Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Evrensel Enerjiler & Parapsikoloji > Evrensel Enerji Sistemleri > Meditasyon ve Yoga


Meditasyonun zararları


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 10.08.26, 17:43
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.03.18
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 41
Forum Puanı: 45
Etiketlendiği Mesaj: 7 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Ben bilinçli yapılan uygulamaların zararlı olacağını düşünmüyorum.

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 10.08.26, 20:19
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 159
Forum Puanı: 189
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yet80 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ancak rahatlama ve hatta kimi kaynaklara göre pek çok hastalığın tedavisinde destekleyici olarak görülen meditasyonun, ABD ve İngiltere'de yapılan klinik araştırmalarda mani, depresyon, halüsinasyon ve psikoza yol açtığı ortaya çıktı.

ABD'de yaplan araştırma sonucu meditasyon tedavisine yönelen kişilerin yüzde 60'ında en az bir yan etki görüldüğü saptandı. Bu yan etkilerin başında panik, depresyon, zihinsel bulanıklık geliyor.


Coventry Üniversitesi davranış bilimlerinden Miguel Farias ve Surrey Üniversitesi klinik psikoloji bölümünden araştırmacı Catherine Wikholm'ün basına yaptığı açıklamada, söz konusu araştırma kapsamında incelenen her 14 kişiden birinde bu yan etkilerin ciddi anlamda yaşandığını belirtiyor. Dr. Farias The Times'a verdiği röportajda meditasyonun bu negatif etkilerinin yaşanma sıklığını 'skandal' olarak tanımlıyor.
Bu tür konularda zihin ve kalp disiplininin nasıl ele alındığı sıkça karıştırılabiliyor; meseleye biraz daha yakından ve İslam'ın ölçüleriyle baktığımızda tablo kendiliğinden netleşiyor:
İslâm akaidinde ve tasavvufta modern anlamdaki "zihni tamamen boşaltayım, hiçbir şey düşünmeyeyim, transa geçeyim" diye bir şey kesinlikle yoktur. İslami ölçülerde zihin hiçbir zaman başıboş bırakılmaz. Uzak Doğu kökenli meditasyonlarda amaç zihni susturmak, düşünce akışını kesmek ve zihinsel bir boşluğa (hiçliğe) ulaşmakken; tasavvuf yolunda zihin ve kalp asla boşluğa terk edilmez. Aksine orası Kelime-i Tevhit, Esma-i Hüsna veya zikir ile sürekli, uyanık ve bilinçli bir meşguliyet halinde tutulur.
İşte aradaki en hayati ve ince çizgi şuradadır: Meditasyonda zihin "susturulup" devre dışı bırakılmaya çalışıldığında, bilinç altındaki kontrol mekanizması zayıflar ve o boşluk alanı dışarıdan gelen her türlü sübtil etkiye, vesveseye ve kontrolsüz manevi dalgalanmalara açık hale gelir. Tasavvufi çalışmalarda ise zihin boşaltılmaz, tam tersine ilahi bir frekansla doldurularak kontrol altında tutulur. Murakabe dediğimiz hal bile kulun kendini yok etmesi değil, Yaratıcı'nın huzurunda olduğunu en keskin şuurla idrak etmesidir.
Zaten bugün psikologlar da açıkça uyarıyor; kişi altyapısı ve ruhsal dayanıklılığı olmadan tek başına zihnini bu şekilde boşaltmaya kalktığında, içeride ne kadar bastırılmış korku, travma ya da sıkıntı varsa aniden patlak verebiliyor. İşin ehli bir rehberin elinden tutmadan, internetten iki satır okuyarak "hadi ben de zihnimi susturayım" demek insanı darmadağın eder. Usulünü ve sınırlarını bilmediğin bir alanda körlemesine yürümek, adamı inceden inceden bunalıma da sokar, ruh dengesini de altüst eder; o yüzden bu işler şakaya gelmez.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 11.08.26, 10:48
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.03.18
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 41
Forum Puanı: 45
Etiketlendiği Mesaj: 7 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu tür konularda zihin ve kalp disiplininin nasıl ele alındığı sıkça karıştırılabiliyor; meseleye biraz daha yakından ve İslam'ın ölçüleriyle baktığımızda tablo kendiliğinden netleşiyor:
İslâm akaidinde ve tasavvufta modern anlamdaki "zihni tamamen boşaltayım, hiçbir şey düşünmeyeyim, transa geçeyim" diye bir şey kesinlikle yoktur. İslami ölçülerde zihin hiçbir zaman başıboş bırakılmaz. Uzak Doğu kökenli meditasyonlarda amaç zihni susturmak, düşünce akışını kesmek ve zihinsel bir boşluğa (hiçliğe) ulaşmakken; tasavvuf yolunda zihin ve kalp asla boşluğa terk edilmez. Aksine orası Kelime-i Tevhit, Esma-i Hüsna veya zikir ile sürekli, uyanık ve bilinçli bir meşguliyet halinde tutulur.
İşte aradaki en hayati ve ince çizgi şuradadır: Meditasyonda zihin "susturulup" devre dışı bırakılmaya çalışıldığında, bilinç altındaki kontrol mekanizması zayıflar ve o boşluk alanı dışarıdan gelen her türlü sübtil etkiye, vesveseye ve kontrolsüz manevi dalgalanmalara açık hale gelir. Tasavvufi çalışmalarda ise zihin boşaltılmaz, tam tersine ilahi bir frekansla doldurularak kontrol altında tutulur. Murakabe dediğimiz hal bile kulun kendini yok etmesi değil, Yaratıcı'nın huzurunda olduğunu en keskin şuurla idrak etmesidir.
Zaten bugün psikologlar da açıkça uyarıyor; kişi altyapısı ve ruhsal dayanıklılığı olmadan tek başına zihnini bu şekilde boşaltmaya kalktığında, içeride ne kadar bastırılmış korku, travma ya da sıkıntı varsa aniden patlak verebiliyor. İşin ehli bir rehberin elinden tutmadan, internetten iki satır okuyarak "hadi ben de zihnimi susturayım" demek insanı darmadağın eder. Usulünü ve sınırlarını bilmediğin bir alanda körlemesine yürümek, adamı inceden inceden bunalıma da sokar, ruh dengesini de altüst eder; o yüzden bu işler şakaya gelmez.
Meditasyonun bazı biçimlerinde de aslında mesele “hiçbir şey düşünmemek” değildir. Düşünce geldiğinde onunla özdeşleşmemek, peşinden sürüklenmemek, dikkati tekrar bulunduğun ana getirmek ve zihnin üzerindeki otomatik hâkimiyetini azaltmak amaçlanır. Yani ortada mutlaka bir “zihinsel boşluk” arayışı yoktur.

