Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Sadece bir kişinin söylemi ile birlikte bir ilme haramdır demek ne kadar doğru?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 31.12.23, 21:20
 
Üyelik tarihi: 09.03.21
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 129
Forum Puanı: 1965
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Birgün başına bir iş gelirse kağıda işlem yapmak icap ederse anlar belki abi
merak etme ben şuan başıma iş gelince muska yazdırmıyorum, RESULULLAH'ın sünnetini takip ederek en güçlü orduların sahibi, arşın sahibi olan Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh dediğimiz yani gücün ve kuvvetin sahibi olan, bana musallat olan ifritede gücü veren, beni ve bütün insanları, bütün alemleri, bütün cinleri yaratan,bana musallat olan ifritide yaratan ve öldürecek olan alemlerin RABBİNE el açıyorum, Felak , Nas ve ayetel kürsi ile ALLAH'A sığınıyorum RABBİM olan ALLAH'ta bana yardım ediyor ELHAMDÜLİLLAH !

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31.12.23, 19:15
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

islâm hukukçuları derler ki: Neyi ifade ettiği anlaşılmayan yabancı söz ve rumuzlarla bir şeyler okuyarak yapılan afsun da aynı şekilde dinen haramdır. Çünkü buna sihir veya küfür karışabilir. Fakat afsun diye anılan okuma, anlaşılan bir dilde ise ve yüce Allah anılarak O’ndan yardım isteniyorsa, yasak ya da haram olmaktan da öte, bunu yapmak dînî yönden tavsiye bile edilmektedir. Bu durumda afsun diye anılan bu okuma, bir nevi tedâvi şekli olarak kabul edilebileceği gibi, yüce Allah’a dua niteliği de taşır. Halbuki câhiliye dönemi afsunu, daha çok sihir, şirk ve tılsım dolu anlaşılmaz ifadelerden oluşuyordu.Bir gün büyük sahâbî İbn-i Mes’ûd (r.a), hanımına bu gibi câhiliye dönemi afsunlarından uzak durmasını tavsiye ederken hanımı şu karşılığı vermişti:- Bir gün dışarıya çıktığımda falan kişi bana bakmıştı da onun tarafındaki gözüm hep sulanmaya başlamıştı. Ondan sonra gözümü her afsunladığım zaman sulanması kesilir, afsunlamadığım zaman da hep sulanırdı.- İbn-i Mes’ûd ona dedi ki: İşte o şeytandır. Ona itaat ettiğin zaman seni bırakır, ona karşı geldiğin zaman da parmağı ile gözüne vurur ve sulandırır. Halbuki Hz. Peygamber’in (s.a.s) yaptığı gibi yaparsan senin için daha hayırlı olduğu gibi daha da sağlıklı olursun. Buna göre temiz su ile gözünü yıka ve şöyle dua et: “Ey bütün insanların Rabbi olan yüce Allah’ım! Sıkıntıyı sen gider ve hastalığa sen şifa ver. Şifayı veren sensin, senin vereceğin şifadan başka hiçbir şifa yoktur.”[ Buhârî; Mardâ, 20, 38, 40. Müslim; Selâm, 46-49. İbn-i Mâce; Tıp, 19, 36, 39. Ebû Dâvûd; Tıp, 18, 19. Tirmizî; Daavât, 111. Ahmed b. Hambel; Müsned, IV/ 259. VI/44, 45, 50, 108, 109, 114, 120, 125, 126, 127, 131, 208, 261, 278, 280]Her konudaki hastalık, insanın sağlığını bozan ve onu huzursuz eden bir durumdur. İnsan bu huzursuzluğu tedavisi için elbette maddi ve mânevi bazı çarelere başvurmalıdır. Her hastalık, mutlaka maddî olmayabilir. Mânevî bazı sebeplere dayanan hastalıklar da vardır. Meselâ Hz. Peygamber (s.a.s) “Göz değmesi vardır ve gerçektir”[ Buhârî; Tıp, 36, Müslim; Selâm, 41.] buyurarak hastalığın bu yönüne de işaret etmiştir. Gerek mâddî ve gerekse mânevî hastalığa düşen kimse, hastalığını iyileştirecek türden tedavî olmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Tedâvî olunuz. Çünkü derdi yaratan Allah, ilâcını da yaratmıştır.”