Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Serbest Bölüm > Kültür & Sanat > Sinema ve Diziler


Adam ışık hızında ilerledi solucan deliğinden geçti


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.08.26, 14:13
Üye
 
Üyelik tarihi: 31.12.25
Bulunduğu yer: bursa
Mesajlar: 63
Forum Puanı: 44
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Birde kara deliğin içinde kızının odasını görüyor ve geçmiş zamana gidip ona yardımcı oluyor bu nasıl mümkün ?

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01.08.26, 18:37
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 165
Forum Puanı: 212
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
efe243 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Birde kara deliğin içinde kızının odasını görüyor ve geçmiş zamana gidip ona yardımcı oluyor bu nasıl mümkün ?
Kafanda şöyle bir şey canlandır: Diyelim ki uzun bir tren yolculuğundasın ve pencereden dışarı bakıyorsun. Tren çok hızlı giderken rayların kenarındaki tel çitler, direkler veya ağaçlar gözünün önünden bir film şeridi gibi hızla akıp geçer. Sen trendeyken o an hangi ağacın önündeysen sadece onu görürsün, ama havadan yukarıdan bakan biri trenin geçtiği bütün yolu, yani hem geçmişteki ağaçları hem ilerideki ağaçları aynı anda tek bir resim gibi görebilir.
​Filmdeki olay da buna benziyor. Normalde biz zamanın içinde tıpkı o hızlı trende ilerleyen yolcular gibiyiz; sadece yaşadığımız anı görürüz, geçmiş arkada kalır. Normalde kara deliğin içine giren her şey müthiş bir kütle çekimiyle ezilip yok olur, ancak filmde o uçurumun eşiğinde kurallar bükülüyor ve adam tamamen yok olmak yerine uzay-zamanın dışındaki o özel alana düşüyor. İşte o an zamanın içinde koşan biri olmaktan çıkıp, yukarıdan bütün o tren yolunu tek bakışta görebilen biri haline geliyor. Zaman onun için artık dümdüz akıp giden bir çizgi değil, geçmişin ve geleceğin aynı anda yan yana durduğu koca bir harita gibi oluyor.
​Kızının odasını görmesi ve yardım etmesi de tamamen buna dayanıyor: Kütle çekimi evrendeki en güçlü ve sınır tanımayan kuvvetlerden biridir. Adam o yüksek konumdan baktığında kızının odasını net bir şekilde görür, ancak oradaki eşyaları elleriyle tutamaz. Bunun yerine kütle çekimini bir uzaktan kumanda gibi kullanarak odanın yer çekimiyle biraz oynar; saatin ibresini sallayıp kitapları raflardan aşağı düşürür.
​Yani kızına "bana mesaj bırakıyor" hissini veren şey bu müdahaledir. Adam geçmişe fiziksel olarak bizzat gitmez, sadece zamanın büküldüğü o uç noktadan yukarıdan bakarak odadaki eşyalara uzaktan dokunur ve kızına mors alfabesiyle işaret vermiş olur.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.08.26, 19:31
Üye
 
Üyelik tarihi: 31.12.25
Bulunduğu yer: bursa
Mesajlar: 63
Forum Puanı: 44
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kafanda şöyle bir şey canlandır: Diyelim ki uzun bir tren yolculuğundasın ve pencereden dışarı bakıyorsun. Tren çok hızlı giderken rayların kenarındaki tel çitler, direkler veya ağaçlar gözünün önünden bir film şeridi gibi hızla akıp geçer. Sen trendeyken o an hangi ağacın önündeysen sadece onu görürsün, ama havadan yukarıdan bakan biri trenin geçtiği bütün yolu, yani hem geçmişteki ağaçları hem ilerideki ağaçları aynı anda tek bir resim gibi görebilir.
​Filmdeki olay da buna benziyor. Normalde biz zamanın içinde tıpkı o hızlı trende ilerleyen yolcular gibiyiz; sadece yaşadığımız anı görürüz, geçmiş arkada kalır. Normalde kara deliğin içine giren her şey müthiş bir kütle çekimiyle ezilip yok olur, ancak filmde o uçurumun eşiğinde kurallar bükülüyor ve adam tamamen yok olmak yerine uzay-zamanın dışındaki o özel alana düşüyor. İşte o an zamanın içinde koşan biri olmaktan çıkıp, yukarıdan bütün o tren yolunu tek bakışta görebilen biri haline geliyor. Zaman onun için artık dümdüz akıp giden bir çizgi değil, geçmişin ve geleceğin aynı anda yan yana durduğu koca bir harita gibi oluyor.
​Kızının odasını görmesi ve yardım etmesi de tamamen buna dayanıyor: Kütle çekimi evrendeki en güçlü ve sınır tanımayan kuvvetlerden biridir. Adam o yüksek konumdan baktığında kızının odasını net bir şekilde görür, ancak oradaki eşyaları elleriyle tutamaz. Bunun yerine kütle çekimini bir uzaktan kumanda gibi kullanarak odanın yer çekimiyle biraz oynar; saatin ibresini sallayıp kitapları raflardan aşağı düşürür.
​Yani kızına "bana mesaj bırakıyor" hissini veren şey bu müdahaledir. Adam geçmişe fiziksel olarak bizzat gitmez, sadece zamanın büküldüğü o uç noktadan yukarıdan bakarak odadaki eşyalara uzaktan dokunur ve kızına mors alfabesiyle işaret vermiş olur.
anladım ama başka bir sorun çıkıyor burada neden kara deliğin içinde kızının odasını görüyorda başka bişey nasa vs görmüyor. kara delik bilinçli mi ki böyle bir güzellik yapıyor adama.?

