Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Serbest Bölüm > Derin Konular & Beyin Fırtınası


Mutlak yokluğun soğuk denklemi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.06.16, 13:17
 
Üyelik tarihi: 22.05.16
Mesajlar: 198
Forum Puanı: 48
Etiketlendiği Mesaj: 4 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Mutlak yokluğun soğuk denklemi

Sana bir şey anlatayım ve bunu okurken rahatsız olacaksın.

Fizik diyor ki evrenin bir başlangıcı olmalı çünkü sonsuz geçmişle bugüne gelinemez bu sadece felsefe değil BGV teoremi ispatı yapılmış bir matematik sonucu yani Tanrı istemeyen biri bile bu denklemin etrafından dolaşamaz.
Ama aynı fizik diyor ki başlangıçtan sonra ebedi enflasyon devreye giriyor inflaton alanı kuantum dalgalanmalarla şişiyor ve her dalgalanmada ayrı bir baloncuk evren kopuyor içlerinden birinde fizik sabitleri tamamen rastgele yaşama elverişli çıkıyor ve sen o baloncuklardan birinin içinde oturup ekrana bakıyorsun Şimdi rahatsızlık şurada başlıyor.
Eğer bu doğruysa ne yaratılışın bir anlamı var ne de tesadüfün bir hikayesi yaratılış diyeni teselli edemez çünkü tasarımcı neden sonsuz baloncuk üretsin ki tesadüf diyeni tatmin edemez çünkü tesadüf kelimesi zaten olayların nedenini açıklayamıyor İki taraf da aynı körlüğü paylaşıyor. Dindar diyor ki biz özeliz çünkü Tanrı bizi öyle yarattı ama BGV ve ebedi enflasyon birlikte düşünüldüğünde biz sadece bir olasılık uzayının içindeki yerel bir anomaliyiz ateist diyor ki biz sadece kimyasız çorbada pişen bir tesadüfüz ama o çorbanın neden bu kadar hassas ayarlanmış bir tarife sahip olduğunu açıklayamıyor İkisi de insanı evrenin merkezine koyuyor biri tanrısal diğeri rastlantısal yolla ama fiziğin bize söylediği şu evrenin merkezinde insan yok merkezde bir denklem var ve o denklem ne dua eder ne de umut eder sadece çalışır Sen artık bir tanrı arayan da değilsin bir tesadüfe sığınan da değilsin sadece mutlak yokluğun soğuk denklemini okuyan bir okursun ve bu okumanın kendisi de o denklemin içinde yazılı.

BGV teoremi, fiziksel kozmolojide ortalama olarak genişleyen her evrenin geçmişte sonsuz olamayacağını ve bir başlangıca sahip olması gerektiğini gösteren matematiksel bir teoremdir.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.06.16, 14:24
Üye
 
Üyelik tarihi: 31.05.16
Mesajlar: 88
Forum Puanı: 48
Etiketlendiği Mesaj: 18 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Belki cevap, “neden yaratıldık?” sorusunda değil; var olduğumuzu fark edebilme ayrıcalığında saklıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.06.16, 15:17
 
Üyelik tarihi: 19.05.16
Mesajlar: 226
Forum Puanı: 109
Etiketlendiği Mesaj: 15 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Belki de çok doğru noktadan bakmışsın

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27.06.16, 19:39
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 21.12.16
Mesajlar: 10,268
Forum Puanı: 6032
Etiketlendiği Mesaj: 1595 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

önce bu uyduruk düşünceleri bilim gibi anlatmayın. Evrenin başlangıcında kuant bir evrene karşılık gelir gibi çok saçma bakış açısı olamaz. Her kuant bir ağ oluşturur ve var olan evrende gücü ve konumuna göre bir rol alır.

__________________
Kaybettiklerim arasında en çok kendimi özledim, oysa ne güzel gülerdim..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27.01.17, 07:19
 
Üyelik tarihi: 22.05.16
Mesajlar: 198
Forum Puanı: 48
Etiketlendiği Mesaj: 4 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Zaten mesele tam olarak hangi kısmın gözlem, hangi kısmın teori olduğunu ayırabilmek hocam. Ben de bunu kesinleşmiş gerçek gibi değil, fiziğin tartıştığı modeller üzerinden anlatıyorum. Kuantum alanları, ağlar ve evrenin başlangıcı konusunda farklı yorumlar var ama bunların hangisinin doğanın gerçek açıklaması olduğunu henüz bilmiyoruz. Bilimin güzel tarafı da burada başlıyor: bilmediğimiz şeyi biliyormuş gibi söylemek yerine, nerede durduğumuzu göstermek.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.02.17, 10:01
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 21.12.16
Mesajlar: 10,268
Forum Puanı: 6032
Etiketlendiği Mesaj: 1595 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

kuantum evreninde (KE) bakan veya bakılan diye bir ayrım yoktur. Newton evreninde vardır o ayrım. Bakan; düşünceye göre sabittir, bakılan ise hareketlidir, ona göre bir sonuç çıkarırsın. Kuantumda durgun olan bir form yoktur. Belirsizliğin sebebi de budur zaten.