[ Buhârî; Tıp, 4, 12, 24. Muvatta’; Ayn, 12. Ahmed b. Hambel; Müsned, I/413, 446, III/156.]Hz. Peygamber (s.a.s) ile O’nun değerli ashâbının uygulamasına göre bazı mânevî hastalıklar için okuma ve duânın faydası olduğu görülmüştür. Ancak okunan şeyin afsun gibi anlaşılmayan şeyler değil, Kur’ân âyetleri gibi anlaşılan ve dua olarak yüce Allah’a yöneltilen şeyler olmalıdır.
Ayet ve duaların yazılarak (muska) taşınması hususunda iki görüş bulunmaktadır:
a) Hz. Aişe, Malik, eş-Şafii ve Ahmet b. Hanbel gibi hukukçuların birçoğu bunun caiz olduğu görüşündedir.
b) İbn Abbas, İbn Mesud, Hanefi Mezhebi ve bazı Şafii fakihler ayet ve dualar yazarak nazarlık vb. taşınmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemişlerdir.
c) Muskacılığın bir meslek haline gelmemesi dinin ve dini duyguların hasis menfaatlere alet edilmemesi bakımından ikinci görüş dikkat çekicidir.
Bazı Alimlere göre, okunması caiz olan âyet ya da duâları bir kâğıda yazıp usûlünce hastanın bir yerine asmak tasa yazıp suyunu içirmek mümkündür [ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır; Hak Dini Kur’ân Dili, s. 6397.] Ancak yazma ya da okuma sûretiyle tedâvînin caiz olabilmesi için;
1- Okunan veya yazılan şeyin, âyet, hadis veya mânası anlaşılan bir dua olması, yani anlamı bilinmeyen ve hatta okunamayan bir takım rumuz, şekil ve isimlerin bulunmaması,
2- Anlamı bilinmeyen birtakım isim harf ve rakamlar kullanılamaz. Nazarlık, boncuk vb. takılmasını Hz. Peygamber yasaklamış bunu yapanları şiddetle kınamıştır.
3- Tıbbi tedavide olduğu gibi okuma yazmada da şifa verenin yalnız Allah (cc) olduğuna inanılmalıdır.
4- Sevdirmek ve nefret ettirmek gibi tedaviyle alakası bulunmayan maksatlarla yapılmamalıdır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31.12.23, 19:19
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 09.11.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 356
Forum Puanı: 1016
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
islâm hukukçuları derler ki: Neyi ifade ettiği anlaşılmayan yabancı söz ve rumuzlarla bir şeyler okuyarak yapılan afsun da aynı şekilde dinen haramdır. Çünkü buna sihir veya küfür karışabilir. Fakat afsun diye anılan okuma, anlaşılan bir dilde ise ve yüce Allah anılarak O’ndan yardım isteniyorsa, yasak ya da haram olmaktan da öte, bunu yapmak dînî yönden tavsiye bile edilmektedir. Bu durumda afsun diye anılan bu okuma, bir nevi tedâvi şekli olarak kabul edilebileceği gibi, yüce Allah’a dua niteliği de taşır. Halbuki câhiliye dönemi afsunu, daha çok sihir, şirk ve tılsım dolu anlaşılmaz ifadelerden oluşuyordu.Bir gün büyük sahâbî İbn-i Mes’ûd (r.a), hanımına bu gibi câhiliye dönemi afsunlarından uzak durmasını tavsiye ederken hanımı şu karşılığı vermişti:- Bir gün dışarıya çıktığımda falan kişi bana bakmıştı da onun tarafındaki gözüm hep sulanmaya başlamıştı. Ondan sonra gözümü her afsunladığım zaman sulanması kesilir, afsunlamadığım zaman da hep sulanırdı.