Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Rahmetlilerle iletişime geçebilir miyiz? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/105994-rahmetlilerle-iletisime-gecebilir-miyiz.html)

Audi74 05.10.26 21:33

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

Yusufiyeli 05.10.26 22:11

Alıntı:

Audi74 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 721903)
İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

Güzel yazmışsınız yazınızda şu hususlar dikkatimi çekti:
1. “Uyku aleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır...” ifadesinin Gazali’nin eserinden birebir alıntı olup olmadığı belirtilmemiş.
2. “Normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir” ifadesi, Gazali’nin görüşlerinin yorumlanarak genişletilmiş bir hali gibi duruyor.
3. “Kalp ne kadar saflaşırsa hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir” düşüncesinden, temiz kalpli insanların rüyalarının mutlaka doğru olduğu sonucu bence çıkarılamaz.
4. Neml suresinin 75. ayeti ile rüyada Levh-i Mahfuz’dan bilgi edinilmesi arasında doğrudan bir irtibat tesis edilmesi ayrıca izahı gereken bir yorumdur.
5. “Uyku ve ölüm kardeştir” sözü aktarılırken bunun hangi kaynağa dayandığı belirtilmeli; Gazali’nin kendi sözü mü, yoksa hadis olarak nakledilen bir ifade mi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu söz İslami kaynaklarda hadis olarak naklediliyor; örneğin Beyhaki ve Taberani ‘ye nispet edildiği kaynaklar var. Ama burada da “Gazali'nin sözü” ile “hadis” birbirinden ayrılmalı. Zira yazınız bunu Gazali'nin kendi sözü gibi sunmaya çok müsait.

Audi74 05.10.26 22:23

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 721905)
Güzel yazmışsınız yazınızda şu hususlar dikkatimi çekti:
1. “Uyku aleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır...” ifadesinin Gazali’nin eserinden birebir alıntı olup olmadığı belirtilmemiş.
2. “Normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir” ifadesi, Gazali’nin görüşlerinin yorumlanarak genişletilmiş bir hali gibi duruyor.
3. “Kalp ne kadar saflaşırsa hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir” düşüncesinden, temiz kalpli insanların rüyalarının mutlaka doğru olduğu sonucu bence çıkarılamaz.
4. Neml suresinin 75. ayeti ile rüyada Levh-i Mahfuz’dan bilgi edinilmesi arasında doğrudan bir irtibat tesis edilmesi ayrıca izahı gereken bir yorumdur.
5. “Uyku ve ölüm kardeştir” sözü aktarılırken bunun hangi kaynağa dayandığı belirtilmeli; Gazali’nin kendi sözü mü, yoksa hadis olarak nakledilen bir ifade mi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu söz İslami kaynaklarda hadis olarak naklediliyor; örneğin Beyhaki ve Taberani ‘ye nispet edildiği kaynaklar var. Ama burada da “Gazali'nin sözü” ile “hadis” birbirinden ayrılmalı. Zira yazınız bunu Gazali'nin kendi sözü gibi sunmaya çok müsait.

Evet haklısınız hocam. Kaynaklar belirtilirse daha iyi olurdu. Uyku ölümün kardeşidir cümlesi hadistir. Buradaki yazarın kendi yorumlanması biraz iyi olmamış. Ama konuyu güzel ele almış. Uyarılarınız için Allah razı olsun. Bu sayede konuları daha iyi anlamış oluyor ve öğreniyoruz

Yusufiyeli 05.10.26 22:29

Alıntı:

Audi74 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 721907)
Evet haklısınız hocam. Kaynaklar belirtilirse daha iyi olurdu. Uyku ölümün kardeşidir cümlesi hadistir. Buradaki yazarın kendi yorumlanması biraz iyi olmamış. Ama konuyu güzel ele almış. Uyarılarınız için Allah razı olsun. Bu sayede konuları daha iyi anlamış oluyor ve öğreniyoruz

Estagfurullah Allah (c.c.) cümlemizden razı olsun. Aslında hepimiz talebeyiz.

imas 05.10.26 23:06

Alıntı:

Seyf444 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 721892)
Sa hocam merhaba bciddi sorunlarim vaB 1 yıl oldu b
Bedende elektriklenme
İğne batması
Ruyalarla mesajlar
Bedende harekenlenmeler yel gibi segirme vs
Yeni başlayan iç ses konusmasi Sirtima yazdığı yazıları his etmk
Büyük iğneler dikim yapılıyor hıssi ipliğine kadar hissiyat var acı var
Geceleri büyük bir ifrit yanımdan hic ayrilmiyor
Bedende gezen başka hareket halinde varlıklar da var hissiyt olarak segirme yapıyolar ve geceleri ifrit sürekli gözümü kapadigim anda bıçak sokuyor bana bazen seviyor okşama
Saçma geliyor ama bunlardan nasıl kurtulacam yardım edebilir misiniz

Eger psikolojik bir sıkıntın yoksa, bunlar bariz musallat belirtileri yardımcı olurum fakat özelden konuşmamız gerekir, bunun için 50 mesaj sınırını tamamlaman gerekiyor,
Mesajların konuyla bütünleşik , konuyla ilgili fikir beyan eden anlamlı mesajlar olması gerekir, yoksa mesajlar silinir

Seyf444 06.10.26 00:17

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 721910)
Eger psikolojik bir sıkıntın yoksa, bunlar bariz musallat belirtileri yardımcı olurum fakat özelden konuşmamız gerekir, bunun için 50 mesaj sınırını tamamlaman gerekiyor,
Mesajların konuyla bütünleşik , konuyla ilgili fikir beyan eden anlamlı mesajlar olması gerekir, yoksa mesajlar silinir

Hocam insanın psikolojik sıkıntısı olmaz olurmu üstüne bunlarr bindi ruhum sıkıştı hiç bir faaliyet ve bulunamıyorum şuan dükkanımı kapadım Mersin'de annemin yanına geldim birileri intikam için bunu yapmış iş yeriyle alakalı düşüncelerimi okuyo resmen Sirtima yazmalari aklımdan geçenleri bundan kurtulamam gerek


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:36.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149