Bu açıdan bakınca iki yaklaşımın elbette inanç temelleri ve kullandığı yöntemler aynı değildir. Tasavvuf bunu Allah'ı zikretme, tefekkür, murakabe ve nefsi terbiye etme çerçevesinde ele alır. Meditasyon ise uygulamanın türüne göre farkındalık, dikkat ve zihinsel gözlem üzerinden ilerleyebilir. Fakat insanın zihinsel dağınıklıktan çıkması, düşüncelerinin esiri olmaması ve daha derin bir şuur hâline ulaşması noktasında bir kesişimden söz edilebilir.

Dolayısıyla “tasavvuf zihni doldurur, meditasyon zihni boşaltır” demek bazı meditasyon biçimleri için anlaşılabilir bir ayrım olsa da, meditasyonun tamamını tarif etmez. Asıl ayrım belki de zihnin boş veya dolu olmasından çok, zihnin neye yöneldiği ve insanın o zihinsel akış karşısında nasıl bir şuur hâlinde bulunduğudur.Tasavvuf ve meditasyonun kesiştiği noktalardan biri, zihnin akışına kapılmak yerine daha uyanık ve bilinçli bir şuur hâline ulaşmaktır.

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 11.08.26, 12:34
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 159
Forum Puanı: 189
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Biriki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Meditasyonun bazı biçimlerinde de aslında mesele “hiçbir şey düşünmemek” değildir. Düşünce geldiğinde onunla özdeşleşmemek, peşinden sürüklenmemek, dikkati tekrar bulunduğun ana getirmek ve zihnin üzerindeki otomatik hâkimiyetini azaltmak amaçlanır. Yani ortada mutlaka bir “zihinsel boşluk” arayışı yoktur.