- İbn-i Mes’ûd ona dedi ki: İşte o şeytandır. Ona itaat ettiğin zaman seni bırakır, ona karşı geldiğin zaman da parmağı ile gözüne vurur ve sulandırır. Halbuki Hz. Peygamber’in (s.a.s) yaptığı gibi yaparsan senin için daha hayırlı olduğu gibi daha da sağlıklı olursun. Buna göre temiz su ile gözünü yıka ve şöyle dua et: “Ey bütün insanların Rabbi olan yüce Allah’ım! Sıkıntıyı sen gider ve hastalığa sen şifa ver. Şifayı veren sensin, senin vereceğin şifadan başka hiçbir şifa yoktur.”[ Buhârî; Mardâ, 20, 38, 40. Müslim; Selâm, 46-49. İbn-i Mâce; Tıp, 19, 36, 39. Ebû Dâvûd; Tıp, 18, 19. Tirmizî; Daavât, 111. Ahmed b. Hambel; Müsned, IV/ 259. VI/44, 45, 50, 108, 109, 114, 120, 125, 126, 127, 131, 208, 261, 278, 280]Her konudaki hastalık, insanın sağlığını bozan ve onu huzursuz eden bir durumdur. İnsan bu huzursuzluğu tedavisi için elbette maddi ve mânevi bazı çarelere başvurmalıdır. Her hastalık, mutlaka maddî olmayabilir. Mânevî bazı sebeplere dayanan hastalıklar da vardır. Meselâ Hz. Peygamber (s.a.s) “Göz değmesi vardır ve gerçektir”[ Buhârî; Tıp, 36, Müslim; Selâm, 41.] buyurarak hastalığın bu yönüne de işaret etmiştir. Gerek mâddî ve gerekse mânevî hastalığa düşen kimse, hastalığını iyileştirecek türden tedavî olmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Tedâvî olunuz. Çünkü derdi yaratan Allah, ilâcını da yaratmıştır.”[ Buhârî; Tıp, 4, 12, 24. Muvatta’; Ayn, 12. Ahmed b. Hambel; Müsned, I/413, 446, III/156.]Hz. Peygamber (s.a.s) ile O’nun değerli ashâbının uygulamasına göre bazı mânevî hastalıklar için okuma ve duânın faydası olduğu görülmüştür. Ancak okunan şeyin afsun gibi anlaşılmayan şeyler değil, Kur’ân âyetleri gibi anlaşılan ve dua olarak yüce Allah’a yöneltilen şeyler olmalıdır.
Ayet ve duaların yazılarak (muska) taşınması hususunda iki görüş bulunmaktadır:
a) Hz. Aişe, Malik, eş-Şafii ve Ahmet b. Hanbel gibi hukukçuların birçoğu bunun caiz olduğu görüşündedir.
b) İbn Abbas, İbn Mesud, Hanefi Mezhebi ve bazı Şafii fakihler ayet ve dualar yazarak nazarlık vb. taşınmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemişlerdir.
c) Muskacılığın bir meslek haline gelmemesi dinin ve dini duyguların hasis menfaatlere alet edilmemesi bakımından ikinci görüş dikkat çekicidir.
Bazı Alimlere göre, okunması caiz olan âyet ya da duâları bir kâğıda yazıp usûlünce hastanın bir yerine asmak tasa yazıp suyunu içirmek mümkündür [ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır; Hak Dini Kur’ân Dili, s. 6397.] Ancak yazma ya da okuma sûretiyle tedâvînin caiz olabilmesi için;
1- Okunan veya yazılan şeyin, âyet, hadis veya mânası anlaşılan bir dua olması, yani anlamı bilinmeyen ve hatta okunamayan bir takım rumuz, şekil ve isimlerin bulunmaması,
2- Anlamı bilinmeyen birtakım isim harf ve rakamlar kullanılamaz. Nazarlık, boncuk vb. takılmasını Hz. Peygamber yasaklamış bunu yapanları şiddetle kınamıştır.
3- Tıbbi tedavide olduğu gibi okuma yazmada da şifa verenin yalnız Allah (cc) olduğuna inanılmalıdır.
4- Sevdirmek ve nefret ettirmek gibi tedaviyle alakası bulunmayan maksatlarla yapılmamalıdır.
Ebu düccane hadisi sahih midir abi

