Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Ölmüş insanlardan yardım istemek?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.01.25, 12:09
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 11.04.24
Bulunduğu yer: Bayburt
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 849
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Ölmüş insanlardan yardım istemek?

Selamın aleyküm hep görüyorum her hocanın dilinde ölmüş insanlardan yardım isteme medet umma gibi söylemleri var bu kuranın hangi ayetinde geçiyor peygaberlerimiz hangi ölmüş alimden yardım istedi Allah yetki vermiş onlara insanlara yardım etsinler diye söylüyorlar hangi peygamber veya hangi kutsal kitapta yazıyor bu
Ve Fatiha’nın 5. Ayetinde Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bakara suresi 153.ayette )Ey inananlar, sabretmek ve namaz kılmakla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerledir. / Meryem suresi 81. Ayette şu yazar Onun gibiler, kendileri için izzet ve kuvvet kaynağı olsun diye Allah’tan başka bir takım ilâhlar edindiler. / ankebut sures 41.ayette ise şu yazar Allah’ı bırakıp da başkalarını dost ve yardımcı edinenlerin hâli, örümceğin hâline benzer. Örümcek de barınmak için kendine bir yuva yapar. Halbuki yuvaların en zayıfı, en çürüğü şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bu gerçeği bilselerdi! / ben ayetlerle her gerçeği doğruyu açıkladım şimdi size soruyorum bi ayetiniz varmı Allah’ın afetmiceği tek şey şirk koşulması ki Allah’ı başlarından üstün tutup sonradan Allah vesile kıldı demeniz insanı kandırır Allah’ı kandırmaz peki şimdi şunu söyleyim peygamber efendimizden önceki insanlar neden puta tapıyordu Allah’la iletişim kurduklarına inandıkları için dimi sizin ne farkınız var ki aynısınız hz.ibrahimin kırdığı putları dikiyorsunuz ey Allah’a inanıp yanlış yola sapanlar tek allahtan isteyin tek Allah’a ibadet edin tek zikriniz Allah zikri olsun tek size yardım edicek Allah’tır kandırılıyorsunuz tekrar diyorum kandırılıyorsunuz bu şirktir dediğim gibi bana bir ayet gösterin veya peygamberlerin ölü insanlardan medet umun dediğini veya yaptığını gösterin yanlış yoldaymışım diyeceğim bana saçma kaynaklar değiş allahın kitabından söyleyin bu hesabımı silicem Allah-u ekber

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02.01.25, 12:21
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 11.04.24
Bulunduğu yer: Bayburt
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 849
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
vsnw Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamın aleyküm hep görüyorum her hocanın dilinde ölmüş insanlardan yardım isteme medet umma gibi söylemleri var bu kuranın hangi ayetinde geçiyor peygaberlerimiz hangi ölmüş alimden yardım istedi Allah yetki vermiş onlara insanlara yardım etsinler diye söylüyorlar hangi peygamber veya hangi kutsal kitapta yazıyor bu
Ve Fatiha’nın 5. Ayetinde Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bakara suresi 153.ayette )Ey inananlar, sabretmek ve namaz kılmakla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerledir. / Meryem suresi 81. Ayette şu yazar Onun gibiler, kendileri için izzet ve kuvvet kaynağı olsun diye Allah’tan başka bir takım ilâhlar edindiler. / ankebut sures 41.ayette ise şu yazar Allah’ı bırakıp da başkalarını dost ve yardımcı edinenlerin hâli, örümceğin hâline benzer. Örümcek de barınmak için kendine bir yuva yapar. Halbuki yuvaların en zayıfı, en çürüğü şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bu gerçeği bilselerdi! / ben ayetlerle her gerçeği doğruyu açıkladım şimdi size soruyorum bi ayetiniz