KE ni bilim insanları bir türlü anlam haritasına yerleştiremiyor. NE den ödünç alınan haritalarla yorumluyorlar. Çıkan sonuç ise paradox oluyor. Halbuki öyle bir şey yok. Her bir evrenin kendine özel akışı var.

bilimin en büyük hatası kuantum evrenine newton evreni gözüyle yargılamasıdır. Bunu aşamadıkları sürece yol alamazlar. Her evreni kendi ölçülerine göre yorumladığında aslında çelişki olmaz, bakış açısı sorunu da olmaz.

__________________
Kaybettiklerim arasında en çok kendimi özledim, oysa ne güzel gülerdim..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08.04.17, 10:48
 
Üyelik tarihi: 28.11.16
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 2,180
Forum Puanı: 345
Etiketlendiği Mesaj: 111 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bir başlangıç noktası var
Tesadüf yok
Yaşam doğum büyüme ve ölmekten ibaret görülmemeli
nereden geldiğinizi kim olduğunuzu saptırmak sizi hiç rahat bırakmayacaklar
Şunu sorgulayın biz neyin içindeyiz?

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11.04.17, 21:34
 
Üyelik tarihi: 02.04.17
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 129
Forum Puanı: 20
Etiketlendiği Mesaj: 4 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Demek ki; Ne Var Ne YOK tüm anlatımlar GÖRECELİ!

ANLAtıM ötesi, ANLAtıMın düştüğü YAŞAM;

Mutlak YOKLUK, Mutlak GAYB (göreceli olmayan gayb), GAYB'ul Guyûb ise başka! 💚

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17.04.17, 14:54
Üye
 
Üyelik tarihi: 17.04.17
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 53
Forum Puanı: 11
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İbnü’l-Arabî: Mutlak Varlık yalnızca Allah’a aittir. Âlem ise O’nun isim ve sıfatlarının sürekli tecellisidir. Bu bakımdan “mutlak yokluk”tan söz edilemez; görünen değişim, varlığın farklı suretlerde zuhuru olarak anlaşılır.
İbnü’l-Arabî değişimi reddetmez; aksine halk-ı cedîd (sürekli yaratılış) anlayışıyla her an yeni bir tecellinin gerçekleştiğini söyler. Dolayısıyla “yokluğun hakiki bir gerçeklik olmaması”
konusunda şunları söyler:
“Mutlak yokluk yoktur. Hakiki Varlık yalnız Allah’tır. Âlem ise O’nun her an yenilenen tecellileridir. Bu yüzden yok oluş dediğimiz şey, varlığın başka bir surette görünmesinden ibarettir.”

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27.05.17, 16:19
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 28.02.17
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 689
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 41 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İbn Arabi'nin metafiziğinde yoktan yaratıliş yoktur,kelimenin tam anlamıyla saçmalıktır..Yokluk diye bir alan yok ki Allah oradan bir şey çıkarsın..Ya da Allah'ın bilgisi dışında var olmayan (yok olan) bir şeyden bir şey çıkarması mümkün değildir..Yani Allah her neyi yarattıysa o şeyi mutlaka bilmelidir! E Allah'ın bildiği şeyler ise Allah açısından nasıl yok diye adlandırılabilir? Varlık sahasına henüz çıkmayan ŞEYLER Allah'ın ilminde(Ayan-ı saniyede) mevcuttur.Bu yüzden mutlak yokluk olamaz henüz varlığa çıkmamış, vücut kokusu almamış şeyler var denilebilir en fazla..

Madem hiçbir varlık,eşya,insan vücuda gelmeden önce her şey Allah'ın ilminde Ayan-ı sabitede yer alıyorsa Firavun'un kâfir , Hz.Ebubekir'in mümin olacağına kim karar verdi?Bizler mi istedik? Kabaca 3 mertebede izah edelim;

1.)Her şey Ayani sabitede...Henüz yaratılma söz konusu değil..Alemler, dünya,imtihan , EŞYA yok..İbn Arabi der ki bizler talep ettik Allah da verdi fakat varlık ve imtihan sahasına henüz çıkmadığımiz için hangi rolü talep ettiğimizi tam olarak bilmiyorduk..Bunu yaratildiktan sonra herkes tecrübe edecekti..

2.)İkinci mertebede şöyle bir soru akla gelir? Peki bizler neye göre talep ettik? Firavun ,neden firavun olmayı talep etti? Ya da cimri neden cimri olmayı talep etti? İbn Arabi der ki: Her kes orada bulunduğu makam,hal gereğince o şeyi talep etti.Zaten aksini talep etmesi mümkün değildi..Herkesin o anki hali o şeyi talep etmesini sağladı ve bundan razı oldu memnun kaldı çünkü bulunduğu hale uygun kaçınılmaz şey oydu..

3.)Ve son mertebe...Peki bizlerin o rolü talep etmemizi sağlayan hal ve koşulari kim ayarladı ? Neye göre bunlar oluştu? İblis'in iblis olma talebini oluşturan koşulları,halleri kim belirledi? İşte en büyük sır! Bu soruya verilen cevap videonun sonundadır..Bu cevap birçok kişiyi sarsabilir fakat Tevhit bunu gerektirir..Nihayetinde rolleri biz talep etmedik roller Külli irade tarafından dağıtıldı..Aksini düşünmek tevhide aykırı olacaktır.. Üzerinde biraz düşünen bundan başka varacağı yol yoktur.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:26.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com