Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
Selefi salihin çizgisi varken maturidi ve eşariye gerek var mı?
Maturidi ve eşari kelam ilmidir
Kelam ilmine 2 büyük evliyanın bakışı belli
Hz pir;
kelam metodunu nihai kurtuluş için yetersiz görmüş, kalbi arınmayı ve ameli tasavvufu esas almıştır.
İbni arabi ;
kelam ilmi, akla ve şüpheye dayandığı için Allah’ı ve varlığı anlamada yetersizdir. O, dini hakikatlerin kelami tartışmalarla ve diyalektikle anlaşılamayacağını, yalnızca keşfe, ilhama ve tasavvufi tecrübeye (marifetullah) dayalı bir yaklaşımla kavranabileceğini savunur.
Hatta kelam ilmi için çok daha ağır sözleri vardır
|
Kelam ilmi bir amaç değil, bir muhafız ordusudur. Hz. Pir Mevlânâ ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri kelam ilmini eleştirirken, "Kelam gereksizdir, çöpe atın" demediler. Onlar, "Sadece kelam ilmiyle, sadece akılla ve mantık oyunlarıyla Allah'a âşık olunmaz, marifetullaha ve hakiki keşfe ulaşılamaz" dediler.
Misal: Kelam ilmi bir şehrin surları gibidir. Surlar seni düşmandan korur ama surların üzerinde yaşayamazsın, surları yiyip beslenemezsin. Şehrin içinde saraylar kurmak, bağlar bahçeler büyütmek tasavvufun ve keşfin işidir. Ama o surlar (Kelam) olmazsa, düşman (inkârcılar, felsefeciler) gelir o sarayı da bahçeyi de (tasavvufu da) talan eder.
2. "Selef-i Sâlihîn Çizgisi Varken Kelama Gerek Var mıydı?" Sorusunun Cevabı
Sahabe ve Tâbiîn (Selef-i Sâlihîn) döneminde kelama gerek yoktu, çünkü inanç saf ve temizdi.
Ama sonradan ne oldu? Yunan felsefesi İslam dünyasına girdi, Mu'tezile gibi akımlar ortaya çıkıp "Allah'ın sıfatları yoktur, kader yoktur, Kur'an mahluktur" diyerek avamın inancını zehirlemeye başladı.
Selef'in "Ben kurcalamam, teslim olurum" yöntemi, o sinsi felsefi şüpheler karşısında eğitimsiz gençleri koruyamaz hale geldi. İşte Matürîdî ve Eş'arî, Selef-i Sâlihîn akidesini onların silahıyla (akıl ve mantık metodunu kullanarak) müdafaa etmek için doğdu. Kelam, felsefe virüsüne karşı üretilmiş bir antidottur (ilaçtır). İlaç durup dururken içilmez ama salgın varsa o ilaç hayattır!
3. İbnü'l-Arabî Kelamı Eleştirirken Kendisi Ne Yapıyordu?
İbnü'l-Arabî Hazretleri, kelamın diyalektik tarzını yetersiz bulsa da, kendisi Fütûhât-ı Mekkiyye’nin daha ilk bablarında (bölümlerinde) "Ehl-i Sünnet Akidesi" başlığı altında upuzun bir inanç metni yazar. Ve o metin, baştan aşağı İmam Eş'arî kelamının tıpatıp aynısıdır! * Şeyh-ul Ekber, kelamcıları "keşfe ulaşamadıkları, akılda takılı kaldıkları için" eleştirir; yoksa "savundukları Ehl-i Sünnet inancı yanlıştır" demez. Şeyh, kelamcıyı koruma kapısında nöbetçi görür, kendisi ise sarayın başköşesindedir. Nöbetçiyi eleştirmek, kapıyı yıkıp düşmanı içeri almak demek değildir!