Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Tasavvuf & Tarikatler


Tasavvuf Istılahları...


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 18.03.26, 11:16
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,101
Forum Puanı: 3167
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf Istılahları...

Bismillahirrahmanirrahim..

Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun. Selam seçtiği kullarının üzerine olsun. Ey
samimi dost, seçkin cömert kişi Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun.
İmdi... Allah ehli muhakkik sufilerin kendi aralarında kullandıkları ıstılahları şerh
etmemizi istedin. Çünkü zahir ve rüsum alimleri size bizim eserlerimizden, tarikatımızın
mensuplarının yazdığı eserlerden sorular soruyorlar. Bununla beraber onlar, bizim kendi
aramızda kullandığımız lafızları bilmezler. Biz bunları kullandığımız zaman birbirimizi
anlarız. Nitekim her ilim dalının kendine has bir terminolojisi vardır. Ben de senin bu
talebine cevap verdim. Fakat bütün lafızları açıklamadım. Bunların içinde bazılarını
önemlerine binaen seçtim. Bu açıklamaların ışığında anlaşılacak başka ıstılahları ayrıca
açıklamadım. Nitekim bunlara kısaca göz atanlar istiare ve teşbih boyutlarını derhal fark
eder. Bu ıstılahları maddeler halinde sunduk. Allah'ın lütuf ve keremiy-le destek ve faydayı
Ondan bekliyoruz ve Ondan başka Rab yoktur.

El-Hacis: Bunu akla ilk gelen düşünce olarak açıklarlar. Rabbani bir düşüncedir.
Kesinlikle yanlış olmaz. Sehl buna ilk sebep ve düşüncenin kalıbını kırması adını verir. Bu
ilk düşünce nefiste tahakkuk ettiği zaman irade; üçüncü kez vuku buluşuna hemm (akıldan
geçirilen şey); dördüncü vuku buluşuna azim adı verilir. Fiile yöneldiğinde, fiili işleme niyeti
aşamasında kast etme, fiile başlama aşamasında ise niyet olarak isimlendirilir.
El-İrade: Kalpte hüzün. Bu ıstılah mutlak olarak kullanılır ve bununla temenni etme
anlamında irade anlamı kast edilir ki, temenni de ondan bir parçadır. Tabiatın ve taalluk
eden hususların iradesine nefis payı, hakkın ve taalluk ettiği şeylerin iradesi de ihlas olarak
isimlendirilir.

El-Mürid: İradeden tamamen soyutlanmış kimse. Ebu Hamid şöyle tanımlar: Kendisi
hakkında isimler sahih olan ve isim aracılığıyla her şeyden kopup Allah'a yönelen kimse.

El-Murad: İradesinden çekilip koparılan ve her işi hazırlanan kimse. Bu kimse bütün
şekilleri ve makamları zahmetsiz aşar.

Es-Salik: Makamları ilmiyle değil, haliyle geçen kimse. İlim onun aynıdır.

El-Musafir: Fikriyle manevi alanlarda yolculuğa çıkan kimse. Bu yolculuk ibret alma
mahiyetindedir. En yakın uçtan en uzak uca yolculuk eder.

Es-Sefer: Kalbin zikirle Hakka yönelmesinden ibarettir.

Et-Tarik: Hak tarafından ruhsatsız meşru kılınmış merasimler demektir.

El-Vakt: Hal zamanındaki halinden ibarettir. Geçmiş ve gelecekle bir ilgisi yoktur.

El-Edeb: Bazen şeriatın edebi, bazen hizmet edebi, bazen hakkın edebi anlamında
kullanılır. Şeriatın edebi, şeriatın belirlenmiş şekillerinin ötesine geçmemek; hizmet edebi,
görüntüsünde fena bulup ileri gitmek; hakkın edebi, kendi görevlerinle onun hakkını bilmen
demektir. Edib, faaliyet, çalışma ehlidir.

El-Makam: Zahiri merasimlerin hakkını tam anlamıyla ve eksiksiz bir şekilde yerine
getirmek demektir.

