![]() |
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Öncelikle ayetin mealini hatırlatmakta fayda görüyorum. "Ey iman edenler! Allah'a karşı takvalı olun ve O'na yakınlaşmak için vesile arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki Kurtuluşa eresiniz" Arapçaya hakim yada bir tık tefsir ilmine sahip dostlar bilirler ki buradaki "el vesile" kelimesi öncesinde belirlenmiş olan, çerçevesi belli olan yada bu tarz bir anlama çıkan bir kelimedir. (bazen bazı kelimelerin Türkçe karşılığını bulmakta zorlanılılabiliyor.) yani Kur'an da bahsi geçen el vesile kelimesinin çerçevesi ibadetler doğrultusunda tamamıyla çizilmiştir. Çizilmemiş olsaydı eğer biri çıkıp diyebilirdi "bence Allah'a beni yaklaştıracak olan tek ayak üstünde durmak. Ben bunu Allah'a yaklaşmak için vesile kılıyorum." fakat Allah'ın resülünün öğrettikleri arasında vesile arayışı bakımından kur'an'ın çizdiği çerçeve, sabit ibadetler haricinde herhangi başka bir uygulama göremiyoruz. Allah Zülcelal, O'na nasıl kulluk edileceğini resülü üzerinden, Kur'an'da yine bizzati kendisi izah etmektedir. Haliyle Allah'ın hikmet (anlama/anlatma/ tatbik edebilme yetisi) ile rızıklandırdığı resülünden öğrenmediğimiz biçimde daha fazla ibadet etme yada yeni uygulamalar yeni ibadetler, uygulamalara tabi olmak en basit hali ile bid'ad dir. Zira şeri Şerife uymayan tüm uygulamaların bazı haller yaşansa dahi istidraç dan olacağını, kabul edilemeyeceğini imam Rabbani doğru hatırlıyorsam 14. Mektubatında anadoluya gönderdiği bir halifesine çok ağır sözlerle izah ediyor. Bakmanızda fayda var. Yine Maide 35 ayeti bakımından bu vesilenin bazı kimseler olabileceği vurgusu yapılmış. O meseleye de değinmekte fayda görüyorum. Evvela vesile olacak bir kimseye neden gerek duyulur? Sorusuna bir cevap arayacak olursak genelde şu söyleniyor; efendim biz günahkar kullar Allaha dua etsek de icabet olunmaz yada o kişi çok takva vs gibi söylemler le karşılaşıyoruz ki bu Allah'ın ben kullarımın hepsine yakınım kelamını (haşa ve kella) yalanlamaktadır. Bu ayette "el vesile" kelamının ucu eğer boş bırakılmış olsaydı o gün ki müşriklere şunu deme hakkı doğardı "Allah'a yakışacak vesileler aramamızı senin kur'an'ın söylüyor." pekala onlar açısından sağlam bir tevil ve sağlam bir savunma olurdu? Zira Kur'an, Allah'a vesile olarak putları, putlar nezdinde de (haşa ve kella) Allah'ın kızları yani melekleri ululamakta olan, onları duada vesile sayan bir topluma indirilmiştir... Diğer yandan Allah'ın resulünü de sahabenin hiç bir şart ve koşulda Allah'a bahsi geçen anlamıyla vesile kıldığını göremiyoruz. Örnek verecek olursak başı dara düştüğünde "yetiş yaa Muhammet." "bize merhamet et ya muhammet" yada "bizi cehennem ateşinden koru ya muhammet" gibi bir sesleniş biçimi göremiyoruz. Varsa "medet ya geylani" yada "ya gavs bizi cehennem ateşinden koru" gibi sahabenin söylemleri buyrun çıkarın. Sonuç itibariyle ismi İslam olan bu dini öğrenebileceğimiz her iki kaynakta da benzer bir uygulama göremiyoruz. Ha yok sonradan biz bunu kattık diyenler varsa biz birinci ve ikinci kaynakta öğretilmediğini açık seçik bir şekilde göremediğimiz için itibar etmemiz söz konusu değildir. Zira "biz bunu yaptık, maksat Allah'ın rızasıdır diyen olursa biz de iki örnekle karşı çıkarız. Evvela zaten mekkeli müşrikler de hanif dinin onlara öğrettiklerinden sapmıştı ve temelde Allah'ın rızasını kazanmaya çalışıyorlardı. Diğer mesele de biri de çıkar der ki ben de Allah rızasını gözeterek tıpkı sizin yaptığınız bir takım uygulamalar gibi tek ayak üstünde duruyorum fln der. Görünen o ki Allah'ın Kur'an'da belirttiği "vesileler" den başka vesilelere sarılmak hem altından kalkılamaz yorumları beraberinde getiriyor hemde İslam öğretileri ile tamamen zıt bir inanç biçimini oluşturuyor. Kısacası sünnet ve Kuranda olmayan İslami uygulamalardan uzak durulmalıdır. Zira hikmet ve vahiy ile son olarak efendimizin rızıklandırıldığını yine kuran bizlere bildiriyor. Birileri İslama yeni ibadetler katma çabasında ise Allah'tan vahiy mi alıyor diye sorarız?
