![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#31
|
|||
|
|||
|
İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.
Gazâlî bu durumu şöyle açıklar: “Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.” Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur. İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar. Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir. Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur: “Uyku ve ölüm kardeştir.” Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır. Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir. Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.” (Neml, 27/75) Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir. Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır. İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir. Gazâlî bu durumu şöyle açıklar: “Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.” Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur. İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar. Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir. Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur: “Uyku ve ölüm kardeştir.” Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır. Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir. Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.” (Neml, 27/75) Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir. Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.
(0 Beğeni)
|
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| ruhlarla iletişime geçme | madlen | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 5 | 14.06.26 03:05 |
| Meleklere yada Cinlere fatiha hediye edebilir miyiz? | Alper Bey | Sorularınız | 3 | 30.12.24 20:12 |
| Şehitlerle görüşe bilir miyiz ? | Garip1isi | Sorularınız | 5 | 25.05.24 16:28 |
| Ölülerle Nasıl iletişime Geçilir Dikkat! | madlen | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 10 | 16.04.24 20:25 |
| Formda bakım yapacak hocalarımız iletişime geçebilir mi | Tugceeee | Bakım Bölümü | 9 | 19.11.22 14:41 |