![]() |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Tasavvuftaki rabıtanın amacı gafleti kovup kalbin zulmetini defederek şeytanın vesveselerinden kurtulmak suretiyle ‘’Rabıta-i huzur’’ ermek; salikin daima Allah’ın huzurunda bulunduğu duygusuna ulaşmasını sağlamaktır. Her an Allah’ı karşımızda görür gibi yaşamaktır.
Her an Allah’ın huzurundaymış gibi yaşamak zor bir iştir. Çünkü Allah müşahhas bir varlık değildir. Bunu kavramak için kulun zihnen ve manen yoğunlaşmasını sağlayacak müşahhas bir objeye ihtiyaç vardır. Tasavvufta bu obje Allah’ın en mükemmel tecellilerinin mazharı olan ‘’İnsan-I kâmil’’ konumundaki şeyhtir. Salik önce İnsan-ı kamile, ardından Hz. Resul’e ve onun ardından Rabb-Müteal’e kalbini raptetmeli ve bu suretle huzur-i kalbe erip fena-fillah’a varmalıdır. Neticede Allah ile insan arasında sevgi, saygı, güven ve şükran temelinde bir sivil ilişki kurmak gerçekten istenen arzu edilen bir şeydir. Ancak İslam’ın inanç boyutuyla ilgili kelamdan, iman amel boyutuyla ilgili fıkıhtan ibadet ve ubudiyet çıkmadığı için, bu iki ilmi disiplin çerçevesinde böyle bir ilişkinin tesisi pek mümkün olmasa gerektir. Tam bu noktada Muhammed Hamidullah’ın şu itiraflarını aktarmak çok manidar olacaktır: ‘’Benim yetişme tarzım rasyonalisttir. Hukuki çalışma ve incelemeler bana inandırıcı bir şekilde tarif ve ispat edilemeyen her şeyi reddettirmiştir. Muhakkak ki ben namaz, oruç vesaire gibi İslami vazifelerimi tasavvufi sebeplerle değil, hukuki sebeplerle ifa ediyorum. Kendi kendime diyorum ki, Allah benim rabbimdir, sahibimdir. O bana bunları yapmamı emretmiştir. O halde yapmalıyım. Bundan başka hak ve vazife birbirine bağlıdır. Allah bunları ben istifade edeyim diye bana emretmiştir. Şu hâlde ben O’na şükretmekle vazifeliyim. Batı toplumunda, Paris gibi bir muhitte yaşamaya başladığım zamandan beri hayretle görmekteyim ki Hristiyanların İslamiyet’i kabulü, onları İslam’ı kabule sevk eden ne Ebu Hanife ne de İmam Maturidi’dir. Fakat Muhyiddin Arabi’dir. Bu konuda benimde şahsi müşahedem olmuştur. İslami bir konuda benden bir izah istendiği zaman benim verdiğim akli delillere dayanan cevap soranı tatmin etmiyordu: fakat Tasavvufi izah meyvesini vermekte gecikmiyordu. Bu konuda tesir gücümü gittikçe kaybettim. Şimdi inanıyorum ki Hulagu’nun yakıp yıktığı istilalardan sonra Gazan Han zamanında olduğu gibi bugün en azından Avrupa ve Afrika’da İslam’a hizmet edecek olan ne kılıç ne de akıldır, fakat kalp ve tasavvuftur.’’ (Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, İstanbul 2002 sayfa 542) Bu samimi itiraftan da anlaşılacağı gibi, tasavvuf ve irfan geleneği Tanrı-İnsan ilişkisinde sivillik bağlamında ciddi bir imkân alanı olarak gözükmektedir.
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Bu bağlamda fıkıh alimlerinin eserlerine bakmanızı ve maslahatlar meselesini incelemenizi öneririm. Tüm deliler şirk olduğu yönündedir. Rabıta bir imgeleme ve imgelenen şeyden bir nevi enerji alma ve o imgelenen canlının enerji alanına girmektir. Aynı imgeleme herhangi bir esma ile de söz konusu olabilir.
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Burda herkes değildir derken sizin şirk demenizi anlayamadım her insan rabıta yapar birinin sevdiği kızı veya eşini düşünmesi gibi neden düşünüyor sehvetinden şirk değil ama eğer yapsaydı o zaman sirkti bir mübarek Allah zatini düşünmenin ne gibi bir zararı var peki tapmiyoruuz nede olsa neden şirktir detaylı aciklarmisiniz Peki
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Doğru tektir. Yani hak tektir. Yanlışın yorumu ve yolu biçimi çoktur. Polemik yaratmanın anlamı yok. Ulema bu konuda fetva vermişken tartışmanın yada fetva uydurmanın da anlamı yoktur. Bu noktadan sonrası sizin de yukarıda buyurduğunuz gibi tercih meselesi olur o da kimseyi alakadar etmez.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Kaynaklar bellidir. Açıp okumak, anlamak için de alim ulema olmaya gerek yok. Şirk meselesi de zaten yoruma açık, fikir beyanına açık bir mesele değil ki. Kuran'da şirk bellidir. Fıkıh ta bellidir maslahatta da bellidir. Çerçevesi çizilmiş bir hüküm hakkında herkes değil dese bile bizim bildiğimiz bir doğruyu tepki görmek korkusuyla saklayacak durumumuz yok. Biraz ilmihal yada fıkıh kitabı kurcalasanız zaten siz de doğru olanın ne olduğunu anlarsınız
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Yuce rabbim Kuran'da bana şirk koşmayın eğer benim verdiklerimi beğenmiyorsanız kendinize başka tanrılar edinin buyuruyor ve ayrıca benim rizami kazanmak için vesileler arayan buyuruyor Kuran'da bir Allah dostunu düşünmek onu yanımızda hayal etmek tapmak demiyorum düşünmek peki neresi şirk