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Bir insanın herhangi bir durumda Allah’ın, Peygamberimiz (asm)'in veya bir veli zatın huzurundaymış gibi ya da ölüm anı gelmiş gibi yapılan düşünce ve his alemine*rabıta*deniliyor. Bu işin esas gaye ve hedefi, her an Allah’ın huzurunda olma şuuruna ermek ve bu vesile ile Onun rızasına uygun yaşamaktır. Peygamber Efendimiz (asm) sürekli bu hâl üzereydi. O, her an Allah’ın huzurunda olma şuurunda olarak yaşadı. Bu anlamda bir rabıta Peygamberimiz (asm)'in en büyük sünnetlerinden biridir. Tarikattaki rabıtaya gelince:*Tarikata giren bir mürit, bazı durumlarda şeyhini düşünerek ve onun yanındaymış gibi kalp bağı kurmaya çalışarak, İslam dinini daha iyi yaşamaya çalışmaktadır. Şeyh, müridini önce kendine, sonra Peygamberimiz*(asm)'e, en son da Allah Teala’ya bağlamak istemektedir. Bu düşünme ve rabıta, Allah namına olduğundan ve insanları Allah’a yaklaştırma niyetiyle yapıldığından caizdir.*Fakat Allah muhafaza etsin, şayet bu hareketi Allah namına değil de sırf şeyh efendi namına yapsa, o zaman yanlış bir hareket olur. Bütün hak tarikatlar Kur’an'dan alındığı için, bunların yaptığı rabıtaların da izahını Kur’an'a zıt olmayacak şekilde yapılması icap eder; yoksa hak bir yol olmaz. Eğer bu yola girmeden doğrudan Allah’a rabıta yapabilirsek en güzelini yapmış oluruz. Ölümü düşünüp,*"Bir gün bende öleceğim!.."*diye rabıta yapmak da güzeldir.*Kabir, ahiret, haşir, sırat, cehennem gibi alemleri de rabıta yaparak daha dikkatli yaşamaya çalışmak da tavsiye edilebilir. Tarikatın amacı böyleyken nasıl bidat ve caiz diyebilirsin ki erzurum ? Unutmayın ki şeyhler hıristiyanlarda olduğu gibi haşa ALLAH c.c ortak koşuluyor insanalr şeyhler zümresini insanlardan farklı görüyor gibi algı her zaman cahil burjuva kesimin ve ilmi yanlış yorumlayanların düştüğü hatalardandır . Bir konuya caiz değil diyebilmenin yolu ayet ve hadislerin ışığında yapılabilir o şeyh lerki sizin bizim gibi etten kemikten farkımız onlar hakiki kül makamına ulaşmış ve isteyene nasıl ulaştığını maddi yönüyle kuran-i kerim ve hadislerle maneviyattaysa rasulullah s.a.v öğretmesiyle ardından gelen insan toplumlarına yardımcı olmaktalar. Kim olursa olsun insana dua edilmez lakin insan vesile kılınır kulunun hürmetine affet diyilebilir. Burda kula haşa ALLAH c.c sıfatı yüklenmez kulluk sıfatı dahilinde kulun kul olduğu idrakinde vesile kılınması dahilinde bi beis yoktur sünnette dahi birçok örneği vardır yukarıda geçmekte selametle ...
