Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Tasavvuf hakkında

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.08.26, 07:23
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 416
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf hakkında

Tasavvuf hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim siz degerli üstadlarımında bu konudaki düşüncelerini merak ederim.Öncelikle Tasavvuf veya bir mürşidden himmet istemek kimine göre bidat kimine göre şirk ama benim görüşüm burda insanın niyetidir.Manevi kuvveti olan zaatlardan yardım istemek bu şuna benziyor bir insan zora düştügü zaman polis çagırması polisten yardım istemesi gibi Şüphesiz herşeyin sahibi Allah yalnız ondan korunma dileriz lakin Allah çogu şeyi vesile üstüne kılmıştır hasta olunca hastaneye gitmemiz ilaç alıp şifalanmamız gibi bir çok vesile dir burda herşeyin Allah tan oldugunu bildikten sonra Manevi kuvveti olan insanların o kuvvetlerinden faydalanmada pek bir beis görmüyorum kendi düşüncem olarak lakin herkezin görüşünede saygım vardır.Öncelikle şu şekilde giriş yapmak istiyorum bazı zaatların kerametleri bu kerametleri kabul ölçütümüz nedir mesela bir kaç örnekle başlayayım Abdulkadir Geylani ks Bağdat'ta Dicle Nehri taşarak şehri su altında bırakma tehlikesi oluşturduğunda halk korkuyla Geylani’ye sığınır. Geylani, nehrin kenarına giderek asasını yere diker ve "Ey Dicle, Allah’ın izniyle buraya kadar gel ve dur!" der. Nehrin suları o andan itibaren çekilmeye başlar.Şeyh Nazım kibrisinin anlatımına Şeyh Abdullah dagıstani hz Peygamber efendimizle uyanıkken görüşen tek zaat ve bazı anlatımlara göre Şeyh Abdullah dagıstani ks şamda üfürmesiyle israil uçaklarını bir anda radardan silmesi ve bir söyleşide ise Şeyh Abdullah dagıstani Şeyh naızm kıbrisiye Nazım oglum gözünü kapat diyip gözünü tekrar açtıgında 99evliyanın bulundukları bir makama gitmeleri Şeyh nazım kibrisinin aynı anda 3yerde gözükmesi gibi hadiseler daha bunun gibi bir çok keramet olan zaatlar var sizce bunlar mümkünmüdür Allahın peygamberlerine tanıdıgı örnegin hz Musa as a tanıdıgı asayı vurup ejdere dönüşmesi denizi ortadan ikiye bölmesi gibi Allahın peygamberlerine tanıdıgı bu olaganüstü halleri evliyalarına makamı büyük olan kullarınada tanımışmıdır.İslamın müthiş kuvveti oldugu aşikar mesela Abdullah dagıstani ks bir sözü dervişligin 1.mertebesi mezardaki ölülerle konuşmak der . Daha 1.mertebede böyle ise insan mertebe atladıkca ulaşacagı konum sonu nereye uzanır.Gelelim mürşid konusuna neden bir mürşide ihtiyac duyarız insan kendisi tek başına ilerleyemezmi bu konuyuda bir örnek ile vermek isterim Okula niçin gideriz sadece kitaplara kendimiz bakıp ögrenemezmiyiz neden ögretmene ihtiyac duyarız dünyasal ilimde bile ögretmene bir bilene ihtiyac duyuyoruz bu yüzden bilen mürşitlerin manevi terbiyesine girmek onların ilimlerinden yararlanmak gerektigini düşünüyorum.Gel gelelim ki havas ilminde bile mürşidin icazetin manevi terbiyenin çok büyük ehemmiyeti var.Nahl Suresi 43. ayet : "Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn."Senden önce de ancak kendilerine vahiy indirdiğimiz kişileri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorun.Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (bilgi sahiplerine) sorun.Günümüzde insan harkülade birşey duydugu zaman hemen karşı çıkıyor bir keramet gördügü zaman karşı çıkıyor materyelist bir topluma dogru son sürat ilerliyoruz.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10.08.26, 09:16
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1840
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Tasavvuf hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim siz degerli üstadlarımında bu konudaki düşüncelerini merak ederim.Öncelikle Tasavvuf veya bir mürşidden himmet istemek kimine göre bidat kimine göre şirk ama benim görüşüm burda insanın niyetidir.Manevi kuvveti olan zaatlardan yardım istemek bu şuna benziyor bir insan zora düştügü zaman polis çagırması polisten yardım istemesi gibi Şüphesiz herşeyin sahibi Allah yalnız ondan korunma dileriz lakin Allah çogu şeyi vesile üstüne kılmıştır hasta olunca hastaneye gitmemiz ilaç alıp şifalanmamız gibi bir çok vesile dir burda herşeyin Allah tan oldugunu bildikten sonra Manevi kuvveti olan insanların o kuvvetlerinden faydalanmada pek bir beis görmüyorum kendi düşüncem olarak lakin herkezin görüşünede saygım vardır.Öncelikle şu şekilde giriş yapmak istiyorum bazı zaatların kerametleri bu kerametleri kabul ölçütümüz nedir mesela bir kaç örnekle başlayayım Abdulkadir Geylani ks Bağdat'ta Dicle Nehri taşarak şehri su altında bırakma tehlikesi oluşturduğunda halk korkuyla Geylani’ye sığınır. Geylani, nehrin kenarına giderek asasını yere diker ve "Ey Dicle, Allah’ın izniyle buraya kadar gel ve dur!" der. Nehrin suları o andan itibaren çekilmeye başlar.Şeyh Nazım kibrisinin anlatımına Şeyh Abdullah dagıstani hz Peygamber efendimizle uyanıkken görüşen tek zaat ve bazı anlatımlara göre Şeyh Abdullah dagıstani ks şamda üfürmesiyle israil uçaklarını bir anda radardan silmesi ve bir söyleşide ise Şeyh Abdullah dagıstani Şeyh naızm kıbrisiye Nazım oglum gözünü kapat diyip gözünü tekrar açtıgında 99evliyanın bulundukları bir makama gitmeleri Şeyh nazım kibrisinin aynı anda 3yerde gözükmesi gibi hadiseler daha bunun gibi bir çok keramet olan zaatlar var sizce bunlar mümkünmüdür Allahın peygamberlerine tanıdıgı örnegin hz Musa as a tanıdıgı asayı vurup ejdere dönüşmesi denizi ortadan ikiye bölmesi gibi Allahın peygamberlerine tanıdıgı bu olaganüstü halleri evliyalarına makamı büyük olan kullarınada tanımışmıdır.İslamın müthiş kuvveti oldugu aşikar mesela Abdullah dagıstani ks bir sözü dervişligin 1.mertebesi mezardaki ölülerle konuşmak der . Daha 1.mertebede böyle ise insan mertebe atladıkca ulaşacagı konum sonu nereye uzanır.Gelelim mürşid konusuna neden bir mürşide ihtiyac duyarız insan kendisi tek başına ilerleyemezmi bu konuyuda bir örnek ile vermek isterim Okula niçin gideriz sadece kitaplara kendimiz bakıp ögrenemezmiyiz neden ögretmene ihtiyac duyarız dünyasal ilimde bile ögretmene bir bilene ihtiyac duyuyoruz bu yüzden bilen mürşitlerin manevi terbiyesine girmek onların ilimlerinden yararlanmak gerektigini düşünüyorum.Gel gelelim ki havas ilminde bile mürşidin icazetin manevi terbiyenin çok büyük ehemmiyeti var.Nahl Suresi 43. ayet : "Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn."Senden önce de ancak kendilerine vahiy indirdiğimiz kişileri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorun.Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (bilgi sahiplerine) sorun.Günümüzde insan harkülade birşey duydugu zaman hemen karşı çıkıyor bir keramet gördügü zaman karşı çıkıyor materyelist bir topluma dogru son sürat ilerliyoruz.
Ölülerle konuşmayı dervişliğin ilk mertebesi sayan merdivenin de ilk basamağı delile basmalı. Yoksa yukarı değil, hikayeye çıkar kardeşim.