varmı Allah’ın afetmiceği tek şey şirk koşulması ki Allah’ı başlarından üstün tutup sonradan Allah vesile kıldı demeniz insanı kandırır Allah’ı kandırmaz peki şimdi şunu söyleyim peygamber efendimizden önceki insanlar neden puta tapıyordu Allah’la iletişim kurduklarına inandıkları için dimi sizin ne farkınız var ki aynısınız hz.ibrahimin kırdığı putları dikiyorsunuz ey Allah’a inanıp yanlış yola sapanlar tek allahtan isteyin tek Allah’a ibadet edin tek zikriniz Allah zikri olsun tek size yardım edicek Allah’tır kandırılıyorsunuz tekrar diyorum kandırılıyorsunuz bu şirktir dediğim gibi bana bir ayet gösterin veya peygamberlerin ölü insanlardan medet umun dediğini veya yaptığını gösterin yanlış yoldaymışım diyeceğim bana saçma kaynaklar değiş allahın kitabından söyleyin bu hesabımı silicem Allah-u ekber
Onlara yalvarsanız duânızı işitmezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Kıyâmet gününde de, sizin onları Allah’a ortak koşmuş olmanızı reddedeceklerdir. Hiç kimse bu gerçekleri sana, her şeyden hakkıyla haberdâr olan Allah gibi haber veremez. Fatır suresi 14.ayet bence gayet açık bir ayet şimdi bu saatten sonra benden çıktı bildiğimi demem gerekirdi büyük vebalı var şimdi araştırmak size kalmış artık Allah’a emanet olun

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02.01.25, 13:23
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
vsnw Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Onlara yalvarsanız duânızı işitmezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Kıyâmet gününde de, sizin onları Allah’a ortak koşmuş olmanızı reddedeceklerdir. Hiç kimse bu gerçekleri sana, her şeyden hakkıyla haberdâr olan Allah gibi haber veremez. Fatır suresi 14.ayet bence gayet açık bir ayet şimdi bu saatten sonra benden çıktı bildiğimi demem gerekirdi büyük vebalı var şimdi araştırmak size kalmış artık Allah’a emanet olun
Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz. Rızık veren Allah'tır, ama rızkımızı bize vasıtalar yolu ile veriyor. Baba bir vasıtadır mesela. Babanın "çocuğumun rızkını ben temin ediyorum" demesi şirk değildir. Zira baba asıl rızık verenin Allah olduğunu biliyor. "Falan ilaç iyi geldi, şifa buldum" sözü de böyle ifadelerdir. Ancak Allah'ın o ilaçta şifayı yarattığına değil de şifanın ilaçta olduğuna inanılırsa, şirk olur. Asıl şifa verenin Allah olduğu biliniyor. Bunlar günlük hayatımızda kullandığımız ifadelerdir. Dolayısıyla diri veya ölü kamil bir mümini vesile kılarak, onun hürmetine Allah'tan bir şey istemek mümkündür.
Özellikle vefat eden salih kulları vesile edinenler onların bedenini vesile kılmıyorlar. Bedenler çürüyüp gitmiştir. Ama ruhlar hayattadır. Bizler buna inanıyoruz. Hayattayken kendisiyle tevessül edilenin bedeniyle değil, ruhuyla yani onun Allah katındaki değeriyle tevessül edildiği açıktır. Aynı kişi öldüğünde değişen bir şey olmayacaktır. Doğrusu bu denli ilişkiler içinde olanların ne yaşadığını, neyi tecrübe ettiğini de bilmiyoruz. Zira ruhlar alemiyle herkesin irtibatı aynı oranda değildir. Dolayısıyla bunu reddetmek yerine anlamaya çalışmak en isabetli yoldur. Anlayamadığımız yerde de illa reddetmek gerekmiyor, Kur'an'la açıkça çelişmediği takdirde.
Medet, istimdat yoluyla vefat eden şahıslarla yapılan tevessül bilhassa tarikat çevrelerinde yapılıyor. Bu durum istimdat yoluyla tevessülün tasavvufa özgü olduğunu gösteriyor. Yani tasavvuf sistemi içinde, tarikat terbiyesi, nefis eğitimi içinde bunun anlamlı bir yeri olsa gerek. Mürşid-mürid ilişkisinin oldukça farklı bir manevî havada gerçekleştiği dikkate alınırsa onların ruhsal durumlarını anlamak daha kolay olur herhalde.