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
İnan gerisini de okumadım -)
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Maide 35 ayetten dem vurulmuş ordaki ayetin tefsirini detaylıca açıp okuduğunuz var en bilindik yani kolaylıkla ulaşabilinen diyanet tefsirinde dahi ayetin muhtevasinda kuldan istemek yerine ALLAH c.c istemek gerektiğine ve bu isteme esnasında veli zatları vesile kılarak dua yapılabileceğini söylemekte kimse şeyh i ALLAH c.c konumunda veya sifatlariyla sifatlandiramaz lakin duası makbulluk husuusnda bizden daha önce olduklari kesin erzurum diyanetin ntefsiri şöyle der; Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda çaba harcayın ki kurtuluşa eresiniz. ﴾36﴿ *Kâfir olanlar var ya, yeryüzünde olan her şey, bunun yanında bir o kadarı daha onların olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu kurtuluş fidyesi olarak verseler, onlardan asla kabul edilmez; onlar için elem verici bir azap vardır. ﴾37﴿ *Onlar ateşten çıkmak isterler, fakat oradan çıkamayacaklardır. Onlar için sürekli bir azap vardır. Tefsir (Kur'an Yolu) Vesile kelimesi sözlükte “pâye, rütbe, derece, muhabbet ve yakınlık” anlamlarına gelir. Bu son anlamından hareketle kişiyi Allah’a yaklaştıran amele vesile denilmiştir. Müfessirler âyette kastolunan vesilenin, Allah’ın emrettiklerinin yerine getirilmesi ve yasakladıklarının terkedilmesi olduğunu belirtmişler, kişiyi Allah’a yaklaştıracak ve O’nun rızâsını kazanmaya yardım edecek her türlü ibadet ve eylemi vesile saymışlardır. Kutsî hadislerde kişiyi Allah’a yaklaştıran en önemli şeyin Allah’ın farz kıldığı ibadetler ile nâfile ibadetler olduğu ifade buyurulmuştur (Müsned, VI, 256; İbn Âşûr, VI, 187; Elmalılı, III, 1670). Ayrıca vesile cennette sadece Hz. Peygamber’e verilecek olan bir makamın adıdır (Buhârî, “Ezân”, 8; Müslim, “Salât”, 11). Vesile ile aynı kökten türemiş olan tevessül ise sözlükte “yaklaşmak, hedeflenen ve arzulanan gayeye ulaşmak için bir şeyi vasıta kılmak” demektir. Dinî bir terim olarak tevessül, “Allah’a yaklaşmak, O’ndan yardım dilemek üzere bir söz veya davranışı aracı kılmak” anlamına gelir. Ancak bu terim zamanla farklı bir anlam kazanmış; melekler, arş, kürsî vb. kutsal sayılan bazı varlıklarla peygamber ve velîlerin Allah katındaki yüksek mertebeleri hürmetine dua etmeyi ve âhirete intikal etmiş sâlih insanlardan yardım istemeyi ifade eder hale gelmiştir. Kavrama yüklenilen bu muhteva âlimler arasında tartışılmış ve aşağıda sıralanan üç tür tevessül ihtilâfsız olarak meşrû kabul edilirken, diğer iki türünün meşrûluğu hususunda farklı görüşler ortaya konmuştur. Meşrû kabul edilen tevessül türleri şunlardır: 1. Yüce Allah’ın isim ve sıfatlarıyla tevessül. 2. Peygamber ve velîlerin hayatta iken yaptıkları dualarla tevessül. 