Mürşidden elbette istifade edilir. Fakat mürşid pusula olabilir, menzil değil. İnsanlarımız bazen yol göstereni yolun sahibi gibi görüyor. Ne söylese sorgusuz kabul ediyor. Ama mürşid de insandır, yanılabilir. Matematikte ihtisas için fakülteye ve hocaya gidersin. Dini ilimler için de medreseye, ilim ehline müracaat edersin. Fakat fakülte hocası matematiğin sahibi olmadığı gibi, medrese hocası da dinin sahibi değildir. Sana nereden ve nasıl bakacağını öğretir. Bugün yaşanan karışıklığın bir sebebi de kerametin veliliğin önüne geçirilmesidir. Sanki her veli keramet göstermek zorundaymış gibi… Oysa Kur’an evliyayı kerametle değil, iman ve takvayla tarif eder. Keramet veli olmanın şartı da belgesi de değildir.

Nahl 43, aklı teslim etmeyi değil, bilmediğini ehline sormayı emreder. Ben mürşidden faydalanırım ama onu hatadan uzak görmem. Kerameti kabul ederim ama her menkıbeye keramet demem. Ölçü aslında bu kadar sade.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10.08.26, 11:05
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 416
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ölülerle konuşmayı dervişliğin ilk mertebesi sayan merdivenin de ilk basamağı delile basmalı. Yoksa yukarı değil, hikayeye çıkar kardeşim.