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.01.24, 10:32
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ebu düccane hadisi sahih midir abi
Kardeşim hakkını hela et geç cevap veriyorum şu linke bak
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01.01.24, 10:34
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 09.11.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 356
Forum Puanı: 1016
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim hakkını hela et geç cevap veriyorum şu linke bak
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Allah razı olsun abi elinden geldigi kadar her soruma cevap veriyorsun

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim hakkını hela et geç cevap veriyorum şu linke bak
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Yazma saati var galiba cin mektubunun doğru müdür abi

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01.01.24, 10:37
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun abi elinden geldigi kadar her soruma cevap veriyorsun



Yazma saati var galiba cin mektubunun doğru müdür abi
Yazma saati olduğunu düşünmüyorum ama hayırlı işlemler hayırlı saatlere denk getirilir şeklinde Havas ilminde bir teamül var.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31.12.23, 19:31
 
Üyelik tarihi: 09.03.21
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 129
Forum Puanı: 1965
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
islâm hukukçuları derler ki: Neyi ifade ettiği anlaşılmayan yabancı söz ve rumuzlarla bir şeyler okuyarak yapılan afsun da aynı şekilde dinen haramdır. Çünkü buna sihir veya küfür karışabilir. Fakat afsun diye anılan okuma, anlaşılan bir dilde ise ve yüce Allah anılarak O’ndan yardım isteniyorsa, yasak ya da haram olmaktan da öte, bunu yapmak dînî yönden tavsiye bile edilmektedir. Bu durumda afsun diye anılan bu okuma, bir nevi tedâvi şekli olarak kabul edilebileceği gibi, yüce Allah’a dua niteliği de taşır. Halbuki câhiliye dönemi afsunu, daha çok sihir, şirk ve tılsım dolu anlaşılmaz ifadelerden oluşuyordu.Bir gün büyük sahâbî İbn-i Mes’ûd (r.a), hanımına bu gibi câhiliye dönemi afsunlarından uzak durmasını tavsiye ederken hanımı şu karşılığı vermişti:- Bir gün dışarıya çıktığımda falan kişi bana bakmıştı da onun tarafındaki gözüm hep sulanmaya başlamıştı. Ondan sonra gözümü her afsunladığım zaman sulanması kesilir, afsunlamadığım zaman da hep sulanırdı.- İbn-i Mes’ûd ona dedi ki: İşte o şeytandır. Ona itaat ettiğin zaman seni bırakır, ona karşı geldiğin zaman da parmağı ile gözüne vurur ve sulandırır. Halbuki Hz. Peygamber’in (s.a.s) yaptığı gibi yaparsan senin için daha hayırlı olduğu gibi daha da sağlıklı olursun. Buna göre temiz su ile gözünü yıka ve şöyle dua et: “Ey bütün insanların Rabbi olan yüce Allah’ım! Sıkıntıyı sen gider ve hastalığa sen şifa ver. Şifayı veren sensin, senin vereceğin şifadan başka hiçbir şifa yoktur.”[ Buhârî; Mardâ, 20, 38, 40. Müslim; Selâm, 46-49. İbn-i Mâce; Tıp, 19, 36, 39. Ebû Dâvûd; Tıp, 18, 19. Tirmizî; Daavât, 111. Ahmed b. Hambel; Müsned, IV/ 259. VI/44, 45, 50, 108, 109, 114, 120, 125, 126, 127, 131, 208, 261, 278, 280]Her konudaki hastalık, insanın sağlığını bozan ve onu huzursuz eden bir durumdur. İnsan bu huzursuzluğu tedavisi için elbette maddi ve mânevi bazı çarelere başvurmalıdır. Her hastalık, mutlaka maddî olmayabilir. Mânevî bazı sebeplere dayanan hastalıklar da vardır. Meselâ Hz. Peygamber (s.a.s) “Göz değmesi vardır ve gerçektir”[ Buhârî; Tıp, 36, Müslim; Selâm, 41.] buyurarak hastalığın bu yönüne de işaret etmiştir. Gerek mâddî ve gerekse mânevî hastalığa düşen kimse, hastalığını iyileştirecek türden tedavî olmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Tedâvî olunuz. Çünkü derdi yaratan Allah, ilâcını da yaratmıştır.”