| Yusufiyeli |
31.01.25 13:59 |
Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 658458)
Şimdi sizin getirdiğiniz kanıtlar etkili kaynaklar fakat ibn hacerin kendi görüşü yazıyor gördüğüm kadarıyla sonuçta İslam tarihinde alimlerin farklı farklı görüşleri olabilir.ama cin suresi 12.ayette de bu şekilde diyor.Bunlar Müslüman olan cinlerin söylemimiymiş. O yuzden ayetle cakısiyormus gibi geldi bana. siz bu ayet hakkında ne dersiniz?
|
Müslüman cinler meselesi değil Her şey Allah'ın ilmi, iradesi, kudreti ve yaratması ile olur. Allah Teala madde aleminde yapacağı yaratacağı bazı şeyleri meleklere bildirir, onlara vazifeler verir. Meleklerin bulunduğu ve bilgilerin alıp verildiği sema, melekler alemi, yıldızlar gibi maddi varlıkların bulunduğu sema (maddi evren) değildir. Maddenin bitişi arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizik ötesi) semadır. Cin şeytanlar bu ruhani gayr-i maddi semaya sokulmazlar.
Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Bilgi kırıntılarını, kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az, eksik ve Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi yetersizdir; bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı, hurafeyi, batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına (falcılar, kahinler, cinciler... bunlara dahildir) bildirirler. İşte insan şeytanlarının söylediklerinden bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur; yani doğru kısım, meleklerden çaldıkları kısımdır, yalan ve yanlış kısım ise kendilerinin uydurup adamlarına bildirdikleridir. “Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk" şeklindeki çeviri isabetli değildir. Zamiri semaya ait kılarak “Onu..... koruduk” şeklinde çevrilmesi gerekir. Korunan maddi yıldızlar değil semadır; yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi alemdir. Yıldız kayması, göktaşları, gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar...... ile "cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silah"ı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v.) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah"tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Ayetlerde ‘’şeytanlara karşı kullanılan silah’’ın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya imalar var; ancak mütevatir olmayan haberler (hadisler) itikad veya kesin bilgi için yeterli değildir; yani bilgi kaynağı olmaz. Müslümanların ayet ve hadislerin lafzı yanında amacını da göz önüne almaları inanç ve anlayışlarını buna göre ayarlamaları gerekir. Hadislerin asıl amacı olan "Cahiliye inanç ve anlayışlarının reddini asılsız olduğunu ‘’ öğrenecek ve hala devam bazı saçmalıklardan kurtulacak yerde din ve dünya hayatlarıyla bir ilgisi bulunmayan "ateş topu" silahının ne olduğunu merak etmeleri yıldız kayması ile bunlar arasında aynılık ilişkisi kurmaları da düşündürücüdür.
Gayb bilgisi, gözle görülemeyen, daha herkeste bulunan tabii bilgi araçlar ile elde edilemeyen bilgidir. ikiye ayrılır: Mutlak ve nisbi (göreceli). Kıyametin ne zaman kopacağı mutlak gayba örnektir, bunu Allah'tan başkası; tabii olsun, icat edilmiş bulunsun hiçbir araç ile bilemez. Yağmurun ne zaman yağacağı, rahimde çocuğun varlığı ve Cinsiyeti ise göreceli gayba örnektir; bu bilgiler tabii araçlara göre gayb bilgisidir, meteorolojik ve tıbbi araçlara göre insanların elde edebileceği bilgilerdir. Bu çeşit gaybı (göreceli gaybı), araçlar vastasıyla bilmek mümkündür; ancak bunu bilmekle insanlar gaybı bilmiş olmazlar; çünkü araç icat edilince onunla ilgili bilgi "gayb bilgisi" olmaktan çıkmıştır.
|