Mürşidden elbette istifade edilir. Fakat mürşid pusula olabilir, menzil değil. İnsanlarımız bazen yol göstereni yolun sahibi gibi görüyor. Ne söylese sorgusuz kabul ediyor. Ama mürşid de insandır, yanılabilir. Matematikte ihtisas için fakülteye ve hocaya gidersin. Dini ilimler için de medreseye, ilim ehline müracaat edersin. Fakat fakülte hocası matematiğin sahibi olmadığı gibi, medrese hocası da dinin sahibi değildir. Sana nereden ve nasıl bakacağını öğretir. Bugün yaşanan karışıklığın bir sebebi de kerametin veliliğin önüne geçirilmesidir. Sanki her veli keramet göstermek zorundaymış gibi… Oysa Kur’an evliyayı kerametle değil, iman ve takvayla tarif eder. Keramet veli olmanın şartı da belgesi de değildir.

Nahl 43, aklı teslim etmeyi değil, bilmediğini ehline sormayı emreder. Ben mürşidden faydalanırım ama onu hatadan uzak görmem. Kerameti kabul ederim ama her menkıbeye keramet demem. Ölçü aslında bu kadar sade.
Yukarda yazımda belirttigim gibi niyetimiz nedir tabiki mürşid menzilimiz degil nasıl okulda mevzu ögretmen degilse ondan alınan bilgi ilim ise murşid içinde aynı akaid geçerli tabiki her insanın hata yapma potansiyeli var herkez hata yapabilir bilinçli veya bilinçsiz bu konuda hemfikirim lakin Mürşidin ettigi bir kelamı dogru veya yanlış diye süzgeçe sokmak için en azından onla aynı müstevada olmak gerekmezmi her önüne gelen zahirde yanlış görünen bir kelam için fıkıh akaid hadis kuran ilimlerinde derinleşmiş olması gerekmezmi bir profösere daha tıp1. seviye ögrenci gelse soru sorsa pröföser demezmi siz benim verecegim cevapdan anlıycakmısınız daha seviyeniz ne diye bununla ilgili bir örnek aktarayım Osmanlı bir gün papalıgın içine ajan sokuyor şeyhulislamdan çıkan fetvaya iyi bak abi onlardan gibi görünmek için alkol içip eglenebilirsin alınacak bilgiler devletin akibeti için önemli oldugu için böyle bir fetva veriyor şimdi dışardan bu içki içen adamı gören biri ne der ? Herşeyi zahire göre yorumlarsak bazen yanlışa düşmüş olabiliriz gibi geliyor. Gelelim abi dervişligin 1.mertebesi ölülerle konuşmaktır delil isterim demene burda nasıl bir delil beklersin mesela ben şahsen böyle bir iddası olan velinin hayatını incelerim sözü muteber bir kişimidir degilmidir Abdullah dagıstani ks hayatını inceledinmi abi