Burada tevessülde bulunurken kullanılan bazı tabirlerin hoş olmadığını belirtmeliyim. Büyük bir veli vesile kılınarak "Allahım, onun hürmetine ihtiyacımı gider" denilebilir, ancak "Ya Gavs, yetiş ey Geylani, medet ya Bağdadi" gibi nitelemeler uygun gelmiyor bana. Zira bu tür lafızlarla yapılan tevessüller asr-ı saadette görülmemiştir. Burada "böyle diyenin maksadının temelde Allah olduğu, O'ndan yardım istendiği" söylenebilir. Doğrudur, olabilir belki, ama bilgisizlerin elinde bu ifadelerin yaygınlaşması ve içeriğinden boşaltılması halinde asıl maksadı gölgeleyebileceğine dair endişelerim var.
Temelde tevessül ve istimdadı kabul etmekle birlikte bunun televizyon aracılığıyla sıradanlaştırılmasının tenkide açık bir konu olduğunu düşünü- yorum. Zira diziler ve filimler yoluyla ortaya çıkan imaj, medet umulan mürşidin anında yardıma koşmasıdır. Bu bir değil, iki değil defalarca. Bu durum akli faaliyetleri gölgeliyor gibi duruyor. İnsanın aklına "bunlar iyi hoş da neden günümüzün pek çok acil çözüm bekleyen meselelerine çare aranmıyor o halde" geliyor. Bir kıyasla ifade edersek; Peygamberimiz mucize göstermiştir, evet, ama kalkar hayatının her safhasını mucizevi kılarsak onu insan olmaktan çıkarırız. Bu da böyle. Büyük velilerle istimdat olabilir ama bunu hayatın temeli ve her an hazır ve nazır halde gibi kılarsak, farklı bir tablo ortaya çıkar. Elbette buna "maksadımız bu değil" şeklinde itiraz edilebilir, fakat ortaya çıkan imaj da bundan başka bir şey değil.
Son olarak bu konularda vurgulanması gereken şey tevhid inancının korunmasıdır. Bütün bunları şirktir diyerek reddetmek meseleyi çözmüyor. Tevessülde bulunurken temelde Allah'tan istediğimize inandıkça ve bunu unutmadıkça bunda bir beis yoktur diye düşünüyorum.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02.01.25, 14:24
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz. Rızık veren Allah'tır, ama rızkımızı bize vasıtalar yolu ile veriyor. Baba bir vasıtadır mesela. Babanın "çocuğumun rızkını ben temin ediyorum" demesi şirk değildir. Zira baba asıl rızık verenin Allah olduğunu biliyor. "Falan ilaç iyi geldi, şifa buldum" sözü de böyle ifadelerdir. Ancak Allah'ın o ilaçta şifayı yarattığına değil de şifanın ilaçta olduğuna inanılırsa, şirk olur. Asıl şifa verenin Allah olduğu biliniyor. Bunlar günlük hayatımızda kullandığımız ifadelerdir. Dolayısıyla diri veya ölü kamil bir mümini vesile kılarak, onun hürmetine Allah'tan bir şey istemek mümkündür.
Özellikle vefat eden salih kulları vesile edinenler onların bedenini vesile kılmıyorlar. Bedenler çürüyüp gitmiştir. Ama ruhlar hayattadır. Bizler buna inanıyoruz. Hayattayken kendisiyle tevessül edilenin bedeniyle değil, ruhuyla yani onun Allah katındaki değeriyle tevessül edildiği açıktır. Aynı kişi öldüğünde değişen bir şey olmayacaktır. Doğrusu bu denli ilişkiler içinde olanların ne yaşadığını, neyi tecrübe ettiğini de bilmiyoruz. Zira ruhlar alemiyle herkesin irtibatı aynı oranda değildir. Dolayısıyla bunu reddetmek yerine anlamaya çalışmak en isabetli yoldur. Anlayamadığımız yerde de illa reddetmek gerekmiyor, Kur'an'la açıkça çelişmediği takdirde.
