![]() |
|
#11
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Kararın Temeli: Bir Hanefî, durup dururken "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, eğer reddettiği şey İmam Matürîdî’nin şahsı değil de onun savunduğu "Aklın ve naklin dengesi, kulun cüzi iradesi, Allah'ın zamandan münezzehliği" gibi Ehl-i Sünnet'in ana umdeleriyse; o adamı Ehl-i Sünnet'ten çıkaran şey keyfi bir karar değil, Ehl-i Sünnet'in asırlık inanç sınırlarını bizzat kendisinin ihlal etmesidir. Alimler (mesela İmam Gazâlî, İmam Taftazânî, İmam İbn Âbidîn) kitaplarında bu sınırları mermer gibi çizmişlerdir. Kararı o kurallar verir. 2. O Zaman Hanbelî Mezhebinde Olanlar Ne Oluyor? İşte o üstadın hiç bilmediği, fıkıh tarihinde "Eseriyye / Selef-i Sâlihîn Akidesi" denilen o muazzam ayrım tam olarak buradadır. Hanbelîlerin durumu ile Matürîdîliği reddeden bir Hanefî'nin durumu asla ve katâ aynı değildir! Neden mi? A) Hanbelîler Kelamı Neden Reddediyor? (Meşru Gerekçe) İmam Ahmed bin Hanbel ve onun yolundan giden müteaddit Hanbelî alimleri, Matürîdî ve Eş'arî kelamını şu yüzden reddederler: "Biz Allah'ın sıfatlarını akılla, felsefeyle tevil etmeyiz. Sahabe ve Tâbiîn bu felsefe dillerini kullanmadı. Ayette ne yazıyorsa, keyfiyetini Allah'a havale eder (Tefviz yapar), teslim oluruz." * Onların bu duruşuna İslam literatüründe Selef-i Sâlihîn Akidesi veya Eseriyye (Hadisçi Ekol) denir. Onlar Ehl-i Sünnet’in "en muhafazakar, felsefeden en uzak" kanadıdır ve inançları saf olduğu için Ehl-i Sünnet’in asıl kurucu unsurlarındandırlar. B) Bir Hanefî veya Şâfiî Kelamı Reddederse Neden Tehlikeye Düşer? (Tuzak) İşte kırılma noktası burası: Bir Hanefî kalkıp, "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, gidip Hanbelîler gibi "saf, felsefesiz Selef akidesine" teslim olmuyor. Genelde ne yapıyor? Ya aklı tamamen ilahlaştıran Mu'tezile kafasına kayıyor ya da Müslümanları tekfir eden Vahhâbîlik/Müşebbihe (Allah'ı yaratıklara benzeten) çizgisine düşüyor. Usul Farkı: Hanefî mezhebinin fıkıh usulü (Mesela İmam Pezdevî ve Serahsî usulü), akli çıkarımlara ve kıyasa dayanır. Bir adam fıkıhta Hanefî'nin o yüksek akıl mekanizmasını kullanıp, itikadda "Ben aklı ve kelamı tamamen reddediyorum" derse, kendi mezhebinin usulüyle çelişir, omurgasız kalır. Hem Hanefî fıkhı yapıp hem kelamı reddetmek mantıksal bir imkansızlıktır. Alıntı:
Hanbelî mezhebinin kelamî ekolleri (Matürîdî ve Eş'arî'yi) reddetmesi, onların Ehl-i Sünnet dışı olduğunu değil; aksine Ehl-i Sünnet'in felsefesiz, saf ilk dönem akidesi olan 'Eseriyye / Selef-i Sâlihîn' çizgisinde durduklarını gösterir. Onlar Kelam'ı reddederken gidip tecsime (Allah'ı cisimleştirmeye) veya tekfirciliğe sapmazlar; teslimiyeti (tefvizi) seçerler Fakat fıkıh usulü tamamen akıl, kıyas ve rey üzerine kurulmuş olan bir Hanefî, 'Ben Matürîdîliği (yani aklî müdafaayı) reddediyorum' dediği an Hanbelîleşmez; aksine kendi mezhebinin mantık silsilesini çökerterek ya Mu'tezile'nin aklî sapmalarına ya da Müslümanları tekfir eden Vahhâbî zihniyetine kapı açar. Hanbelîlerin kelam karşıtlığı meşru bir usuldür; fakat bir Hanefî veya Şâfiî'nin kendi kurumsal kelamını reddetmesi, ümmetin asırlardır üzerinde icma ettiği o Ehl-i Sünnet omurgasını parçalamaktır. Bu kararı şahıslar değil, ümmetin süzülüp gelen o ortak aklı ve icmaı verir."