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10.08.26, 11:09
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,745
Forum Puanı: 10703
Etiketlendiği Mesaj: 5412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Tasavvuf hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim siz degerli üstadlarımında bu konudaki düşüncelerini merak ederim.Öncelikle Tasavvuf veya bir mürşidden himmet istemek kimine göre bidat kimine göre şirk ama benim görüşüm burda insanın niyetidir.Manevi kuvveti olan zaatlardan yardım istemek bu şuna benziyor bir insan zora düştügü zaman polis çagırması polisten yardım istemesi gibi Şüphesiz herşeyin sahibi Allah yalnız ondan korunma dileriz lakin Allah çogu şeyi vesile üstüne kılmıştır hasta olunca hastaneye gitmemiz ilaç alıp şifalanmamız gibi bir çok vesile dir burda herşeyin Allah tan oldugunu bildikten sonra Manevi kuvveti olan insanların o kuvvetlerinden faydalanmada pek bir beis görmüyorum kendi düşüncem olarak lakin herkezin görüşünede saygım vardır.Öncelikle şu şekilde giriş yapmak istiyorum bazı zaatların kerametleri bu kerametleri kabul ölçütümüz nedir mesela bir kaç örnekle başlayayım Abdulkadir Geylani ks Bağdat'ta Dicle Nehri taşarak şehri su altında bırakma tehlikesi oluşturduğunda halk korkuyla Geylani’ye sığınır. Geylani, nehrin kenarına giderek asasını yere diker ve "Ey Dicle, Allah’ın izniyle buraya kadar gel ve dur!" der. Nehrin suları o andan itibaren çekilmeye başlar.Şeyh Nazım kibrisinin anlatımına Şeyh Abdullah dagıstani hz Peygamber efendimizle uyanıkken görüşen tek zaat ve bazı anlatımlara göre Şeyh Abdullah dagıstani ks şamda üfürmesiyle israil uçaklarını bir anda radardan silmesi ve bir söyleşide ise Şeyh Abdullah dagıstani Şeyh naızm kıbrisiye Nazım oglum gözünü kapat diyip gözünü tekrar açtıgında 99evliyanın bulundukları bir makama gitmeleri Şeyh nazım kibrisinin aynı anda 3yerde gözükmesi gibi hadiseler daha bunun gibi bir çok keramet olan zaatlar var sizce bunlar mümkünmüdür Allahın peygamberlerine tanıdıgı örnegin hz Musa as a tanıdıgı asayı vurup ejdere dönüşmesi denizi ortadan ikiye bölmesi gibi Allahın peygamberlerine tanıdıgı bu olaganüstü halleri evliyalarına makamı büyük olan kullarınada tanımışmıdır.İslamın müthiş kuvveti oldugu aşikar mesela Abdullah dagıstani ks bir sözü dervişligin 1.mertebesi mezardaki ölülerle konuşmak der . Daha 1.mertebede böyle ise insan mertebe atladıkca ulaşacagı konum sonu nereye uzanır.Gelelim mürşid konusuna neden bir mürşide ihtiyac duyarız insan kendisi tek başına ilerleyemezmi bu konuyuda bir örnek ile vermek isterim Okula niçin gideriz sadece kitaplara kendimiz bakıp ögrenemezmiyiz neden ögretmene ihtiyac duyarız dünyasal ilimde bile ögretmene bir bilene ihtiyac duyuyoruz bu yüzden bilen mürşitlerin manevi terbiyesine girmek onların ilimlerinden yararlanmak gerektigini düşünüyorum.Gel gelelim ki havas ilminde bile mürşidin icazetin manevi terbiyenin çok büyük ehemmiyeti var.Nahl Suresi 43. ayet : "Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn."Senden önce de ancak kendilerine vahiy indirdiğimiz kişileri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorun.Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (bilgi sahiplerine) sorun.Günümüzde insan harkülade birşey duydugu zaman hemen karşı çıkıyor bir keramet gördügü zaman karşı çıkıyor materyelist bir topluma dogru son sürat ilerliyoruz.
Her misalinde hz. Pir Abdülkadir geylanide n örnek veriryorsunda , o ayağım tüm evliyaların boynundadır diyen biri , başka hiç bir evliya onun ölçüsünde değil, ama ne gariptir kabede hz. Pirin önünde dedem ben geldim elini öpmek isterim diyipte hz. Peygamberin elini öpen Ahmet el rufai hz. dir
Demek ki her kesin kademesi ayrı dır

Hz pir demişken el gunye kitabında, imamı azamı ve hanefi mezhebini mürcie nin alt kolu olarak gösteriyor

Bu konuda ne dersin?

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10.08.26, 11:20
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 416
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Her misalinde hz. Pir Abdülkadir geylanide n örnek veriryorsunda , o ayağım tüm evliyaların boynundadır diyen biri , başka hiç bir evliya onun ölçüsünde değil, ama ne gariptir kabede hz. Pirin önünde dedem ben geldim elini öpmek isterim diyipte hz. Peygamberin elini öpen Ahmet el rufai hz. dir
Demek ki her kesin kademesi ayrı dır

Hz pir demişken el gunye kitabında, imamı azamı ve hanefi mezhebini mürcie nin alt kolu olarak gösteriyor

Bu konuda ne dersin?
Abi her evliyanın mertebesi manevi kuvveti farklıdır.Hepsine büyük hürmet duyar saygı duyarım her biri başıma taç Ebû Hanîfe, "Amel (ibadetler), imanın aslından bir parça değildir; ibadet etmeyen dinden çıkmaz, günahkar mümin olur" der.Abdülkâdir-i Geylânî ise sıkı bir Hanbelî (Ehl-i Hadîs) alimidir. Hanbelî ekolüne göre "amel imanın bir parçasıdır; amel azaldıkça iman da azalır".Abi evliyalar kanaat önderleri arasında fikir ayrılıkları olabilir imam şafi denizden babam çıksa yerim der hanifi mezhebinde denizdeki bazı canlılar hariç digerleri haram sayılır lakin ben ne bu alimlerin iliminin tozu seviyesindeyim asrın müteccidleri hakkında yorum yapmak benim boyumu aşar ben sadece fikirlerimi sunuyorum