Medet, istimdat yoluyla vefat eden şahıslarla yapılan tevessül bilhassa tarikat çevrelerinde yapılıyor. Bu durum istimdat yoluyla tevessülün tasavvufa özgü olduğunu gösteriyor. Yani tasavvuf sistemi içinde, tarikat terbiyesi, nefis eğitimi içinde bunun anlamlı bir yeri olsa gerek. Mürşid-mürid ilişkisinin oldukça farklı bir manevî havada gerçekleştiği dikkate alınırsa onların ruhsal durumlarını anlamak daha kolay olur herhalde.
Burada tevessülde bulunurken kullanılan bazı tabirlerin hoş olmadığını belirtmeliyim. Büyük bir veli vesile kılınarak "Allahım, onun hürmetine ihtiyacımı gider" denilebilir, ancak "Ya Gavs, yetiş ey Geylani, medet ya Bağdadi" gibi nitelemeler uygun gelmiyor bana. Zira bu tür lafızlarla yapılan tevessüller asr-ı saadette görülmemiştir. Burada "böyle diyenin maksadının temelde Allah olduğu, O'ndan yardım istendiği" söylenebilir. Doğrudur, olabilir belki, ama bilgisizlerin elinde bu ifadelerin yaygınlaşması ve içeriğinden boşaltılması halinde asıl maksadı gölgeleyebileceğine dair endişelerim var.
Temelde tevessül ve istimdadı kabul etmekle birlikte bunun televizyon aracılığıyla sıradanlaştırılmasının tenkide açık bir konu olduğunu düşünü- yorum. Zira diziler ve filimler yoluyla ortaya çıkan imaj, medet umulan mürşidin anında yardıma koşmasıdır. Bu bir değil, iki değil defalarca. Bu durum akli faaliyetleri gölgeliyor gibi duruyor. İnsanın aklına "bunlar iyi hoş da neden günümüzün pek çok acil çözüm bekleyen meselelerine çare aranmıyor o halde" geliyor. Bir kıyasla ifade edersek; Peygamberimiz mucize göstermiştir, evet, ama kalkar hayatının her safhasını mucizevi kılarsak onu insan olmaktan çıkarırız. Bu da böyle. Büyük velilerle istimdat olabilir ama bunu hayatın temeli ve her an hazır ve nazır halde gibi kılarsak, farklı bir tablo ortaya çıkar. Elbette buna "maksadımız bu değil" şeklinde itiraz edilebilir, fakat ortaya çıkan imaj da bundan başka bir şey değil.
Son olarak bu konularda vurgulanması gereken şey tevhid inancının korunmasıdır. Bütün bunları şirktir diyerek reddetmek meseleyi çözmüyor. Tevessülde bulunurken temelde Allah'tan istediğimize inandıkça ve bunu unutmadıkça bunda bir beis yoktur diye düşünüyorum.

Aynı durum sanırım vefkler tilsimlar
içinde geçerli?

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02.01.25, 14:52
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aynı durum sanırım vefkler tilsimlar
içinde geçerli?
Evet çok doğru

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02.01.25, 18:22
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 11.04.24
Bulunduğu yer: Bayburt
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 849
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz. Rızık veren Allah'tır, ama rızkımızı bize vasıtalar yolu ile veriyor. Baba bir vasıtadır mesela. Babanın "çocuğumun rızkını ben temin ediyorum" demesi şirk değildir. Zira baba asıl rızık verenin Allah olduğunu biliyor. "Falan ilaç iyi geldi, şifa buldum" sözü de böyle ifadelerdir. Ancak Allah'ın o ilaçta şifayı yarattığına değil de şifanın ilaçta olduğuna inanılırsa, şirk olur. Asıl şifa verenin Allah olduğu biliniyor. Bunlar günlük hayatımızda kullandığımız ifadelerdir. Dolayısıyla diri veya ölü kamil bir mümini vesile kılarak, onun hürmetine Allah'tan bir şey istemek mümkündür.