3. İyi ameller hürmetine tevessül. Bunlardan özellikle Allah’ın isimleriyle yapılan tevessül Kur’an ve hadiste yer almış, yüce Allah tarafından açıkça emredilmiştir: “En güzel isimler (el-esmâü’l-hüsnâ) Allah’ındır; bu güzel isimlerle O’na dua edin” (A‘râf 7/180). İkinci tevessülün meşruiyeti ise peygamberlerin ümmetlerine, ümmetin de birbirine dua etmelerini tavsiye eden âyetler (Nisâ 4/64; Yûsuf 12/97-98; Muhammed 47/19) dikkate alınarak kabul edilmiştir. Üçüncüsü yani iyi amellerle tevessül de Kur’an-ı Kerîm’de müminlerin bazı dualarından örnekler verilerek teşvik edildiği için makbul sayılmıştır (bk. Bakara 2/285; Âl-i İmrân 3/16, 53, 191, 193). Yukarıda belirtildiği üzere, “Hz. Peygamber hayatta iken bir kimsenin bağışlanması ve arzusunun yerine getirilmesi için onun duasını talep etmek” mânasında bir tevessülün meşruiyeti ve böyle bir şefaatin varlığında görüş ayrılığı yoktur. Kıyamet gününde Hz. Peygamber’den insanlara şefaat etmesinin isteneceği, onun da insanların bağışlanması için Allah’a dua ve niyazda bulunacağı inancı Ehl-i sünnet inançları kapsamında yer almıştır (Buhârî, “Tefsîr”, 17/5; Müsned, III, 500)
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Amma asla ve asla şeyh e dua ve zikir çekilmez şeyh öğreticidir alimdir velidir bilmeyene yol gösterir seriat çizgisi dahilinde Şahsen şeyhim hep der ki TARİKAT ŞERİATİN HIZMETCISIDIR ---------- Post added 18.05.21 at 09:47 ---------- Alıntı:
Silsilenin sonu peygamber s.a.v iken kim neyi nasıl düşünsün ... ---------- Post added 18.05.21 at 09:48 ---------- Caiz değil diyorsan o konuyu enine boyuna okuyacaksın hüküm vermekte erken davranmayacaksın
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Hm Peki peygamberimizi görseydik o güzel yüzünü onu düşünmek ona bağlanmak sevgi ile bağlanmak onu düşünmek sizce caizmidir yoksa degilmidir ? Bunu bı düşünun sonuç olarak hocama danistigimda bir Allah dostunu düşünmenin bir sakıncası yoktur dedi 15 dakika rabıta yaptıktan sonra yada daha fazla bir sürede yaptıktan sonra kalp zikrine geçiyoruz ve hocam yani kalp zikrini yaparken artık şeyhi mürşidi düşünmeyi bırakıyoruz artık kalbe Allah deditirtmeye çalışıyoruz eğer mürşidi düşünseydik o zaman ona tapmis olurduk zikir ibadet ancak ve ancak Allah'a yapılır dedi 15 dakika rabitayi bitirip kalp zikrini geçince artık mürşidi dusunmedigimizden banada mantıklı geldi doğrudur dedim kendimce ve Hz Muhammed peygamberimiz mağarada Hz ebubekir kalbini peygamberimize bağlamış ve rabıta oradan çıkmıştır Hz peygamberden de diğer 33 büyük zata bu nurun geldiğini ve bizde mürşidi kamilden o nuru almaya çalışıp kalbi temizlemek kalbi nurlandirmakmis yanlış hatırlamıyorsam yanlışım varsa hocalarım düzeltsin Hz Ömer konunun ne olduğunu tam hatırlamıyorum sanırım Hz Ömerin Hz ebubekir'den daha üstün olduğunu söylemişler ve Hz Ömer büyük bir daha meydana çıkıp herkesin duyabileceği bir yerde ben Hz Ömer Hz ebubekirin peygamberimizle yaptığı o olay için bunca zaman yaptığım bütün ibadetleri sevapları değişirim demiş tabi benim aklımda kalan o yanlışım varsa düzeltin mesala Hz Hızır aleyhisselam insanlara yardım etmiş savaş olduğunda muslimanlara meleklerin yardim ettiği yazıyor Kuran'da zorda kalanlara yardım etmiş ve Allah'ın izniyle olmuş bir söz vardır şehitler ölmez diye her insan öldükten sonra kıyamete kadar Berzah aleminde bekleyeceklerdir