Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Bid'at Ehlinden bazı şahısları bilmek ister misiniz?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.04.26, 20:46
Üye
 
Üyelik tarihi: 09.04.26
Bulunduğu yer: Kıbrıs
Mesajlar: 71
Forum Puanı: 34
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen okuduğunu anlamıyorsun,Allah arştadır arşı istiva etmiştir dedim bunda bir bahis yok, zamandan mekandan münezzehtir , çünkü zamanı ve mekanı yaratanın onların içinde olması mümkün değil dedim bundada bi behis yok,
Allah arşa kuruldu oturdu mekanı orası diyen olmadı nereden neyi çıkarıyorsun,
Sen bu konuya niye böyle takıldın,

Melekler arşı taşımakta zorlanınca sübühanekeyi okudular sübühanekenin verdiği güçle arşı taşımaları kolaylaştı



Ben dedimki ibni teymiyenin yanlış olan sözlerini reddeder geri kalan doğru görüşlerini alırız dedim,
İbni teymiyenin her fikrini alırız demedim,
Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen okuduğunu anlamıyorsun,Allah arştadır arşı istiva etmiştir dedim bunda bir bahis yok, zamandan mekandan münezzehtir , çünkü zamanı ve mekanı yaratanın onların içinde olması mümkün değil dedim bundada bi behis yok,
Allah arşa kuruldu oturdu mekanı orası diyen olmadı nereden neyi çıkarıyorsun,
Sen bu konuya niye böyle takıldın,

Melekler arşı taşımakta zorlanınca sübühanekeyi okudular sübühanekenin verdiği güçle arşı taşımaları kolaylaştı



Ben dedimki ibni teymiyenin yanlış olan sözlerini reddeder geri kalan doğru görüşlerini alırız dedim,
İbni teymiyenin her fikrini alırız demedim,
Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12.04.26, 21:09
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,936
Forum Puanı: 11076
Etiketlendiği Mesaj: 5474 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim



Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var
Senin gibileri çok gördüm hep aynı tipte insanlar, sözün işine gelen kısmını alırlar m
işine gelmeyeni almazlar,
Bak tekrar ediyorum, ibni teymiye bir elmadır elmanın bir kısmında çürük vardır , o elma atılmaz çürük kısmı bırakılır yada kesilip atılır elmanın iyi yerleri alınır
Tamam oldumu şimdi
Şimdi
İbni kayyım, ibni cevzi, ibni kesir, ibni zehebi hakkındaki görüşlerini öğrenelim
Malum bunlar ibni teymiyeyi savunan kişiler
Yoksa bunlarda mı bidat ehli?

İbni hacer, es subki,el heytemi, el buhari, el kelbi
Bunlarda reddiye yapmışlar

Seven ve sevmeyenlerin hepsi ehli sünnet alimler hangileri doğru söylüyor ? Hangileri yanılıyor?
Bunun kararını kim verecek?


Hala şu aşk sarhosu dediğin kişilerin sözlerine bir açıklık getirmedin
Benim sancağım hz. Muhammedin sancağından daha yüksektir diyen aşk sarhoşu oluyor
Allah arştadır diyen bidat ehli oluyor
Bu arada istersen
Taha 5,araf 54, rad 2, furkan 59, secde 4, hadid 4.
Ayetleri de inceliyelim ne siyor bu ayetler

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12.04.26, 21:59
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim



Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12.04.26, 23:39
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,936
Forum Puanı: 11076
Etiketlendiği Mesaj: 5474 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12.04.26, 23:53
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..
Çünkü üstadım Ehl-i sünnet ve sahih tasavvuf yolunda hâl, mizanın üstüne çıkarılamaz. Hâl gelir geçer; fakat hüküm Kitab ve Sünnetle verilir. İbnü’l Arabî de bunu aynı şekilde nakleder. Yani sekr, vecd, cezbe, aşk, istiğrak… bunların hiçbiri, şeriatın zahirine aykırı sözü kendiliğinden makbul kılmaz.

