Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Evrensel Enerjiler & Parapsikoloji > Parapsikoloji & Spiritüalizm > Gizemli Olaylar ve Mekanlar


Obsesyon Vakaları


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 26.03.17, 23:46
DiLara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 28.11.15
Bulunduğu yer: Yesil Gunes
Mesajlar: 628
Forum Puanı: 4481
Etiketlendiği Mesaj: 29 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Obsesyon Vakaları

Bayan Claireon'un Hortlağı

Bir ara bu öykü hem kahramanın durumu ve hemde olaya tanık olan kimselerin çokluğu ile büyük yankılar uyandırmıştır. Eğer bayan Clarion aşağıda bir bölümünü anlatayacağımız '' anılar'' ında zikretmeseydi bu öykü belkide zaman içinde yok olup gidecekti.Günümüzde cereyan eden olaylaırn bazılarına benzeyişi ona bu derlemede doğal bir yer ayrıtmıştır.

Bilindiği gibi bayan Claireon şarkıcılıktaki ve trajedi oyunculuğundaki yeteneği ile olduğu kadar güzelliği ilede dikkati çeken bir insandı. Hani üzerinde egemenlik kurabilmek için yeterli karakter gücüne sahip olunmadığı zaman insan hayatına mal olan ihtiraslar vardır ya, bu güzel hanımda M. de adlı genç bir Breton'nun gönlünde işte buna benzer bir tutkunun doğmasına neden olmuştur. Bayan Clarion gençin bu tutkusuna sadece dostça kardeşce cevap vermiştir; buna rağmen gençin takıldığı ısrarlı durum genç kadın için çekilmez boyutlara uğramış ve sonunda kadın aralarındaki tüm ilişkileri koparıp atmıştır. Olayın neden olduğu üzüntü sonucunda genç, uzun süre hasta yatmış vede ölmüştür. Olay tarihi 1743'dür. Şimdi sözü Bayan Clariona bırakalım.

( Bayan Clarion 1923 de doğmuş ve 1803'de ölmüştür. İlk kez 13 yaşında iken İtalyan Grubunda ve 1743'de Comedie Francaisde oynamıştır. Tiyatroyu 1765 yılında 42 yaşında iken farketmiştir. )

'' Tanıştığımız günden ölüm gününe kadar 2,5 yıl geçmişti. Son günlerinde benden kendisini görme nezaketini göstermemi dilemişti; fakat yakınlarım bunu uygun görmemişler ve onu ziyaret etmeme engel olmuşlardı. Uzun süre çevresinde dönüp ona yardım etmiş olan hizmetkarları ile ihtiyar bir kadının ellerinde son nefesini vermişti. O sıralarda Chaussee d'Antin yakınlarında, inşasına daha yeni yeni başlamış olan Rempart;'da oturmaktaydı. Ben ise Seine sokağı ile Abbeye Saint Germain arasındaki Bussy sokağında oturmaktaydım. Annemle birlikte yaşamaktaydım ve bir çok dsotum akşam yemeğine bize gelirlerdi... Bir akşam hayranlık içinde beni dineyen dostlarımın huzurunda okuduğum çok sevilen şarkılardan oluşan programımı saat 11 i vuruken henüz bitirmiştim ki çok acı bir çığlık kaplayı verdi tüm evi. Yürek paralayıcı perdesi ve uzunluğu yüzünden tüm hazır bulunanlar şaşkınlık içinde dona kaldılar; birden elim ayağım çözülü verdi ve bu durumda on beş dakika süreyle baygın kalmışım...

Tüm yardımcılarım, dostlarım, komşulaırm ve hatta polisler dima aynı saatte ve pencerelerimin altında bir yerden gelen; fakat çıkış noktası kestirelemeyen bu çığlığı işitmişlerdir. Akşam yemeğini ender olarak şehirde yiyordum ama o günlerde hiç bir ses işitilmiyordu ve çoğunlukla anneme ve yardımcılarıma hal hatır sorupta tam odama çekilirken aramızda bir yerde patlayı veriyordu çığlık. Bir keresinde akşam yemeğini evinde birlikte yediğimiz B... nın başkasını her ihtimale karşı bana evime kadar eşlik etmek istedi. Tam evimin önünde birbirimize iyi geceler dilerken çığlık yeniden yükseldi, hemde ikimizin ortasında bir yerde. Tüm Parisliler gibi durumu oda biliyordu... Ama buna rağmen korkunun etkisi ile ölüden farksız bir halde kendisini arabasına atabilmişti.