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#12
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Maturidi ve eşari kelam ilmidir Kelam ilmine 2 büyük evliyanın bakışı belli Hz pir; kelam metodunu nihai kurtuluş için yetersiz görmüş, kalbi arınmayı ve ameli tasavvufu esas almıştır. İbni arabi ; kelam ilmi, akla ve şüpheye dayandığı için Allah’ı ve varlığı anlamada yetersizdir. O, dini hakikatlerin kelami tartışmalarla ve diyalektikle anlaşılamayacağını, yalnızca keşfe, ilhama ve tasavvufi tecrübeye (marifetullah) dayalı bir yaklaşımla kavranabileceğini savunur. Hatta kelam ilmi için çok daha ağır sözleri vardır
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Kelam ilmi bir amaç değil, bir muhafız ordusudur. Hz. Pir Mevlânâ ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri kelam ilmini eleştirirken, "Kelam gereksizdir, çöpe atın" demediler. Onlar, "Sadece kelam ilmiyle, sadece akılla ve mantık oyunlarıyla Allah'a âşık olunmaz, marifetullaha ve hakiki keşfe ulaşılamaz" dediler. Misal: Kelam ilmi bir şehrin surları gibidir. Surlar seni düşmandan korur ama surların üzerinde yaşayamazsın, surları yiyip beslenemezsin. Şehrin içinde saraylar kurmak, bağlar bahçeler büyütmek tasavvufun ve keşfin işidir. Ama o surlar (Kelam) olmazsa, düşman (inkârcılar, felsefeciler) gelir o sarayı da bahçeyi de (tasavvufu da) talan eder. 2. "Selef-i Sâlihîn Çizgisi Varken Kelama Gerek Var mıydı?" Sorusunun Cevabı Sahabe ve Tâbiîn (Selef-i Sâlihîn) döneminde kelama gerek yoktu, çünkü inanç saf ve temizdi. Ama sonradan ne oldu? Yunan felsefesi İslam dünyasına girdi, Mu'tezile gibi akımlar ortaya çıkıp "Allah'ın sıfatları yoktur, kader yoktur, Kur'an mahluktur" diyerek avamın inancını zehirlemeye başladı. Selef'in "Ben kurcalamam, teslim olurum" yöntemi, o sinsi felsefi şüpheler karşısında eğitimsiz gençleri koruyamaz hale geldi. İşte Matürîdî ve Eş'arî, Selef-i Sâlihîn akidesini onların silahıyla (akıl ve mantık metodunu kullanarak) müdafaa etmek için doğdu. Kelam, felsefe virüsüne karşı üretilmiş bir antidottur (ilaçtır). İlaç durup dururken içilmez ama salgın varsa o ilaç hayattır! 3. İbnü'l-Arabî Kelamı Eleştirirken Kendisi Ne Yapıyordu? İbnü'l-Arabî Hazretleri, kelamın diyalektik tarzını yetersiz bulsa da, kendisi Fütûhât-ı Mekkiyye’nin daha ilk bablarında (bölümlerinde) "Ehl-i Sünnet Akidesi" başlığı altında upuzun bir inanç metni yazar. Ve o metin, baştan aşağı İmam Eş'arî kelamının tıpatıp aynısıdır! * Şeyh-ul Ekber, kelamcıları "keşfe ulaşamadıkları, akılda takılı kaldıkları için" eleştirir; yoksa "savundukları Ehl-i Sünnet inancı yanlıştır" demez. Şeyh, kelamcıyı koruma kapısında nöbetçi görür, kendisi ise sarayın başköşesindedir. Nöbetçiyi eleştirmek, kapıyı yıkıp düşmanı içeri almak demek değildir!
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#14
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
2---Sahabe ve Tâbiîn (Selef-i Sâlihîn) döneminde kelama gerek yoktu, çünkü inanç saf ve temizdi. Hanbeli bu yolu takip ediyorsa diğerlerine gerek yok, Eğer bozulmuş yolu takip edeiyorlarsa ziyandalar 3-- muhyiddin arabi nin düşüncesi eşariyle falan aynı değil bunu nereden çıkardın Kelamcıları keşifle değil sadece akılla yol buldukları için eleştir Kelamcılar hakkında çok ağır sözleri var
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#15
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
İnsanların fıtratı, anlama kabiliyetleri ve zihni yapıları tek tip değildir. * Hanbelîlerin yöntemi **"Tefviz"**dir; yani akli tartışmaya hiç girmeden "İnandım ve teslim oldum" derler. Bu, kalbi saf ve zihni felsefi şüphelerle zehirlenmemiş bir Müslüman için muazzam bir kurtuluş yoludur. Fakat İslam coğrafyası büyüyüp İran, Hint ve Yunan medeniyetleriyle karışınca, insanların zihnine felsefi şüpheler girdi. Bir adama "Allah Arş'a istiva etti" dendiğinde, adamın zihnine "Haşa, o zaman Allah bir mekandadır, cisimdir" vesvesesi düştüğü an, o adama sadece "Soru sorma, teslim ol" demek yetersiz kaldı. Adamın zihnindeki o şüphe yangınını söndürmek için, onun anladığı dilden (akıl ve mantık dairesinden) cevap vermek mecburi oldu. İşte Matürîdî ve Eş'arî, Hanbelîlerin yolunu bozmak için değil; Hanbelîlerin o teslim olduğu hakikatleri, zihni şüpheyle kirlenmiş insanlara akıl yoluyla ispat edip onları kurtarmak için devreye girdi. Yani yollar farklı, ama varılan Kâbe aynıdır. Biri kalbiyle teslim olanın yolu, diğeri aklıyla ikna olmak zorundaki adamın ilacıdır. 