İbnü’l Arabî, bir hâlin sahih olup olmadığını tartarken, onun sebebine bakılacağını söyler. Eğer o hâl Allah’ın kitabındaki bir ayetten doğmuşsa sağlam bir temele dayanır; ama şiir, nağme, ritim ve heva kaynaklıysa nefis ve şeytan payı karışabilir der. Yani “ben bir hâl yaşadım” demek tek başına hüccet değildir. Demek ki aşk sarhoşluğu diye bir kapı açılsa bile, o kapının önünde yine Kur’an ve Sünnet terazisi durmaktadır.

Aşk sarhoşluğu varsa bile, o şeriatsız bir serbestlik değil; şeriat terazisinde tartılacak bir hâldir.
Temkin, sekrden üstündür.
Sahv, taşkınlıktan üstündür.
Edep, hayreti bile terbiye eder.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13.04.26, 00:36
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Olmak istemediği yerde
Mesajlar: 4,690
Forum Puanı: 2038
Etiketlendiği Mesaj: 186 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..
Ah o aşk sarhoşları...
Ah o aşk sarhoşluğu ah...

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13.04.26, 21:33
Üye
 
Üyelik tarihi: 09.04.26
Bulunduğu yer: Kıbrıs
Mesajlar: 71
Forum Puanı: 34
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.

Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13.04.26, 22:23
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.
Değerli kardeşim, önce dönüp kendi yazdığın bütün cümleleri baştan sona bir daha oku; sonra benim sana yazdıklarımı yeniden oku. Ondan sonra bak bakalım ben kafamdan bir profil mi kurmuşum, yoksa senin kendi lafzın mı o profili satır satır çizmiş. Çünkü insan bazen kendini değil, cümlelerini ele verir. Sen ‘birden fazla kişiyle konuşuyordum, bu yüzden dağınık oldu’ diyorsun. Biz ise deriz ki: Ehl-i sünnet usûlü bir kişiyle konuşurken de bozulmaz, on kişiyle konuşurken de bozulmaz, kırk kişiyle konuşurken de bozulmaz. Muhatap çoğaldı diye isnad gevşemez, lafız karışmaz, ağır hüküm hafiflemez. Hele itikad, tebdi‘, tahzir ve isim vererek ümmeti uyarma iddiasında bulunan biri için bu mazeret hiç geçmez. Çünkü hüküm ağırlaştıkça söz daha tartılmış olur; daha dağınık değil.

Şimdi sana usûlün kalbinden tek bir sual soruyorum:
Ehl-i sünnet yolunda, çok kişiyle konuşuyor olmak sebebiyle itikad bahislerinde eksik nakil, yanlış nispet, bağlamsız tahzir ve ‘avamı koruma’ gerekçesiyle hükmü tahkikin önüne alma hangi kaide ile caiz olur? Eğer ‘caiz olur’ diyorsan, bizzat kendi elinle, insanlara isim vererek yaptığın bütün tahzirlerin zan, ihtimal ve acele hüküm üzerine kurulabileceğini kabul etmiş olursun; yani kendi listenin altını kendin boşaltırsın. Eğer ‘caiz olmaz’ diyorsan, o zaman ‘dağınık yazdım, çok kişi vardı’ savunman düşer ve kendi usûlünün kusurlu olduğunu ikrar etmiş olursun. Peki hangisini seçiyorsun? Usûl mü, mazeret mi?