Başka bir günde arkadaşım Roseley'den bir kumaş aramak üzere Sait Honore'ye giderken bana eşlik etmesini rica etmiştim. Yolda konuştuğumuz tek konu Hortlağın ( o zaman öyle adlandırılıyordu ) olmuştu. Akıllı ve hiç bir şeye inanmaz yapıdaki genç adam maceramı ilginç bulmuş ve bunun içinde Fantomu çağırmamı ,ancan çağrıma cevap verdiği takdirde ona inanacağını vaadetmişti. Hem bitkinlikten hemde cüretten ileri gelen bir kararlılıkla isteğini yerine getirdim. Çığlık üç kez ve feci bir patlamayı andırır şekilde duyuldu. Eve dönüşte arabadan çıkabilmemiz için tüm ev halkı seferber olup yardımlarımıza koşmuştui zira oda bende kendimizde değildik. Bu olaydan sonra bir kaç ay boyunca hiç çığlık duymadım, her halde artık borcumu ödedim sanıyordum, meğer yanılmışım.

Dauphin'in nikahı nedeni ile Versailles'da sunulacak temsilcilerin ilanları dağıtılmış ve banada Saint- Cloud caddesinde bayan Granval ile birlte paylaştığım bir oda verilmişti.Sabahın üçünde çok uzaklarda bulunduğumuzu ve çığlığın gelip bizi buralarda arama zahmetine katlanmayacağını söylüyordum ki çığlık gene birden patlayıverdi'! Bayan Granval odanın cehenneme döndüğünü sandı, evin içinde yatak kıyafeti ile yukarı aşağı koşup durdu, gece boyunca kimse gözünü kırpmadı ama hiç olmazsa çığlığı son defa işitmiş olduk.

7,8 günlük bir aradan sonra her zaman ki çevremle sohbet ederken saat 11'i vurdu, aynı andada pencerelerimden birine bir el ateş edildi. Silah sesini hepimiz duyduk, çıkardığı ateşide hepimiz gördük; pencere darbeden hiç bir zarar görmemişti.Birisinin hayatıma kast ettiği, fakat isabet ettiremediği, bunun içinde tedbir almak gerektiği görüşünde birleştik. O günlerde Polis müdürü olan M. de Marvelle karşı sıradaki evleri bir bir arattı; aralıkta bir sürü gizli Polis görevlendirildi ama tüm önlemlere rağmen silah atışı üç ay boyunca ve hep aynı saatte duyuldu, görüldüğü vede hep aynı pencerenin aynı camını hedef aldı ama nereden ateş edildiği bir türlü saptanamadı. Bu olay polis kayıtlarında da yer aldı.

Hortalığma alıştığım için - el çabukluğu numaraları ile yetindiğine göre oldukça iyi bir insan sayılırdı - Havanın sıcak olması nedeni ile saatin kaç olduğna dikkat etmeden söz konusu pencereyi açıp kahyamla birlikte birşeyler atıştırdık. Saat tam 11'i vuruyorduki yine patlama oldu ve ikimizi birden odanın ortasına yuvarladı. Bir yerimize bir şey olmamıştı, birbirimize bakıp duruyorduk. Kahyanı sol yanağına benim ise sağ ayağıma müthiş birer tokat inmişti, şaşkınlıktan deliler gibi gülmeye başladık.

İki gün sonra bayan Dumesnil tarafından Biyanche duvarı civarındaki evinde verilecek gece eylencisine katılmak üzere oda hizmetçim ile birlikte saat 11 de faytona bindik. Şahane mehtaplı bir geceydi. Her iki yanı evlerle süslü bulvarlardan geçtik. Oda hizmetçimin M.de S... buralarda bir yerde öldü değil mi? şeklindeki sorusunu karşımızdaki iki evden birini parmağımla göstererek '' edindiğim bilgilere bakılırsa şurası galiba '' diye cevapladım. Tam o sırada da iki evin birinden üzerime ateş edildi. Arabayı deldi geçti...Soyguncuların bir bakıma uğradığını sanan arabacıda atları dört nala sürmeye başladı. Sonunda randevu yerine ulaştık, ama kendime zor gelebildim ve bu dehşetin etkisinden uzun süre kurtulamadım. Böylece ateşli silah faslıda sona erdi.