El-Hal: Çalışma yapılmaksızın ve celbetme çabası vermeksizin kalbe varit olan
durum. Bunun şartı, ortadan kalktığında onun yerini birbiri ardına misallerin almasıdır, ta ki
kalb saflaşıncaya kadar. Bazen yerini bir misal almayabilir. Bu noktada ihtilaf baş
göstermiştir. Kendisini misal takip eden kimseler onun devamlılığını, kendisini misal takip
etmeyen kimse de devamlı olmayışını savunmuştur. Bazıları şöyle demişlerdir: Hal,
vasıfsız bir şekilde kulun üzerinde olur.

Et-Tahkim: Velinin mertebesinden dolayı gördüğü bir husustan hareketle gördüğünü
izhar etmeyi tercih etmesi demektir.

El-İnziac: (Endişelenme/huzursuzluk) Va'zın müminin kalbi üzerindeki etkisine denir.
Bazen mutlak olarak kullanılır ve bununla vecd ve üns maksadıyla harekete geçme anlamı
kast edilir.

Eş-Şeriat: Kulluktan ayrılmamaya başlamak demektir.

Eş-Şath: Ciddiyetsizlik ve iddia sezilen söz demektir. Muhakkiklerden nadiren böyle
ölçüsüzlükler sadır olur.

El-Adl ve Yaratılış Aracı Hakk: Yüce Allah'ın yarattığı ilk mahluktur ve buna bir
ayette şöyle işaret edilmiştir: "Ve ma halakna's semavati ve'l arde ve ma beynehuma illa
bi'l hakki: Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan varlıkları hakk ile yarattık."

El-Efrad: Kutbun nazarının dışında kalan adamlara denir.

El-Kutb (Gavs): Bütün zamanlarda âlemde Allah'ın nazarının yeri olan tek kimsedir.
İsrafil'in (a.s) kalbidir.

El-Evtad: Dört kişidirler. Menzilleri âlemdeki dört rükün menzil üzeredir. Doğu, batı,
kuzey güney. Her birinin makamı bu yönlerden biridir.

El-Budela: Bunlar yedi kişidir. Bir kavimden ayrılan kimse, yerinde kendi suretinde
canlı bir beden bırakıyorsa ve kimse onun kaybolduğunu anlamıyor-sa, işte bu kimse
Bedil'dir, başka değil. Bunlar İbrahim'in (a.s.) kalbi üzeredirler.

En-Nukaba: Nefislerin gizliliklerini ortaya çıkaran kimselerdir. Üç yüz kişidirler.

En-Nuceba: Kırk kişidirler. Halkın yüklerini taşımakla meşguldürler. Sadece
başkasının hakkı ile ilgili tasarrufta bulunurlar.

El-İmaman (İki İmam): Bunlar iki kişidirler. Birisi Gavsın sağında oturur ve melekuta
bakar. Diğeri ise solunda oturur ve mülke bakar. Bu arkadaşından daha üstündür. Gavsın
yerini bu alır.

El-Umena: Bunlar Melamilerdir. (İç âlemlerini dışlarında sergilemeyen kimseler)

El-Melamiyyetu: İçlerindeki hallerinden zahirlerine bir tek etki yansımayan
kimselerdir. Taifenin en üstünleridirler. Öğrencileri yiğitliğin çeşitli tavırlarını sergileyip
dururlar.

El-Mekan: Sergilerde bulunan menzile denir. Bu da sadece makamları ve halleri
gerçekleştiren, orayı aşıp celal ve cemal üstündeki makama geçen kemal ehli olanlar
içindir. Onların ne sıfatı vardır, ne özelliği.

El-Kabz: Vakitte korku haline denir. Bazılarına göre kalbe varit olan ve onu azar ve
edeblendirmeye işaret etme durumunda bırakan olgudur. Bazılarına göre de vaktin
varitlerinden biridir.

El-Bast: Bize göre her şeyi içine alan, ama hiçbir şey tarafından içine alınamayan
kimsenin halidir. Bazılarına göre reca (umut) halidir. Bazılarına göre kabul, rahmet ve
ünsiyete yönelik işaretin gerektirdiği bir durumdur.

El-Heybet: Allah'ın celalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisidir. Bazen
cemalden de kaynaklanabilir. Yani celalin cemâlinden.

El- Üns: İlâhî huzurun cemalini müşahede etmenin kalb üzerindeki etkisine denir. Bu
da celalin cemalidir.