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16.04.26, 08:40
Üye
 
Üyelik tarihi: 09.04.26
Bulunduğu yer: Kıbrıs
Mesajlar: 71
Forum Puanı: 34
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim, önce dönüp kendi yazdığın bütün cümleleri baştan sona bir daha oku; sonra benim sana yazdıklarımı yeniden oku. Ondan sonra bak bakalım ben kafamdan bir profil mi kurmuşum, yoksa senin kendi lafzın mı o profili satır satır çizmiş. Çünkü insan bazen kendini değil, cümlelerini ele verir. Sen ‘birden fazla kişiyle konuşuyordum, bu yüzden dağınık oldu’ diyorsun. Biz ise deriz ki: Ehl-i sünnet usûlü bir kişiyle konuşurken de bozulmaz, on kişiyle konuşurken de bozulmaz, kırk kişiyle konuşurken de bozulmaz. Muhatap çoğaldı diye isnad gevşemez, lafız karışmaz, ağır hüküm hafiflemez. Hele itikad, tebdi‘, tahzir ve isim vererek ümmeti uyarma iddiasında bulunan biri için bu mazeret hiç geçmez. Çünkü hüküm ağırlaştıkça söz daha tartılmış olur; daha dağınık değil.

Şimdi sana usûlün kalbinden tek bir sual soruyorum:
Ehl-i sünnet yolunda, çok kişiyle konuşuyor olmak sebebiyle itikad bahislerinde eksik nakil, yanlış nispet, bağlamsız tahzir ve ‘avamı koruma’ gerekçesiyle hükmü tahkikin önüne alma hangi kaide ile caiz olur? Eğer ‘caiz olur’ diyorsan, bizzat kendi elinle, insanlara isim vererek yaptığın bütün tahzirlerin zan, ihtimal ve acele hüküm üzerine kurulabileceğini kabul etmiş olursun; yani kendi listenin altını kendin boşaltırsın. Eğer ‘caiz olmaz’ diyorsan, o zaman ‘dağınık yazdım, çok kişi vardı’ savunman düşer ve kendi usûlünün kusurlu olduğunu ikrar etmiş olursun. Peki hangisini seçiyorsun? Usûl mü, mazeret mi?

Benim usulümun eksik veya kusurlu olması bir şey değiştirmez. Listede bulunan zatlari neden direkt isim olarak veridgimden şikayetçisin ama buraya sadece o görüşleri yazsaydım direkt şahıs ismi vermek kadar etkili olur muydu? Bu listede olan adamlar Ehli Sünnet Velcemaat itikadı dışında itikad benimseyen insanlar değil mi? İnsanlar hak görüşte olsa dahi takip ettikleri adamların her görüşünü bilmiyorsa onu hak zannederek her ne söylerse kabul ederse ne olur? Welewki ben yanlış yoldan yazdın öyle anlattım bu durum bu gerçeği değistirmez ki. Takıldığın yer neden sadece tek yön?
Eğer EHLİ SUNNET VELCEMAAT Akidesi sadece görüşlere reddiye yapıp isim vermiyorda bu listede olanları tenkid eden onca Âlim neden var? Benim usulümun kusurlu olması bu listedeki adamları doğru biri yapmıyor.

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Üslubunu düzeltmezsen, üzülürsün.
Bana yazılan yorumu okudun mu? Uslubumda ne var?

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16.04.26, 10:44
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Olmak istemediği yerde
Mesajlar: 4,690
Forum Puanı: 2038
Etiketlendiği Mesaj: 186 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bana yazılan yorumu okudun mu? Uslubumda ne var?
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ve @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 'nin eğitimini ve ilmini bilsen tek kelime etmezdin. Özellikle @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çok sabırlı davrandı.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Başınıza Gelen Olayların Sebebini Öğrenmek İster misiniz? bitter Esmaül Hüsna 30 28.10.24 07:11
Manyetizma ve hipnotizma nedir? Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 2 26.10.24 11:22
ismâil Hakkı Bursevî Kâf-u Nûn Allah Dostları & Evliyalar 5 16.03.24 21:19
Gerçek Aleviliği bilmek ister misiniz? kahvei Farklı inanış biçimleri 8 07.11.22 00:52
Başınız ve bedeninizin dik, alnınızın açık olmasını ister misiniz? Gercek Galibiyet ve Başarı Uygulamaları 3 18.11.20 16:19


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:42.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com