Patlamalardan sonra, belli bir temposu olan ve şiddeti git gide artan el şaklamaları faslı başladı. Sahne hayatım nedeni ile alışık olduğum alkışları uzun zaman önemsemedim; benim yerime durumu dostlarım incelemiş. Belirttiklerine göre gözetlemişler, el şakırtıları saat 11'de kapımın altında duyuluyormuş...Sesi işitiyorlarmış.Ama kimseyi göremiyorlarmış.Daha sonra başıma gelenlerden farklı birşey değilmiş. Korkunç bir yanı olmadığı için sesini ne kadar zamandan beri duyulmakta olduğuna dikkat etmedim. Daha sonraki kulak okşayıcı seslerde dikkatimi çekmedi...Söylemeye başlayacağı soylu ve duygulandırıcı bir şarkının peşrevini yapıyormuş izlenimi uyandıran göksel bir sesti sanki bu; Bussy kavşağında başlıyor yol boyunca devam ediyor ve evimin kapısında susuyordu. Önceki diğer olaylarda olduğu gibi sadece ses duyuluyordu. Ama sesin sahibi görünmüyordu. Ve nihayet 2,5 yıldan fazla bir zaman sonra herşey sona erdi.

Bir süre sonra baya Clarion, M. de S... nin dostu olan ihtiyar kadından ölüm anı ile ilgili şu bilgiyi edindi.

Uşağı saat 10.30 da gelipte sizin kesinlikle ziyarete gelmeyeceğinizi bildirdiği ana kadar dakikaları bir bir saydı. Bir kça saniye suskunluk içinde bekledikten sonra içime korku salan bir umutsuzlukla elimi yakaladı ve şöyle söylendi... '' Barbar! ... Görür gününü; onu hayatta iken nasıl izlemişsem ölümünden sonrada öyle izleyeceğim!... Öfkesini yatıştırmaya çalıştım ama ölmüştü bile.''

Bu öyküyü içeren belgenin altında aşağıdaki imzasız not yer almaktadır.

'' Çok çeşitli görüşlere yol açmış ve belkide daha da açacak olan bir öykü. Olağan üstü şeylere bayılınmaktadır, hemde inanılmasa bile; bayan Clarion anlattığı olaylardan emin görünmektedir. Biz sadece hortladığı tarafından işkenceye tabi tutulduğu ve tutulduğunu sandığı günlerde bayan Clarion'un 22,5 ila 25 yaşları arasında bulunduğunu; bu yaşların kuruntu çağı olduğunu ve bu yeteneğin onda, tiyatroda ve tiyatro dışında sürdüğünü yaşam türünün etkisi ile gelişip coçtuğunu belirtmek ile yetineceğiz. Anılarının başlangıcındada belirttiği gibi çocukluğu sırasında kafasının hortlak ve büyücü masalları ile doldurulduğunu ve kendisine bunların gerçek olduğunun söylendiğini unutmamak gerekir.'' Olayı bayan Clarion'nun anlatışından öğrendiğimiz için öykü hakkında ancak tümevarım yöntemi ile sonuca varabilmekteyiz. Bizim gördüğümüz şöyledir;

'' Bayan Clarion tarafından en ince ayrıntıları ile ortaya konmuş olan bu olay üçüncü bir kişi tarafından anlatılmış gibidir. Zira unutmayalım ki öyküyü içeren mektubu yazdığında altmış yaşlarındaydı, yani notun yazarı tarafından ileri sürülmüş olan çabuk kanıcılık çağını çoktan gerilerde bırakmıştı. Yazar, bayan Clarion'nun kendi macerasın ilişkin iyi niyetin şüphe etmemektedir, fakat bir kuruntunun oyuncağı olduğuna inanmaktadır. Olayı bir kez cereyan etmiş olsaydı hiçde şaşılacak nitelikte görünmeyecekti, ama iki buçuk yıl sürmüş olması işin görünümünü değiştirmektedir; hele görgü tanıklarının ve özellikle polisin olayın içinde bulunuşları kuruntu olasılığını iyice ortadan kaldırmaktadır. Spirit olayların tezahürlerinde nelerin olup bittiğini bilen bizlere göre ise öyküsünün hayret uyandıracak bir yanı yoktur ve macerayı olası görmekteyiz. Bu varsayıma görede tüm bu sevimsiz numaraları M.de S... nin bedensiz varlığına mal etmekte hiç tereddüt etmemekteyiz, bize böyle düşündürende delikalının ölüm anında söyledikleriyle sonra cereyan etmiş olan olayların birbirleri ile tam tamına çakışmalarıdır.