Özellikle vefat eden salih kulları vesile edinenler onların bedenini vesile kılmıyorlar. Bedenler çürüyüp gitmiştir. Ama ruhlar hayattadır. Bizler buna inanıyoruz. Hayattayken kendisiyle tevessül edilenin bedeniyle değil, ruhuyla yani onun Allah katındaki değeriyle tevessül edildiği açıktır. Aynı kişi öldüğünde değişen bir şey olmayacaktır. Doğrusu bu denli ilişkiler içinde olanların ne yaşadığını, neyi tecrübe ettiğini de bilmiyoruz. Zira ruhlar alemiyle herkesin irtibatı aynı oranda değildir. Dolayısıyla bunu reddetmek yerine anlamaya çalışmak en isabetli yoldur. Anlayamadığımız yerde de illa reddetmek gerekmiyor, Kur'an'la açıkça çelişmediği takdirde.
Medet, istimdat yoluyla vefat eden şahıslarla yapılan tevessül bilhassa tarikat çevrelerinde yapılıyor. Bu durum istimdat yoluyla tevessülün tasavvufa özgü olduğunu gösteriyor. Yani tasavvuf sistemi içinde, tarikat terbiyesi, nefis eğitimi içinde bunun anlamlı bir yeri olsa gerek. Mürşid-mürid ilişkisinin oldukça farklı bir manevî havada gerçekleştiği dikkate alınırsa onların ruhsal durumlarını anlamak daha kolay olur herhalde.
Burada tevessülde bulunurken kullanılan bazı tabirlerin hoş olmadığını belirtmeliyim. Büyük bir veli vesile kılınarak "Allahım, onun hürmetine ihtiyacımı gider" denilebilir, ancak "Ya Gavs, yetiş ey Geylani, medet ya Bağdadi" gibi nitelemeler uygun gelmiyor bana. Zira bu tür lafızlarla yapılan tevessüller asr-ı saadette görülmemiştir. Burada "böyle diyenin maksadının temelde Allah olduğu, O'ndan yardım istendiği" söylenebilir. Doğrudur, olabilir belki, ama bilgisizlerin elinde bu ifadelerin yaygınlaşması ve içeriğinden boşaltılması halinde asıl maksadı gölgeleyebileceğine dair endişelerim var.
Temelde tevessül ve istimdadı kabul etmekle birlikte bunun televizyon aracılığıyla sıradanlaştırılmasının tenkide açık bir konu olduğunu düşünü- yorum. Zira diziler ve filimler yoluyla ortaya çıkan imaj, medet umulan mürşidin anında yardıma koşmasıdır. Bu bir değil, iki değil defalarca. Bu durum akli faaliyetleri gölgeliyor gibi duruyor. İnsanın aklına "bunlar iyi hoş da neden günümüzün pek çok acil çözüm bekleyen meselelerine çare aranmıyor o halde" geliyor. Bir kıyasla ifade edersek; Peygamberimiz mucize göstermiştir, evet, ama kalkar hayatının her safhasını mucizevi kılarsak onu insan olmaktan çıkarırız. Bu da böyle. Büyük velilerle istimdat olabilir ama bunu hayatın temeli ve her an hazır ve nazır halde gibi kılarsak, farklı bir tablo ortaya çıkar. Elbette buna "maksadımız bu değil" şeklinde itiraz edilebilir, fakat ortaya çıkan imaj da bundan başka bir şey değil.
Son olarak bu konularda vurgulanması gereken şey tevhid inancının korunmasıdır. Bütün bunları şirktir diyerek reddetmek meseleyi çözmüyor. Tevessülde bulunurken temelde Allah'tan istediğimize inandıkça ve bunu unutmadıkça bunda bir beis yoktur diye düşünüyorum.
Döndür de, yaşarken yanlış yaptığım ve yapmam gerekirken yapmadığım her hususta sâlih ameller işleyeyim.” Ne mümkün! Bu temennî, onun ağzından çıkan boş bir lâftan ibarettir. Kaldı ki, onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar geri dönmelerine imkân tanımayan bir engel vardır. El Mümin suresi 100.ayet

Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aynı durum sanırım vefkler tilsimlar
içinde geçerli?