2. İbnü'l-Arabî'nin Akidesi Eş'arî ile Aynı mıdır? Şeyh-ul Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri’nin kelamcıların şahsına, metoduna ve diyalektiğine çok ağır sözler söylediği tamamen doğrudur. Yaptığn bu tespit haklıdır; İbnü'l-Arabî kelamcıları "akıl hapishanesine kısıldıkları ve keşfe ulaşamadıkları" için çok sert eleştirir. İbnü'l-Arabî metodolojiyi eleştirse de, savunulan inanç esaslarında (akidede) tamamen Eş'arîdir. Bunun ispatı bizzat kendi el yazısıyla yazdığı başeseridir: Kaynak: Fütûhât-ı Mekkiyye, 1. Cilt, 2. Bab (Bölüm). Bölümün Adı: "Mübtedi olan (yola yeni başlayan) her müminin itikad etmesi gereken Ehl-i Sünnet akidesinin beyanı." İbnü'l-Arabî bu bölümde kendi inandığı ve ümmetin inanması gerektiği akaid maddelerini tek tek sayar. O maddeleri açıp okuduğumuzda; Allah’ın sıfatları (Hayat, İlim, Kudret, İrade, Semî, Basar, Kelam), tenzih maddeleri ve kelimelerin seçimi tıpatıp, kelime kelime İmam Eş'arî’nin akaid metinleriyle aynıdır. Hatta tasavvuf tarihçileri ve şarihleri (en başta da Şeyh-ul Ekber'in en büyük savunucusu olan İmam Şa'rânî, el-Yevâkît ve'l-Cevâhir eserinde) açıkça şunu yazar: "Muhyiddin İbnü'l-Arabî’nin zâhirdeki ve avama sunduğu akidesi, saf Eş'arî akidesidir." İbnü'l-Arabî Hazretleri’nin kelamcıların metoduna, diyalektiğine ve sadece akla dayanmalarına getirdiği o çok ağır tenkitler ve sözler sonuna kadar doğrudur, altına imzamızı atarız. Kelamcılar akıl perdesini aşamamışlardır, arifler ise keşif ehlidir; bu fark mermer gibi nettir. Ancak bizim işaret ettiğimiz husus 'metot' değil, 'akide (inanç maddeleri)' birliğidir. Nitekim Şeyh-ul Ekber, kelamcıların keşfe ulaşamamış olmasını sertçe eleştirse de, bizzat Fütûhât-ı Mekkiyye’nin 1. Cilt, 2. Bab’ında kaleme aldığı ve her müminin inanması gerektiğini söylediği o meşhur 'Ehl-i Sünnet Akidesi' metninde, itikadî maddeler ve sıfatlar hususunda tamamen İmam Eş'arî’nin terminolojisine ve esasına sadık kalmıştır. Metodu (kelamı) eleştirmiş, ama o metodun korumaya çalıştığı Eş'arî inanç maddelerini bizzat kendi eserine temel yapmıştır. Hanbelîlerin teslimiyet (tefviz) yolu elbette tertemiz bir Selef yoludur. Fakat kelam, Hanbelîlerin o nurani yolunu bozmak için değil; zihni felsefeyle zehirlenmiş ve 'teslim olamayan' insanları akıl zemininde ikna edip o hak yola devşirmek için inşa edilmiş zorunlu bir kalkan olmuştur. Biri kalbin teslimiyeti, diğeri aklın müdafaasıdır; ikisinin de harcı Ehl-i Sünnet harcıdır."
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#16
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Kendi fikirlerini ne zaman yazarsan o zaman konuşalım
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#17
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Zandan sakınınız. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır.'
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#18
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Kelam ilmiyle alakalı olarak da Cehmiyye'nin, Meşşaiyye'nin, Mutezile'nin neticeleri ortada. Kelam ilmi gerçekten kelam olarak değil Aristo felsefesi özelinde tartışıldığından kafir anlayışıyla İslam yorumlama çabası rezalet sonuçlanıyor.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#19
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#20
|
||||
|
||||
|
Kopyalama?
Farklı adamsınız vesselam sizin gibi düşünmeyenleri kayırıyor ve itham ediyorsunuz farklı bir düşünce farklı bir korunma çabası
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Evrad-ı fethiyye | HavasHoca | Evradiyeler & Azametler | 17 | 31.05.23 18:35 |
| Adem Aleyhisselam | aşk | Peygamberler | 2 | 03.02.21 14:20 |
| Lailahe illallah Ne demektir? | Torlak | Tasavvuf Sohbetleri | 0 | 11.11.20 11:37 |
| Havvas-ul Kuran | Devrimci | Sure ve Ayet Havasları | 4 | 25.03.20 00:09 |
| Tevbe Suresi Açıklamalı Tefsiri | Havasokulu | Kuran-ı Kerim Tefsiri | 23 | 29.01.19 13:29 |