler



Sen beni ne biliyorsun da benim gibilerden çok görüldüğünu söylüyorsun?

İşine geleni alan sadece ben miyim yoksa sen de buna dahil değil misin? Ehli sünnet Alimleri sanki onun itikadını savunmuş gibi yorum yapan sen değil misin bu halinle ben mi işine geleni alıyorum?
İbni Arabi Hazretleri Allah bana kadın suretinde gelir sözünü bilip bana İbni Arabi gibi adamlar dediğim için bana bu doğru değil demedin mi sen bir çok farklı konuda İbni Arabî hazretlerini savunmuyormuydun? O zamanda bu sözleri biloyrosun bu halinle birde burada tenkid ettin ve ben mi işine geleni alıyorum.?


Şimdi ben de tekrar edeyim bir ekmekte küf başlamışsa önce o küf bütün ekmeğe sirayet eder sonra bir yerde vuku bulur. Sadece küflü yeri keserek kurtulamazsin. Bilmem anlatabildim mi?
Kaldı ki eğer iyi yönleri alınır kötüsü alınmaz diyeceksen ki dedin bunu ancak işin ehli olan yapabilir avam yapamaz bu yüzden avam komple uzak durmalı.
Ve tekrar söylüyorum teymiyenin diğer bazı konularda iyi olduğu gerçeğine laf etmedim.




Elbette Allah Celle Celaluhu arşta diyen bid'at ehlidir sen hem münezzehtir diyip hemde istivayı barındıran Ayet-i Kerimeleri yazman gösterir ki hala o yönde eğilimi olan birisin başka açıklama gelmiyor aklıma.

Sen İbni Arabi Hazretlerini kabuk etmiyor musun? Belli ki ediyrosun e bu sözlerden de haberin var nasıl kabullendin mesela ? Çok çelişkili geliyor bana.

Mehmet Efe 13.04.26 21:33

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705606)
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.


Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.

Svg 13.04.26 21:49

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705694)
Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.




Elbette bunlar söylenecek söz değil zahirde hepsi küfür ama biz İbni Arabi Hazretleri gibi zatların manevi durumlarina göre bazı zahirde küfür gibi gözüken sözlerden haberdariz bunlarda onlardan olabilir veya olmayabilir. Şeriatın zahiri esastır sana bunları kabul et diyen olmadı zaten.

İbni teymiyeyi öven Ehli Sünnet Alimler var ama bunlar onu İ'TİKAD yönünden övmüyor. Neden bunu bile bile böyle bir şey yazdın? Hangi Ehli Sünnet Âlim teymiye için itikadı sağlamdır dedi? Elbette hiç biri. Bende teymiye için hafızasının çok iyi olduğunu bazı konularda iyi olduğunu kabul ediyorum ama bu itikadını doğru yapmıyor.

Subhaneke mevzusu ise
Ben melekler için arsi taşımıyor demedim ki zaten. Zaten meleklerin arşı taşıdığını söylediğim için bu sorun varya. teymiye Allah'ı Celle Celaluhu arşta OTURUR vaziyette kabul ettiği için ve meleklerde arşı taşıdığı için bu inançta HAŞA HAŞA HAŞA Allah'ı Celle Celaluhu melekler taşımış oluyor ben bunu belirttim.


Aşk sarhoşlugu ile bazı manevi haller bazı zatlara ağır geldiği için bazı sözler onlardan safir olabiliyor. Beyazid-i Bistami Hazretleri kendi çapı Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ile kıyaslanamayacak kadar küçük olduğundan ona verilen manevi makamda o aşk ile irade elden gitmiş vaziyette bu sözleri söyledi. Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ise her gün onca Makam aştığı için Ya Rabbi bizler seni hakkıyla tanıyamadık demiş olabilirler.


Ben teymiyeyi öven Ehli Sünnet Âlimler için üstte dedim zaten asla ve asla teymiyeyi AKAİD olarak ovmediler. Bunu bile bile ne hakla böyle hir şey yazdın anlamadım? Kim ibni teymiye için "Bak burada Allah Celle Celaluhu arşta oturuyor diye söyledi ve haktır" dediğini duydun mu sen. Biz buraya Allah'ın Celle Celaluhu izniyle 50ye yakın Âlimin teymiye hakkında görüşlerini yazarız hepside tenkid ediyor.





Sen beni ne biliyorsun da benim gibilerden çok görüldüğünu söylüyorsun?

İşine geleni alan sadece ben miyim yoksa sen de buna dahil değil misin? Ehli sünnet Alimleri sanki onun itikadını savunmuş gibi yorum yapan sen değil misin bu halinle ben mi işine geleni alıyorum?
İbni Arabi Hazretleri Allah bana kadın suretinde gelir sözünü bilip bana İbni Arabi gibi adamlar dediğim için bana bu doğru değil demedin mi sen bir çok farklı konuda İbni Arabî hazretlerini savunmuyormuydun? O zamanda bu sözleri biloyrosun bu halinle birde burada tenkid ettin ve ben mi işine geleni alıyorum.?