Et-Tevacud: Vecd halini isteme. Bazılarına göre , vecd olmadığı halde vecd halini
izhar etmeye denir.

El-Vecd: Kalbin müşahedesinden kaybolmuş hallerden bazısına rastlaması hali.

El-Vücud: Vecd'de hakkı bulma.

El-Celal: İlâhî huzurdan yansıyan kahır özellikleri.

El-Cemal: İlâhî huzurdan kaynaklanan rahmetin özellikleri ve lütufları.
El-Cem: Halksız hakka işaret etme.
Cem'ul Cem: Bütünüyle Allah'ta tükenme isteği.

El-Fark: Hak olmaksızın halka işaret etmek. Bazılarına göre kulluğu müşahede
etmektir.

El-Beka: Kulun, Allah'ın her şey üzerinde kaim olduğunu görmesi.

El-Fena: Kulun, Allah'ın bir illet üzerine kaim olduğunu görmesi.

El-Gaybet: Hissin kendisine varit olan şeyle meşgul olmasından dolayı kalbin,
halkın halleriyle ilgili olarak gelişen olaylara dair bilgiden uzaklaşması.

El-Huzur: Gaybeti esnasında kalbin Hakk ile huzurda olması.

Es-Sahv (Uyanış): Hassaların, gaybetten sonra güçlü bir vürutla kendilerine
dönmesi.

Es-Sekr (Sarhoşluk): Güçlü bir varitle yitip gitme, kaybolma.

Ez-Zevk (tatma): İlâhî tecellilerin görünmeye başlamasının ilk anı.

Eş-Şurb (içme): Tecellilerin ortası.

Er-Rey (kanma): Tecellilerin her makamdaki son merhalesi.

El-Mahv (Silinme): Adet vasıflarının ortadan kalkması. Bazılarına göre illetin zail
olması demektir. Kimine göre, hakkın gözlediği ve nefyettiği şey anlamındadır.

El-İsbat: Kulluk hükümlerini ikame etme. Kimine göre bağların ikamesi anlamındadır.

El-Kurb (yakınlık): İtaatle kaim olmak. Kabe Kavseyn hakikatine de kurb denir.

El-Bu'd (uzaklık): Muhalefetler üzerine kaim olmak. Bazen uzaklık senden
kaynaklanır ve hallere göre değişiklik gösterir. Hallerin karinelerinin irade ettiği şeylere
delalet eder. Aynı durum kurb (yakınlık) için de geçerlidir.

El-Hakikat: Senin vasıflarının etkilerinin, Onun vasıfları aracılığıyla senden
uzaklaştırılması demektir. Çünkü seninle sende ve senden olmak üzere fail olan O'dur, sen
değilsin. "Ma'min dabbetin illa huve ahizun bi nasiyetiha: Yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O,
onun perçeminden tutmuş olmasın."

En-Nefes: Yüce Allah'ın, kıvılcımlarını söndürsün diye kalbin ateşine musallat kıldığı
bir ruhtur.

El-Hatır: Kalbe ve vicdana varit olan rabbani, melekî, nefsanî veya şeytanî telkin. Ki
kalıcı değildir. Bu telkinler, bazen senin hiçbir çaban olmadan varit olurlar.

İlme'l Yakin: Delilden anlaşılan ilim.

Ayne'l Yakin: Müşahede ve keşiften anlaşılan ilim.

Hakka'l yakin: Gözlemlenen şeyden irade edilen hususun ilimde hasıl olması.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tasavvuf ehli kimdir ? Cazgircinx Tasavvuf Sohbetleri 2 15.06.24 19:37
Tasavvuf tarikat nedir? EvlduGavsulAzam Tasavvuf & Tarikatler 0 21.05.22 15:40
Mezheb imamlarının tasavvuf hakkında görüşleri ebu ubeyde bin cerrah Tasavvuf & Tarikatler 1 24.09.20 07:24
Theosophie (teozofi) — tasavvuf. Islâm tasavvufu. Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 0 29.12.19 21:28
Tasavvuf, saf haline, ilk haline döndürülmüş İslamdır Hal Tasavvuf Sohbetleri 2 16.10.19 04:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com