Vefk ve tıslımlarda allahın kelamı vardır allahın kelamı olmadan hiçbir vefk veya tılsım korumaz derinin derinine inersen yaptığın korumalarda allahın ayetlerini okumadan yaparsan yaptığın sivrisineğe bile etki etmez ya ayettir yada o ayeti temsil eden bir işaret

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02.01.25, 18:37
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
vsnw Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Döndür de, yaşarken yanlış yaptığım ve yapmam gerekirken yapmadığım her hususta sâlih ameller işleyeyim.” Ne mümkün! Bu temennî, onun ağzından çıkan boş bir lâftan ibarettir. Kaldı ki, onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar geri dönmelerine imkân tanımayan bir engel vardır. El Mümin suresi 100.ayet



Vefk ve tıslımlarda allahın kelamı vardır allahın kelamı olmadan hiçbir vefk veya tılsım korumaz derinin derinine inersen yaptığın korumalarda allahın ayetlerini okumadan yaparsan yaptığın sivrisineğe bile etki etmez ya ayettir yada o ayeti temsil eden bir işaret
Ne demek istedin Bayburtlu hemşerim anlayamadım

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02.01.25, 18:40
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İman Şafii, Bağdat’ta İmam-ı Azam’ın türbesine giderek ‘’ Bu kabirde yatanın hürmetine’’ diyerek onu vesile etmiş (Kevseri, ‘’Mahku’t-Tekavvül fi Mes’elet’t-Tevessül’’, Makalatü’l-Kevseri sayfa 470 )ve dua ederken ehl-i beyti anarak dua etmiştir. Ayrıca İmam Malik Hz. Peygamber’in kabrine yönelerek tevessülde bulunmakta bir sakınca olmadığına hükmetmiştir. Ehl-
Sünnet’in çoğunluğu da aynı görüştedir. (Alusi Ebu’s-Sena 6. Cilt 128, Sübki Şifaü’s- Sekam sayfa 134-143 )Zira tevessül eden kişi Cenab-ı Hakk’a nazı geçen O’nun reddetmeyeceği umulan birisi ile Allah’a müracaat etmiş olmaktadır. Yoksa yapılan haşa o aracıya ibadet etmek tapınmak değildir. Resul-i Ekrem (s.a.v), ama(kör) hadisinde olduğu gibi tevessülü bizzat kendisi tavsiye etmiştir. Eğer tevessül başkasına ibadet anlamına gelseydi hiç şüphesiz tevhidi koruma hususunda herkesten daha hassas olan Allah Resülü onu tavsiye etmezdi.
Diğer yandan Ashab-ı kiramdan itibaren değişik ekollere mensup fıkıh kelam ve tasavvuf alanında pek çok alimin Hz. Peygamber’le tevessülde bulunmayı meşru bir uygulama olarak görmesi de bu konuda ayrı bir delildir.(Kevseri, ‘’Mahku’t-Tekavvüğl fi Mes’eleti’t-Tevess,ül’’, Makalatü’l-Kevseri sayfa 470)
İbn Teymiyye dönemine kadar da bu konuda alimler arasında tespit edilen bir ihtilaf yoktur (Subki Şifau’s-Sekam sayfa 357) Dolayısıyla zikredilen manada hayatta iken ve dar-ı bekaya göç etmelerinden sonra Allah Resülü’nün yanı sıra veliler ve salih kulların zatlarıyla tevessülde bulunmanın şirk kabul edilmesi isabetli görülmemektedir. (Nitekim bu konuda Zahid el-Kevseri şöyle der: ‘’Bütün bu delillerden sonra ölmüş olsun hayatta olsun nebiler veliler salihlerle tevessülde bulunmayı inkar edip tevessül sebebiyle Müslümanları müşrik olmakla itham edenler bu konuda aceleci dikkatsiz ve sorumsuz davranmışlar demektir ve bunun zararı da yine kendilerine dönecektir.’’ Kevseri ‘’Mahku’t-Tekavvül fi Mes’eleti’t-Tevessül’’ Makalatü’l-Kevsei sayfa 490)