Şimdi ben de tekrar edeyim bir ekmekte küf başlamışsa önce o küf bütün ekmeğe sirayet eder sonra bir yerde vuku bulur. Sadece küflü yeri keserek kurtulamazsin. Bilmem anlatabildim mi?
Kaldı ki eğer iyi yönleri alınır kötüsü alınmaz diyeceksen ki dedin bunu ancak işin ehli olan yapabilir avam yapamaz bu yüzden avam komple uzak durmalı.
Ve tekrar söylüyorum teymiyenin diğer bazı konularda iyi olduğu gerçeğine laf etmedim.




Elbette Allah Celle Celaluhu arşta diyen bid'at ehlidir sen hem münezzehtir diyip hemde istivayı barındıran Ayet-i Kerimeleri yazman gösterir ki hala o yönde eğilimi olan birisin başka açıklama gelmiyor aklıma.

Sen İbni Arabi Hazretlerini kabuk etmiyor musun? Belli ki ediyrosun e bu sözlerden de haberin var nasıl kabullendin mesela ? Çok çelişkili geliyor bana.

Üslubunu düzeltmezsen, üzülürsün.

Saho 13.04.26 22:10

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705694)
Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.

Beyni erimiş tekfir etme krizine girmiş, "küfür içinde olmak" söyleminin bile tek başına "iman dairesinin dışarısında" demek olduğunu bilmiyorsun, bilmediğini bilmeyen üstüne en iyi bildiğini sanan katmerli cahil. Cehli mikap seni.
Benim bilmediğim de çok şey var ama bilmediğim konu hakkında konuşamam senin gibi, bu insanın felaketidir.
Ayrıca yorumumda ilim olması için karşımdakinin de minimum, terimlerin karşılıklarını bilmesi gereklidir.
Hâlâ papağan gibi itikat soruyorsun, sana ne söylense bu konuda yine kendince tevil edip bizi de tekfir edersin. Boşver kendine yazık etme, senlik değil bu işler.
Yani ilim falan da konuşamıyorsun.
Aynen reklam elemanı değilsen karşılığını öyle ya da böyle alacağım. Ama ben durdurmasam site isminden sonra, Telegram linki de atacaktın.
Ama kesinlikle reklam için yapmıyorsundur bunu, ümmete faydalı olmak için.
Fethettin buraları büyükelçimiz.
Tekrarlıyorum; daha isimlere gelmeden mahvoluyorsun.

HâmûŞî 13.04.26 22:23

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705697)
Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.

Değerli kardeşim, önce dönüp kendi yazdığın bütün cümleleri baştan sona bir daha oku; sonra benim sana yazdıklarımı yeniden oku. Ondan sonra bak bakalım ben kafamdan bir profil mi kurmuşum, yoksa senin kendi lafzın mı o profili satır satır çizmiş. Çünkü insan bazen kendini değil, cümlelerini ele verir. Sen ‘birden fazla kişiyle konuşuyordum, bu yüzden dağınık oldu’ diyorsun. Biz ise deriz ki: Ehl-i sünnet usûlü bir kişiyle konuşurken de bozulmaz, on kişiyle konuşurken de bozulmaz, kırk kişiyle konuşurken de bozulmaz. Muhatap çoğaldı diye isnad gevşemez, lafız karışmaz, ağır hüküm hafiflemez. Hele itikad, tebdi‘, tahzir ve isim vererek ümmeti uyarma iddiasında bulunan biri için bu mazeret hiç geçmez. Çünkü hüküm ağırlaştıkça söz daha tartılmış olur; daha dağınık değil.

Şimdi sana usûlün kalbinden tek bir sual soruyorum:
Ehl-i sünnet yolunda, çok kişiyle konuşuyor olmak sebebiyle itikad bahislerinde eksik nakil, yanlış nispet, bağlamsız tahzir ve ‘avamı koruma’ gerekçesiyle hükmü tahkikin önüne alma hangi kaide ile caiz olur? Eğer ‘caiz olur’ diyorsan, bizzat kendi elinle, insanlara isim vererek yaptığın bütün tahzirlerin zan, ihtimal ve acele hüküm üzerine kurulabileceğini kabul etmiş olursun; yani kendi listenin altını kendin boşaltırsın. Eğer ‘caiz olmaz’ diyorsan, o zaman ‘dağınık yazdım, çok kişi vardı’ savunman düşer ve kendi usûlünün kusurlu olduğunu ikrar etmiş olursun. Peki hangisini seçiyorsun? Usûl mü, mazeret mi?


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:34.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148