ama duyduğum okuduğum eski kitaplarda evliyaların sehitlerin hala İslami savunduğu dan onlarin seyahat bizim alemimize gecip yardım etme durumu vardır bunun en büyük örneği Hz Hızır aleyhisselamdir yani sözün kısası böyle büyük zatlarin amacı bize yardım edip bizi Allah yaklaştırmak tır bizde kıyamete kadar sürecek bu mucizden faydalanıp o nuru almaya çalışıp bizi Allah'a yaklaştırmak için onu vesile kılıyoruz Hz Musa peygamber ey yüce rabbim bana nur yüzünü göster dediğinde sen beni görmeye dayanamazsın demiş direk Allah la bağlantı kuramamış ve Cebrail aleyhisselamin aracılığıyla iletişim kurmuştur tüm peygamberlerde öyle direkt olarak Allah tan bu nuru alamayacağımiza göre aracı yapıyoruz her şeyde bir vesile vardır her şeyin bir düzen içinde olduğu ve mucizeler tevafuklar içinde gizlidir ben şahsen kendi adıma tapma gibi bir amacım Yok amacın Allah'ın nurunu sevgisini rızasını kazanmak o yüzden Allah kalbimi biliyor ben sadece alemlerin rabbi olan Allaha ibadet yaparım eğer bu olayların aksini söyleyen biri varsa yazsın lütfen sonuçta akıllı bir müslüman. Eğriyi doğruyu. Iyi ayırt etmelidir şirk diyenlere sorduğum DA işte mürşidi düşünmek yanlıştır Allah varken neden onu düşünüyoruz bende burda onu mürşidi kamili aracı yapıyoruz diye söylüyorum elimden geldiğince açık bir şekilde anlatmaya çalıştım şöyle bir düşündüğümde şirk olmadığı konusunda şuan için bir düşünce içindeyim şirk diyenlerde gerçekten Kur'an'a ve sünnete uygun olarak bu olayı açık bir şekilde anlatsın bu arada sayın @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] söylediklerimde bir yanlışim varsa bütün forum üyeleri için şimdiden özür dilerim yanlışım varsa duzeltirseniz hocam sevinirim
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Burada herkez bilge ilmihal bilgilerini bile bilmeyen insanlar sağdan soldan duyma laflarla rabıtaya şirk diyecek kadar cüretkar biz rabıtayı kendimiz uydurmadık yapmamız için üstadımız öğretti ve başkalarında öğretmemizi nasihat etti
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Olarak seriat olarak yaş olarak hemde havvas bilgisi olarak bu kibirlenip kimseyi kendine denk gormeyenleri 5 katlar ilmiyle havvas ilminde dahil buna rağmen rahmetli SİN hocamizin rabıta hakkında şu yazısını açıp okusunlar Rabıta Nedir - Dinde Rabıta - Rabıta Sakıncalımıdır Soru: Râbıta nedir, dince sakıncası var mıdır? Cevap:*Rabıta, zikirden önce veya günün uygun zamanlarında müridin (tarikat eğitimi gören kimsenin) şeyhini (mürşidini) hatırlamasıdır. Uzun tartışmalara konu olan râbıta bir ibadet değildir, tasavvufta bir eğitim tekniğidir. Amacının dışına çıkarılır ve şirke vardırılırsa çok sakıncalı olur, amacının içinde kalırsa (yani şeyhi hatırda tutarak ondan meşru ölçüler içinde istifade etmeye; ilminden, ahlakından, güzel hallerinden yararlanmaya, onu özümsemeye yönelik bir teknik olursa) sakıncası olmayabilir. (Hayrettin Karaman Soru - Cevap 156) Soru: Râbıta bir ibadet ise onu Peygamberimiz niçin yapmamış, bize niçin buyurmamış ve fıkıh kitapları bu ibadeti niçin açıklamamıştır? Cevap: Râbıta (bir tarikat mensubunun zaman zaman ve özellikle zikirden önce mürşidini hatırlaması, kalbini onunki ile birleştirmesi) bir ibadet değildir; tarikat eğitiminde kullanılan bir teknik, bir eğitme aracıdır. İbadet olmadığı için de fıkıh kitaplarında yer verilmemiştir. (Hayrettin Karaman Soru - Cevap 157) Soru: Allah ile kul arasına kimse giremez deniyor. Tasavvuf Allah ile kul arasına girmekmidir? Cevap:*Bu söz doğru idrak değildir. Bu sözü böyle söylemeleri yanlıştır. Evvelâ peygamberler arasında Cebrail vasıtadır. Bizimle Rab arasında Peygamber vasıtadır... Madem ki Peygamber'le Rab arasında vahiy meleği vardır, o getiriyor bütün mahlukatın efdali, Cebrail'den daha efdal olmakla beraber, O'na sormak ve O'nu vasıta etmek zorundaydı, bizimle Rab arasında, bu defa peygamberler vasıtadır. Soru: Rabıta şirk midir? Cevap:*Rabıtanın çeşitleri vardır. Şirke yakın rabıta da vardır, meşru olan rabıta da vardır. Eğer ki şeyhin rabıtası şöyle olursa, sanki şeyhin yanındadır, sanki ona bakıyor gibi, onun için kendini toparlıyor, hatalardan sakınıyor, onun hareketlerini de hatıra getiriyor, ona kendisini uyduruyor. Bu meşrudur. Sahabiler Peygamber'in sözlerini nasıl muhafaza ederdi? Peygamber'in kalkıp oturmasını, bütün hareketleri de öyle hıfz ederdi. Hatta hadisi naklederken, Peygamber bunu söylerken yatıyordu, oturuyordu, oturuyordu kalktı, yüzü kızardı, sesi yükseldi... Bu şekil rabıta meşrudur. Ayet-i Kerime'nin meâlinde "Ey iman edenler Allah'tan korkun, sadıklarla beraber olun." buyuruluyor. Mümkünse onların sohbetinde bulunun, mümkün olmazsa manen onların yanındadır. Onların yanındaykenki o durumu hıfzında tutuyor. Bu rabıta da burdan alınmıştır. Bu ayet-i kerimenin şümulüne giriyor. Bir de hadis-i şerifte, "Sizin efdaliniz göründüğü zaman Allah hatıra geliyor." O zaman, onu sureten görmediği takdirde onun şeklini düşünüyor. Onu hatırladığı zaman Allah hatıra geliyor. Çok salih bir kişiyi gördüğü zaman Allah hatıra geliyor. Burda o zaman göz ile değil de, hatıra getirdiği zaman da Allah hatıra geliyor, Allah'ı zikrediyor. Şeyh rehberdir. Bu şekilde rabıta şirk değildir, faydası vardır; eğer itikad ediyorsa ki, rabıta vesiledir, murakabeye vesiledir. Bir müstakil insan, Allah'u Teâlâ beni görüyor, sözlerimi işitiyor, kalbimde olanı biliyor, vakıftır deyip her an bunu aklında tutuyor, gaflete dalmıyor, o dereceye gelenler rabıtayı terkederler. Rabıta maksud-u bizatı arada ki vasıta olmadığından, Allah olduğundan dolayı şirk olmuyor. Ama onun maksud-u bizatı eğer hayal ettiği falansa ya da ondan bir şeyler talep ederse, beni kurtar, bana Allah mal versindiye ondan isterse, o zaman şirkten korkuluyor. Ama diğer tarafta dediğimiz gibi bu olmayınca, o esas şirk değildir, menfaati vardır. (İslam Dergisi, Mart 1997, S. 20-21) Bu yukarda ki yazı sin hocanın kendi konusudur bunada nasıl dil uzatacaklar görelim bakalım adminimizin dediği gibi insanlar değişmiş takım tutarcasına öyle kimse kimseyi anlamadan yazıyor biri sabaha fenerbahçeyi diğeri ise galatasarayı anlatıyor ALLAH c.c selamet versin ...