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10.08.26, 11:26
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,745
Forum Puanı: 10703
Etiketlendiği Mesaj: 5412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Abi her evliyanın mertebesi manevi kuvveti farklıdır.Hepsine büyük hürmet duyar saygı duyarım her biri başıma taç Ebû Hanîfe, "Amel (ibadetler), imanın aslından bir parça değildir; ibadet etmeyen dinden çıkmaz, günahkar mümin olur" der.Abdülkâdir-i Geylânî ise sıkı bir Hanbelî (Ehl-i Hadîs) alimidir. Hanbelî ekolüne göre "amel imanın bir parçasıdır; amel azaldıkça iman da azalır".Abi evliyalar kanaat önderleri arasında fikir ayrılıkları olabilir imam şafi denizden babam çıksa yerim der hanifi mezhebinde denizdeki bazı canlılar hariç digerleri haram sayılır lakin ben ne bu alimlerin iliminin tozu seviyesindeyim asrın müteccidleri hakkında yorum yapmak benim boyumu aşar ben sadece fikirlerimi sunuyorum
Ben onu sormadım, hanefi mürcienin alt koludur diyor, yani bu ifade ile ben dahil hanefi olan herkes iman çerçevesinden çıkmış sapkınlarız
Bu konudaki fikrini sordum...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10.08.26, 11:43
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1840
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yukarda yazımda belirttigim gibi niyetimiz nedir tabiki mürşid menzilimiz degil nasıl okulda mevzu ögretmen degilse ondan alınan bilgi ilim ise murşid içinde aynı akaid geçerli tabiki her insanın hata yapma potansiyeli var herkez hata yapabilir bilinçli veya bilinçsiz bu konuda hemfikirim lakin Mürşidin ettigi bir kelamı dogru veya yanlış diye süzgeçe sokmak için en azından onla aynı müstevada olmak gerekmezmi her önüne gelen zahirde yanlış görünen bir kelam için fıkıh akaid hadis kuran ilimlerinde derinleşmiş olması gerekmezmi bir profösere daha tıp1. seviye ögrenci gelse soru sorsa pröföser demezmi siz benim verecegim cevapdan anlıycakmısınız daha seviyeniz ne diye bununla ilgili bir örnek aktarayım Osmanlı bir gün papalıgın içine ajan sokuyor şeyhulislamdan çıkan fetvaya iyi bak abi onlardan gibi görünmek için alkol içip eglenebilirsin alınacak bilgiler devletin akibeti için önemli oldugu için böyle bir fetva veriyor şimdi dışardan bu içki içen adamı gören biri ne der ? Herşeyi zahire göre yorumlarsak bazen yanlışa düşmüş olabiliriz gibi geliyor. Gelelim abi dervişligin 1.mertebesi ölülerle konuşmaktır delil isterim demene burda nasıl bir delil beklersin mesela ben şahsen böyle bir iddası olan velinin hayatını incelerim sözü muteber bir kişimidir degilmidir Abdullah dagıstani ks hayatını inceledinmi abi
Nasıl bir delil isterim? Evvela bu söz gerçekten o zata mı ait, hangi eserinde geçiyor, kim nakletmiş? Sonra dervişliğin ilk mertebesi hangi tarikatın hangi muteber usulüne göre belirlenmiş? Ölülerle konuşmaktan kasıt rüya mı, keşif mi, yakaza mı? Bunlar açıklanır, ardından Kur’an’dan, sahih sünnetten veya muteber tasavvuf kaynaklarından mesnedi gösterilir. Bir velinin hayatını incelemek, şahsı hakkında hüsnüzan verir. Sözünü delile çevirmez. Hadis ilminde ravi sika diye her rivayet sahih olmuyorsa, bir zat muteber diye ona nispet edilen her cümle de hakikat olmaz. Ben şahsın makamını değil, ortaya konan umumi hükmün delilini soruyorum. Hüsnüzan başka, ispat başkadır.

Bahsettiğin Osmanlı fetvası da doğrulanmış değil kardeşim.. Tarih, Bir gün Osmanlı… diye değil, belgeyle başlar. Künye gösterilinceye kadar bu fetva değil, kaynağı belirsiz bir kürsü kıssası olarak kalır. Doğru olduğunu varsaysak bile, bir casusa zaruret sebebiyle verildiği söylenen şahsa mahsus ruhsat, mürşidin her sözünü sorgudan muaf tutmaz. Hilaf-ı kıyas sabit olan istisna başka meselelere ölçü yapılamaz. Hz. Ömer’in ifadesi açık. Vahyin kesilmesinden sonra insanlar bize görünen amelleriyle değerlendirilir, sırlarını Allah bilir. Zahiri bırakıp her fiilin altında bilinmeyen bir batın ararsak fıkıh da kaza da cerh ve ta‘dil de işlemez.