Bu açıdan bakınca iki yaklaşımın elbette inanç temelleri ve kullandığı yöntemler aynı değildir. Tasavvuf bunu Allah'ı zikretme, tefekkür, murakabe ve nefsi terbiye etme çerçevesinde ele alır. Meditasyon ise uygulamanın türüne göre farkındalık, dikkat ve zihinsel gözlem üzerinden ilerleyebilir. Fakat insanın zihinsel dağınıklıktan çıkması, düşüncelerinin esiri olmaması ve daha derin bir şuur hâline ulaşması noktasında bir kesişimden söz edilebilir.

Dolayısıyla “tasavvuf zihni doldurur, meditasyon zihni boşaltır” demek bazı meditasyon biçimleri için anlaşılabilir bir ayrım olsa da, meditasyonun tamamını tarif etmez. Asıl ayrım belki de zihnin boş veya dolu olmasından çok, zihnin neye yöneldiği ve insanın o zihinsel akış karşısında nasıl bir şuur hâlinde bulunduğudur.Tasavvuf ve meditasyonun kesiştiği noktalardan biri, zihnin akışına kapılmak yerine daha uyanık ve bilinçli bir şuur hâline ulaşmaktır.
Katkın ve konuyu detaylandırdığın için çok teşekkür ederim. Meditasyonun bazı biçimlerindeki farkındalık ve gözlem odaklı yaklaşımın, zihinsel akışa kapılmamak adına getirdiği bakış açısını çok net anlıyorum.
Tabii ki her iki yöntemin de zihnin dağınıklığını önleme noktasında bazı ortak noktalara temas ettiği söylenebilir; ancak aralarındaki en temel ayrım gayede ve beslendiği manevi kaynakta yatmaktadır. Tasavvuf yolundaki zikir, tefekkür ve murakabe; kulun zihnini boşluğa terk etmeyip onu Kelime-i Tevhid, Esma-i Hüsna ve ilahi bir disiplinle, Yaratıcı'nın huzurunda olma şuuruyla doldurmasını esas alır.
Dolayısıyla yöntemler arasında kısmi benzerlikler kurulsa da, inanç ve akide temellerindeki bu ince çizgiyi göz ardı etmemek gerekir. Seviyeli ve yapıcı katkın için tekrar teşekkür ederim."

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 11.08.26, 13:14
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.03.18
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 41
Forum Puanı: 45
Etiketlendiği Mesaj: 7 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Katkın ve konuyu detaylandırdığın için çok teşekkür ederim. Meditasyonun bazı biçimlerindeki farkındalık ve gözlem odaklı yaklaşımın, zihinsel akışa kapılmamak adına getirdiği bakış açısını çok net anlıyorum.
Tabii ki her iki yöntemin de zihnin dağınıklığını önleme noktasında bazı ortak noktalara temas ettiği söylenebilir; ancak aralarındaki en temel ayrım gayede ve beslendiği manevi kaynakta yatmaktadır. Tasavvuf yolundaki zikir, tefekkür ve murakabe; kulun zihnini boşluğa terk etmeyip onu Kelime-i Tevhid, Esma-i Hüsna ve ilahi bir disiplinle, Yaratıcı'nın huzurunda olma şuuruyla doldurmasını esas alır.
Dolayısıyla yöntemler arasında kısmi benzerlikler kurulsa da, inanç ve akide temellerindeki bu ince çizgiyi göz ardı etmemek gerekir. Seviyeli ve yapıcı katkın için tekrar teşekkür ederim."
Ben de temel ayrımın gayede ve dayandığı manevi zeminde olduunu düşünüyorum. Bununla birlikte bana gore ortak paydada insanın zihninin otomatik akışına kapılmadan kendi iç dünyasına karşı daha uyanık ve bilinçli bir şuur haline gelmesi önemli bir nokta. Yöntem ve nihai anlamlandırma farklı olsa da giderek robotlaşan ve anlam arayışının zayıfladığı bir dünyada insanın kendi varlığına ve iç dünyasına dair bir anlam arayışını surdürmesini de kıymetli buluyorum. Bu güzel ve ve seviyeli cevabınıziçin ben de teşekkür ederim.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Alkolün Zararları Tuana Sizden Gelenler 4 08.03.25 13:46
Meditasyonun Püf noktaları nelerdir? bitter Sorularınız 2 30.01.23 13:57
Pc kullanma zararları SiLence Sağlık 2 25.07.18 12:07
GDO - GDO'nun Zararları - GDO'nun Yararları Adalet Sağlık 3 02.05.18 22:54
Alkolün zararları SiLence Sağlık 2 30.04.17 17:27


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:19.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com