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.08.26, 23:09
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 165
Forum Puanı: 212
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
efe243 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
anladım ama başka bir sorun çıkıyor burada neden kara deliğin içinde kızının odasını görüyorda başka bişey nasa vs görmüyor. kara delik bilinçli mi ki böyle bir güzellik yapıyor adama.?
Aslında olayın özü çok insani bir yerden başlıyor. Adam oraya kendi keyfiyle gitmiyor; geminin yakıtı bittiği ve dünyaya hayat kurtaran o son verileri ulaştırmak zorunda olduğu için her şeyi göze alıp o devasa kara deliğin çekim alanına atlıyor. Normal şartlarda oraya giren birinin saniyesinde paramparça olması gerekirken, o uçurumun eşiğinde uzay-zaman dokusu öyle bir bükülüyor ki onu yok etmek yerine üç boyutlu algımızın ötesindeki beş boyutlu bir alana fırlatıyor.
Zaten bütün sihir de o noktada çözülüyor. Orada zaman bizim bildiğimiz gibi tek yönlü akmıyor; geçmiş, an ve gelecek aynı anda bir defterin yaprakları gibi yan yana duruyor. Zaman böyle önünde serili durunca da adam kızının odasını o an karşısında görebiliyor.
Peki geçmişe nasıl el uzatıyor derseniz; işin en dokunaklı yeri tam da burası. Kara deliğin "seni şuraya götüreyim" diye ne bir aklı var ne de bir planı. Adamı o sonsuz boşlukta kaybolmaktan alıkoyan şey soğuk bir fizik kuralı değil; o baba ile evladı arasındaki derin ve saf sevgi bağı. Evrendeki en güçlü çekim gücünün o sevgi olduğunu düşünün; adamın yüreğindeki o devasa özlem ve bağ, kütle çekimini adeta bir pusula gibi yönlendiriyor ve onu tesadüfen değil, doğrudan kızının odasına kilitliyor.
Orada fiziksel olarak odada bulunmuyor ama o sevginin verdiği güçle yerçekimi dalgalarını kontrol ediyor. Saatin saniyelerini oynatarak Mors alfabesiyle o mesajı örüyor, kızı da yıllar sonra o saatin hareketini çözüp babasının sevgisiyle dünyayı yeniden kuruyor.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02.08.26, 15:17
Üye
 
Üyelik tarihi: 31.12.25
Bulunduğu yer: bursa
Mesajlar: 63
Forum Puanı: 44
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aslında olayın özü çok insani bir yerden başlıyor. Adam oraya kendi keyfiyle gitmiyor; geminin yakıtı bittiği ve dünyaya hayat kurtaran o son verileri ulaştırmak zorunda olduğu için her şeyi göze alıp o devasa kara deliğin çekim alanına atlıyor. Normal şartlarda oraya giren birinin saniyesinde paramparça olması gerekirken, o uçurumun eşiğinde uzay-zaman dokusu öyle bir bükülüyor ki onu yok etmek yerine üç boyutlu algımızın ötesindeki beş boyutlu bir alana fırlatıyor.
Zaten bütün sihir de o noktada çözülüyor. Orada zaman bizim bildiğimiz gibi tek yönlü akmıyor; geçmiş, an ve gelecek aynı anda bir defterin yaprakları gibi yan yana duruyor. Zaman böyle önünde serili durunca da adam kızının odasını o an karşısında görebiliyor.
Peki geçmişe nasıl el uzatıyor derseniz; işin en dokunaklı yeri tam da burası. Kara deliğin "seni şuraya götüreyim" diye ne bir aklı var ne de bir planı. Adamı o sonsuz boşlukta kaybolmaktan alıkoyan şey soğuk bir fizik kuralı değil; o baba ile evladı arasındaki derin ve saf sevgi bağı. Evrendeki en güçlü çekim gücünün o sevgi olduğunu düşünün; adamın yüreğindeki o devasa özlem ve bağ, kütle çekimini adeta bir pusula gibi yönlendiriyor ve onu tesadüfen değil, doğrudan kızının odasına kilitliyor.
Orada fiziksel olarak odada bulunmuyor ama o sevginin verdiği güçle yerçekimi dalgalarını kontrol ediyor. Saatin saniyelerini oynatarak Mors alfabesiyle o mesajı örüyor, kızı da yıllar sonra o saatin hareketini çözüp babasının sevgisiyle dünyayı yeniden kuruyor.
Cok güzel cevap olmuş teşekkürler

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
yıldızlar arası


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
adam kadını seviyor kadın adamı seviyor ama adam resmi nikaha yanaşmıyor Tugceeee Sorularınız 11 05.09.26 16:49
Yaşınız 35i geçti mi? Kalesi Sizden Gelenler 1 29.05.19 14:00
karından kurt ve solucan düşürmek için dilan Rukye ve Tedavi 4 16.02.19 10:44
Ne kadar geçti? Js Kodu HeartLess Web & internet 5 29.05.18 17:54
Rüyada Solucan Görmek Havasokulu S-Ş Harfleri Rüya Tabirleri 0 06.10.17 11:02


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:06.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com