Çünkü tevessül ve istiğaze ölünün bizzat zatıyla değil de Allah katındaki sevgisi makamı ve mertebesiyle yapıldığında meşrudur. Zira ölüm hiçbir zaman Allah nezdindeki rütbe ve dereceyi değiştirmez.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 02.01.25, 19:06
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

"Salih kimseler ile tevessül''var. Hatta imam Şafii'nin Bağdat'ta İmam A'zam'ın türbesine giderek "Bu kabirde yatanın hürmetine" diye dua ettiği rivayetleri vardır. İmam Şafii bizzat kendisi, İmam A'zam'la tevessülde bulunuyor. Tecrid-i Sarih Cenazeler bahsine bakılırsa, orada bu dediğimi görünür. İmam Şafii kendisine ait şiir kitabı Divan'ında İmam A'zam için 'misk' benzetmesi yapıyor.. Yine Tecrid, 4 / 139, 2 / 321, 322'de (abdest bahsi) Peygamberimiz Aleyhi's-Salatu ve's-Selam Efendimizin, abdest suyu ile teberrük ve tevessül var.. Ayrıca yine aynı konuyla ilgili olarak 9 / 271. sayfaya bakın. 8 / 304-305. Hz. Ebubekir'in rüyada gördüğü bir vasiyeti yerine getirmesi olayı var. Tevessül örneği. Bu konuda 8 / 304, 305'e bakın. Bütün bunlar ve daha önce benzerlerini anlattım, Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam'ın hem zatı ile hem kullandığı eşyalar ile, hem O'nun vücudundan bir parça ile tevessülde bulunduklarını görüyoruz. Bir de; "Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam hayatta iken bunlar yapılıyordu. Vefat ettikten sonra bu şirk olur", diyenler oluyor. Bunun da bir mantığı yok. Yani Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam hayatta iken haşa o mantığa göre, şirk olan birşey caiz olur da Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam vefat ettikten sonra mı şirk olmayacak / caiz olmayacak! Zaman ne fark ettirecek de ? İkisi de aynı olay değil mi. O mantığa göre birisi şirkse diğeri niye olmuyor. Bunun makul bir mantığı var mı ! Ama zararı yok. Vefattan sonraki tevessüle de örnek verelim. şahısla tevessül örneklerinin ilkinde hep bilinir Resulullah Aleyhi's- Salatu ve's-Selam'ın, ama bir insana öğrettiği dua ile o ama kişi dua etmiş ve gözleri açılmıştır. Peygamberimiz bizzat kendisinin vesile edinilmesini tavsiye edip o şekilde dua ettirdi. İşte bu rivayeti bize nakleden Osman b. Huneyf, Pey- gamber Aleyhi's-Salatü ve's-Selam'ın vefatından sonra hatta Hz. Ebubekir, Hz. Ömer dönemleri de geçtikten sonra, Hz. Osman döneminde Hz. Osman'a bir işi düşüyor. Fakat bir türlü halife Hz. Osman'la görüşemiyor. Engeller çıkıyor, görüşemiyor. Hemen Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam'ın o ama sahabiye yaptığı tavsiyeyi hatırlıyor, taze abdest aliyor, iki rekat namaz kılıyor ve Peygamber'in öğrettiği şekliyle o duayı yapıyor. Bakın, Peygamber Efendimiz vefat etmiş. Yani vefatından sonra
"Ya Rabbi ben senden istiyorum. Rahmet Peygamberi Muhammed ile sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Ya Rabbi onu bana şefaatçı kıl, aracı kıl" sözleriyle dua ediyor Osman b. Huneyf...
