Alıntı:
Lonkia Nickli Üyeden Alıntı
Hocam, meseleyi getirdiğiniz bu net, yapıcı ve usul merkezli nokta için kalben teşekkür ederim.
"Tefekkür, kesin iddianın yerine geçmez. İhtimale ihtimal, delile delil, gayba da gayb demek usûlün selâmetidir" sözünüz, bu tartışmanın en kıymetli kazanımı ve asıl mihenk taşı oldu benim için.
Haklısınız; tefekkür dünyasında zihne açılan pencereler ne kadar heyecan verici olursa olsun, bunu nassın (ayetin, hadisin) yerine koymak veya kesin bir tefsir gibi sunmak Kur’ân’ın vakarına da, ilmin ciddiyetine de uymaz. Hadiseyi "kesin hüküm" zemininden çıkarıp, sizin de müsaade ettiğiniz o "ihtimal dairesindeki tefekkür" sınırına çekmekle zaten aradığım doğru zemini bulmuş oldum. Sizin bu hassas terazinizi ve usul dersinizi cebe koyarak, haddini bilen bir hayretle kâinat kitabını okumaya devam edeceğim.
Zaman ayırıp, sabırla ve ilmin vakarına yakışır bir üslupla ufkumu açtığınız için tekrar çok teşekkür ederim. Hak Teâlâ ilminizi ve kaleminizi daim etsin.
Hürmet ve muhabbetle...
Bence bedenen gidilmedi, ama tayyi mekan yapılarak Ledün ilimi vasıtası ile gidildi. Bu bilgileri alanlar zaten bu bilgilerin kaynağını rabbimizin iziniyle maneviyattan aldıklarını söylüyorlar şekerim.
|
ibni arabi gezdiği alemleri anlatırken en çok gümüş renkli insanların olduğu alemi sevdiğini söylüyor, bir çok yiyeceğin ağaçlarda yetiştiğini koparıldığı anda yenisinin yerine geldiğini söylüyor, ister hayal kurarak ister çalışarak binaların yapıldığını söylüyor,
isteyen futuhatı mekkiye 2. cilde bakabilir..