Abdullah Dağıstani ks’nin hayatını da uzun zaman önce incelemiştim kardeşim. Hakkındaki metinler büyük ölçüde bağlıları tarafından yazılmış menakıbname üslubundadır.. Bir zatın hayatının güzel, sözünün muteber olması da ona nispet edilen her haberi kendiliğinden sahih yapmaz. Hadis usulünde dahi ravinin adaleti tek başına yetmez. Zabtı, senedin ittisali, şüzuz ve illet de araştırılır. Salih insan olmak başka, kendisine nispet edilen her menkıbenin sübutu başkadır.

Profesör misalinde birinci sınıf talebe cevabın bütün ayrıntısını anlamayabilir. Fakat bu, profesörün delilsiz konuşabileceği anlamına gelmez. Profesör unvanını öne sürmez, bulguyu ve kaynağı gösterir. Öğrenci anlamıyorsa seviyesine göre anlatır. Sen anlamazsın demek cevap değil, cevabın etrafına duvar örmek olur kardeşim. Ki talebenin seviyesini ispatlasan bile hocanın sözünü ispatlamış olmazsın. Mürşidi ancak mürşid seviyesindeki biri sorgulayabilir dersen, ilim konuşmayı bırakır, dokunulmazlık başlar. İlimde makam delilin yerine geçmez. Aksine makam büyüdükçe ispat yükü ağırlaşır.
Ben ne velayeti inkar ediyorum ne kerameti. Ama ihtimali vuku diye, menkıbeyi hüccet diye, tekil hadiseyi umumi mertebe diye kabul etmiyorum. Hürmet tahkiki ortadan kaldırmaz. Bilakis büyük bir zata yapılacak en büyük hürmet, ona söylemediği sözü ve yaşamadığı hali yüklememektir.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10.08.26, 12:11
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 416
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben onu sormadım, hanefi mürcienin alt koludur diyor, yani bu ifade ile ben dahil hanefi olan herkes iman çerçevesinden çıkmış sapkınlarız
Bu konudaki fikrini sordum...
İman çerçevesinden çıkmış bir kişi kafir sayılır abi Abdulkadir geylani murcieyi bile kafir olarak saymamıştır delalet te oldugunu yorumlamıştır o dönemde dedigim gibi 2 ekolde hanefide hanbelide ehli sünneti şeriatı baz almıştır hatta bazı kaynaklarda Gunye kitabında yazılı olan şeye aldanma; Allah’ın kendisinden intikam alacağı bazı kimseler ona ilave etmişlerdir.” (bk. el-Fetava’l-Hadisiye, s. 145, 210; H. Günenç, Günümüz meselelerine Fetvalar, I, 103). bu şekilde eklenme yaptıgıda söylenmektedir.Mezhepler alimlerin yorumlarıdır bazı alimler yukarda verdigim örnekteki gibi şafi deniz canlıları gibi veya fıkhi bazı meselelerde farklı düşünmeleri normal gibi geliyor bana benim burda alacagım baz kuran ve sünnettir kuranın farz emirlerini reddeden herşeyi reddedirm onun dışında genel akaiddede alimlerin yorumlarını tenkit edebilcek bir fıhık kuran bilgisi sahibi degilim yorum dan öteye geçemem.Bende sana bir soru sorabilirmiyim abi Bir mezhebin haram saydıgı diger mezhebin helal saydıgı durumlar hakkında ne düşünüyorsun ?

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10.08.26, 12:34
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 416
Forum Puanı: 162
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Nasıl bir delil isterim? Evvela bu söz gerçekten o zata mı ait, hangi eserinde geçiyor, kim nakletmiş? Sonra dervişliğin ilk mertebesi hangi tarikatın hangi muteber usulüne göre belirlenmiş? Ölülerle konuşmaktan kasıt rüya mı, keşif mi, yakaza mı? Bunlar açıklanır, ardından Kur’an’dan, sahih sünnetten veya muteber tasavvuf kaynaklarından mesnedi gösterilir. Bir velinin hayatını incelemek, şahsı hakkında hüsnüzan verir. Sözünü delile çevirmez. Hadis ilminde ravi sika diye her rivayet sahih olmuyorsa, bir zat muteber diye ona nispet edilen her cümle de hakikat olmaz. Ben şahsın makamını değil, ortaya konan umumi hükmün delilini soruyorum. Hüsnüzan başka, ispat başkadır.

Bahsettiğin Osmanlı fetvası da doğrulanmış değil kardeşim.. Tarih, Bir gün Osmanlı… diye değil, belgeyle başlar. Künye gösterilinceye kadar bu fetva değil, kaynağı belirsiz bir kürsü kıssası olarak kalır. Doğru olduğunu varsaysak bile, bir casusa zaruret sebebiyle verildiği söylenen şahsa mahsus ruhsat, mürşidin her sözünü sorgudan muaf tutmaz. Hilaf-ı kıyas sabit olan istisna başka meselelere ölçü yapılamaz. Hz. Ömer’in ifadesi açık. Vahyin kesilmesinden sonra insanlar bize görünen amelleriyle değerlendirilir, sırlarını Allah bilir. Zahiri bırakıp her fiilin altında bilinmeyen bir batın ararsak fıkıh da kaza da cerh ve ta‘dil de işlemez.