[ Buhârî; Tıp, 4, 12, 24. Muvatta’; Ayn, 12. Ahmed b. Hambel; Müsned, I/413, 446, III/156.]Hz. Peygamber (s.a.s) ile O’nun değerli ashâbının uygulamasına göre bazı mânevî hastalıklar için okuma ve duânın faydası olduğu görülmüştür. Ancak okunan şeyin afsun gibi anlaşılmayan şeyler değil, Kur’ân âyetleri gibi anlaşılan ve dua olarak yüce Allah’a yöneltilen şeyler olmalıdır.
Ayet ve duaların yazılarak (muska) taşınması hususunda iki görüş bulunmaktadır:
a) Hz. Aişe, Malik, eş-Şafii ve Ahmet b. Hanbel gibi hukukçuların birçoğu bunun caiz olduğu görüşündedir.
b) İbn Abbas, İbn Mesud, Hanefi Mezhebi ve bazı Şafii fakihler ayet ve dualar yazarak nazarlık vb. taşınmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemişlerdir.
c) Muskacılığın bir meslek haline gelmemesi dinin ve dini duyguların hasis menfaatlere alet edilmemesi bakımından ikinci görüş dikkat çekicidir.
Bazı Alimlere göre, okunması caiz olan âyet ya da duâları bir kâğıda yazıp usûlünce hastanın bir yerine asmak tasa yazıp suyunu içirmek mümkündür [ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır; Hak Dini Kur’ân Dili, s. 6397.] Ancak yazma ya da okuma sûretiyle tedâvînin caiz olabilmesi için;
1- Okunan veya yazılan şeyin, âyet, hadis veya mânası anlaşılan bir dua olması, yani anlamı bilinmeyen ve hatta okunamayan bir takım rumuz, şekil ve isimlerin bulunmaması,
2- Anlamı bilinmeyen birtakım isim harf ve rakamlar kullanılamaz. Nazarlık, boncuk vb. takılmasını Hz. Peygamber yasaklamış bunu yapanları şiddetle kınamıştır.
3- Tıbbi tedavide olduğu gibi okuma yazmada da şifa verenin yalnız Allah (cc) olduğuna inanılmalıdır.
4- Sevdirmek ve nefret ettirmek gibi tedaviyle alakası bulunmayan maksatlarla yapılmamalıdır.
ben sana Resulullah'ın ve sahabe döneminden söz naklediyorum bu sözlerden daha sahih söz var mı muska hakkında
Resulullah diyor kim nazar boncuğu veya muska takarsa ALLAH'A şirk koşmuştur.
sahabeye tabi olanlardan Alim Said b. Cubeyr şöyle demektedir: "Bir insanda takılı olan muskayı koparmak, bir köle azadına denktir." (İbn Ebi Şeybe (23463))
İbrahim en-Nehai şöyle diyor: "Seleften kavuştuklarımız, Kur'an'dan olan yada olmayan tüm muskaları kerih görürlerdi." (ibn Ebi Şeybe (23457))
düzelteyim İbrahim en-Nehai'nin abdullah ibni mesudun değil ibrahim en nehai'nin yetiştikleri Abdullah b. Mes'ud (ra)ın öğrencileridir.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 31.12.23, 19:34
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 09.11.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 356
Forum Puanı: 1016
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
paradise Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ben sana Resulullah'ın ve sahabe döneminden söz naklediyorum bu sözlerden daha sahih söz var mı muska hakkında
Resulullah diyor kim nazar boncuğu veya muska takarsa ALLAH'A şirk koşmuştur.
sahabeye tabi olanlardan Alim Said b. Cubeyr şöyle demektedir: "Bir insanda takılı olan muskayı koparmak, bir köle azadına denktir." (İbn Ebi Şeybe (23463))
İbrahim en-Nehai şöyle diyor: "Seleften kavuştuklarımız, Kur'an'dan olan yada olmayan tüm muskaları kerih görürlerdi." (ibn Ebi Şeybe (23457))
düzelteyim İbrahim en-Nehai'nin abdullah ibni mesudun değil ibrahim en nehai'nin yetiştikleri Abdullah b. Mes'ud (ra)ın öğrencileridir.
Ahmet bin hanbel de caiz olduğunu söylüyormuş selefiler genelde Hanbeli olur bu konuda ne düşünüyorsunuz