, bu duadan sonra işler Duadan sonra Hz. Osman'a gidiyor görüşmeye. Önce den bir türlü işi halledilemezken kendi yolunda tıkır tıkır işleyip neticeyi alıp geliyor. Evet, işte bu olay Peygamberimiz Aleyhi's-Salatu ve's-Selam vefat ettikten sonra, peygamberimiz (s.a.v.) ile gıyabında tevessül örneğidir. Zaten bu olay ilk olduğu zaman yani ama (kör) sahabi dua ettiğinde peygamberimiz hayatta iken bile o ama sahabi peygamberimiz huzurunda dua etmedi. Eve gitti. Ve peygamberimizin gıyabında böyle dua etti. Dolayısı ile peygamberimiz hayatta iken de, vefatından sonra da bu tevessülün hiçbir sakıncası yoktur.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03.01.25, 01:10
beyazalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 27.08.21
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 2,238
Forum Puanı: 2397
Etiketlendiği Mesaj: 730 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
vsnw Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamın aleyküm hep görüyorum her hocanın dilinde ölmüş insanlardan yardım isteme medet umma gibi söylemleri var bu kuranın hangi ayetinde geçiyor peygaberlerimiz hangi ölmüş alimden yardım istedi Allah yetki vermiş onlara insanlara yardım etsinler diye söylüyorlar hangi peygamber veya hangi kutsal kitapta yazıyor bu
Ve Fatiha’nın 5. Ayetinde Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bakara suresi 153.ayette )Ey inananlar, sabretmek ve namaz kılmakla Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerledir. / Meryem suresi 81. Ayette şu yazar Onun gibiler, kendileri için izzet ve kuvvet kaynağı olsun diye Allah’tan başka bir takım ilâhlar edindiler. / ankebut sures 41.ayette ise şu yazar Allah’ı bırakıp da başkalarını dost ve yardımcı edinenlerin hâli, örümceğin hâline benzer. Örümcek de barınmak için kendine bir yuva yapar. Halbuki yuvaların en zayıfı, en çürüğü şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bu gerçeği bilselerdi! / ben ayetlerle her gerçeği doğruyu açıkladım şimdi size soruyorum bi ayetiniz varmı Allah’ın afetmiceği tek şey şirk koşulması ki Allah’ı başlarından üstün tutup sonradan Allah vesile kıldı demeniz insanı kandırır Allah’ı kandırmaz peki şimdi şunu söyleyim peygamber efendimizden önceki insanlar neden puta tapıyordu Allah’la iletişim kurduklarına inandıkları için dimi sizin ne farkınız var ki aynısınız hz.ibrahimin kırdığı putları dikiyorsunuz ey Allah’a inanıp yanlış yola sapanlar tek allahtan isteyin tek Allah’a ibadet edin tek zikriniz Allah zikri olsun tek size yardım edicek Allah’tır kandırılıyorsunuz tekrar diyorum kandırılıyorsunuz bu şirktir dediğim gibi bana bir ayet gösterin veya peygamberlerin ölü insanlardan medet umun dediğini veya yaptığını gösterin yanlış yoldaymışım diyeceğim bana saçma kaynaklar değiş allahın kitabından söyleyin bu hesabımı silicem Allah-u ekber
Birşeyi anlamadan yazmayın ayet tefsiri yapacak mertebedemisin sen? Kendi anladığın kendinde kalsın..
ölmüş halan teyzenden medet umarsan elin boş bakar kalırsın evliyaullah dan olan kimse ölmedi boyut değiştirdi onların son duaları yardıma koşmak ise izin verilirse darda olana yardımı olur oda izin içindedir.. Evliyalık makamıda öyle 3 ihlas 1 fatiha ile olmuyor..Evliyanın kalbine 70 nazar eder Hz Allah CC orda eğer adın varsa sen onları seversen onlarda seni sever orda ismin olursa kıyamette bir sığınacak yerin olur..

Ayetler Allah kelamı Kuranı Hz peygamber indirmedi Allah indirdi ee peygamleride kaldır tam olsun olmaz mı ne dersin odamı kandırıyor bizi bunca alim düşünmedi senmi çözdün şifreyi..

__________________
“Yâ HÛ ya men HÛ, lâ ilâhe illâ HÛ”
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evliyadan Yardım istemek Dinimizce Uygun mu? Havasokulu Allah Dostları & Evliyalar 10 10.04.26 23:14
Sığınma Duası (şirk, isyan, beddua, büyü, adak, yemin, iftira) Naim Tövbeler & Uyarılar 21 20.06.24 02:25
Şeyhten Himmet istemek Caiz mi ? Havasokulu Allah Dostları & Evliyalar 2 30.11.18 12:50
Kabir ehlinden yardım istemek Havasokulu Allah Dostları & Evliyalar 5 10.02.18 08:59
ilk Yardım Çantası Malzemeleri SiLence Sağlık 2 20.03.17 13:07


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:46.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com