Abdullah Dağıstani ks’nin hayatını da uzun zaman önce incelemiştim kardeşim. Hakkındaki metinler büyük ölçüde bağlıları tarafından yazılmış menakıbname üslubundadır.. Bir zatın hayatının güzel, sözünün muteber olması da ona nispet edilen her haberi kendiliğinden sahih yapmaz. Hadis usulünde dahi ravinin adaleti tek başına yetmez. Zabtı, senedin ittisali, şüzuz ve illet de araştırılır. Salih insan olmak başka, kendisine nispet edilen her menkıbenin sübutu başkadır.

Profesör misalinde birinci sınıf talebe cevabın bütün ayrıntısını anlamayabilir. Fakat bu, profesörün delilsiz konuşabileceği anlamına gelmez. Profesör unvanını öne sürmez, bulguyu ve kaynağı gösterir. Öğrenci anlamıyorsa seviyesine göre anlatır. Sen anlamazsın demek cevap değil, cevabın etrafına duvar örmek olur kardeşim. Ki talebenin seviyesini ispatlasan bile hocanın sözünü ispatlamış olmazsın. Mürşidi ancak mürşid seviyesindeki biri sorgulayabilir dersen, ilim konuşmayı bırakır, dokunulmazlık başlar. İlimde makam delilin yerine geçmez. Aksine makam büyüdükçe ispat yükü ağırlaşır.
Ben ne velayeti inkar ediyorum ne kerameti. Ama ihtimali vuku diye, menkıbeyi hüccet diye, tekil hadiseyi umumi mertebe diye kabul etmiyorum. Hürmet tahkiki ortadan kaldırmaz. Bilakis büyük bir zata yapılacak en büyük hürmet, ona söylemediği sözü ve yaşamadığı hali yüklememektir.
Öncelikle sondan başlayayım sayın abim kimseyi dokunulmazlık atfetmek degil amacım örnegimde burda yanlış anlaşılmış şunu kastediyorum tıp1 okuyan adamla profösör adamı aynı münazaraya sokarsan prof yanlış bile konussa tıp1deki adam bunu nasıl yalanlıycak örnek gen nedir kromozom nedir mutasyon nedir atıyorum bir insanda 5kromozom bulunuyor derse daha kromozomdan bi haber olan tıp1 ögrencisi bunu nasıl yalanlıycak nasıl diyecekki 5degil 48 kromozom var çünkü daha ilmi açıdan seviye aynı düzlükte degil.Geleyim Abdullah dagıstani ks kendi sesinden bir çok kayıt var atabilrim özelden dilersen abi Ve üstüne kendi bizzat yetiştirdigi muridi şeyh nazım kıbrisinin kendi agızndan onun yaşantısı ve kerametleri hakkında söyleşileri var ben alıntı yapıyorum sadece vebali agzından çıkan kişiye aitter.Ben olmayan birşeyi olmuş gibi anlatacaklarını düşünmüyorum bizzat birincil ve ikincil kaynaktan aktarım yapıyorum istersen ses kayıtlarını iletebilirim Abdullah dagıstanıya ait bizzat kendi sesinden.Osmanlı fetvası hakkında menkıbe demişssin sayın abim burdaki olay dogru olmasa bile ehveni şerhe göre neye hüküm vermek gerekir büyük bir zararı engellemek ugruna bu durumda şeyhul islam buna cevaz verebilirmi sence? Daha büyük bir belayı savuşturmak için Dinimiz domuzu haram kılmış ama yiyecek başka birşey bulamazsan açlıktan ölecek durumda isen yenmesinde beis görmemi Osmanlı döneminin sonlarına dogru özellikle hem osmanlı hemde ingilliz tarafından birçok ajanlar sokulmuştur devletlerin içine kimisi hristiyan rolü kimisi müslüman rolü oynamış bunun en büyük örnegi Thomas Edward Lawrence arabistanlı lawrence duymussundur belki o dönemlerde ajan savaşları vardı yani elimden geldigince ispatsız konuşmamaya çalışırım kaynak istersen kaynakda verebilirim kaynaksız konuştugum kelam varsada ya birinci şahısın agzındandır yada en yakınındakinin agzındandır Dogrusunu Allah bilir