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 31.12.23, 19:37
 
Üyelik tarihi: 09.03.21
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 129
Forum Puanı: 1965
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ahmet bin hanbel de caiz olduğunu söylüyormuş selefiler genelde Hanbeli olur bu konuda ne düşünüyorsunuz
Ahmed bin hanbelde caiz olduğunu söylüyormuş demekle olmuyor. delil atacaksın delil bak ben sana o konudada delil atayım ahmed bin hanbel'in kitabından.
Ahmed bin hanbel'in kitabında ne yazıyor iyi oku.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e on kişilik bir heyet/topluluk geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de dokuzu ile beyatleşti (yani tokalaşrak İslam’a girmelerini kabul etti) ve birinden el çekti! Dediler ki:

Ya Rasulallah! Dokuzu ile beyatleştin bunu neden terk ettin!? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, onun üzerinde temime (yani muska/cevşen) var!”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o muskayı/cevşeni eliyle kopardı, onun da beyatını kabul etti ve şöyle buyurdu:

مَنْ عَلَّقَ تَمِيمَةً، فَقَدْ أَشْرَكَ

“Kim, temime (yani muska/cevşen) takarsa, muhakkak ki, Allah’a şirk koşmuştur!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 13/19609, Heysemi 5/103, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 1/492

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 31.12.23, 19:44
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 09.11.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 356
Forum Puanı: 1016
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
paradise Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ahmed bin hanbelde caiz olduğunu söylüyormuş demekle olmuyor. delil atacaksın delil bak ben sana o konudada delil atayım ahmed bin hanbel'in kitabından.
Ahmed bin hanbel'in kitabında ne yazıyor iyi oku.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e on kişilik bir heyet/topluluk geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de dokuzu ile beyatleşti (yani tokalaşrak İslam’a girmelerini kabul etti) ve birinden el çekti! Dediler ki:

Ya Rasulallah! Dokuzu ile beyatleştin bunu neden terk ettin!? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, onun üzerinde temime (yani muska/cevşen) var!”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o muskayı/cevşeni eliyle kopardı, onun da beyatını kabul etti ve şöyle buyurdu:

مَنْ عَلَّقَ تَمِيمَةً، فَقَدْ أَشْرَكَ

“Kim, temime (yani muska/cevşen) takarsa, muhakkak ki, Allah’a şirk koşmuştur!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 13/19609, Heysemi 5/103, Albânî Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha 1/492
Peki şuan bir havas forumundasin uzerinde tasimadigin evde duran işlemler için ne diyeceksin

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Allah Razı Olsun inşAllah demek doğru bir temenni midir? Havasokulu ALLAH (c.c) 4 26.10.24 12:41
Senden iyi olmasın demek ne kadar doğru? Lady Hayat Dersleri & Hikayeler 2 26.04.22 10:24
iki kişinin yıldızlarının uyumu Sadece resimlere bakılarak bulunabilir mi Hafzanur Sorularınız 9 20.03.22 16:35
ALLAH c.c seni bildiği yapsın demek ne kadar doğru !!! Ademm Dualar & Dua Kardeşliği 0 29.05.21 11:42
Doğru Seçilmiş Ayakkabılar Kişinin Çakralarını Açar Och Evrensel Enerji Sistemleri 1 14.11.20 22:22


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:58.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com