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
|||
|
|||
|
Rabitanin sirkle bir alakasi yok.Hangi uleme kainatin hakikatini kavrayamamis insanlar ulema mi oluyor .Imam Gazali El munkizu minetdelal bakiniz.Tasavvufu nasil savunmus
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Kainatın hakikatini kim bilir, kim istidraç yaşıyor doğrusunu Allah bilir. Biz Allah Azze ve Celle'nin insanlığı muhatap alıp gönderdiği kitabında ve hikmetini öğrettiği resulü Ekrem efendimizin hayatında böyle öğrettiler göremiyoruz maalesef. Bu iki mecradan da öğrenmediğimiz yada temellendirilemeyen işler tehlikelidir. Yaşanan hallerin de rahmandan mı yoksa istidrac mı olduğunun asla sağlamasını yapamayız. Ben kuranı kerimde eşyanın hakikatini öğrenin diye bir ayet de okumadım ayrıca. Eşyanın hakikatini gerçekten bilen birini de duymadım. Kuranı okuyabiliyor musunuz? Kuranı düzgün okuyup anlayıp Yaradanın sözleri bunlar evet diyebildiniz mi tam olarak? Bunlar denilebildiyse ki bu mertebeye yukarıda bahsi geçen İmam Gazzali henüz ulaşamadı ve ulaşamadığı için 10 yıl boyunca kabz haline girip çöllerde yalnızca Allah'ın varlığını sorgulayıp sonrasında da eşyanın hakikati ile değilde töbe ile meşgul olmuştur. Sonuç olarak belli bir düzeye gelmek gerekir haram, helal ve şirk konularında hüküm vermek için. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Sizin bahsettiğiniz sebepler bazen ibadet, bazen infak, bazen salihat konulardır. Kuranın müşrik yani Allah'a kendilerini yaklaştırdığını düşündüğü için - putlara ki bu putlar da zamanında yaşamış atalarını tasvir ederdi- tapınan bir topluma o günün şartlarında hitap ettiğini düşünürsek bir insanın Allah'a yakınlaştırılmak için sebep olarak anılması İslamla bağdaşmaz. Öyle olsaydı zaten direk resulü Ekrem efendimizi kendimize veli seçin derdi. O günün şartlarında en yaklaştıracak olan o idi. Fakat kuran da bunu da görmüyoruz. Keza sünnete de yok böyle bir şey.
(0 Beğeni)
|
|
#9
|
|||
|
|||
|
RABITA şirk degildir. Bakiniz Imam Gazali El minkuzu minetdelal
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
Ben şahsen acizane tasavvuf ve yine benzeri hususlarda teolojik fay kırıklıklarına yeni bir kırık daha eklemekten ömrüm boyunca imtina etmişimdir. Bu hususta Elmalı’nın Hak Dini Kuran Dili adlı tefsirine çok ehemmiyet veririm. Elmalı Hak Dini Kuran Dili tefsirinde bugün kendisini İslam’a izafe eden birçok farklı grup, fırka, cemaat, tarikat veya hareket arasında derin ihtilaf ve çatışmalara sebep teşkil eden muhtelif görüş düşünce ekol ve eğilime yer vermiş dahası tümden ret ya da tümden farklı dini düşünce ekol ve gelenekten istifade cihetine gitmiştir. Mesela, İhlas suresinin tefsirinde uzun uzadıya İbn Sina’yı konuştururken, kimi zaman Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin Vahdet_i Vücut anlayışından, kimi zaman da Gazali’nin işrak felsefesine ve bu felsefenin vahdet-i vücut fikriyle bütünleştirilmesine vesile olan Mişkatü’l- Envar adlı risalesinden alıntılar yapmıştır. Yine Elmalı, Fahreddin er- Razi’nin ansiklopedik hüviyete sahip tefsirinden alabildiğince istifade ederken, bu tefsirdeki hâkim Eş’ari bakış açısını ön plana çıkarmak yerine Ehl-i Sünnet’i şemsiye bir kavram olarak değerlendirmiş ve bunun bir yansıması olarak Selefiyye, Eş’ariye ve Maturidiyye gibi mezhepler arası iç ihtilafları dillendirmekten imtina etmiştir. Öte yandan Fil suresinin tefsirinde gelenekçi çizginin çok sıkı bir temsilcisi gibi davranarak Muhammed Abduh’un yorumunu tahrifle eşdeğer sayarken, Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelişini, monomer bir hücreden teşekkül etmiş olabileceği şeklinde açıklamak gibi oldukça modern bir yoruma imza atabilmiştir.
Elmalı’nın İslam ilim ve kültür mirasından istifade tarzı bugün çok ihtiyaç duyduğumuz geniş ufuk ve perspektif hakkında güzel bir misal teşkil etmektedir.
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
![]() |
| Etiketler |
| rabıta yapmak, rabıta yapmak şirk olur mu, rabıta şirk mi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Muska taşımak bidat veya şirk midir? | Sadi | Havas Dersleri | 16 | 10.06.24 00:59 |
| Sevgiliye zikr okumak şirk midir? | mozej34 | Sorularınız | 19 | 22.12.21 22:34 |
| Rabıta yapmak değil, yapmamak şirktir, küfürdür. | Hal | Tasavvuf Sohbetleri | 2 | 23.10.21 12:23 |
| Tevessül Şirk Midir? Ehli Sünnet'in Cevabı= | dagistani | Tecrübe Ettikleriniz | 1 | 31.12.19 22:17 |
| Tasavvuf ehlinin yaptığı rabıta caiz midir? | RvP | Tasavvuf & Tarikatler | 5 | 03.11.19 20:31 |