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10.08.26, 12:56
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,148
Forum Puanı: 1840
Etiketlendiği Mesaj: 102 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle sondan başlayayım sayın abim kimseyi dokunulmazlık atfetmek degil amacım örnegimde burda yanlış anlaşılmış şunu kastediyorum tıp1 okuyan adamla profösör adamı aynı münazaraya sokarsan prof yanlış bile konussa tıp1deki adam bunu nasıl yalanlıycak örnek gen nedir kromozom nedir mutasyon nedir atıyorum bir insanda 5kromozom bulunuyor derse daha kromozomdan bi haber olan tıp1 ögrencisi bunu nasıl yalanlıycak nasıl diyecekki 5degil 48 kromozom var çünkü daha ilmi açıdan seviye aynı düzlükte degil.Geleyim Abdullah dagıstani ks kendi sesinden bir çok kayıt var atabilrim özelden dilersen abi Ve üstüne kendi bizzat yetiştirdigi muridi şeyh nazım kıbrisinin kendi agızndan onun yaşantısı ve kerametleri hakkında söyleşileri var ben alıntı yapıyorum sadece vebali agzından çıkan kişiye aitter.Ben olmayan birşeyi olmuş gibi anlatacaklarını düşünmüyorum bizzat birincil ve ikincil kaynaktan aktarım yapıyorum istersen ses kayıtlarını iletebilirim Abdullah dagıstanıya ait bizzat kendi sesinden.Osmanlı fetvası hakkında menkıbe demişssin sayın abim burdaki olay dogru olmasa bile ehveni şerhe göre neye hüküm vermek gerekir büyük bir zararı engellemek ugruna bu durumda şeyhul islam buna cevaz verebilirmi sence? Daha büyük bir belayı savuşturmak için Dinimiz domuzu haram kılmış ama yiyecek başka birşey bulamazsan açlıktan ölecek durumda isen yenmesinde beis görmemi Osmanlı döneminin sonlarına dogru özellikle hem osmanlı hemde ingilliz tarafından birçok ajanlar sokulmuştur devletlerin içine kimisi hristiyan rolü kimisi müslüman rolü oynamış bunun en büyük örnegi Thomas Edward Lawrence arabistanlı lawrence duymussundur belki o dönemlerde ajan savaşları vardı yani elimden geldigince ispatsız konuşmamaya çalışırım kaynak istersen kaynakda verebilirim kaynaksız konuştugum kelam varsada ya birinci şahısın agzındandır yada en yakınındakinin agzındandır Dogrusunu Allah bilir
Önce şunu söyleyeyim kardeşim ne demek istediğini anladım. Kimseye dokunulmazlık vermiyorsun. İlim seviyesi aynı olmayan iki kişinin aynı meselede eşit konuşamayacağını söylüyorsun. Ben de cevabı yazarken sadece seni değil, sonradan okuyacak insanları da düşünerek yazıyorum, çünkü açık forumda bir cümle bugün muhatabına söylenir ama yarın başkasının elinde delile dönüşür dikkat etmek gerek buna...

Osmanlı fetvasına gelince… Fıkhen sorduğun sorunun cevabı evettir. Gerçek bir zaruret varsa, daha büyük zararı önlemek için daha hafif olana cevaz verilebilir. Şeyhülislam da şartlarına göre böyle bir fetva verebilir. Ben menkıbe derken hükmün imkansızlığını kastedmedim, ortada henüz fetvanın metni ve künyesi bulunmayışını kastettim. O devirde Osmanlı ve İngiliz tarafında ajanların bulunduğu da doğrudur. Ama dönemin böyle olması, anlatılan her özel hadiseyi tek başına doğrulamaya yetmez. Sadece mümkün olduğunu gösterir.

Aslında birbirimizden çok uzak konuşmuyoruz kardeşim. Sen olağanüstü diye hemen inkar etmeyelim diyorsun. Ben de mümkün olanı, delili gelmeden kesinleşmiş saymayalım diyorum. Biri Allah’ın kudretine, diğeri haberin sıhhatine bakıyor. İkisini ayırınca mesele zaten yerine oturuyor. Doğrusunu Allah bilir.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten, Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tasavvuf ehli kimdir ? Cazgircinx Tasavvuf Sohbetleri 2 15.06.24 19:37
yüksek sayıda zikr çekmedim celb veya davet yapmadım ama rahatsız edildim Han349 Sorularınız 62 30.12.21 05:14
Mezheb imamlarının tasavvuf hakkında görüşleri ebu ubeyde bin cerrah Tasavvuf & Tarikatler 1 24.09.20 07:24
Theosophie (teozofi) — tasavvuf. Islâm tasavvufu. Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 0 29.12.19 21:28
Tasavvuf, saf haline, ilk haline döndürülmüş İslamdır Hal Tasavvuf Sohbetleri 2 16.10.19 04:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:34.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com