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#9
|
|||
|
|||
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Aşırı bir kavram kargaşası, ayet tahrifi, senedi zayıf hadisler delil gösterilse eyvallah diyeceğiz o bile yok, hadis tevili, ayetlerin muhkem anlamlarından çok ama çok uzak teviller vs gibi bir çok akidevi meseleyi bozmak sureti ile dinen görmediğimiz bize öğretilmeyen bir ibadet/dini bir mesele söz konusu. Soru soruldu biz de cevap verdik. Cevaplar tatmin etmedi kendi tevillerinizi beyan ediyordunuz. Herkesin kendince bir tevil yaptığı bir inanç biçimi ne kadar makul? Sorun rabıta yapılması yada inanç biçimi yada bir şeyhe bağlanmak değil ki sorun alakasız hadiseleri, ayetleri kendi düşüncelerinizi meşru kılmak maksatlı tevil etmeniz. Kuran bir hitaptır ve bütünseldir. Bir ayette bir kelime benzerliği yada sünnette benzer bir hadise yaşandığı için bu durum sahih olmaz. Peygamberin öğretileri vardır. Birde o günün şartlarında olması gereken durum vardır. Örneklendirme yaparım çok ama boş anlamsız tuhaf polemiklere de neden olmak istemiyorum. Sonuç olarak peygamber efendimizin bize öğrettiği zühd hayatında böyle bir durum gözlenmiyor. Fakat burada hadis usülü ilmine ve fıkıh ilmine hakim kimseler olmadığı için her hadisi sahih olarak kabul ettirmeniz bir yana bazı hadislerin kaynak diye gösterdiğinz kitaplar da dahi mevcut olmadığını tespit ettik. Sözün özü şu ki dileyen dilediği gibi inanabilir. Fakat bu dinin iki sahih kaynağında olmayan şeyleri varmış gibi göstermek bu dine zulümdür. Yani Ebu Bekir efendimize efendimiz yüreğini bağlamış yok efendim bir surenin son ayetinde rabıta kelimesi geçmiş vs gibi kesin hükme bağlanmamış senedi ihtilaflı hadislerle yada bir kelime rabıta ya benzedi bu ayette rabıtadan bahsediyor gibi zorlama ifadelerle Bir şeyler meşru kılınmaz. Yani asıl sorulması gereken soru şu; Allah kelamını okuyup, anlayıp tamamen o konuda kalbiniz mütmain olduktan sora efendimzin yüreğini Ebu Bekir efendimize bağladığı fln gibi sünnetin küçük ayrıntılarına bakın. Örneğin ben buna inanmıyorum böyle bir olay olmadı demek beni kafir etmez. Olmuşsa olmuştur. Olmamışsa da olmamıştır. Akidevi bir mesele mi bu? Değil. Fakat ayet tevili akidevi bir meseledir. Ayet savaşa hazır olun derse biz bunu şeyhe bağlanın şeklinde okursak bu bizi imandan eder. Sonuç olarak direk dinin sahibi olan Allah zülcelal bize kelamında böyle bir şey öğretmiyor, emretmiyor. Dine sonradan monte etmeye çalışıldığı içinde bid'at tanımı tüm uğraşlarınıza rağmen değişmeyecek. Ha yapılan yorumlar canınızı sıkıyorsa umuma açık şekilde tartışmamaya çaba gösterin. Zira İnternet burası. Adını yazıp okumaktan aciz insanların ayet tevili yaptığı yer. Allah'ın direk ettiği söz neyine yetmiyorsa artık..
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Erzurum kardeş şimdi rabıta ile ilgili hadis yada ayet vardır diyemiyor kesin olarak bahsedilmiyor kesin vardır demiyor kuranda yüce Allah sadece sadiklarla olun Allah'ın rızasına kazanmak için vesileler Arayin vb ayetler var bizler sadece yorum katıyoruz kesin bir hüküm olmadığından. Çok rütbeli üst bir hoca olmadığımdan da bu anlattığım olaylar kesin varmı bilemiyorum bende duymamıştım hiç ama koskaca hoca yalan mı soylucek sonuçta bütün ayetleri sünnetleri bizim bilmediğimiz bir çok olayı biliyor bende müslüman kardeşime hocama inanıyorum kesin bir hüküm yok o yüzden de kendimiz eğriyi doğruyu bulmalıyız bende kendi dusuncemle bir Allah dostunu düşünmenin bir sakıncası yoktur diyorum kendimce sonuçta tapmiyoruz niyete bağlı
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Etiketler |
| rabıta yapmak, rabıta yapmak şirk olur mu, rabıta şirk mi |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Muska taşımak bidat veya şirk midir? | Sadi | Havas Dersleri | 16 | 10.06.24 00:59 |
| Sevgiliye zikr okumak şirk midir? | mozej34 | Sorularınız | 19 | 22.12.21 22:34 |
| Rabıta yapmak değil, yapmamak şirktir, küfürdür. | Hal | Tasavvuf Sohbetleri | 2 | 23.10.21 12:23 |
| Tevessül Şirk Midir? Ehli Sünnet'in Cevabı= | dagistani | Tecrübe Ettikleriniz | 1 | 31.12.19 22:17 |
| Tasavvuf ehlinin yaptığı rabıta caiz midir? | RvP | Tasavvuf & Tarikatler | 5 | 03.11.19 20:31 |