Delikanlı şöyle demişti; hayattayken onu nasıl izledimse ölümünden sonrada öyle izleyeceğim. Nitekim hayatta iken bayan Clarion ile ilişkileri 2,5 yıl sürmüştü ve ölümünden sonraki tezahürlerde 2,5 yıl sürmüştür. Bu bedensiz varlığın nitelikleri hakkında bir iki söz daha söylemek gerekirse kötü bir varlık olmadığını ve bayan Clarion'nun onu haklı olarak iyi adam diye nitelendirdiğini belirtmemiz gerekecektir. Ama zarif bir kimse olduğuda söylenemez doğrusu. Erkek olarak aşırı ihtirasa kendini kaptırışı ondan, yeryüzüne ait düşünme biçiminin başat olduğunu ispatlamaktadır. Bedenin dağılmasından sonrada devam eden bu ihtirasın derin izleri onun bedensiz varlık olarak haladaha maddenin etkisi altında bulunduğunu göstermektedir. Zarara yönelik olmayan intikamı, düzeyi pek yüksek olamayan duyguların ürünüdür. Bedensiz varlıklara ilişkin sınıflandırma tablomuza başvurulacak olursa delikanlının bu skaladaki yerini kestirmek zor olmayacaktır. Gerçek anlamda kötü olmayışı sayesinde son sıralardan yani erdemsiz varlıklar safından kurtulmaktadır. Ama muhakkak ki o safın biraz üst derecelerine mensuptur. Üstün varlıklar safına ait olduğuna dair hiç bir özellik taşımamaktadır.

Vurgulanacak bir hususta onun varlığını belli etmede kullandığı çeşitli yöntemler dizisidir. Varlığını ilk kez öldüğü gün ve öldüğü saatte vede neşe içinde sürdürülen bir akşam yemeği sırasında belli etmiştir. Bedenli hayatı sırasında bayan Clarion'nu zihin yoluyla görmekte ve onu başının çevresinde çok azis varlıklara yakıştırılan hale ile hayal etmekteydi; ama ruh, fizik bedeninden kurtulur kurtulmaz, kuruntular yerlerini birden gerçeğe terk etmektedirler. İşte bunun için ölür ölmez kendini sevgilisinin yanında buluvermiştir, fakat o dostlarının ortasındadır ve buda kıskançlığını tahrik edecek bir nedendir; Şen şakrak haliyle ve şarkıları ile sanki onun umutsuzluğunu hiçe sayıyor gibidir ve oda umutsuzluğunu son dakikalarında başucunda bulunup kendisini teselli etmeyi reddedişini yüzüne vurmak istermişcesine her gün aynı saatte tekrarladığı bir öfke çığlığı ile dile getirmektedir. Çığlıkları, zarar amacı gütmeyen silah patlamaları izlemiştir; Evet bu doğrudur, ama bütün bunlar pekala etkisiz kalmış bir öfkenin ve rahat kaçırma arzusunun belirtileridir. Daha sonraları umutsuzluğu daha sakin bir karaktere bürünmüş ve daha sağlıklı düşünmeye başlamıştır. Demek ki artık kesin karara varmıştır. Sevgilisine sürekli yöneltilen alkışların anısı kalmıştır geriye ve oda bunu tekrarlayıp durmuştur ve sonunda da, bedenli hayatı sırasında kendisini hayranlıktan hayranlığa sürüklemiş olan o kulak okşayıcı namenin yankısını andırır sesleri çıkartarak sevgilisine veda etmiştir.

Allan Kardec


------------------------------


Bergzaben'li Darbeci Varlık

__________________
“Utanmadıktan sonra dilediğini yap.”

(Peygamberimiz Hz.Muhammed s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
 

Etiketler
obsesyon, vakalari


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Obsesyon Safhaları madlen Gizemli Olaylar ve Mekanlar 6 09.02.23 22:03
Musallat ve Büyü Vakaları CahCahi Sorularınız 14 16.11.20 05:38
Cilt KANSER VAKALARI SiLence Sağlık 1 18.04.17 13:13
Obsesyon, Obsedörler ve Egzorsizm SiLence Parapsikoloji & Spiritüalizm 0 01.02.17 14:39


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:24.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com